Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başbakanlık olmadı, parti başkanlığı verelim!

Cüneyt ÜLSEVER

Gazetelerin bildirdiğine göre son anda başbakanlığı ‘‘bacı kündesi’’ ile kaçıran Yalım Erez'e bu kez DTP Genel Başkanlığı münasip bulunmuş. Bu şekilde son aylarda veremli kızlar gibi erim erim eriyen DTP'ye yeni bir heyecan kazandırılacakmış!

Hemen başta bir noktayı vurgulayayım: Şayet, Hüsamettin Cindoruk koltuğunu kendi eliyle Yalım Erez'e teslim ederse bu tutum Türk siyasi geleneğinin tanımadığı çok asil bir davranış olur!

Ancak, konunun arkasında yatan cinlik (!) Türkiye'de bazı aklı evvellerin yaşanan hayattan hiç ama hiç ders almadıklarının da açık bir göstergesi: ‘‘Benim oğlum bina okur, döner döner bir daha okur!’’

İster bu beyhude çabalara genel bir isim koyup toplum mühendisliği deyin, ister son versiyonunu 28 Şubat süreci olarak isimlendirin, kerameti kendisinden menkul bir avuç insan Türkiye'de siyaseti akıllarının öngördüğü gibi şekillendirme hastalığından, her seferinde hüsrana uğrasalar dahi vazgeçmiyorlar.

Onlar her daim Türk milleti için neyin faydalı, neyin zararlı olduğunu biliyorlar! Ve millete danışmaya ihtiyacı dahi duymadan projelerini, ellerinde tuttukları güçten de cesaret alarak, açıkça dayatıyorlar.

DTP, 54. hükümetin, havada yakıt ikmali yaparken, ‘‘siyasi mülahazalar’’ ile düşürülmesi sırasında palyatif olarak var edilen 55. hükümete payandalık etmek amacı ile kurulan sanal bir parti! O zaman itibariyle elinde dayatma imkánı bulunanlar DTP'yi Tansu Çiller'i sahalardan silecek bir alet olarak da görmüşlerdi.

Ancak, yağmadı yağmur, esmedi rüzgár!

55. hükümet sunni teneffüs ile 1.5 yıl yaşadı ve ona zamanında bizzat neşv-i nüma veren Meclis aritmetiği tarafından yıkıldı.

Bir dönemde siyasi varlık gerekçesini ‘‘o kadın’’ üzerine kuran, salt negatif enerji ile var olan, herhangi bir proje üretmekten aciz DTP de millet indinde herhangi bir teveccüh kazanamadı ve prematüre bir bebek gibi var olma süreci yaşayamadan yok olma sürecine girdi.

Şimdi herkese ‘‘yumurtaya can veren Allah'ım’’ dedirten Ecevit-Çiller- Yılmaz ittifakı kurulunca oyunları bozulanlar, oyuncağı elinden alınanlar ve bu kez mahalle takımına alınmayanlar kendi aralarında yeni bir ittifak kurmaya yelteniyorlar. Yine varlık nedenleri negatif enerji, yine millete don biçme bahaneleri arasında ‘‘işimize geldiği gibi Türkiye projesi’’ne soyunacaklar.

Sokma akıl ile iş görmeye kalkan etkinlerin etkinlikleri sona ermeden bu tür temcit pilavları önümüze hep sürülecek!

Bu kişileri şimdiden uyarıyorum: Yine yağmayacak yağmur, yine esmeyecek rüzgár!

Zararın neresinden dönerlerse onların kárı olur!



X