Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başkanın Meclis’i fesih yetkisi olamaz

ADALET ve Kalkınma Partisi’nin başkanlık sistemi getiren Anayasa değişikliği teklifini konuşmaya devam ediyorum.

Cumartesi günü bu köşede başkanın yetkilerini aktardım ve bu konuda birkaç kelam ettim. Söylediğimin özü şu: Yürütme gücünü elinde tutacak başkanın elbette yetkileri olacaktır, elbette bu yetkilerle ülkeyi yönetecektir. Ancak bu yetkilerin tamamının frenlenebilmesi ve dengelenebilmesi gerekir. O yüzden, bir zamanlar bir otomobil lastiği firmasının reklam sloganını kullandım, ‘Denetimsiz güç, güç değildir’ dedim. Burada ‘denetim’den kasıt fren mesafesidir.
Fakat başkana verilen yetkilerden biri var ki, diğer bütün eleştirilerim karşılansa ve başkan neredeyse ABD’deki gibi denetim ve fren altına alınsa dahi, o yetki diğer bütün mekanizmaları tek başına boşa çıkarmaya yeter.
O da, başkanın görev ve yetkileri arasına sıkıştırılmış olan, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek’ diyen ‘f’ fıkrasında.
Doğuya değil batıya bakıyorum. Bildiğim kadarıyla bu yetki Fransa Cumhurbaşkanı’nda var. Ama Fransa’da ‘yarı başkanlık’ denen tuhaf karma sistem var. Bir yandan hükümet parlamento içinden çıkıyor ve güven oyu alıyor, bir yanda halk tarafından seçilmiş ama sınırlı icrai yetkileri olan bir Başkan.
Bizde bu yetki, Fransa’dan alınarak başlangıçta Cumhurbaşkanı’na verilecekti ama 1982 Anayasası askeri cunta tarafından son haline getirilirken Kenan Evren bu yetkinin ‘yanlış anlaşılacağını’ söyleyerek metinden çıkarttı.
Daha sonra 90’lı yılların ‘yönetemeyen demokrasi’sinde, sık sık hükümetler kurulup bozulurken Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bu yetkiyi istediğini dile getirdi. Ama sonra 2002 sonrası siyasi istikrar kurulunca bundan söz eden olmamaya başladı.
Meclis’i fesih, siyasi istikrar bulmak için sahip olunması gereken bir yetki. Siyasi istikrardan kasıt da, aslında meşruiyete sahip bir yürütme gücü. E, başkanlık sistemi bunu zaten otomatik olarak sağlıyor. O zaman bu yetkiye ihtiyaç yok.
Kaldı ki, Meclis’i fesih yetkisi, dediğim gibi parlamentonun sahip olduğu veya olacağı bütün denge-fren mekanizmalarını boşa çıkaran bir yetki.
Düşünün, bütçesi onaylanmayan veya onun hiç istemediği değişikliklere uğrayan bir başkan Meclis’i fesh ederse? Ya da başkanda bu yetki varken Meclis bütçeyi onaylamamaya cesaret eder mi?
Düşünün, azledilmesi söz konusu başkan Meclis’i fesh ederse?
Daha çok konuşacağım bu konuda.

Mars’ın atmosferi var mı, yok mu?

OKUYUCUNUN ince eleyip sık dokuyanı, hata yakalayanı iyidir. Ama okuyucunun empati göstereni, yazılanı anlamaya çaşlışanı da iyidir.
Oğlumla okul yolunda yaptığım bir sohbeti aktardığım pazar günkü yazımda şöyle bir bölüm vardı:
Peki hayat neden gelişmişti ve neden dünyada gelişmişti?
O an aklıma gelen en temel etken, atmosferimizin varlığı oldu. ‘Öteki gezegenlerde atmosfer yok mu’ diye sordu. Hayır, şu an yoktu. Bir zamanlar Mars’ın atmosferi vardı ama bilmediğimiz bir sebeple 5 milyar yıl kadar önce atmosferini kaybetmişti, Merkür’de su buzu bulunmuş olması, buranın da bir zamanlar atmosferi olduğunu düşündürüyordu bana.
Bir gezegenin atmosferini kaybetmesi veya etmemesi ilgisini çekti. Acaba bu neden oluyordu? Açıkçası ben de çok iyi bilmiyordum, tahminlerimi söyledim. Gezegenin büyüklüğü, kütlesi ve kendi ekseni etrafında dönüş hızı, uygun elementlerin bulunması vs atmosferin oluşumuna yardımcı olabilirdi. Büyük gök taşları vs de atmosferin kaybedilmesine neden olabilirdi. Kendimce spekülasyon yapıyordum.’
Bazı okuyucular, Mars dahil pek çok gezegende atmosfer olduğunu bana yazdılar. Bunlardan bazıları görüşlerini hakaret etmeden iletemeyen ‘akıllı-bilgili’ insanlardı üstelik. Olsun.
Evet doğru, ben yanlış anlamaya izin verecek biçimde ya zmışım, hakaret ederek de söylemiş olsalar okuyucuların söylediği doğru.
Ama öte yandan, oğlumla yaptığım sohbetin konusunun ‘Dünya benzeri bir hayat’ olduğunu göz ardı ediyordu bu okuyucular.
Sonuçta dokuz yaşında bir çocukla yaptığım sohbeti aktardığımı ise tümüyle unutmuş gözüküyorlardı.
Hele hele yazının ana konusunu, bana bu yazıyı yazdıran sebebi tümüyle göz ardı ediyorlardı.

X