GeriFutbol 'Başka takıma gitmeme aziz yıldırım izin vermedi'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Başka takıma gitmeme aziz yıldırım izin vermedi'

'Başka takıma gitmeme aziz yıldırım izin vermedi'
refid:26526296-spot ilişkili resim dosyası

Fenerbahçe'nin eski oyuncusu, Eskişehirspor'un genç yeteneklerinden olan Özgür Çek bugünlere gelişini, düşüncelerindeki "en"leri, Hürriyet'e anlattı.

Tokat Erbaa'dan 7-8 yaşında İstanbul'a geldim. Geldiğim senelerde de futbolla çok haşır neşir değildim. Her çocuk gibi bende futbola okulda, kendi aramızdaki maçlarla başladım. Bizim ailede Fenerbahçelilik var. O dönemde de Fenerbahçe'nin seçmeleri başlamıştı. Dayımın oğlu oraya gidecekti, babam da beni oraya yönlendirdi. Kuzenimle beraber bu seçmelere katıldık. O zaman bu seçmelere 4 bin kişi falan katılmıştı, seçmelerde 8 kişi seçilmişti ve ben o kişiler arasındaydım. Biz Kadıköy Dereağzı'ndaydık, sonra bizi oradan ayırdılar. Fenerbahçe'nin Fikirtepe Altyapı Tesisleri vardı, o tesislerde biz idmana başlamıştık tabi o zamanlar tesislerin çoğu toprak sahaydı. O sahalarda idman yapıyorduk, sahanın üzerine suni çim yapılacağı gerekçesiyle ara verildi. Bütün takım dağıldık, 2-3 ay kimseden ses çıkmadı, kimse aramadı. Bende okula giderken okulun kapısının önünde bir ilan gördüm "Maltepe Spor Kulübü kayıtları başlamıştır" diye. "Hem evimize yakın, kendi başıma da gidip gelebilirim" diye düşündüm ve babamla konuştum onayını aldım ve oraya gittim. 2-3 ay gibi küçük bir zaman orada oynadım. Bir alt tarafında İstanbul Harbiyespor vardı onun hocası beni takip ediyordu ve bende oraya geçtim. 2-3 yıl kadar orada oynadım, ilk lisansımı da orada aldım. Pendikspor'un sahasında maçımız vardı, Pendikspor'un hocası bizim maçımıza gelmiş. Hatta hoca orada bana "Üç yıldır bu kulüpteyim fakat hiç küçük takım maçlarını izlemiyordum, ilk defa izledim ve seni beğendim" dedi. Sezon sonunda Pendikspor'a imza attım. Gitme sebebim de Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe gibi büyük kulüplerin grubundaydı. Onlarla karşılaşmak için Pendik'e imza attım. İlk gittiğim sene kendimden bir yaş büyüklerin grubundaydım ve yaklaşık ilk yıl hiç oynama fırsatım olmadı. Ertesi sene kendi grubumla maçlara çıktım ve ilk yılımda yirminin üzerinde gol attım. İki yıl böyle güzel bir çıkış yakaladım ve yıl sonunda Beşiktaş ve Fenerbahçe başta olmak üzere beni isteyen kulüpler oldu. Aileden gelen bir Fenerbahçelilik olduğu için Fenerbahçe ile görüşmeye başladım ve nasip oldu oraya geçtim. Fenerbahçe'nin B takımında oynamaya başladım 3 yıllık sözleşme imzaladım. İlk iki yılım sonunda hocalar olsun altyapı sorumluları olsun bana "Seni A takıma çıkartırlar" diyordu. İki yılı doldurduktan sonra da beni Kayserispor ve Ankaraspor istiyordu. Fakat herkes öyle deyince bir yere gitmedim ve takımda kaldım. Altyapıdaki herkesin hedefi bir gün A takımda oynamaktır ve sezon bittikten sonra o hedefime ulaştım. Ertesi sezon ise Ankaraspor'dan Özer (Hurmacı) ağabey ile takas edilmiştik. Ankaraspor'dayken bizi 4. hafta küme düşürmüşlerdi, oradan Ankaragücü'ne geçtik.

Başka takıma gitmeme aziz yıldırım izin vermedi

"ÇOK BÜYÜK PİŞMANLIK YAŞADIM"
2-2.5 yıl oynadım Ankaragücü'nde ve ilk yılımda fazla şans bulamadım. İkinci yılımda orada da iyi bir çıkış yakaladım ve sezon sonunda beni Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, yurt dışından Benfica, Olympiacos, Marsilya istedi. Pişmanlık yaşadım çünkü keşke yurtdışına özellikle de Benfica'ya gitseydim şuan belki de çok farklı yerlerde olacaktım. Nasip değilmiş...

"FENERBAHÇE'DEN AYRILMAK İSTEDİM"
Başarı yakaladıktan sonra yarım kalan şeyleri tamamlamak için Fenerbahçe'nin teklifini değerlendirerek oraya geçtim. Burada da fazla forma şansı bulamadım ve başkanla görüşerek, fazla forma şansı bulamadığım için ve oynamaya ihtiyacım olduğunu söyleyerek ayrılmak istediğimi dile getirdim. Buraya oynayarak geldim ve oynamaya ihtiyacım olduğunu vurguladım. Başkan Aziz Yıldırım ayrılmamı istemedi ama ben kararımda ısrarlıydım çünkü oynayarak kendimi geliştirmek istiyordum. Oynadığım maçlarda iyi oynayarak asist yaptım fakat buna rağmen ileriki günlerde 18 kişilik kadroda bile yer bulamadım. Bu da beni üzdü tabi...

"SENİ ORAYA GÖNDERMEM"
Ben ayrılırken beni bir takım istiyordu. Takımın ismini vermek istemiyorum, Aziz Yıldırım beni oraya göndermeyeceğini söyledi ve bir Anadolu takımı olan Eskişehirspor ile anlaştım.

"BURADA ÇOK MUTLUYUM"
Eskişehirspor'da çok mutluyum. Buradaki taraftarlar bizi seviyor, ben onları seviyorum. Hocamız, takım arkadaşlarımız, taraftarlarımız hepsi çok iyi insanlar. Benden neler beklediklerini biliyorum ve bu beklentileri inşallah karşılayacağım.

"UEFA KARARI DAHA BELLİ DEĞİL"
Ziraat Türkiye Kupası'nda final oynadık ve UEFA'da oynamaya hak kazandık. Katılıp katılmayacağımız konusunda ise daha bir karar çıkmış değil. 2-3 Haziran'da çıkması bekleniyor ve kamp programı da buna göre netlik kazanacak. Eskişehirspor'u UEFA'da temsil etmekten onur duyarım...

"TÜRKİYE'DE SİSTEM YOK ALTYAPI EKSİKLİKLERİ VAR"
Yabancı sınırlamasının artmasını düşünen sadece 4 büyüklerdir. Başka takımların bu kararı olumlu karşılayacağını düşünmüyorum. Mesela Aziz Yıldırım "Yabancı sınırı kalksın Avrupa'da takımın önü açılsın" diye yıllardır söylüyor. Galatasaray UEFA Kupası'nı alırken de mesela çok yabancısı olduğunu ben hatırlamıyorum. Türkiye'de inanılmaz yetenekli genç oyuncuların olduğunu düşünüyorum. En büyük sıkıntımız altyapı eksikliği...

Ben yaklaşık yüze yakın milli formayı giydim U-21'e kadar. U-17'de Avrupa üçüncüsü olduk. Ukrayna, Rusya, İrlanda bunlar hep bize göre alt takımdı. Biz hep onları fark atarak yeniyorduk. Bu gruplar U-20'ye U-21'e gelince ya 0-0 bitti ya da biz kaybettik. Çünkü onlar o yaşa kadar hep belli bir sistem üzerinde kendilerini geliştirdiler. Biz küçük yaşlarda kendi yeteneklerimizle kazandık, onlar ise takım oyunu ve takım sistemi ile...

"YABANCI SINIRLAMASININ ARTMASINI İSTEMİYORUM"
Onlar aldıkları sistemi uygulayarak yükseldiler, biz ise sadece günü kurtarmışız. Bizim altyapımızda bir strateji, bir sistem olmadığı için sadece günü kurtarmışız ve sadece kazanmaya bakmışız. Günü kurtardık mı sorun yok, onlar ise yaşı ilerledikçe bizden daha önde oluyorlar. Aramızdaki fark sadece altyapı ve sistem eksikliği... Bu yüzden ben yabancı sınırlamasının artmasını istemiyorum çünkü Türk Milli Takımı, Türk gençliği kazansın istiyorum...

"ALTYAPIDAN YETİŞEN OYUNCUYA ÖNEM GÖSTERİLMİYOR"
Altyapıdan yetişen oyuncunun aslında daha elde tutulan, daha önem gösterilen bir oyuncu olması gerekiyor fakat dışarıdan alınan bir oyuncuya, altyapıdaki oyuncuya göre daha fazla maaş verilebiliyor. Mesela Galatasaray’da sürekli oynayan yerli oyuncular var. Benim arkadaşım Semih Kaya da sürekli oynuyor ama aradaki fark dünyalar kadar. Semih'e bence hak ettiğinin daha da fazlası verilmesi lazım. 21 yaşında büyük bir takımın vazgeçilmez oyuncusu olmak büyük iş...

"GENÇ OYUNCULAR NEDEN YURTDIŞINDAN ALINIYOR BUNU ANLAMIYORUM"
Ülkemizde genç ve o kadar yetenekli oyuncular varken niye yurtdışından bu oyuncular alınıyor ben anlamıyorum. Mesela Galatasaray bu yıl ara transfer döneminde çok genç oyuncu aldı fakat çoğunu yurtdışından aldı. Gurbetçi oyunculara saygım var ve birçoğu da benim milli takımlardan arkadaşım ama biz hazıra konmayı seviyoruz. Kendimiz yetiştirmek yerine niye yurtdışından alınıyor? Galatasaray'da Semih Kaya Emre Çolak, Beşiktaş'ta Necip Uysal, Fenerbahçe'de Recep Niyaz bunlar yurtdışından gelmedi mesela kendi yetiştirdikleri oyuncu ve Semih ilk 11'in vazgeçilmez bir ismi...

"BÜYÜK TAKIMDA SORUMLULUK ALMAK ÇOK ZOR"
Büyük takımlarda sorumluluk almak özellikle gençken çok zordur. Taraftar baskı yapar mesela bu dakikada bu oyuncu mu alınır, bunu niye aldı diye muhabbetler çok oluyor. Fakat gençlerin üzerinde durulması, taraftarın onların yanında olması lazım.

"TARAFTARI KAZANMAK İÇİN DEĞİL, GENÇLERİ KAZANMAK İÇİN..."
Genç oyuncu yaratmak çok zordur. Baktığınız zaman Salih Uçan, Semih Kaya bunlar kolay yetişmedi. Bir oyuncunun oynatılma sebebi taraftarı kazanmak için değil de; genç oyuncuları oynatarak onları kazanmak için oynatılması önemlidir...

"ANADOLU KULÜBÜNDEYSEN BÜYÜK TAKIMLARI YENMEK ÖNEMLİ"
Bu maçlar çok göz önünde olduğu için, büyük oyuncularla oynadığın için, o gün oynayacağın performans senin ve ilerisi için daha iyi şeyler getireceği için tabiki önemli. Atıyorum; bizim takımda oynayan bir oyuncu 500-600 bin alırken, büyük bir takımda oynayan biri 2.5 - 3 alıyorsa oyuncu ister istemez kendini onunla kıyaslayarak daha iyi performans sergilemeye istiyor. Galibiyetin en büyük getirisi; hem şehre hemde takıma ayrı bir hava katıyor. Ayrıca diğer haftalara bu moralle gitmek bizim açımızdan performansımıza olumlu yansıyor.

"HER ŞEYE RAĞMEN FUTBOLCUNUN BAKIŞ AÇISI DA ÖNEMLİ"
Bir futbolcu Anadolu takımında oynamaktansa büyük takımda yedek kalmayı tercih edebilir. Orda parasını alarak oturmak isteyebilir. Ben hiçbir zaman bu düşünce içinde olmadım, oturmaktansa kendimi geliştirmeyi tercih ettim ve Fenerbahçe'den ayrılma sebeplerimden birisi de buydu...

"YILDIZIN GELMESİ İÇİN SADECE PARA YETMEZ"
Yıldızın gelmesi için ilk önce başarı gereklidir. İngiltere'de İspanya'da takımlar kendi liglerinde 7-8 yabancıyla oynayabiliyor. Fakat yabancı oyuncular Türkiye'ye bu bakış açısıyla gelmiyor. Mesela Kuyt olsun, ilk önce bakıyor kadroya Emenike, Sow, Emre, Volkan var. Gelmeden önce bu yabancı oyuncular ülke hakkında birbirlerinden bilgi alıyorlar. Yabancı oyuncuların birbirlerine referans yapması takımın gelişmesi açısından önemli. Oyuncular şu düşünce içinde oluyorlar; Bu kadro iyi, oraya bende bir şeyler katabilirim diyor. Ama senin kadron iyi değilse yabancı oyuncuyu getirmek için sadece para yetmez...

"YAŞLI YABANCI OYUNCU ALINMASI SADECE KULÜPLERE ZARAR VERİYOR"
Takımlar neden böyle yapmak istiyor bunu bilmiyorum ama mesela büyük takımlar genelde hep isim yapmış kişileri almak istiyor. Diğer takımlara bir mesaj yollamak için, medyada kendileri daha çok büyütülsün, taraftarı heyecanlandıracak büyük paralarla transferler yapılıyor. Bunlar sadece kulüplere zarar verir...

"İDOLÜM RYAN GIGGS, DÜNYANIN EN İYİSİ RONALDO, LİG OLARAK İSE İSPANYA"
Her zaman izlediğim bir oyuncu olarak Giggs diyebilirim. Onu çok beğenip kendime her zaman onu örnek aldım. Ama en çok izlediğim lig ve bence Avrupa'nın en iyi ligi olan İspanya ligi diyebilirim... En iyi oyuncu ise Cristiano Ronaldo...

"ZAMANIN NE GETİRECEĞİ BELLİ OLMAZ"
İleride Galatasaray, Beşiktaş veya bir başka takım olsun, teklif gelir ve şartlar da uygun olursa oynamamam için bir sebebim yok sonuçta bu bir profesyonel hayat... Türkiye'de buna duygusal bakılmasına rağmen ben ona katılmıyorum ve profesyonel hayatta böyle şeyler olabileceğini düşünüyorum. İlerleyen dönemlerde teklif gelirse kendime yakışanı, geleceğim hakkında ne düşünüyorsam ona göre teklifleri değerlendiririm. Zamanın ne getireceği hiçbir zaman belli olmaz ve kesin bir şey söylemek de futbolcunun ileriki dönemlerine zarar verebilir...

"TRANSFER TEKLİFİ VAR FAKAT..."
Türkiye'den bana gelen transfer teklifleri var fakat isim vermem doğru olmaz...

"TEK HEDEFİM İSPANYA LİGİ"
Eskişehirspor'dan ayrıldıktan sonra her şey düşündüğüm gibi olduğu zaman Türkiye'de başka takımda oynamak istemiyorum. Kendime yakıştırdığım en iyi lig İspanya ligi, tek hedefim orası. İstanbul aktarmalı yurtdışına gitmeyi düşünmüyorum.

"EN İYİ ORTA SAHA OYUNCUSU..."
En çok beğendiğim, beraber de oynama şansı bulduğum ve hatta oynayabileceğim en iyi orta saha oyuncusu için Alex diyebilirim. Alex'ten sonra da Emre Belözoğlu diyebilirim...

"ALEX HAGI'DEN DAHA İYİ..."
Kariyer olarak bakarsak tabiki de Hagi. Sonuçta Barcelona, Real Madrid'de oynamış bir futbolcu ve Galatasaray'a da büyük katkısı olan bir futbolcu ama Alex benim için çok farklı bir oyuncu. Hagi ile oynama şansım olmadı sadece UEFA Kupası'ndan hatırlıyorum ama bence Alex...

"DÜNYA KUPASI'NA KATILAMAMA SEBEBİMİZ..."
2012'de Azerbaycan elemelerde bizi yendi. Azerbaycan bize rakip olabiliyor demek ki, biz bugünlere kadar yetenekle geliyoruz ama onlar daha önce de dediğim gibi bir sistem üzerinden geliyorlar. Sistem her zaman yeteneği yener...

"ALTYAPI EKSİKLİKLERİ GİDERİLMİYOR"
Televizyona kim çıkarsa çıksın, bunlar ister yönetici ister başkan olsun diyorlar ki "Biz altyapıya önem vermiyoruz, bundan sonra önem vereceğiz" deniyor ama yine gerekli önem verilmiyor. İspanya örneği verelim; U-18'e kadar top göstermedik 3-0 yendiğimiz oldu fakat şimdi onlara bakın milli takımı avrupa ve dünya şampiyonu. Altyapı hakkındaki düşünceler ne zaman laftan icraata dönüşürse Türkiye hem kulüpler açısından hem de milli takım açısından çok iyi yerlere gelecektir...

"BENDE DAHİL TÜRK FUTBOLCULAR İNANILMAZ DUYGUSAL"
Bizi motive edecek konuşmalar her zaman etkilemiştir fakat yabancı oyuncular buna daha farklı bakıyorlar. Her şey aslında altyapıda başlıyor. İngiltere'de Almanya'da oyuncu 7-8 yaşından itibaren geliştiriliyor fakat Türkiye'de bu rakam 10'lu yaşlara kadar çıkabiliyor.

"BUNLARIN HEPSİ SADECE GÜNÜ KURTARMAK İÇİN BAHANE"
Yenilginin sebebini sadece bir oyuncunun yokluğuna bağlanıyor. Galatasaray puan kaybedince "Sneijder yoktu" Fenerbahçe kaybedince "Sow yoktu" gibi ifadeler kullanılıyor. Bunlar sadece bahane. Çünkü bu gibi büyük takımların her zaman alternatifi olması lazım. Anadolu takımlarında bu olabilir, maddi güç yetmeyebilir ama milyonlarca taraftara sahip camialarda bu gün kurtarıcı bahanelerin bir son bulması gerekli...

"EN İYİ TAKIM ORTAMI ANKARAGÜCÜ'NDEYDİ"
Herkes birbirini saygı sevgi çerçevesinde yaklaşır ve herkes abi-kardeş gibiydi. Gerçekten orada çok farklı bir ortama sahiptim. Orada bütün takım halinde hareket edebiliyorduk. Klişe bir laf vardır "Yabancı Türk hep birlikteyiz" diye ama bu Ankaragücü'nde gerçekten vardır. Orada çok sevdiğim abilerim vardı... Sivasspor'da top koşturan Adem Koçak, Akhisar'dan Bilal Kısa, rahmetli Ediz (Bahtiyaroğlu) ağabeyimi söyleyebilirim. Yani bu takımdaki ortam hiçbir yerde ne tattım ne gördüm...

"TARAFTAR ARKANIZDA OLDUĞU SÜRECE İYİSİNİZDİR"
Eskişehirspor halkı olarak bizden başarı bekliyorlar. Yıllardır özlenilen, istenilen bir başarı bekliyorlar. Biz bence bu yıl bu başarıyı gerçekleştirdik. 43 yıldır kazanılamayan bir kupa ve 27 yıldır oynanılmayan bir final vardı. Türkiye Kupası'nda final oynayarak iyi bir iş çıkarttık, kupayı kazanabilirdik de ama olmadı... Yönetim değişti, farklı tablolar çıktı önümüze. Onlar olmasa şuan daha farklı bir konumda olabilirdik. Elimizdeki mevcut kadroya göre hocamız bizi iyi kullandı. Bir web sitesinde gördüm, içeride Rizespor maçı vardı taraftar onu en iyi maç seçmiş. Oynamıyordum o maç hatta ikinci yarının hepsini ben tribünde izledim. O maç gerçekten unutulmaz bir görüntü vardı, taraftar bize destek verdiği zaman çok iyi olabiliyoruz. O maçı 4-1 kazanmıştık, kötü de olsanız taraftar arkanızda olduğu sürece iyi oynayabiliyorsunuz...

"PASSOLİG'İN ZAMANLAMASI KÖTÜ"
Böyle bir uygulama yapılacaksa bile bence sezon sonu beklenmeliydi. Zamanda bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum, yeni sezonun başında başlayabilirdi.

"MOURINHO İLE ÇALIŞMAYI KİM İSTEMEZ"
Ankaraspor'dayken başımıza Jürgen Röber gelmişti. Hertha Berlin'i ikinci ligden birinci lige çıkaran ve Avrupa'ya da götüren bir teknik direktördü. 1-1.5 ay kadar onunla çalıştım ama çalıştırma tarzı, oyuncularla ikili diyaloğu çok farklıydı. Çalıştığım en iyi antrenör diyebilirim. Fatih Terim, Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi teknik adam söyleyebilirim. Ardından Bursaspor'u şampiyon yapan ve şimdiki hocamız Ertuğrul Sağlam'ın yeri bende farklıdır. Avrupa'da da kim Jose Mourinho ile çalışmayı istemez ki...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle