Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Başbuğ hakkındaki iddianame kabul edildi

    Cem TURSUN / İSTANBUL, (DHA)
    15 Şubat 2012 - 11:34Son Güncelleme : 15 Şubat 2012 - 14:13

    Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında İnternet Andıcı soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Karar, Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üye hakimler Sedat Sami Haşıloğlu ile Ercan Fırat'ın oy birliğiyle kabul edildi.

    Mahkeme, davanın İnternet Andıcı davasıyla birleştirilme talebi tensip zaptıyla birlikte açıklanacağını bildirdi.

    "MEVCUT KANUNLARA GÖRE TERÖR SUÇU"

    Mahkemenin iddianame değerlendirmesi kararından "Mevcut kanunlara göre terör suçu olarak kabul edilen Türkiye Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, bu amaçla silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçlarını işlediği iddiasıyla şüpheli Mehmet İlker Başbuğ hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının gönderdiği iddianame ve ekleri incelenmiş, yüklenene suçları oluşturan olaylar ile mevcut delillerin ilişkilendirildiği, şüpheli ile ilgili lehte ve aleyhe unsurların bulunduğu iddianamede görev konusunda yapılan açıklamalar dikkate alınarak iddianamenin kabulüne karar verilmiştir" denildi.

    TEK ŞÜPHELİ BAŞBUĞ

    Özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianamede Başbuğ tek şüpheli olarak yer alıyor. Başbuğ’un “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi ve “Ergenekon terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.

    İddianamede Ergenekon soruşturmasının halen devam ettiği ve bu soruşturma kapsamında iddia edilen Ergenekon silahlı terör örgütünün uygulamış olduğu psikolojik harekat faaliyetleri kapsamında Hasan Iğsız, Mehmet Eröz, Mustafa Bakıcı, Hüseyin Nusret Taşdeler'in yargılandığı İnternet Andıcı davasına da değinilerek "Şüpheli Mehmet İlker Başbuğ'un Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde, örgütün hedefleri doğrultusunda halen devam etmekte olan iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütü soruşturmaları kovuşturmalarını, kara propaganda yöntemleri ile hedef aldığını göstermiştir" denildi.

    "NEDEN ÖZEL YETKİLİ SAVCILIK"

    İddianamenin "görev ve yetkiye ilişkin açıklamalar" başlıklı bölümünde soruşturmanın neden Askeri yargının ve Yüce divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi tarafından değil de özel yetkili Cumhuriyet Savcılığınca yapıldığı detaylı olarak açıklanarak, "Şüphelinin suç tarihinde Genelkurmay Başkanı olarak görev yapıyor olması nedeniyle eylemlerine ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın hangi adli makam tarafından yapılması gerektiği konusu üzerinde durulmalıdır. 1-) Askeri Yargının görevli olmadığına ilişkin açıklama:
    Ceza Muhakemesi Kanununun 250. maddesinin 5918 sayılı Kanunla değişik birinci ve üçüncü fıkraları; '(1) Türk Ceza Kanununda yer alan; c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318,319, 323, 324, 325 ve 332 nci Maddeler hariç), Dolayısıyla açılan davalar; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür.Birinci fıkrada belirtilen suçları isleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla görevlendirilmiş Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve sıkıyönetim halinde asker mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır' şeklindeki hüküm nedeniyle suç tarihinde asker kişi olan şüphelinin işlediği TCK'nın 312. maddesinde düzenlenen 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" ile 314. maddede düzenlenen "silahlı örgüt yönetme' suçlarının soruşturması ve kovuşturması CMK'nın 250. Maddesi ile yetkili C.Savcılıkları ve mahkemelerine aittir" ifadelerine yer verildi.

    İDDİANAME 8 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR

    İddianamenin "toplanan deliller" bölümünde ise, "Psikolojik harekat", "İrticayla mücadele eylem planı ve proje adlı belge", "İnternet siteleri andıcı" "İnternet siteleriyle ilgili yazışmalar", "internet sitelerin içerikleri", "şüpheli ve sanık beyanları", "soruşturma ve yargılamaları etkileme ve itibarsızlaştırma" ve "diğer deliller" olmak üzere 8 bölümden oluşuyor. İddianamenin "genel değerlendirme ve talep" bölümünde ise Türk Silahlı Kuvvetlerinde örgütlenen hukuk dışı bu yapılanmanın olduğu iddiası detaylı olarak anlatılarak, "Bu yapı bir andan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya yönelik planlar hazırlayıp bunları hayata geçirmek için faaliyet yürüttüğü diğer yandan bu faaliyetlerin deşifre olması ile birlikte suç delillerini kararttığı ve gizlediği, halen yargılanması devam eden sanıkların şüpheli liderliğinde örgütlendiği anlaşılmıştır" deniliyor.

    BALBAY GÖRÜŞMESİ DE İDDİANAMEDE

    İddianamede, Ergenekon davasının tutuklu sanığı Mustafa Ali Balbay'a ait günlüklerde Başbuğ’un Genelkurmay ikinci başkanı olduğu dönemde Balbay ile görüşmelerinin olduğunu gösterir bilgilerin yer aldığı belirtildi. Başbuğ’un Balbay ile görüşmelerinin olduğunu 5 Ocak 2012 tarihli savcılık ifadesinde doğruladığı anlatıldı. 9 Ocak 2004 tarihli görüşmenin Balbay'ın ‘Köşk zirvesinin sonuçları’ başlıklı köşe yazısı ile ilgili olduğu kaydedildi. Yazıdaki kaynağın TSK'dan Mustafa Balbay'a sızdırılan Kıbrıs ile ilgili gizli bazı belgeler olduğu ve bu bilgilerin kurumu zor durumda bıraktığı, Başbuğ'un ise Balbay'dan haber kaynağını öğrenmeye çalıştığı belirtildi.

    "ÖRGÜTSEL İLİŞKİ VE İRTİBAT VAR"

    Balbay'ın ise kaynağını söylemediği ve elinde bu konu ile ilgili daha çok belge olduğunu belirttiği anlatıldı. Balbay'ın yazısının kendilerini çok yaraladığını ve zarar verdiğini belirten Başbuğ’un, "Sayın Balbay, biz sizi seviyoruz. Cumhuriyeti seviyoruz. Kendi içimizde yaptığımız değerlendirmelere sizlerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin zarar görmemesi gerektiğine inanan, yurtsever insanlar olduğunuzu konuştuk. TSK'ya zarar vermek isteyen bir yığın çevre var. Bunları siz de biliyorsunuz. Şimdi karşıda onlar varken, bizim sizi karşımıza almamız, Cumhuriyetle karşı karşıya gelmemiz istenmeyen bir durum. Olayı şöyle alın, devam eden bir süreç var. Bizim çalışmalarımız var. Ve tam bu sırada sizin haber çıkıyor. Ben sizin bunu kötü bir niyetle yapmadığınızı biliyorum ama, biz çok yaralandık." dediği ifade edildi. Savcının konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Bu haliyle şüpheli İlker Başbuğ'un bağlı bulunduğu kurumu zor durumda bırakan bir bilgi sızması neticesinde ortaya çıkan durum karşısında kurumun menfaatlerini savunmaması, Mustafa Balbay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik görüşmenin başında dile getirdiği hususların şüphelinin örgütsel ilişki ve irtibatının bir sonucu olduğu anlaşılmıştır." denildi.

    "SİTELERDEKİ HABER KAPATMA DAVASINA DELİL"

    İnternet andıcı iddianamesinde soruşturma konusu sitelerden birinden alınan bir haberin, AK Parti’nin kapatılma davasına delil olarak konduğu belirtildi. İddianamede ‘AK Parti'ye açılan kapatma davası ek delil klasörlerinin dosya muhteviliyatı ile karşılaştırması’ başlığı altında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gönderdiği AK Parti hakkında 2007 yılında açılan kapatma davası iddianamesinin ek delil klasörlerinin incelendiği anlatıldı. İncelemede, “Soruşturma konusu internet sitelerinden olan irtica.org isimli sitenin 2 Ekim 2007 tarihli ana sayfasının, kapatma davası 14. ek klasör 94. dizisinde delil olarak dosyaya eklendiği, bu ana sayfada yer alan haberin ise ‘Apronda Namaz Şovu’ başlıklı olduğu tespit edilmiştir." denildi.

    Yine farklı tarihlerde farklı basın yayın kuruluşlarında yer alan, aynı zamanda irtica.org isimli sitede de yayınlanan, "İşte AKP'nin Meclisi, AKP'nin Türban Planı, AKP türbana dolandı, Kız Yurdunda Zikir Sesleri, Fatih Camisinde Laiklik Karşıtı Gösteri, Cami Önünde Cihat Çağrısı, Lisede Toplu Namaz, Yurtlarda Mescit dönemi gibi başlıklara sahip yazıların AK Parti hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan kapatma davasının ek delil klasörlerinde de delil olarak yer aldığı tespit edilmiştir." denildi.

    BAŞBUĞ İÇİN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTEMİ

    BAŞBUĞ'UN AVUKATINDAN İDDİANAME AÇIKLAMASI

     

    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı