Başlarım şimdi o rapora

MADEM ki, isminin önünde “profesör” yazıyor, üstelik anayasa hukukçusu, AKP milletvekili, Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu AB 2012 İlerleme Raporunu bir hamlede çöpe atıyorsa, bir şey biliyor olmalı.

Haberin Devamı

Bu memlekette eleştiri duymak istemiyoruz.

Bir anayasa profesörünün, kendi ülkesiyle ilgili uluslararası resmi bir belgeyi çöpe fırlatması siyasetin ve ondan önce bilimin geldiği yeri göstermesi açısından hayli manalı duruyor.

O anayasa profesörünün de üyesi olduğu Meclis hakkında AB İlerleme Raporu şunu söylüyor:

“-...Önemli siyasi konuların ele alınmasında Parlamentonun rolü hala sınırlı kalmaktadır.

-... Parlamentonun yürütme üzerindeki gözetim rolünün kuvvetlendirilmesi gereği vardır.

-... Önemli yasaları geçirirken, hükümetin Meclis ile yeteri derecede hazırlık ve istişare yapmadığı gözlenmektedir”.

O anayasa profesörü senden, benden bin kat daha iyi biliyor ki, Meclis yürütme karşısında zayıf düşmüşse, demokrasinin işlemesinde temel görevi yerine getiren kuvvetler ayrılığında sorun var demektir.

Haberin Devamı

BİLİMSEL KUŞKU

Buna rağmen, o anayasa profesörü raporu çöpe atıyorsa, siyaset önce, arkadan bilim geliyor demektir.

Bir anayasa profesörü bu duyguya ya da düşünceye gelmişse, siyaset her alanı teslim almış demektir, hatta bilim adamlarını bile. Bu da vahim bir gelişmedir. O anayasa profesörü çöpe atacağına, mesleği gereği keşke bilimsel kuşku ile hareket ederek, “acaba raporda doğru şeyler de var mı” diye sorabilirdi.

ADAYLIK SÜRESİ

Örneğin, Türkiye AB’de tam üyelik adaylığının on üçüncü yılını geride bırakırken, diğer aday ülkeler bu zaman içinde AB’ye tam üye olmuşken, biz neden olamıyoruz, diye sorabilirdi.

AB Raporunu çöpe atarak tam üyelik yolunda ilerle kaydeden başka ülke var mı, diye araştırabilirdi.

Adaylık bir yana, tam üyelik görüşmeleri onuncu yılını doldurmak üzere iken, neden hala bazı başlıklar açılmıyor, bizim eksiğimiz nerede diye sorabilirdi.

O eksikler çöpe atılan o raporda ayrıntılarıyla yer alıyor. Basın özgürlüğü kısıtlamasından yolsuzlukla mücadelenin sınırlı kalmasına kadar hemen her başlıkta bir sorun sayılıyor.

Anayasa profesörünün İlerleme Raporunu çöpe atması bir simge. AB ile ilişkilerin çöpe atılması, AB’nin evrensel kurallarının çöpe atılması gibi.

Oysa, bir anayasa profesörü günümüzde, hele de AKP milletvekili ise, çöpe atmak bir yana, çöpe atanlar varsa, gidip o belgeyi çöpten toplamak, atanları da uyarabilirdi.

Haberin Devamı

Beldeler ‘Hayır’ diyor

MECLİS’te bulunan yerel yönetimlerle ilgili bir tasarı bir yandan yeni büyükşehir belediyeleri kurarken, bir yandan da, beldelerde belediyeleri kaldırıyor.

AKP doğru mu yapıyor, yanlış mı? CHP bu sorunun yanıtı almak amacıyla, kendisine bağlı 192 beldede halka soruyor, “belediyeniz kalksın mı, kalkmasın mı, evet mi, hayır mı?”.

Balıkesir, Konya, Denizli, Bursa, Niğde, Kayseri, Muğla, Eskişehir, Aydın, Manisa ve Malatya’ya bağlı belde belediyelerinde halkın büyük çoğunluğu oylamaya katılıyor. Katılım oranı yüzde 70’i aşıyor.

Oylamada ezici çoğunlukla, halk yaşadığı beldede belediyenin kaldırılmasını istemiyor. Ortalama yüzde 90’ı aşan oranda.

Neden istemiyor? Çünkü, belde belediyesinde hizmeti daha iyi alıyor. Yarın ilçeye bağlandığında, hizmet merkezileşecek ve alacağı hizmet aksayacak.

Kaldı ki, yerel yönetimlerin güçlenmesini hedef alan bir iktidar, hangi mantıkla belde belediyelerini kaldırıyor, ona anlamak güç.

Haberin Devamı

Gazeteci mi militan mı

SON on gün içinde TV’lerde katıldığım tartışma programlarında yeni gazeteci tipi ile karşılaşıyorum. Daha önce görmediğim gazeteci tipi.

Tartışmalarda iktidarı savunan arkadaşlar var. Elbette savunabilirler, herkes her fikri, her partiyi savunabilir. Buna kimsenin itirazı olmaz. Ancak, bazı arkadaşlar iktidarı öyle savunuyor ki, canhıraş halde, AKP’yi savunan gazeteci değil de, sanki AKP militanı gibi. Sanırsınız ki, fiilen AKP milletvekili ya da parti yönetiminden birileri.

Bu durumda inandırıcılıkları kayboluyor, farkında değiller.

Yazarın Tüm Yazıları