"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Batı kadına ikinci sınıf gözüyle bakıyor

<B>ÜNLÜ </B>kadın orkestra şeflerinden <B>Marin Alsop</B>’un adını, müziği izleyenler, müzikseverler yeni doldurduğu Brahms senfonilerinden anımsayacaklardır.

Şimdi Baltimore Senfoni Orkestrası’nın başına getirildi. Tanınmış bir Amerikan orkestrasını yöneten ilk kadın unvanı sanırım müzik dünyası için önemli.

Nedense orkestra elemanları ona pek içten bir ‘Hoş geldiniz’ dememişler.

Orkestra şefleriyle çalışanlar arasında zaman zaman bu tür sürtüşmeler oluyor.

Ama bu kez sorun cins ayrımcılığı.

Çünkü onların gözü 2007-’08 sezonunda orkestrayı yönetecek efsane şeflerden Yuri Temirkanov’daymış. Onu beklerken bir kadının gelmesine tatlı sert bir tepki göstermişler.

Satır aralarından bir özgür yorumda bulunursam; yeni bir şef aramaya kalkmışlardır bile.

Alsop, müzikçilerle yani orkestra elemanlarıyla konuşmuş, şimdilik birbirlerine ısınmaya çalışıyorlar, tartışmalar durulmuşa benziyor.

Kadın şefe göre müzik endüstrisindekiler çok tutucu. Erkek egemenliği baskın. Ancak kısa bir süre önce okuduğum bir yazıdan gazetede söz etmiştim, orkestrada kadın elemanlarda, hatta grup şeflerinde bir artış var ama demek ki demokrat (!) erkekler o kadar yükselmelerine müsaade ediyor.

Richard Morrison da, LSO’yu (Londra Senfoni Orkestrası), LPO’yu (Londra Filarmoni Orkestrası) yönetmiş, İngiltere’de bu başarıyı kazanmış birinin, diğer ülkelerde de başarılı olacağını belirtiyor. ‘Şefin erkeği kadını omur mu?’ diye soruyor.

Yazara göre, bu maço bir anlayışın tezahürü.

Bizim Antalya Senfoni Orkestrası’nın şefi İnci Özdil’in böyle bir protestoyla karşılandığını sanmıyorum.

Yıllar önce gene erkekler bir kadın klarnetçinin orkestraya alınmasına da enstrüman kaldırmışlardı.

Herbert von Karajan, Berlin Filarmoni Orkestrası’na klarnetçi hanım Sabine Meyer’i getirmiş, orkestra üyeleri isyan etmişti, hatta ünlü şef de bu yüzden bir aralık Viyana Filarmoni ile plak doldurmuş, sonra aradaki buzlar erimiş, hanım da orkestradaki yerini almıştı.

Sanatçıların bu tutuculuğunu hiç anlamıyorum.

* * *

KADIN sanatçılara ödenen paralar da onları ikinci sınıf saymanın bir başka göstergesi.

Julia Roberts’ın ünlü filmi ‘Mona Lisa Smile’da çalan hanım caz sanatçılara erkek sanatçılara göre daha az para ödendiği ortaya çıkmış.

Gündelik ücretlerini, erkeklerin aldıkları ile karşılaştırdıklarında ne görsünler, hemen hemen onlara ödenenin yarısı verilmiş.

Onlar da eşit işe eşit ücret komisyonuna başvurmuş ve eksik paralarını almışlar.

* * *

BATI’NIN kadına ayrılıkçı yaklaşımını hayretle karşıladım.


Yazıda ‘BBC Music’ dergisinin eylül sayısından yararlandım.
X