"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Başbakan, o çocuktan özür dilemeli

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Ağrı’da öğrencilerin karnelerini dağıtmış.

Öğrencilerin ismini okurken “Sömeyye Işık” isimli bir öğrenciye şunu söylemiş: “Benim kızımın adı da Sümeyye. Ama ö ile yazılmıyor. Doğrusu Sömeyye değil, Sümeyye’dir, düzeltin!”
Tabii nüfus kaydı “düzeltin” demekle düzelmiyor! Çocuğun ailesi bu iş için gerekli avukat parasını vs nereden bulur, orası da artık onların bileceği şey, ama emir büyük yerden! Kanunlarımızda “yetkili makamın emrine uymamak” gibi bir suç da var, ben hatırlatayım!
Aynı törende Başbakan’ın yaptığı bir başka iş var ki hiç yakışık almadığını söylemeliyim.
Erdoğan, karneleri dağıtırken Gülten Çakal isimli öğrencinin sadece adını okumuş. “Bu soy isim hiç iyi değil, değiştirsin soy ismini” talimatını da vermeyi ihmal etmemiş!
Söz konusu çocuk, ilköğretim okulunun 7. sınıf öğrencisi.
Dedesinin, babasının, tüm ailesinin bugüne kadar sahip olduğu, kendisinin gururla taşıdığı soyadının “hiç de iyi olmadığını”, ülkeyi yöneten insanın ağzından duyuyor!
Bu çocuğun nasıl bir travma yaşayabileceğini Başbakan hiç düşündü mü acaba?
Başbakan ve yanındakiler otomobillerine binip oradan uzaklaştıktan sonra o çocuğun arkadaşlarının nezdinde ne durumlara düşebileceğini, alaylara muhatap olabileceğini düşündü mü?
Bir insanın, Başbakan da olsa, bir çocuğun gururu ile böyle oynamaya hakkı var mıdır?
Başbakan’a bu yaptığının hata olduğunu söyleyebilecek bir yakını yok, ben söylemiş olayım.
O çocuğu arayıp ailesinden bir özür dilerse doğru bir hareket yapmış olur. Belli ki bir kez daha “amacını aşan bir söz söylemiş” deriz, geçeriz!
Ve şunu da söyleyeyim: Böyle tutum ve davranışlar, seçimle iktidara gelmiş, halkın oyu ile orada duran bir insana yakışmıyor. Böyle davranışlar, “dediğim dedik” tipi otoriter yöneticilerin davranışlarıdır.

İşte bu işi çok yadırgadım

DÜNKÜ gazetelerde Başbakan’a yönelik bir suikast ihbarının MİT tarafından “bir bilgi notu ile” Başbakanlığa iletildiği haberi vardı.
MİT, bu bilgilerin “teyit edilmeyen duyum ve ihbarlara dayandığını” belirtiyor.
Teyit edilmeyen duyum ve ihbarlar söz konusu ise böyle bir girişim olmadığı sonucunu mu çıkarmalıyız?
Gazetelerdeki haberlerde kafa karıştıracak her şey mevcut!
Bulgaristan’da yaşayan bir emekli albay, “Kırmızı Kitap Çeçenistan” yazarı bir general, o generalin Çeçenistan’dan getirttiği iki kiralık katil!
Bu bilgiler doğru ise MİT neden bir “bilgi notu” ile yetinmiş ve bir operasyon ile bu hainliği planlayanları yakalayamamış?
Hadi diyelim ki personel sayısı operasyon yapmaya yeterli değildi, neden bu bilgiyi Emniyet ile paylaşıp, hainleri yakalamamışlar?
Başbakanlık, kendisine iletilen bu bilgi notunu görünce İçişleri Bakanlığı’nın olanaklarını neden seferber etmemiş?
Ve neden bu bilgiler, Ergenekon Davası’na bakan mahkeme sorunca ortaya çıkmış?
Mahkeme bu konuyu sormasa, bu bir sır olarak mı kalacaktı?
Oldukça tuhaf bir durum olduğunu kabul etmemiz gerek.

X