Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başbakan'ın Picasso ile tanışması sevindirici ama...

Recep Tayyip Erdoğan'ın Picasso sergisini gezmesi sevindirici bir haber. Başbakan'ın Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer'in rehberliğinde sergiyi gezdikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamalar da olumlu.

Erdoğan bu açıklamalarında Picasso'nun sanatı üzerinde yaptığı değerlendirmelerle "gelişim ve değişim" mesajları da verdi.

Şöyle dedi Başbakan:

"Picasso sürekli gelişen, değişen bir akımın temsilcisi oldu. Onun eserlerini gördüğünüz zaman gelişmek ve değişmenin üzerinde durmak lazım. Bundan bir şeyler kapmakta fayda var."

Başbakan fırsatı kaçırmayıp kendisinin değişmediğine, değişmeyeceğine inananlara gönderme yapıyor.

Dilerim, kurmaylarının önerileriyle bu mesajı vermek için gezmemiştir Picasso sergisini.

Neden ne olursa olsun Erdoğan'ın Picasso ile tanışması gerçekten bir aşama olarak kabul edilebilir.

Çünkü kendisi belediye başkanıyken baleyi ahlak dışı bulduğu yolunda pek de olumlu olmayan değerlendirmeler yapmıştı.

Bakarsınız önümüzdeki günlerde İstanbul Devlet Balesi'nin sergilediği Giselle'i de izler.

* * *

Şimdi sanattan biraz da Başbakan Erdoğan'ın sorunlarla ilgili değerlendirmelerine geçmek gerekir diye düşünüyorum.

Örneğin kuş gribi...

Başbakan nedense uzun bir süre kuş gribi ile fazla ilgilenmedi gibi bir izlenim doğdu kamuoyunda.

Hatta bu konuda yapılan eleştirilere de "Kriz masaya koymakla mı yönetilir, telefon niye icat oldu?" şeklinde anlamlı bir yanıt verdi.

Ancak geçen hafta partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın büyük bölümünü kuş gribine ayırmayı uygun buldu.

Hükümetinin hastalığa karşı büyük ve başarılı bir mücadele verdiğini, alınan önlemlerin eksiksiz olduğunu uzun uzun anlattı.

İlgili bakanlıkların çalışmalarını övdü.

İyi güzel de bu kadar iyi mücadele verilmesine karşın kuş gribinin giderek Türkiye'nin her yerine yayılmasını doğrusu benim aklım bir türlü almadı.

Başbakan kabul etmese de bana birtakım ciddi yanlışlar yapılıyor gibi geliyor.

Galiba AKP iktidarı Türkiye'yi yönetmekte giderek zorlanıyor.

Korkarım sorunlar arttıkça bu zorlanma da artacak.

* * *

Birkaç örnek verelim...

Kıbrıs'ın kaderine terk edildiğini hepimiz görüyoruz.

Çözümü engelliyor gerekçesiyle Batılıların da desteğini alıp Denktaş'ı saf dışı edenler çaresizlik içinde değiller mi? Çözüm için bugüne kadar ne yaptılar?

Bundan sonra ne olacağını ise kimse bilmiyor.

Avrupa Birliği'nde bırakın ufak tefek ülkeleri ama Almanya ile Fransa engelleri nasıl aşılacak?

Washington-İran gerginliğinde, Kuzey Irak'taki oluşumlarda Türkiye'nin politikası nedir?

AKP iktidarının 21. yüzyılda Türkiye'yi nereye götüreceği konusunda bir ufku, bir stratejisi var mı?

Cumhurbaşkanlığı için bir uzlaşma aranacak mı?

Yoksa AKP dünya görüşünün bir temsilcisinin Çankaya'ya çıkmasında ısrar mı edilecek?

Recep Tayyip Erdoğan rejim sorununa neden olabilecek bir seçim yapmadan önce sokaktaki 4 vatandaşın sadece birinin oyunu aldığını, ama buna karşılık Meclis'teki 4 sandalyeden 3'ünü kazandığını göz önüne alacak mı?

Bu gücün Çankaya'ya çıkarılacak kişinin kim olursa olsun o koltukta rahat oturmasına yetmeyeceğini görebilecek mi?
X