Gündem Haberleri

    Başbuğ'un tutuklanmasına tepkiler

    Hürriyet Haber
    07.01.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    ABD, AB ve Siyasiler, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanmasını değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Gül, ''Mahkeme kararı olmadan kimse suçlu ilan edilemez. Herkes hukuk karşısında eşittir, soğukkanlı yaklaşılmalı'' dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu ise Başbuğ'un tutuklanmasının 'Uludere'nin perdelenmesi' için yapıldığını iddia etti.

    ABD: Yargılama adil olsun

    BAŞBUĞ’un tutuklanması ABD tarafından da yakından izleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland, basın toplantısında bir soru üzerine şunları söyledi: “Bu konuyla ilgili gelişmeleri tabii ki takip ediyoruz. ‘Ergenekon’ epey yüksek profilli dava. Türk hükümetine, bu davalarla ilgili inceleme ve kovuşturmaların şeffaf ilerlemesi ve tüm sanıkların uluslararası standartlara uygun adil bir sürece tabi tutulmasının sağlanması çağrısında bulunduk. Bu tabii ki, eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ için de geçerli olmalı.”

    AB: Zorunlu halde tutukla

    Avrupa Birliği, Başbuğ’un tutuklanmasıyla ilgili açıklamada, bu türlü davaları, “Demokratik kurumların uygun işleyişi ve hukukun üstünlüğünü güçlendirmek için bir fırsat” olarak niteledi. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle’nin sözcüsü Peter Stano, yargılama sürecinde sanık haklarının ihlal edilmemesi gereğine defalarca dikkat çektiklerini de belirterek şunları söyledi: “Tutuklu yargılama tedbirinin sadece zorunlu durumlarda kullanılması için azami çaba gösterilmelidir. Adli sürecin kalitesi ve sanık haklarına saygı açısından tutukluluk süreleri asgariye indirilmeli. Kamuoyunun ilgisini çeken bu tür durumlarda bilgiler savcılık ya da mahkemelerce sağlanmalıdır. Bu tür endişelerin giderilmemesi halkta davaların meşruiyetinin sorgulanmasına neden olabilir.”

    DIŞ BASINDAN TEPKİLER

    Cumhurbaşkanı Gül: Herkes hukuk karşısında eşittir

    Hukuk düzeni içinde bir yargılama sürecine şahit oluyoruz. Herkesin hukuk sistemi içinde sorumluluğu vardır. Dolasıyla herkes hukuk karşısında eşittir. Mahkeme kararı olmadan kimse suçlu ilan edilemez. Soğukkanlı yaklaşılmalı'' dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:  İktidarın istediğini yapıyorlar

    Özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtan birer mahkeme olmadığını, bunların siyasi otoritenin aldığı kararları onaylayan mahkeme olduğunu daha önce ifade etmiştim. Aynı düşüncemi sürdürüyorum. Kaldı ki Anayasa'nın bir maddesi var, Genelkurmay başkanlarının Yüce Divan'da yargılanacağına ilişkin. Bu bile atlanıyor. Burada katledilen bir hukuk. Öyle bakmamız lazım.
    Bugüne kadar Ak Parti'nin aleyhine gelişen bir olayın ardından buna benzer operasyonlar ortaya çıktı. Bu bir tek örnek değil ki onlarca örnek var. Uludere'nin perdelenmesi için bunun yapıldığı belli.
    Bu sürecin nerede biteceği belli değil zaten. Bu süreci belirleyen iktidar, Hükümet... Hatırlarsınız Sayın Başbakan 'Ben bu davaların savcısıyım' demişti. Dolayısıyla bu süreç nerede biter, kimi kapsar? AKP'ye yönelik, AKP'yi sıkıştıran, AKP'nin aleyhine olaylar olduğu zaman, AKP belli noktalarda köşeye sıkıştığı zaman, Devlet Güvenlik Mahkemeleri, savcılar harekete geçecek, birilerini daha içeriye alacaktır. Zamanlamaya öyle bakmamız gerekiyor.
    (Milli Savunma Bakanı'nın da İnternet Andıcı'nda onayı olduğu iddiası) Bir bakan imza atmışsa, onay alınmışsa, bakan o sorumluluktan kaçınamaz. Çünkü bürokraside bir olayın gerçekleşmesi, bakan makamının onayına bağlıysa, bakan onaylamadığı sürece o olayı bürokrasi gerçekleştiremez. Ancak bakan onaylayıp 'evet bunu yapabilirsiniz' dedikten sonra, bürokrasi harekete geçer. Milli Savunma Bakanının bundan kaçınma şansı da yoktur.

    HUKUKÇULARDAN YÜCE DİVAN AÇIKLAMASI

    İŞTE KILIÇDAROĞLU'NUN AÇIKLAMALARI / WEB TV

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:  AKP'nin lekeli siciline eklenecek

    Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un internet andıcı isimli darbe plan ve hazırlığı kapsamında tutuklanması Türkiye'nin karşılaştığı en önemli sorunlarından birisi olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin zirvesinde iki yıl görev yapan bir şahsiyetin, terör örgütü kurmaktan ve yönetmekten dolayı böylesi bir yaptırıma maruz kalması çok vahim bir hadise olarak gündeme damgasını vurmuştur.
    Elbette suçu kesinleşmeden hiç kimseye suçlu muamelesi yapılamayacağı yürürlükteki hukuk kaidelerinden birisi ve ön önemlilerindendir. Masumiyet karinesi esas alınarak tutukluluğun hak kayıplarına ortam hazırlamaması, peşin hükümler ve ön yargıların sürecin yönünü ve içeriğini tayin etmemesi esas olmalıdır.
    Artık iyice şirazesinden çıkan darbe soruşturma ve iddialarının nerede duracağı ve kimleri kapsamına alacağı belirsiz ve şaibeli bir duruma gelmiştir

    Peşin hükümler ve ön yargıların sürecin yönünü ve içeriğini tayin etmemesi esas olmalıdır. Bölücü terörle mücadelede eşsiz kahramanlıklar sergileyen TSK’nın en üst mevkilerinde bulunmuş komutanları terör ve örgüt kavramlarıyla ilişkilendirmek ve asıl fail gibi sunmak ayıp ve vebal olarak AKP’nin lekeli siciline eklenecektir. TSK’nın ve mensuplarının terör örgütü kurmanın üssü olarak takdim edilmesi önü alınamayacak kriz ve kaoslara meydan verecektir. Milletimiz TSK'ya içtenlikle destek olmakta ve bağrına basmaktadır.

    İŞTE BAHÇELİ'NİN AÇIKLAMASININ TAMAMI

    Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz: Bu süreci en kısa sürede neticelendirmek Türkiye'nin lehine

    Türkiye bir hukuk devleti. Hukuk devletinde birçok ilkeleri var ama bu ilkelerinden bir tanesi de masumiyet karinesi. Masumiyet karinesi, herkesi aksi mahkeme kararıyla ispat edilene kadar masum kabul etmek gerekir. Hukuk devleti içerisinde bu süreci en kısa zamanda neticelendirmek Türkiye'nin lehinedir. Uzatıldığı zaman sizin de yapmış olduğunuz yorumlar gibi bu yorumların hiçbirisinin Türkiye'ye katkı getirmeyeceğini düşünüyorum. Ne kadar kısa sürede hukuk devletinin gereği olarak masumiyet karinesi de göz önüne alınarak bir karara bağlanırsa bu Türkiye'nin lehine olur

    Gelişmeyi görmeliyiz

    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay: Önemli bir olay. Yargıdaki gelişmeleri görmek durumundayız. Adaletin adaletli ve çabuk olması gerekir. İlker Başbuğ’u biz atadık. Doğrudur. Ama yürüyen soruşturma çok teknik bir konuda. Ben de ayrıntıyı bilmiyorum. Dosyada neler var bilmek mümkün değil. Değerli bir çalışma arkadaşımız, onda şüphe yok. Biz atadık, bizim iktidarımız döneminde atandı ve uzun yıllar beraber çalıştık. Gerek terörle mücadele olsun, gerek MGK’da beraber çalıştık. Onda şüphe yok. (Kılıçdaroğlu’nun ‘Siyaset karar verdi’ sözleri) Hayır. (Özel yetkili mahkemeler) Bunlar hukuk sistemi içinde tartışılır. Bunlar yasama organının görevidir. Yasama organı çalışır, değerlendirir.

    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: Kısa sürede bitmeli

    Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti. Hukuki süreçlerde, bu süreç devam ederken peşinen yargılarda bulunmak doğru değil. Önemli olan bu hukuki sürecin en kısa sürede tamamlanması ve gereksiz spekülasyonların önüne geçilmesidir. Ümit ederiz, bu hukuki süreç en kısa sürede tamamlanır ve hukuk devleti önünde bütün vatandaşlar zaten eşit konumdadır. Bu çerçevede ben hukuki sürecin bir an önce tamamlanmasının büyük önem taşıdığı kanaatindeyim.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik: TSK’ya dönük değil

    1960’dan sonra ilk kez bir Genelkurmay Başkanı tutuklandı ama bu süreç içerisinde başbakanlar, cumhurbaşkanları, bakanların da yargılandığını biliyoruz. Bir tarafta bir iddia makamı var, diğer tarafta da savunmasını yapacak taraf var. TSK terörle mücadele etti, etmeye devam edecek. Bu şahsa dönük, kişisel olayı Silahlı Kuvvetler’e dönük olarak değerlendirmek doğru olmaz. Dosyalar ortaya çıkınca daha sağlıklı değerlendirme yapma imkanımız olabilir. Bu olay basit bir olay değil.

    BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: Sıradan bir olay değil

    Başbuğ’un tutuklanması sıradan bir olay değil. Hükümet bir taşla bir kaç kuş vurmaya çalışıyor. Derin yapılardan hesap sorarken, kendi derin yapısını oluşturuyor. Makamı ne olursa olsun suç işleyenlerden adil bir yargılama ile hesap sorulması da elbetteki gereklidir. Fakat bütün bunlar iktidarın siyasi amaçları ve çıkarları içinde kullanılamaz. Başbuğ’un özellikle bölgede görev yaptığı yıllarda köy yakmalar ve faili meçhul cinayetler yaygındır. O suçlarla ilgili sorumluluğunun da soruşturulması gerekir.

    BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Hukuk herkese dokunabilmeli

    Başbuğ'un tutuklanması hukukun işidir, hukuk herkese dokunabilmelidir. Hukuk, cumhurbaşkanına, başbakana, genelkurmay başkanına da dokunmalıdır ama, millete pervasızca saldıran, vatandaşları bölen eylemler ve söylemlerden kaçınmayan PKK'nın sözde milletvekillerine, PKK'nın dilli şeytanlarına da hukukun dokunmasını bekliyoruz

    DSP Genel Başkanı Masum Türker: Sıra işadamlarında

    Bilmediğimiz nedenlerle kuvvetli delillerle suçlanabilir ama TSK’nın birinci derecedeki komutanının, terörle mücadele eden bir komutanın terörle ve terörist olarak nitelendirilerek suçlanması, üzerinde çok düşünülecek bir konudur. Başbuğ’un tutuklanmasını, Türkiye’de hiç kimsenin güvenliğinin kalmadığı noktasında değerlendirmek gerekir. Hâkimlerimizin önünde sunulan kanunların artık hukuksuzluk ürettiğini üzülerek değerlendiriyoruz. Tutuklanmasını özellikle bir güç gösterisi olarak değerlendiriyorum. Sıra yakın zamanda büyük işadamlarımıza gelecek, medya sahiplerine gelecek.

    ANAVATAN Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi: Tam hukuk skandalı

    İddialar yüzde yüz doğru da olsa özel yetkili mahkeme görevi ile ilgili suçlanan Başbuğ’u sorgulayıp tutuklayamaz. Bu hukuk skandalıdır. Ancak Yüce Divan’da yargılanabilir. Ne diyor Anayasa’nın 148’inci maddesi; Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan’da yargılanırlar. Yüce Divan’da, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcı vekili yapar.

    MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri: Mahkeme siyasallaştı

    Yargılanma yeri noktasında bir tereddüt var. Yüce Divan’da yargılanması lazım. Mahkeme yetkisiz ise tutuklama ne anlama geliyor. Özel yetkili mahkemeler fena halde siyasallaşmışlar. Türkiye yarı hegomonik bir parti ve devlet yapılanmasına doğru gidiyor.

    Başbakan tanık olarak ifade versin

    CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, İlker Başbuğ’un tutuklanmasıyla ilgili  şunları söyledi: “Kendisi hangi hükümet döneminde görev aldı, kendisini o göreve kim atadı, kiminle birlikte çalıştı? İdari olarak Başbakan sorumludur. Çünkü Genelkurmay Başkanı, Başbakan’a bağlı. Bu 2 senedir süren davada Sayın Başbakan da gitsin tanık olarak ifadesini versin o zaman.”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak: Çok mu sevindirici bir olay

    Hükümet, Başbuğ ile birlikte 2 yıl çalıştı. Eğer o dönemde, Başbuğ bir darbe hazırlığı içindeyse, hükümet de buna göz yumarak, suç ortağı durumuna düşmüştür. Bunun dikkatlerden kaçmaması gerekiyor. Yargılanmanın çok daha medeni şekilde yapılmasına imkan verecek yöntemler var. Nedense bu yöntemlere hiç bir şekilde başvurulmuyor. Başbuğ, emekli olalı 1,5 yıl olmuş. Böyle bir davada böyle bir iddia varsa, tabii ki soruşturulsun, ama tutuklanarak mı soruşturulması gerekiyor? Türkiye'de bu olay bir ilk diye de gazetelerde manşetler çıkıyor. Bunun nesi bir ilk? Bir Genelkurmay başkanının Türkiye'de tutuklanması çok mu sevindirici bir olay?


     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı