Gündem Haberleri

    "Baskıyı durdurun, manşeti yıkın, bin Ladin öldü"

    New York Times
    09.05.2011 - 14:02 | Son Güncelleme:

    Bin Ladin'in öldürüldüğünü dünya basınında duyuran ilk kurum olan New York Times ekibi, dakika dakika o geceyi ve ardından gelen 24 saatteki dur durak bilmez çalışmanın detaylarını Okur Temsilcisi Arthur Brisbane'in kaleminden kamuoyuyla paylaştı.

    New York Times’ın Beyaz Saray muhabiri Helene Cooper, o geceyi şöyle anlatıyor:

     

    “Saat 10’a geliyordu. Pijamalarımı giymiş, koltuğuma oturmuş Kraliyet Düğünü’nün video kaydını izlemeye hazırlanıyordum ki Washington büromuzun hafta sonu editörü David Joachim aradı. ‘Başkan Obama’nın saat 10.30’da açıklama yapacağıyla ilgili Beyaz Saray bültenini gördün mü’ dedi. Prens William ve Kate’i izlemekle meşgul olduğum içim görmemiştim.

     

    Sonraki birkaç saat içinde, bütün ekip işinin başına geçti. İnternet üzerinden dünyanın her yerine ulaşsa da hala matbaaya ihtiyacı olan bir gazetenin sınırlarını test ediyorduk.

     

    KADDAFİ Mİ? HAYIR BİN LADİN

    Cooper gibi, fotoğrafçı Doug Mills de telefonu çaldığında evindeydi. Ancak bu kez arayan Beyaz Saray’dı ve kendisine Başkan’ın konuşmasıyla ilgili bilgi veriliyordu. Arabasıyla Beyaz Saray’a yaklaşırken Gizli Servis araçlarının çokluğu dikkat çekti. Kapıdan içeri girdiğinde bir kaynağını gördü. “Abi, bu iş çok büyük gibi görünüyor. Kaddafi’yi falan yakaladılar herhalde” dedi. Yanıt gecikmedi: “Hayır, bin Ladin.”

     

    Cooper da aynı fikirdeydi. Dolayısıyla saat 10.07’de Mills aradığında konu Libya’yla ilgili mi diye sordu. Mills, “Hayır” dedi, “Sanırım bin Ladin’i yakalamışlar.”

     

    Cooper hemen, New York Times için CIA’le ilgili haberleri takip eden Mark Mazzetti’yi ve Washington büro şefi Dean Baquet’i arayarak kulağına gelen bilgileri paylaştı. O sırada gazetenin ekibi çoktan e-postalarla bilgi paylaşımına ve planlar hazırlamaya başlamıştı.

     

    Elde ettiği bilgiyi teyit etmeye çalışan Cooper, Obama yönetiminden ve Beyaz Saray’dan toplam dokuz kişiye e-postalar göndererek şu soruyu sordu: Bin Ladin mi? Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisinden şu yanıt geldi: “Bir şey söyleyemem HC. Ancak ulusal güvenlik muhabirlerinizi devreye sokmanızın iyi olacağını söyleyebilirim.”

     

    "ÖLDÜRÜLDÜ, YAKALANMADI"

    Cooper daha sonra bin Ladin’in “tevkif edildi”ğini belirten iki paragraflık bir haber yazdı ancak göndermedi. Birilerinin haberi teyit edebileceğini düşünüyordu. Saat 10.34’te bu kaynağını aradı. “Bin Ladin’i yakaladıklarını duydum” dedi. Telefondaki ses konuştu: “Öldürüldü, yakalanmadı.”

     

    “Tevkif edildi” kısmını “öldürüldü” olarak değiştiren Cooper haberi hemen gazeteye gönderirken e-postanın konu kısmına “ACİL POSTA OLABİLDİĞİNCE ÇABUK” yazdı.

     

    O sırada Washington büroya gelen Baquet, New York’ta bulunan hafta sonu şefi Alison Mitchell ve Connecticut’da bulunan sorumlu editör Jill Abramson’la görüşüyordu. Baquet’nin Cooper’ın kaynaklarının tatmin edici olduğuna karar vermesinden sonra, Mitchell ve Abramson haberi internette yayımlamaya karar verdi. Bin Ladin’in öldüğünü bildiren tek cümlelik bir haber alarmı saat 10.40’ta siteye kondu.

     

    BASKIYI DURDURUN

    Haberi internette yayımlamak için çılgınlar gibi çalışılırken, Abramson ve Mitchell basılı gazetenin nasıl değiştirileceğinin hesabını yapıyor, manşet yıkılıyor, baskı durduruluyordu. Bin Ladin’le ilgili dört makale, iki sayfalık bir ölüm ilanı gazeteye yerleştirilecekti.

     

    GAZETENİN VE İNTERNET SİTESİNİN GÖRÜNÜMÜ DAKİKA DAKİKA DEĞİŞTİ / FOTO ANALİZ

     

    Yönetici editör Bill Keller’la yazışan Abramson, bin Ladin için “sayın” tabirinin kullanılmasına karşı olduğunu söyledi. Keller da aynı fikirdeydi, “Stalin için kullanmıyoruz” dedi.

     

    Matbaacıları aramak ise haber merkezinin gece editörü David Geary’e düştü: “Usame bin Ladin öldü. Baskıyı durdurmamız gerekiyor.” Gazetenin ABD baskısının yapıldığı birçok matbaa için geç kalınmış olsa da New York Times sözcüsü Eileen Murphy’nin belirttiğine göre Boston, Springfield Virginia, Chicago, Concord California, Los Angeles ve Seattle’daki altı matbaa, bin Ladin’li gazeteleri basmayı başardı. Queens’de basışan 7 bin erken kopya, yenilere yer açmak için imha edilirken artan talebi karşılamak için de 165 bin ekstra kopya basıldı.

     

    HABER TWITTER'DA YAYILDI

    Matbaalar baskı altında gıcırdamaya başlamışken, internet sisteminin durumunun da pek iyi olduğu söylenemezdi. Cooper’ın haber alarmının internette yayımlanmasından bir dakika sonra, gazetenin ulusal siyaset muhabiri Jeff Zeleny Twitter’dan, “NYT muhabiri Helene Cooper, Usame bin Ladin’in öldürüldüğünü teyit etti. Başkan çok kısa bir süre sonra Beyaz Saray’da açıklama yapacak” diye bir mesaj yazdı. Ardından New York Times’ın otomatik Twitter mesajı da ekranlara düştü. En sonunda haber internette yayına girdi.

     

    Ancak dünya benzersiz bir olayın yaşanmak üzere olduğunun farkına vardığı için, NYTimes.com sitesindeki kullanıcı trafiği o kadar yoğunlaşmıştı ki Roberts’ın sitenin server’ları nefes almakta zorlanıyordu. Cooper’ın iki paragraflık haberi normal bir makale gibi yayına girdi ancak server’lar baskı altında olduğu için blogları taşıyan server’a taşınmak zorunda kaldı. Böylece haber haberler kısmından The Lede bloguna taşınmış oldu.

     

    Buradan sonrası çorap söküğü gibi geldi. Ekibin geç saatlere kadar kalması, evden ofise geri dönmesi ya da evden çalışmasıyla, basılı gazetede çok güçlü bir haber hazırlandı. Pazartesi sabahı dünyanın her yerinden internet gazetesine birçok makale gönderildi. Bunlar arasında Mazzetti ve Cooper’ın birlikte kaleme aldıkları SEALS’ın misyonunu açıklayan bir yazı da bulunuyordu.

     

    24 SAAT BOYUNCA TAM GAZ

    Sonraki 24 saat içinde gazete tam gaz çalıştı; “Bin Ladin’in Ölümü” başlıklı 10 sayfalık bir ek ve Mazzetti, Cooper ve o sırada izinli olmasına rağmen yardıma koşan Beyaz Saray muhabiri Peter Baker tarafından hazırlanan detaylı bir operasyon haberi hazırlandı. İnternet tarafında multimedya yapımcısı Jon Huang okur yorumlarını pikselli hücrelere ayıran dev bir interaktif grafik hazırladı.

     

    Ancak David Rohde için kamunun tepkisini toplamak çok daha kişisel bir durumdu. 2009’da serbest bırakılmadan önce yedi ay boyunca Taliban’ın elinde tutsak kalan ünlü gazeteci Pazar gecesi Beyaz Saray’ın önünde kutlama yapanları televizyonda izledikten sonra evinden birkaç sokak aşağıdaki Dünya Ticaret Merkezi’nin enkazına giderek orada da kutlama var mı diye baktı. Hızla büyüyen bir kalabalık bulan Rohde “2001’de enkaz altından ceset parçaları toplayan bir inşaat işçisiyle, birkaç hafta içinde Afganistan’a gidecek bir ABD’li askerle ve Pakistanlı bir öğrenciyle” röportaj yaptı.

     

    Rohde neredeyse 10 yıl önce, 11 Eylül’de Dünya Ticaret Merkezi’nden kaçarak canını kurtarmaya çalışıyordu. Daha sonra Afganistan ve Pakistan’dan haberler yaptı. Şimdi ise haber için bambaşka bir fırsatı değerlendiriyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı