Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Basın tarihi çatlayacak

LİNÇ kampanyaları aziz ve muhterem basınımızın kökleşmiş gelenekleri arasındadır. Bazı arkadaşlar her fırsatta bu kampanyaları düzenleme üstatlarıdır.

İktidar yalakalığı aziz ve muhterem basınımızın kökleşmiş gelenekleri arasındadır. Bazı arkadaşlar her krala soytarılıkta önde gidenlerdir.
Meslektaşını ihbar, iktidar üzerinden vole vurmak (ama siyasi, ama sosyal, ama maddi), başarıyı hazımsızlık, kıskançlık, yalancılık, saygısızlık, akla ne geliyorsa, aziz ve muhterem basınımızın kökleşmiş gelenekleri arasındadır.
Açın Pandora’nın kutusunu, içinden hangi kötülük çıkıyorsa, Basın Tarihi Müzesine kaldırın. Ta işgal İstanbul’undan darbelere, dün ve bugün, tek parti dönemlerinden demokrasinin yaygın olduğu yıllara kadar atışmalar, kışkırtmalar, ihbar furyaları hiç eksik değil.
KÜFÜRBAZLIK
Tabii bir de, unutkanlık. Hazret bugün demokrasi havarisi, darbe dönemi yazılarına bakın, en kral askerci. Ya da şu veya bu parti muhalefette iken, o partinin amansız düşmanı, o parti iktidara gelirse, hazret el pençe divan.
Küfürbazları, yazı adı altında her türlü terbiyesizliği iş edinen cambazları es geçmek olmaz.
Bunların hepsinden aziz ve muhterem basınımızda bol miktarda var. Hele de, son yıllarda bu miktardaki artış Basın Tarihine malzeme sağlama rekoru kırıyor.
28 ŞUBAT
Bu paha biçilmez özelliklerin günümüzde farklı konularda odaklandığını görmek mümkün. Örneğin, 28 Şubat’tan hesap sormakta.
Türkiye darbelerle yüzleşiyor. Çok güzel. Hepsini soruşturmakta yarar var. Çok güzel. Hatta, bunun için Meclis’te bir de, “Darbeleri Araştırma Komisyonu” kuruluyor, çok güzel.
Ne var ki, iktidarın sözcüsü basının derdi, varsa, yoksa 28 Şubat. Nerede diğer darbeler? 12 Eylül ne çıkacağı belirsiz yargılama sürecinde. 12 Mart nerede, nerede 27 Mayıs? Onlardan ses yok.
1960’lar, 70’ler çok geride. O yılların ünlü kalemlerinden hayatta kalan çok az gazeteci var. Onlarla kim uğraşacak?
Ama, 28 Şubat döneminde gazetecilik yapanlar bugün de aynı işi sürdürüyor.  Kimi köşe yazarı, kimi yönetici, kimi sorumlu bir konumda. Kaldı ki, onların da 28 Şubat’a ne kadar su taşıdıkları çok tartışmalı.
Olay ince bir tezgah, kaba bir kampanya. Amaç, 28 Şubat’ta adı geçtiği söylenen gazetecileri tehdit ederek, bütün basını susturmak.
ORMAN YANGINI GİBİ
İktidarın sözcülüğüne soyunmuş adamların haline bakın. Ellerinde davul, her gün birilerinin arkasından, çal babam çal. İktidarla el ele, farklı bir düşünceyi, bir eleştiriyi orman yangını gibi görüyor. Görmese bile, davul çalmak parayla değil ya.
Ben yarını bekliyorum. İktidar değiştiğinde bunların halini görmek istiyorum. Biliyorum, yeni iktidarın kuyruğuna önce onlar girecek.
Tek tek gazetecilerle uğraşmak, onları kovdurmak, TV’lerde programları ayarlamak, patronları hukuka aykırı köşeye sıkıştırmak dahil, iktidar ve ona bağlı gazeteciler ve bugün yapılan gazetecilik ileride öyle bir yazılacak ki, Basın Tarihi çatlayacak.

Zamlar Suriyeliler için mi

HER zaman olduğu gibi, yapay gündemin yanı sıra, bir de gerçek gündem var. O gündem on milyar liraya ulaşacağı söylenen zam paketi.
Dün ayrıntılı yazıyorum. Bugün bir başka açıdan tekrara ihtiyaç var. Zamlar bütçe açığı nedeniyle. Gelirler azalmış, gelir artışı yavaşlamış durumda.
Buna karşılık, harcamalar artmış bulunuyor. Önce personel alımlarından dolayı.
İkincisi, sosyal güvenlik harcamaları. Bu para nereye gidiyor? Sakın Suriyeli muhaliflerin kamp harcamalarına gitmesin?
O muhaliflerin sayısı 80 bini aşmış. Kim besliyor onları? Hangi parayla? 80 bin kişi için günde ne kadar para harcanıyor? Kamplar kurulduğundan bu yana, harcanan para ne kadar?
İzlenen yanlış Suriye politikasının parası bizim cebimizden mi çıkacak?

Bir defaya mahsus

AVRUPA’nın pek çok ülkesinde ekonomik kriz. Dünyanın çeşitli bölgelerinde ekonomik kriz. Neyse ki, biz bu krizi şimdilik yaşamıyoruz.
IMF ve G-20’den bize bir uyarı var: “Siz krizi yaşamıyorsunuz, ama bu durum kalıcı değil ve belki de bir defaya mahsus”.
IMF bugünlerde Türkiye’de. Temel nokta, ekonomide rahatlığın kalıcı olmayışı. Bir de, sıcak para kesilirse...

X