Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baştan böyle dememişti

<B>TAM Bahar</B> kimdir, <B>Seyhan</B> Ağa nasıldır, büyük aşk neyinden bellidir sohbetlerinde artık benim de bir çift sözüm olacaktı. Cuma akşam üzeri işimi ayarlayıp, iki randevu arası sinemaya gitmiş ve Asmalı Konak'ı izlemiştim.

Köle İzaura'larla birlikte hayatımıza giren dizilere bir türlü alışamadım. Bir ileri iki geri gidip gelmekten, öykü içinde öykü izlemekten işin özünü bir türlü yakalayamadığımdan mı dır, yoksa zaten dizilerin öyle bir kaygı taşımamasından mıdır nedir iyi bir izleyici olamadım.

İşte bu film bir fırsattı, ben de sosyalleşebilecektim.

Bahar'ın koma sahneleri, hemşirenin onunla konuşması, ojeler sürmesi bana Almadovar'ın geçen yıl izlediğim filmi ‘‘Habla con ella’’ ( Konuş onunla)yı anımsattı, bu kadar da ‘‘esinlenme’’ olmaz ki diyecektim. Diyecektim ki, Sirtaki de Ürgüp dolaylarından bir oyun havası mıdır? Daha neler diyecektim neler.

Diyemiyorum. Çünkü acaip bir kriz çıktı. Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda türban krizi.

Belki, koskoca bir milleti üstün oyunculuklarıyla kendilerine hayran eden Nurgül Yeşilçay, Özcan Deniz ve Selda Alkor'un Asmalı Konak'ı daha fazla kişinin umurunda.

Ama, türban yüzünden her bayram yaşadığımız, bu Brezilya dizisi gibi krizin meraklıları da bir sonu hak ediyor.

* * *

TÜRBAN krizleri sayesinde ulusal bayramlarımız bayram olmaktan çıktı. Kutladığımız ulusal başarıların bugüne yansımaları üzerinde düşünüp bayramların anlamlarını derinleştirecek yeni kutlama yöntemleriyle toplumsal vizyonumuza katkıda bulunacağımıza kriz üstüne kriz üretiyoruz.

Bir milletin sevincini kursağında bırakmak buna denir.

Cumhuriyet bayramı kutlamalarında, milletvekillerinin eşleri arasında başı örtülü-örtüsüz ayrımına giderek ‘‘ayıklama’’ yapmak, bayram sıcaklığına yakışmayan bir dışlama ve cezalandırma biçimi. Vatandaş olarak, bir kadın olarak beni incitiyor. Kabul edemiyorum.

Ama bütün bunların ardındaki neden ise artık kızdırıyor.

Evet, bir Cumhuriyet Bayramı kutlamasında, devletin en tepesinde düzenlenen bir davetten bazı kadınların başlarını örttükleri için kapı dışında tutulmaları, özgürlükleri genişletmek için seferber olan bugünkü Türkiye'yi yansıtmıyor.

Ama vekil vükelamızın başları türbanlı eşleriyle dolu Çankaya görüntüsü yansıtıyor mu? ‘‘İşte Türkiye bu’’ dedirtebiliyor mu? Kesinlikle hayır.

Davete katılacak kadınların büyük çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen, bazılarının ‘‘biz daha Müslümanız’’ mesajı veren ‘‘ayrımcılıkları’’nı nasıl kabul edebilirim ki?

İki ayrımcılık arasında bi bayram kalmak işte buna denir.

* * *

TAYYİP Erdoğan, ‘‘İki yıl öncesine kadar aynı binada böyle bir şey söz konusu değildi’’ diyor. - Bina ile Çankaya'yı sıradanlaştırıyor anladığım kadarıyla- İlk defa bu oluyor, iki yıl önce Cumhuriyet inkıraza mı uğramıştı?''

Erdoğan
, krize bu sözlerle dahil oluyor. Ve bir yıl önce verdiği sözü tutmuyor.

5 Eylül 2002'de NTV'deki söyleşide Erdoğan'a ‘‘Başbakan olursanız devlet törenlerine eşinizle katılacak mısınız?’’ sorusu yöneltiliyor.

‘‘Başörtüsünü gerilim nedeni görmüyoruz ve gerilim nedeni yapmayacağız’’ diyor. Seçimlerden önce Erdoğan böyle konuşuyor, seçimlerden ağız değiştiriyor.

AKP, merkez partisi olduğunu ne kadar iddia ederse etsin, türbanı siyasileştiren çizgisinden ve iktidarı bir ‘‘mevzi’’ olarak görmekten vazgeçmedikçe her ulusal bayram, AKP ile burnumuzdan geleceğe benziyor.
X