Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Başbakan federasyonu destekliyor

    Hürriyet Haber
    13.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Alevi örgütleri ve önde gelenleri, bazı yasal haklar için girişimlerini sürdürüyorlar. ANAP Hatay Milletvekili Ali Uyar, Alevi-Bektaşi Kültürünü Araştırma Enstitüsü'nün kurulması için yasa teklifi sundu. Eylibeyt Vakfı, Ehlibeyt Alevi Üniversitesi ve Enstitüsü kurma çalışmalarına başladı. Yazı dizimize, çok sayıda telefon ve faks geldi. Her meslek ve gruptan okuyucular, olumlu tepkiler verdiler. Dizinin son bölümünü, gelen fakslardan bazılarına ayırdık.

    ANAP Hatay Milletvekili ve Başbakan Mesut Yılmaz'ın Danışmanı Doç. Dr. Ali Uyar, 28 Ocak 1998'de ANAP Grup Başkanlığı'na bir yasa teklifi sundu: ‘‘Alevi-Bektaşi Kültürünü Araştırma Enstitüsü kurulsun’’. Teklif, TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda görüşüldükten sonra meclise gönderilecek. Alevi ve dede soyundan olan ANAP Hatay Milletvekili Ali Uyar, Alevi kültürünün insan sevgisi üzerine kurulduğunu, rengi, inancı, kültürü ve geldiği coğrafyanın hiç önemi olmadığını söylüyor. ‘‘Her zaman bağnazlığa, yobazlığa set oluşturmuşuz.’’ Uyar, Kurtuluş Savaşı'nda Alevilerin Mustafa Kemal'in yanında yer aldığını anlatıyor. Mustafa Kemal’in 22 Aralık 1919'da Hacı Bektaş'ta Cemalettin Çelebi Efendi (Ulusoy)'yi ziyaret ettiğini anlatıyor. Cemalettin Çelebi'nin bir sorusunu aktarıyor: ‘‘Bu muazzam cesaretiniz sayesinde ülkeyi kurtaracağına inancımız sonsuz. Ama kuracağınız devletin şekli cumhuriyet olacak mı?’’ Mustafa Kemal ise şu cevabı vermiş: ‘‘O mesut gün gelsin, elbette ki yönetim biçimimiz cumhuriyet olacaktır.’’ Ali Uyar, Alevi tekkesinden bile cumhuriyet fışkırdığını söylüyor. ‘‘Aleviler laik olduğu için dinin siyasallaşmasına, dini kaynaklı yönetime her zaman karşı çıkmışlardır ve her zaman Mustafa Kemal'in yanında yer almışlardır.’’

    BAŞBAKANIN İZNİYLE

    Başbakan Mesut Yılmaz'a Alevilikle ilgili konularda danışmanlık yaptığını söyleyen Ali Uyar, Alevi dernekleri temsilcileri ile birlikte Başbakanla 25 Kasım 1997'de görüştükleri konuyu aktarıyor. ‘‘Temsilcilerin istedikleri paranın miktarı üzerinde değil Alevi-Bektaşi kelimesinin bütçede geçmesi üzerinde durduk. Alevi derneklerinin bir çatı altında toplanması fikri işlendi. Çünkü bu şekilde bölücülerin ve aşırı uçların girmesini ve istismarı önleceyeceğimize inanıyoruz.’’ Uyar, bu görüşmeden çıkan sonucun yasal prosedürünü hazırlamakta olduklarını söylüyor. Kanunen ‘‘Alevi’’ sözcüğünün geçtiği bir örgütlenme yasak olduğu için şöyle bir formül bulmuşlar: Yasa değişikliğiyle ya da kamu yararına çalışan dernek statüsünü alan üç derneğin biraraya gelmesiyle bu fedarasyon kurulacak. Diğer dernekler de aynı çatı altında birleşecek. Ali Uyar, ‘‘Mesut Yılmaz, bu federasyonlaşmaya sıcak bakıyor. Onun müsadesiyle bu çalışmaları yapıyorum zaten’’ diyor. Federasyonlaşmanın kaçınılmaz olduğuna inanıyor. Türkiye'nin büyük değişimler yaşadığını, tabuların yıkıldığını, laikliğin yaşam biçimi olarak tescil edildiğini anlatıyor. ‘‘Gerçek laikliğe yeni yeni ulaşıyoruz. Herkesin dini inancının devletin teminatında olması, eskiden sözde vardı. Ama şimdi, Türkiye'nin her tarafında kendini gösteriyor.’’ Uyar, Alevi sözcüğüne getirilen yasak nedeniyle Alevilerin ve Sünnilerin birbirlerini tanıyamadığı, anlayamadığı görüşünde. ‘‘Yasaklar kaldırılsa Allah, Peygamber, kitap, vatan ve bayrakların bir olduğunu görecekler ve bu ayrılık neden, diyecekler. Bu ayrılığı devam ettirerek siyasi ve ekonomik çıkarlarını devam ettirenlerin elinde malzeme kalmayacak ve bütün oyunlar bozulacaktır. Türkiyede kardeşlik, barış ve dostluk pekiştirilecektir.’’

    KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK

    Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'da ve 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yer alan hükümleri eleştiriyor. Bu hükümlerden sadece camilerin yararlandırılmasına karşılık diğer ibadet yerlerinin yararlandırılmadığını belirtiyor. Cemevi, kilise, havra adlarının geçmeyişini, Anayasa'nın ve vergideki eşitlik, adalet prensiplerine aykırı buluyor. İzzettin Doğan, Anayasa'nın ‘‘Kanun Önünde Eşitlik’’ başlıklı 10. Maddesi'ni aynen aktarıyor:

    Herkes dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kunun önünde eşittir.

    Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

    Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

    İzzettin Doğan, ‘‘Anayasa'ya aykırılığın ve haksızlığın giderilmesi için her iki maddede yer alan cami sözcüğü yerine ibadet yerleri sözcüğünün konması, yeterli olacaktır kanısındayız’’ diyor. Doğan, bugünlerde TBMM'de vergi yasalarının görüşülmesi sırasında, bu hususların da dikkate alınması gerektiğini söylüyor.

    Enstitü Kanunu

    Alevi-Bektaşi Kültürünü Araştırma Enstitüsü Kuruluş Kanunu

    Madde 1- ‘‘Alevi-Bektaşi Kültürünü Araştırma Enstitüsü kurulmuştur.

    Madde 2- Enstitü, ...... Gazi Üniversitesi'ne bağlıdır.

    Madde 3- Enstitü yönetimi, üniversite rektörü tarafından atanan bir müdür ile dört kişilik yönetim kurulu üyelerinden oluşur. Yönetim kurulu üyelerinin biri rektör, biri Milli Eğitim Bakanı, biri Kültür Bakanı ve biri de YÖK taraf ından tayin edilir.

    Madde 4- müdür, Enstitü'nün tüzel kişiliğini temsil eder. Yönetim kurulu ile bilim kuruluna başkanlık eder. Bu kurulların aldıkları kararları uygular.

    Madde 5- Bilim Kurulu, Enstitü müdürü, bölüm başkanları, her bölümün kendi öğretim üyelerinden seçimle belirleyeceği birer öğretim üyesinden oluşur.

    Madde 6- Bilim Kurulu, her öğretim yılı başında toplanarak o yılki faaliyet programını hazırlar ve Enstitü müdürüne sunar.

    Madde 7- Enstitü'nün bölümleri, aşağıda gösterildiği gibidir.

    a) İslam İnancını Araştırma Bölümü

    b) Alevi-Bektaşi Kültürünü Araştırma Bölümü

    c) Tasavvuf Bilimleri Araştırma Bölümü

    d) Kütüphane, Arşiv, Çeviri ve Müze Bölümü

    (...)

    Sırada Alevi Üniversitesi var

    Ehlibeyt Vakfı Federasyonu Onursal Başkanı ve Demokratik Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Dede Fermani Altun, ‘‘Kimliğini Arayan Alevilik’’ başlıklı bir yazı gönderdi. Özetle yayımlıyoruz.

    ‘‘ (...) Yüzyıllardan beri inanç ve kültürü yasaklanmış olan 25 milyon civarındaki Alevi toplumunda bazı çalkantıların yaşanması doğaldır.

    Ehlibeyt Vakfı, federasyon niteliğinde 300 kuruluş, bilim adamı ve dedenin katkısıyla kurularak yasallaşmıştır.

    25 Nisan'da evrensel düzeyde yapılacak 2. Ehlibeyt Kurultayı ile ikinci büyük adım atılacaktır. Gelecekte çalışma hedeflerimizin en önemlisi bir Ehlibeyt Alevi Üniversitesi ve Enstitüsünü kurma çalışmalarıdır. Ayrıca dünya genelinde 350 milyon civarında olan Ehlibeyt inancıyla evrensel düzeyde ekonomik, kültürel, inançsal lobiyi oluşturmaktır.

    18. Dönem Bingöl Milletvekili İlhami Binici:

    Alevi Fransızlar

    Alevilik iyice araştırılmalı. Alevi Enstitüleri mutlaka kurulmalıdır. Uluslararası Dünya Alevi Kongresi toplanmalı. Bilimsel bir çözüm getirilmeli. Devlet ön plana çıkarmadığı için Alevilik kamuoyunda net anlaşılmadı.

    Mustafa Kemal'i Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için Samsun'a götürecek gemiye bindiren, güvenliğini sağlayan, Üsküdar'daki Bektaşi Tekkesi'ydi. Kurtuluş Savaşı boyunca İstanbul'daki kurmay subayları Anadolu'ya geçirmek için yine aynı tekke görevlendirilmişti. Savaş boyunca hem subaylar hem de gerekli cephane, bu kanalla Ankara'ya ulaştı.

    Bugün Türkün, Türkmenin, Çerkezin, Kürdün, Lazın, Arabın Alevisi vardır. Hatta Fransa'da Pirene Dağları etrafında yerleşik Katolik Alevi Fransızlar vardır. Bizi ilgilendiren, Türkiye'deki Alevi toplumudur. Nüfusun yüzde 40'ı Alevi olan Türkiye'de camiler Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlanmış ve her camiye bir imam tayin edilmiştir. Bizden toplanan vergilerle bu imamlara devlet maaş ödemektedir. Diyanet'te her din ve mezhep temsil edilmeli, devlet desteğini çekmeli ve özerk hale getirilmelidir.

    Umarım insanca, kardeşçe hep birlikte çağdışı anlayışı geride bırakmış, aydınlık Türkiye'de birlikte yaşamanın sevincini paylaşırız.






    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı