"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Başbakanımız risk grubunda değil

Tam da telefon ve e-posta yağmuru altında sırılsıklam ıslanmış, yüreğini korku sarmış telaşlı annelerin “Çocuğumuza aşı yaptıralım mı, yaptırmayalım mı?” sorularına cevap yetiştirme telaşıyla bunalmışken, başbakanımızın yaptığı “Ben aşı olmayacağım” açıklamasının akılları iyice karıştırdığını biliyorum.

Bana sorarsanız başbakanımız da, sağlık bakanımız da, vatandaşımız da, yani herkes kendi açısından haklı...
Domuz gribi ve koruyucu aşısı ile ilgili tereddütlerin nedeni, yani baş sorumlu, tıp bilimi ve bu konuda araştırmalar yapan bilim çevreleridir! Yani eğer “Suçlu ayağa kalk!” diye bir çağrı duyarsak, ilk ayağa kalkacaklar biz olmalıyız. Nedenini yazının sonunda açıklayacağım...
VATANDAş HAKLI
Aşı olmada ciddi bir kararsızlık yaşayan, başına bir iş gelmesinden korkan vatandaşımız haklıdır. Sağlık Bakanlığı yetkilileri ona her gün “Aman dikkat edin, son derece tehlikeli bir grip salgını kapımıza dayandı, salgın çıktı, çıkmak üzere. Bu salgın öyle şimdiye kadar bildiğiniz bildik grip salgınlarına da pek benzemiyor. Müthiş bir hızla yayılıyor, ağır hasta ediyor, hatta can yakıyor. Bu işin tedavisi için geliştirilen ilaçların da ne kadar güvenli olduğu bir hayli kuşkulu. Çözüm için tek bir yol var: Korunmak. Korunmak için de aşılanmak zorundası-nız. Biz aşıyı ithal ettik, birkaç gün içinde uygulamaya geçiyoruz. Gözünüzü kapayın, herhangi bir itirazda bulunmayın, aşınızı uslu uslu, efendice yaptırın. Bu aşıya karşı çıkanlar -özellikle emekli profesörler!- son derece yanlış yapıyorlar. Yanlıştan da öte, vatandaşın hayatıyla oynuyorlar. Onlar hakkında suç duyurusunda bile bulunacağım” diyor.
TIP OTORıTELERı NE DıYOR
Bilim insanları da tam ortadan ikiye bölünmüş durumda. Yani “otoriteler” de kararsız! Bir grup -ben de bu gruba dahilim- “Gelin işin uzmanı hocaları dinleyelim, çok ciddi bazı muhtemel sonuçları önlemek için oluşabilecek küçük komplikasyonları göze alalım. Riskli gruplara aşı yaptıralım. Hamileler, 3-36 ay arası bebekler, organ yetmezliği olan genel durumu bozuk yaşlılar, bağışıklık sistemi problemi olanlar, yani ilk grip salgınında hastalığın ağır geçmesi tehdidi ile karşı karşıya kalanları aşılayalım” diyor.
Bir başka grup ise “Bu aşılar yeteri kadar denenmedi, incelenmedi. Yan etkileri beklediğimizden çok daha fazla ve ağır olabilir. Sağlık bakanlığı acele ediyor, rakamları büyütüyor, tehdidi olduğundan büyük gösteriyor. Bu nedenle aşı olmayı reddetmeliyiz” diye görüş bildiriyor.
BAşBAKANIMIZ DA HAKLI
Bu karmaşanın tam da orta yerinde sayın başbakanımız “Zorla aşı yaptırmak olmaz. Ben bu işin siyasi sorumluluğunu üstlenmem” diyor ve ekliyor: “Ben aşı olmayacağım.”
Bana göre bu kararın şaşılacak veya eleştirilecek herhangi bir yanı yok. Eğer sağlığınız yerindeyse, özellikle 40-60 yaş grubunda yer alan sağlıklı biriyseniz, bu domuz gribi bakımından risk grubunda olmadığınızı gösterir. Risk grubunda olmayanların aşılanmaları da şart değildir. Aşıyı mutlaka yaptırması gerekenler veya aşı yaptırmanın doğru olacağını düşünenler dışında aşılanmayı tamamen kişisel karara bırakmak gereken durumlar var. Sayın başbakan da aşılanma bakımından kişisel kararı kendisinin vermesi gereken grupta yer alıyor.
Aklınıza “Başka ülkelerde devlet başkanları, başbakanlar neden aşı oluyor o zaman?” diye bir soru gelebilir. Doğru! Almanya’da Bayan Merkel, Amerika’da başkan Obama aşı için sıradalar, ama bu onların gerektiği için değil de aşılanması gerekenleri teşvik etmek için aldıkları bir karar...
Sayın başbakan böyle bir kararı almamış veya böyle düşünmüyor olabilir. Özetle başbakanın aşılanmayacağını açıklaması son derece samimi bir yoldur. Aşılanmanın istemeyene zorla yapılmaması gerektiğini belirtmesi de önemli bir noktadır. Öyle görünüyor ki sağlık bakanlığımızın bilerek veya bilmeyerek yarattığı endişe fırtınasından başbakanımız pek etkilenmemiş.
ASIL SORUMLU BıZıZ!
“Peki, esas sorumlular kim o zaman?” sorusunun yanıtına gelince... Esas sorumlular biziz. Oray Eğin’in iki yıl önceki isyanında ne kadar haklı olduğu bugün bir kez daha ortaya çıkmıştır. Her konuda muazzam ilerlemeler kaydettiğini ileri süren modern tıbbın grip virüsleri karşısındaki acizliği devam etmektedir.
Modern tıp, antibiyotikleri bularak mikroplarla savaşta müthiş başarılara imza attı ama hâlâ 1-2 defa yutunca gribi şıppadanak(!) kesen şöyle aslanlar gibi bir ilaç geliştiremedi. Ayrıca domuz gribi virüsünün bir laboratuvar icadı olduğu konusundaki kaygıları da hatırlatalım. Bu virüsün bilimsel çalışmalar esnasında üretilmiş bir bela olup olmadığı konusundaki kuşkuların hâlâ devam ettiğinin altını çizelim.
Sonuç olarak bana göre bu aşıyı risk grubunda olanların yaptırmaları gerekiyor. Risk grubunda olmayanları ise karar verme konusunda özgür bırakmak ve karşı görüşte olanları dinleme nezaketini göstermek zorundayız.

Başbakanda farklı bir bilgi olabilir mi

“Grip aşısını yaptıralım mı, yaptırmayalım mı” tartışmaları bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Risk grubunda olmayanların bu aşıyı yaptırmalarına tabii ki gerek yok. Başbakanımız da risk grubunda değil, aşıyı yaptırmak istemeyebilir. Ancak toplumun bu denli etkilendiği bir konuda televizyon kameraları önünde “Aşı olmayacağım” demesi de, “Bu işin siyasi sorumluluğunu üstlenmek istemiyoruz” gibi bir açıklama yapması da kafa karıştırıcıdır.
Bugün yüzlerce insanın kafasında “Bu aşı güvenli mi?”, “Yeteri kadar incelenmiş, test edilmiş mi?” soruları geçiyor. Kısacası milyonlar bakanla başbakan arasına sıkışıp kalabilir. Sağlık Bakanlığı’nın tekrar bir açıklama yapmasına ihtiyaç var gibi görünüyor. Haydi hayırlısı...

X