"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Başbakan için demokrasi dersi

İSVİÇRE’de yeni minare yapımına yasak getirilip getirilemeyeceğine karar vermek için yapılan referandumda, seçmenlerin yüzde 57’si yasağa destek verdi.

Uluslararası hukuk çevreleri böyle bir yasağın Avrupa Adalet Divanı’ndan döneceği görüşündeler.

Newsweek Dergisi’nin tabiriyle “ülkenin haşin bakışlı başbakanı” da bu karardan ve uluslararası hukukçuların sözlerinden bazı dersler çıkarmalı.

Ben ona kolaylık olsun diye bu dersleri buraya kısaca yazayım:

1- Demek ki “demokrasi” sadece sandıktan çıkan oy miktarı ile ilgili değilmiş. “Çoğunluk öyle istiyor” diye azınlıkta kalanların ellerinden alınamıyormuş.

2- Demek ki üst mahkemelerin varlığı ve verebilecekleri “ideolojik kararlar”, demokrasinin teminatları arasındaymış.

3- “Çoğunluk diktatörlüğünü” önleyebilmek için bu tür kurumlar varmış ve gerekliymiş!

Başbakan için bu kadar ders elbette yetmeyecektir.

Yaşamının önemli bölümünü siyaset yaparak geçirmiş bir insanın bunu çoktan öğrenmiş olması gerekirdi çünkü.

Ama artık geleceğin Cumhurbaşkanı olma hayallerini de kurduğuna göre, bir ucundan bu işleri öğrenmeye gayret etse çok iyi olur.

 

İdeoloji bir öcü değildir!

 

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay’ın meslek liselerindeki katsayı uygulaması ile ilgili kararının “ideolojik” olduğunu söyledi.

Bizim ülkemizde bir şeyden söz ederken onun “ideolojik” olduğunu söylemek, bir tür “öcü” yaratmak demektir.

Başbakan da karar ile mücadele edeceğini söylerken onun “ideolojik” olduğunu söyleyerek, böyle bir duygu yaratmaya çalışıyor.

Cahil kitleler de “Vay canına, demek karar ideolojikmiş” gibi bir düşünce yaratacak ve sonra bir şövalye gibi bu kötü şeyin üzerine gidecek!

İdeoloji belli bir düşünce ya da bilinç biçimini gösterir. Politik ideolojiler ise bir araya toplanmış toplumsal grupların kendilerini ifade etmek için oluşturdukları fikirler ve değerlerin toplamıdır. Ki bu nedenle Başbakan’ın ve partisinin de bir “ideolojisi” vardır. Onun ideolojisine karşı olmamız, bunun kötü bir durum olduğunu göstermez.

İdeoloji, toplumsal yaşamı her zaman etkiler. Tüm sisteme yayılmıştır, toplumsal varoluşun tüm biçimlerinin içindedir.

Bu yüzden Danıştay’ın kararı elbette ideolojiktir. Başbakan’ın ona karşı çıkmasının nedeninin de ideolojik olması gibi!

Sorunumuz, bugün toplumda egemen durumdaki iki ideolojinin, birbirinin varlığını tehlike olarak algılaması ile ilgili.

Demokrasi içinde kolayca çözülebilecek bir durum ama ne yazık ki demokrasi kültürü bakımından iki taraf da özürlü!

Burada görev esasen Başbakan’a düşüyor.

O seçimle geldiği koltukta otururken demokrat olmayı başarır ve bu hissi kendisine korku ile bakanlara da verebilirse, sorunumuzun çözümü için en önemli adımı da atmış oluruz.

Öyle bir ortamda ne türban meselemiz kalır, ne katsayı sorunumuz, ne laikliğin tehlikeye düştüğü korkusu.

Kolay olmadığını biliyorum ama Başbakan açısından denemeye değer bir durum olduğuna kuşku yok!

 

Danıştay kalır, Arınç gider!

 

BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç “Bayramdan sonra ne Danıştay kalacak, ne Bülent Arınç” dedi, gazetelerde okumuşsunuzdur.

Gerçi danışmanları sonradan Arınç’ın şaka yaptığını açıkladılar ama yine de siyasetçi dediğin insanın ağzına, diline biraz da olsa hâkim olmasını beklemek gerekir.

Şaka da olsa bu Arınç’ın bilinçaltının dışavurumu olmalı.

Ya “Bayramdan sonra gündem öyle bir değişecek ki bunları konuşmayacaksınız bile” demek istiyor.

Ya da “Danıştay’sız bir dünya özlemini” ifade ediyor.

Her ikisi de mümkün ama ben Başbakan’ın açıklamalarına ve yandaş medyadaki yazılara bakınca ikincisinin doğru olabileceğini düşünüyorum.

İdari yargının olmadığı bir ülkede vatandaşları devletin (bizim ülkemizde buna iktidarın da diyebiliriz) hatalı eylem ve işlemlerinden koruyabilecek bir mekanizma yok demektir.

Böyle bir ülkede demokrasiden, kişilik haklarından da söz edemeyiz.

Yani diyeceğim o ki Arınç istediği yere gidebilir, zaten gidecek de! Bir demokraside siyasetçiler geçici, kurumlar kalıcıdır çünkü. Bu nedenle Danıştay, önümüzdeki yıllarda da burada olmaya devam edecek.

Elbette bir gece yarısı yapılacak “sivil darbe” ile ülkemiz karanlık bir faşizmin esiri haline getirilmeyecekse!

X