Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başkenti uçuran teknolojiler

Sahip olduğu üniversitelere bakınca Ankara, nitelikli işgücü potansiyeli en yüksek illerin başında geliyor.

Son 10 yılda üniversite ile sanayi işbirliğinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan teknokentler, kentin üretim ve yatırım dinamizmini de artırıyor. Türkiye’nin ilk ve en büyük teknokentlerini barındıran Başkent, bu sayede sanayide büyük gelişimler kazanıyor. Bilişimden elektriğe, uzay ve havacılıktan telekomünikasyona, Ankara’nın teknoloji üretim merkezlerinin dökümünü Capital ve Ekonomist dergilerinde başarılı haberlere imza atan Aysel Alp çıkarmış. İşte onun dosya çalışmasından yansıyan bilgiler...

Türkiye’nin ilk teknokenti olma özelliğine sahip ODTÜ Teknokent’te 181 adet firma faaliyet gösteriyor. Elektronik sektörünün bir numaraya oturduğu firmalar arasında bilişim teknolojileri ve telekom ikinci sıraya yerleşirken, onları enerji ve çevre, fizik ve biyoloji ile diğer sektörler izliyor. 3 bin 200 kişinin çalıştığı merkezde, yapımı süren binanın tamamlanmasıyla birlikte firma sayısı da 200’ü geçecek gibi görünüyor.

BAŞKENTİN YÜZ AKLARI

Gelelim teknokentteki bu firmaların neler yaptığına... Skorski helikopterlerine yazılım üreten, F16 uçaklarına parça sağlayan, Amerikan ve İsrail ordusuna uzaktan lazerli atış eğitim sistemi ihraç eden, yerli ve yabancı (örneğin Chicago Bulls futbol takımı) spor takımı oyuncularına performans ölçüm sistemi üreten, hava fotoğraflarıyla tapu kadastro bilgilerini birleştiren ve aradaki farkları belediyelere bildiren, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne uçak, tank, gemi simülasyonları hazırlayan, kamuya açık mekanlarda bırakılan sahipsiz paketleri tespit edip, alarm veren akıllı kamera sistemleri üreten, ilkokul ve ortaokullara eğitim yazılımları tasarlayan, Maliye Bakanlığı’na yazılım hazırlayan ve daha pek çok alanda yüzlerce projeyle Türkiye’ye teknolojik katma değer üreten firmalar, ODTÜ Teknokent’te faaliyet gösteriyor.

DÜNYA REKORU BİLE VAR

6 yıl önce Bilkent Üniversitesi bünyesinde kurulan Cyberpark’ta halen 160 firma faaliyet gösteriyor. Firmaların yüzde 82’sini bilişim teknolojileri, enformasyon ve yazılım sektöründeki firmalar oluştururken, diğer sektörler uzay ve havacılık teknolojileri, elektrik, elektronik, elektromekanik; telekomünikasyon; medikal, biomedikal, bioteknolojileri; nanoteknoloji, ileri malzeme teknolojileri; savunma sanayi ve diğerleri olarak sıralanıyor.

Halen 50 bin metrekareye yayılmış 8 binada hizmet veren teknokent, Aralık 2007’de 10 bin metrekare alana daha kavuşacak. 100 yeni firmanın devreye girmesiyle Cyberpark’taki firma sayısı da 160’tan 260’a yükselecek. Teknokent’te yer almak üzere yapılan başvurularda nano teknoloji, uzay teknolojileri firmalarına öncelik veriliyor. Halen 2 bin 300 kişinin çalıştığı teknokentte, 2013 yılı itibariyle 10 bin çalışana ulaşılması hedefleniyor.

Bilkent Üniversitesi Bilişimsel Elektromanyetik Araştırma Merkezi, tarihteki en büyük integral problemini çözerek dünya rekorunu kırdı. 40 milyon bilinmeyenli bir denklemin çözümü anlamına gelen bu rekor sayesinde çok üst düzey modellemeler yapılabilecek. Savunma ve sağlık sektörlerinde büyük aşama sağlayacak çözüm ile özellikle cep telefonlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri tespit edilebilecek.

ROBOTLARDAN OYUNA

Cyberpark içindeki firmaların her biri kendi alanında çok önemli işlere imza atmakla birlikte, bazıları özellikle dikkat çekiyor. EE Pro Elektroland’ın ürettiği tamamen yerli malı bomba imha robotları, terör tehdidi altındaki Türkiye’de bomba imha ekiplerinin işini ellerinden alacak gibi görünüyor. Çünkü firma, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne 10 tane robotu teslim etmiş bulunuyor. Türkiye’nin ilk 3 boyutlu interaktif televizyon oyunu, DMT ve Bilsoft ile Tolga Gariboğlu’nun sahip olduğu Konsensus TV tarafından geliştirilmiş bulunuyor. Bu oyunun Tolga Gariboğlu’nun sunuculuğunda Mayıs ayında yayına girmesi öngörülüyor.

HACETTEPE DE ATAKTA

Hacettepe Taknokent
de, 15 tanesi bilişim teknolojileri; 10 tanesi medikal, tıp teknolojileri, gıda; 6 tanesi elektrik, elektronik, telekomünikasyon; 2’si otomotiv, tasarım; 2’si maden, jeotermal ve bir tanesi de çevre sektöründe olmak üzere 36 firma faaliyet gösteriyor. Başvurusu kabul edilmiş 10 firma ise sırada bekliyor. Halen sürmekte olan iki yeni binanın bitmesiyle birlikte 60 yeni ofis devreye girecek. Böylece Ağustos ayıyla birlikte 50 yeni firma faaliyetine başlayacak ki, firma sayısı 86’ya yükselecek.

Bölgede faaliyet gösteren şirketlerden Nanovak, 100 bin dolara ithal edilen "ince film kaplama cihazları" geliştirerek, 25 bin dolara ihraç etmeye başladı. Promed, arıların salgıladığı propolis maddesini kozmetiklerde, gıda ve benzeri ürünlerde insan sağlığına daha yararlı ürünler üretmek üzere katkı maddesi olarak ekonomiye kazandırıyor.

GEÇ DE OLSA ANKARA KURULUYOR

Ankara Üniversitesi
, Türkiye’nin en eski üniversitelerinden biri olmakla birlikte teknokent kurma konusunda geride kalmış görünüyor. Gölbaşı’nda 115 bin metrekare alanda teknokent kurma çalışmaları devam ediyor. Bölge hizmete girdiğinde 150 firmada, bin 750 personel istihdam edilmesi öngörülüyor. Ancak 1994’te kurulan Ankara Üniversitesi-KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi deneyimi, aradaki farkın hızla kapatılmasını sağlayacak gibi görünüyor. Kaldı ki, bölgede yer alacak firmalar, Ankara Üniversitesi’nin bugüne kadar milyonlarca YTL değerinde araç-gereç, sistem, düzenek ve destek mekanizmaları içeren laboratuarları, araştırma merkezleri, araştırma ve uygulama çiftlikleri, geliştirme ve üretme istasyonları gibi olanakları da kullanabilecekler.

DEV GİBİ GELİYOR

Temelli Bölgesi’nde Ankara Sanayi Odası ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB- ETÜ) bir milyon 270 bin metrekare alanda teknopark kuruyor. Eski ASO Başkanı Zafer Çağlayan, bu parkın dört organize sanayi bölgesi ve bir serbest bölgenin yanında olduğuna dikkat çekiyor.

Okulu yıkıp iş merkezi yaparlar mı?

Yaklaşık 22 yıldır faaliyette olan bir ilkokuldan ve başına gelmesi muhtemel beladan bahsedeceğim. Burası öyle bir okul ki, Ankara’nın eğitimde en başarılılarından ve öğrencileri her yıl değişik yarışma ve sınavlarda dereceler, birincilikler alıyor. Evet, bahsettiğim okul, Çankaya Oyak Sitesi girişinde, 29 Ekim 1985 yılında faaliyete geçen Muazzez Karaçay İlkokulu.

Karaçay Ailesi, 1984 yılında Ankara Valiliğine baş vurarak, anneleri Muazzez Karaçay adına bir ilkokul yaptırmak için arazi tahsis edilmesini istiyor. Valilikte, okulun şu an faaliyette olduğu Çankaya’daki yerini tahsis ediyor. Aile hiçbir masraftan kaçınmayarak bu okulu inşa ediyor ve Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim ediyor.

Ancak gel gör ki, aradan 22 yıl geçtikten sonra, yani şimdilerde okulun arazisinin iş merkezi olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından satılacağı haberleri geliyor. Bunun üzerine Karaçay Ailesi, Milli Eğitim Bakanı’na telefon açarak, böyle bir duyum aldığını ve işin aslının ne olduğunu soruyor. Bakan ise "Bu yönde çalışmaları olduğunu, durumun araştırıldığını" söylüyor. Aile okulun inşaatını yapıp hibe eden kişi olarak rızaları olmadığını söylese de, tatmin edici bir cevap alamıyor. Bunun üzerine de beni arayıp, konuyu sayfama taşımamı istiyor. İşte, söyledikleri;

"Olayın oldu bittiye getirileceği şeklinde düşüncelerimiz var. Basın kanalıyla bir kamuoyu oluşturarak, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düşünülen bu işleme mani olunabileceği umudundayız."

İşte, durum böyle. Bakalım Bakanlık, Karaçay Ailesinin rızası olmadan okulun arazisini satıp, iş merkezi için start verecek mi?
X