Başka bir poşetle markete girersen başına ne gelir?

Uzun zamandır, sokağa her çıkışımda birileri kalbimi kırıyor.

Otobüste yanımda oturan kadın, taksinin şoförü, market çalışanı, sinemada arkamda oturan adam, alışveriş merkezinin güvenlik görevlisi... Eve hep mutsuz ya da gergin dönüyorum. Eve kapanmak, hiç kimseyle karşılaşmamak istiyorum.

"Kalbim kırılıyor" pek bir çıtkırıldım geliyor kulağa, biliyorum, ama hissettiğim bu. İstanbul’da herkes nezaketi unutmuş gibi. Otobüsteki kadına, sinemadaki adama yapabilecek bir şey yok. Sinirleriniz sağlamsa ikaz edip, kavgayı göze alabilirsiniz en fazla.

Ama market, mağaza, alışveriş merkezi görevlileri işlerinin başındayken müşterilere nezaket göstermeli değil mi. Nasıl konuşacağını bilmeli. Bu konuda eğitilmeli.

*

Benim mahallemde tek bir süpermarket var; Dia. Çünkü bizim mahalle hálá etin kasaptan, sebze meyvenin manavdan, ekmeğin fırından alındığı bir mahalle. Ama işten geç bir saatte dönerken, bütün dükkanlar kapanmışken açık olan tek yer süpermarket. Ve ben yaklaşık 5 yıl önce açıldığından beri haftada birkaç kez bu marketten alışveriş yapıyorum.

Hafta başında yine gittim. Kapıdan girdim, elime sepeti aldım, turnikeden geçerken arkamdan biri seslendi: Hanfendi elinizdeki poşeti verir misiniz?

Döndüm, tanımadığım genç bir adam, yeni çalışmaya başlamış olmalı. Daha önce hiç böyle bir taleple karşılaşmadığımdan dolayı aptal aptal baktığım için yineledi: Elinizde poşetle giremezsiniz.

Elimdeki poşet, kağıttan bir hediye paketi aslında. İçinde tam poşetin ebadında bir kutu var. Hiç boş yer yok yani.

Neden, diye sordum. Espri olsun diye de "İçine raflardan bir şey atarım diye mi istiyorsunuz" dedim.

Cevabı kuru bir "evet" oldu. Ve inanın espri yapmıyordu.

Başımdan aşağı kaynar sular indi sanki. Adam karşıma geçmiş, sen bu market için potansiyel hırsızsın, diyordu işte.

Siz ne dediğinizin farkında mısınız, diye sordum. Kusura bakmayın kural böyle, dedi.

Alışveriş sepetini olduğu yere bırakıp çıktım. Bir daha asla o marketten alışveriş yapmamaya da yemin ettim.

O günden beri herkese soruyorum; sizin başınıza da bunlar geliyor mu, diye. Böylece öğrendim ki, Migros yanınızda getirdiğiniz poşetlere el koymuyormuş ama ağzını bantlıyormuş. Meğer kardeşim, daha birkaç gün önce, başka bir markette, aynı meseleden dolayı görevliler tarafından azarlanmış.

Dünyanın her yerinde marketlerden bir şeyler araklanır. Buna karşı kamera sistemleri kurulur, başka önlemler alınır. İçeri yabancı poşet sokulmasını engellemek de bir yöntem olabilir ama her durumda kimseye hırsız muamelesi yapılmamalı.

Bir de şu var tabii, ben neden bana ait bir şeyi hiç tanımadığım birine emanet edeyim? O gün elimdekini merketteki görevliye verseydim, duvar dibinde kuytu bir köşeye bırakıverecekti. Bunun için ayrılmış bir dolap yoktu.

Madem marketler hırsızlıkla mücadelede bu yöntemi kullanmakta kararlılar, o zaman önce çalışanlarına meramlarını nazik bir dille anlatmak üzere eğitim versinler. Ve tüm şubelerine anahtarın müşteride kalacağı kilitli dolaplar yerleştirsinler.

Ben kendi adıma, elimdekilere kafasına göre el koymaya kalkan hiçbir yerden alışveriş yapmayacağım.
Yazarın Tüm Yazıları