"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Başbakan’ın özel telefonlarını yayımlamanın ağır bedeli

İŞÇİ Partisi’nin yayın organı Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ile aynı çizgideki Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya’nın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gizlice kaydedilmiş telefon konuşmalarını yayımlamaları ardından tutuklanmaları, kuşkusuz üzerinde durulması gereken önemli bir olay.

Aydınlık Dergisi,son sayılarında Başbakan Erdoğan’ın sırayla önce KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ardından arkadaşı işadamı Remzi Gür ve son olarak da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile telefon görüşmelerini yayımlamıştı. Yasadışı yollardan kaydedildiği anlaşılan bu konuşmalar 2004 yılında geçiyor.

TELEFON DİNLEMEYE İLK KEZ TUTUKLAMA

*  Tutuklama kararları geçen pazartesi günü Nöbetçi Dokuzuncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verildi. Deniz Yıldırım’ın avukatı Mehmet Aytek, müvekkilinin “özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçir ip yayınlamak ve ayrıca terör örgütü ne üye olmak suçlarından tutuklanması talebiyle mahkemeye gönderildiğini, mahkemenin de bu talebe uyduğunu” açıkladı. Özetle, Başbakan’ın özel telefon konuşmalarının yayımlanması ile başlayan hukuki süreç bu aşamada iki gazetecinin kendilerini Metris Cezaevi’nde bulmalarıyla sonlanmış bulunuyor.

*  Her ikisinin Ergenekon sanıklarının ağırlandığı Silivri Cezaevi’ne gönderilmeleri de muhtemel görülüyor. Gazetecileri sorgulayan savcının bizzat Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz olması, bu olayın Ergenekon’la ilişkilendirileceğinin açık bir göstergesi. Ancak, bu noktada bir hususun altını kalın bir çizgiyle çizmemiz gerekiyor. Avukatının açıklamasına göre, bir vatandaşın bir başkasının özel telefon konuşmasını dinleme ve yayımlama suçundan dolayı tutuklanmış bulunuyor. Bu suçtan bir vatandaşın tutuklanmış olması, yanlış hatırlamıyorsak, Türkiye’de bir iliktir ve çok önemli bir ilktir.

HUKUK SİSTEMİNİN CAYDIRICILIĞI YOK

*  Türkiye’de yasadışı yollardan telefon dinleme sorunu eskidir ve yaygındır. Devlet kurumlarının bu konudaki sicili de pek güven verici değildir. Ayrıca bazı basın yayın organlarının da yasadışı dinleme kayıtlarının yayımlanması suç olduğu halde, bu konuda gereken duyarlığı gösterdiği söylenemez.

*  Bunlara ek olarak, son dönemde Ergenekon sanıklarının yakınlarının, ayrıca TSK mensuplarının ve bazı emekli komutanların özel mekanlarda yaptıkları sohbetlerin “ortam dinlemesi” yöntemiyle kaydedilerek basına sızdırılması da neredeyse rutin bir uygulama haline gelmiştir. Hal böyleyken, yargının telefon dinleme suçları karşısında genelde hareketsiz kaldığı, bu suçun işlenmesi nedeniyle mağdur olan vatandaşların haklarını aramak üzere yaptıkları başvurular üzerine açılan davaların da genelde ağır bir şekilde seyrettiği biliniyor.

*  Sonuçta, Türkiye’deki hukuk sisteminin kötü niyetli vatandaşları telefon dinleme ve içeriğini yayma suçlarını işlemekten alıkoyacak etkili bir caydırıcılık yaratılabildiği söylenemez.

HUKUK VATANDAŞLARA EŞİT Mİ UYGULANIYOR?

*  Başbakan Erdoğan da bu konuda yakın zamana dek çok duyarlı bir tutum içinde gözükmedi; hatta Doğan Grubu’nun üst düzey yöneticisi Soner Gedik’in özel telefon görüşmelerinin yayımlanması üzerine bu konuşmaların içeriğiyle ilgili basına eleştirilerde bulunmaktan çekinmedi. Ta ki, kendi telefon konuşmaları Aydınlık dergisinde yayımlanıp mahremi deşifre edilinceye kadar.

Hukuk sisteminin bugüne dek yapılan yasadışı dinlemeler karşısındaki ataleti ile aynı sistemin Başbakan’ın mahreminin açıklanmasına verdiği süratli ve sert tepki, hukukun bu ülkede vatandaşlara ne kadar eşit uygulandığı hususunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

*  Neresinden bakılırsa bakılsın yaşadığımız son olaylar mahkemelerin daha süratli hareket etmeleri ihtiyacının altını bir kez daha çiziyor.

*  Bu çerçevede Soner Gedik’in yasadışı telefon kayıtlarını yayımlayan 5 gazete ile 3 internet sitesi hakkındaki açılmış olan davaların ne şekilde sonuçlanacağı da Türk hukuk sisteminin içtihadını şekillendirecek olması bakımından yaşamsal önem taşıyor.

X