Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başka namaz

BEN bunu görmüştüm! Görmüştüm ve de methiyesini yazmıştım!<br><br>Kadınların ve erkeklerin ortak biçimde namaz kılmasını kastediyorum.

1995 Saraybosna’sındaydı ve Çetnik "keklikçi"nin şarapneli tepemizde uçuşuyordu.

Başçarşı içindeki "Gazi Hüsrev Begova Camii"nde de, beraber niyete durmuş olan her iki cinsiyetten insanlar, secdeye mihráb önünde yine beraber alın vardırıyorlardı.

Hanımların kimisi kısmen hicába bürünmüştü, kimisi ise açık saç salmıştı.

Ve şüphem yok ki, Allah Boşnak Müslümanların dua ve ibádetini yüce eylemiştir.

* * *

SONRA, aynı şeyi İslam coğrafyasının tam zıt kutbunda, tá Uzak Asya’da da gördüm.

Öz be öz Han etnisiteye mensup oldukları için kendilerine "Hui" denilen Çin Müslümanları, Şian kentindeki "Büyük Camii"de yine kadın - erkek namaza duruyordu.

Ayrıyeten, onların bir de sırf dişi cinsiyeti kapsayan ve tamamen hanım imamların yönettiği "kingzen musi" ibadethaneleri olduğunu biliyorum.

Zaten, bu kez kendim görmedim ama kitábiyattan biliyorum, aynı Sarı Asya’dan Kara Afrika’ya, genel "ümmet-i Muhammedî"nin kadın - erkek ilişkileri, ibadet tarzları da dahil, bizim esas olarak Arap ekseninde tanıdığımız "din kültürü"nden büyük farklılıklar içeriyor.

Háttá öyle ki, örneğin Turabi dönemi Sudan’ı en katı Şeriat kaidelerini uygularken bile, zenci kadın Müslümanların "tam anlamıyla" (!) hicába bürünmesi bir türlü beceremedi.

Nihayetinde de, deyim yerindeyse, ûlema "ipin ucunu koyvermek" zorunda kaldı.

O halde?

* * *

O haldesi şu ki, istisnasız bütün dinlerde, her türlü ibadetin iki temel boyutu vardır.

Birincisi tamamen "manevi" ve "imani"dir!

Bu, "inanan"ın, yani İslámi deyimi kullanırsak "kûl" veya "Mûmin"in "inanılan" la; tekrar İslami deyimde "Rabb"la sürdürdüğü sonsuz mahrem ve özel ilişkiye tekabül eder.

Eğer inanç benliğe yerleşmişse, sadece kelime-i şehadet getirmek de bir ibadettir.

Tıpkı, Ramazan’a ek olarak üç aylar orucunu tutmanın da ibadete dahil olması gibi...

Dolayısıyla, inanç tezahüründeki belirleyici nokta, bizatihi o "inanç"ın tá kendisidir!

Buna karşılık, yerleşik İslam kültür ve adábından farklı olarak, Saraybosna’nın bir "Gazi Hüsrev Begova" veya Şian’ın bir "Büyük Camii"lerinde kadın ve erkeklerin birlikte secdeye varıyor olması ibadetin ikinci boyutuna girer.

Subaşı Camii’nde yine kadın - erkek edá edilen Cuma namazı da aynı kategoriye girer.

* * *

BURADA, genel boyutu daha iyi anlamlaştırdığı ve hepsini toparlamak imkánını tanıdığı için, Frenk kökenli "ritüel" kelimesini kullanmak daha yararlı olacak.

Zira, ibadetin temel şıkkı "imani maneviyat"sa, hiç şüphesiz yine her dinde "ritüel"; yani o "iman"ın "zahiri" yansımasını kurallaştıran "biçim" hemen onun ardından gelir.

İş artık "mahrem" ve "özel" olmaktan çıkıp, "aleniyet" kazanır.

Ve her türlü "açık ibadet" ister istemez kural denetimi getirdiği; dolayısıyla da, ûlema veya ruhban türünden "aracı" bir "denetim mekanizması"na ortam yarattığı için, "inanan"ın o "inanç"ını "inandığı"na sunuş yöntemi "dogma" terazisinde tartılır olur.

Bir anlamda "zahiri şekil" öne çıkar ki, artık "manevi öz"ü de belirlemeye başlar.

Zaten de, yeryüzündeki bütün dinlerde, bütün kıyametler hep buradan kopmuştur.

* * *

İŞTE, Üsküdar Subaşı Camii’nde kadın ? erkek ortak kılınan ve Rabb’ın kabul ve mübarek eyleyeceğinden kuşku duymadığım namaz ritüeli de aynı tür bir kıyamet kopartıyor.

Konuyu cumartesi günü bu çerçevede irdeleyeceğim.
X