Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Başbakan Erdoğan'dan önemli açıklamalar

    Hürriyet Haber
    22 Eylül 2012 - 17:34Son Güncelleme : 22 Eylül 2012 - 18:09

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı ve Katılım Töreni'nde konuştu. Erdoğan, medyaya ve PKK tarafından kaçırılan CHP'li milletvekili Hüseyin Aygün'e sert eleştirilerde bulundu. Erdoğan, Aygün için, "O vekil terör örgütündekilere “Çiçek çocukları muamelesi” yaptı." derken, medyaya da "Başbakan bizi eleştiriyor diyorlar, ne yapacaktım sizi okşayacak mıydım" dedi. İşte Erdoğan'ın konuşmasının tam metni...

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan, “Sayın Numan Kurtulmuş'a ve şu anda feshedilmiş HAS Parti'de  birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarına 'AK Parti'ye, AK Parti çatısı altına,  yuvanıza hoş geldiniz' diyorum” dedi.

    Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl  Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK Parti  4'üncü Büyük Kongresi öncesinde, partinin tüm kurullarıyla değişik tarihlerde  toplantılar gerçekleştirdiklerini, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeleriyle,  kurucularla, milletvekilleriyle, kadın ve gençlik kolu başkanlarıyla, il  başkanlarıyla istişareler yaptıklarını anlattı.

    Büyük Kongre'ye 1 hafta kaldığını hatırlatan Erdoğan, “Haftaya bugün  büyük kongremizi inşallah gerçekleştireceğiz. Tüm hazırlıklarımız belli bir  aşamaya geldi. Şu anda uluslararası camiadan da, gerek devlet başkanları gerek  siyasi partilerin genel başkanlarını bu genel kurulumuza davet ettik.  Zannediyorum ciddi bir iştirak olacak. İnşallah, 30 Eylül sabahından itibaren,  Ankara'da çok farklı bir heyecanı, çok farklı bir coşkuyu hep birlikte  yaşayacağız” dedi.

    Başbakan Erdoğan, bugünkü toplantının ardından, Birleşmiş Milletler  67'inci dönem Genel Kurulu için ABD'nin New York kentine hareket etmeyi  programlarına aldıklarını, ancak Büyük Kongre hazırlık çalışmaları ve yoğun  gündem nedeniyle bu ziyareti iptal etmek durumunda kaldıklarını belirterek,  Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun New York'ta, Birleşmiş Milletler Genel  Merkezi'ndeki toplantılara katılacağını ve Türkiye'yi temsil edeceğini söyledi.
             
    “AK Parti çatısı altına, yuvanıza hoş geldiniz”
             
    Başbakan Erdoğan, 14 Ağustos 2001'de yola çıktıklarını, bugün gelinen  noktanın ortada olduğunu dile getirerek, AK Parti'nin kuruluşundan bu yana  yaklaşık 11 yıl geçtiğini, yaklaşık 10 yıldır iktidarda olduklarını kaydetti.
    Erdoğan, 9 Eylül'de Ankara'da gerçekleştirilen il başkanları  toplantısında, Süleyman Soylu'nun AK Parti'ye katılım töreninin yapıldığına  değinerek, şöyle devam etti:  “Bugün de inşallah, açılış konuşmamızın hemen akabinde, yine çok değerli  bir siyasetçi kardeşimizin, sayın Numan Kurtulmuş ve arkadaşlarının AK Parti'ye  katılım törenini gerçekleştireceğiz. Sayın Numan Kurtulmuş'a ve şu anda  feshedilmiş HAS Parti'de birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarına konuşmamın hemen  başında 'AK Parti'ye, AK Parti çatısı altına, yuvanıza hoş geldiniz' diyorum.”

    AK Parti'nin omuzlarında taşıdığı misyonun, yüzlerce yıllık büyük ve  kadim bir medeniyetin ruhuyla şekillendiğini kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu: “Bu hareket, bu dava, kökü derinlerde olan, kökü medeniyetimizle yaşıt  olan, medeniyet tarihimizdeki ruhu, ilhamı, ilkeleri, vizyonu ve bu noktada o  misyonu üstlenmiş bir davadır. Biz, aslında büyük bir çınarın dallarıyız. Bu  büyük çınarın, bu görkemli dava çınarının kökü aynı topraktadır, dalları da aynı  gök kubbenin altındadır. Bizim, köklerimizden o tevarüs ettiğimiz gıda,  köklerimizden beslendiğimiz kaynak aynıdır. Aslında bugün, işte bu salonda  yaşanan bu buluşma, aynı çınarın dallarının, aynı kökten beslenen dava kollarının  kucaklaşmasıdır.”

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan, bugün de, yarın da, AK Parti'nin hizmet sevdasını, AK Parti'nin  vatan, memleket sevdasını anlamayanları, anlamak istemeyenleri, hayal kırıklığına  uğratmaya devam edeceklerini belirterek, “Milletimiz Allah'ın izniyle hayal  kırıklığı yaşamayacak, ama milleti, milletin tarihini, kültürünü, mensubu olduğu  medeniyeti tanımayanlar, hem şaşırmaya, hem yanılmaya devam edecekler” dedi.

    Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl  Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK  Parti'nin kapısının, “bu büyük dava çınarı”nın her bir ferdi için ardına kadar  açık olduğunu vurguladı.

    Bu çatının, Türkiye'nin merkez siyasetine yakın, ister sağdan, ister  soldan olsun, herkesi kucaklayabilecek imkana, muhabbete sahip olduğunu dile  getiren Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz her birimiz, bu teşkilatın her bir mensubu, Türkiye, vatan, millet  sevdalıları, yani biz bu milletin adeta mecnunlarıyız, millete hizmet davasının  mecnunlarıyız. Afyonkarahisar'dan yola çıkarken 4 şeyi özellikle söyledim. 'Tek  millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' dedim. Bundan tavizimiz yok. Aynı  noktadayız. Yine aynı gün bir şey daha söyledim. 'Bizim 3 kırmızı çizgimiz var'  dedik. 'Biz, asla bölgesel milliyetçilik yapmayacağız' dedik. Yani, bu ülkenin  batısına ne kadar değer veriyorsak, doğusu güneydoğusu da bizim için o kadar  değerlidir. Kuzeyine ne kadar değer veriyorsak, güneyi de o kadar değerlidir.  Kısaca, '780 bin kilometrenin tamamı bizim için aynıdır, beraberce bu vatan  topraklarını ayağa kaldıracağız' dedik. İşte, onun için şu anda Yüksekova'da bölücü terör örgütü istemediği halde  havaalanı yapıyoruz, Şırnak'ta havaalanı yapıyoruz. Bölücü terör örgütü  istemiyor. Iğdır'da yaptık, bitirdik ve açtık. Daha 94'te temeli atılmış. Biz iki  yılda orayı bitirdik. Bu, bu vatana aşkın bir ifadesidir. Eğer oralarda bugün  duble yollar varsa, hastaneler varsa, okullar varsa hala yapılıyorsa... Ama biz  yapıyoruz, Hakkari'de dün okul yaktılar. Bölücü terör örgütü bu.
    'Biz etnik milliyetçilik de yapmayacağız' dedik. Bu ülke Türküyle,  Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Romanıyla, Arabıyla,  Boşnağıyla, aklınıza ne gelirse, bir olduk, birlikte olduk ve birlikte Türkiye  olduk. Yaradılanı yaradandan ötürü sevdik. Asla ayrımcı olmadık. 'Dinsel milliyetçilik de yapmayacağız' dedik. Biz, her inanç grubuna eşit  mesafedeyiz ve her inanç grubunun inancını yaşaması bizim güvencemiz altındadır. 
            
    “AK Parti, Türkiye'nin en büyük demokratikleşme dalgasının  lokomotifi”
             
    Başbakan Erdoğan, millete sevdalı olan, millete hizmet aşkıyla yanan  herkesle bu çatı altında bir olmaktan, beraber olmaktan, istikbale de birlikte  yürümekten memnuniyet duyduklarını ifade ederek, “AK Parti, Türkiye'nin en büyük  demokratikleşme dalgasının, değişim, dönüşüm hareketinin lokomotifidir,  öncüsüdür” dedi.

    Büyük Türkiye'yi kurmak için farklı toplum kesimlerini, bu hedefe  kanalize olan AK Parti iktidarının, birleştirerek, bütünleştirerek, kucaklayarak,  büyüyerek, kutlu yolculuğuna devam edeceğini kaydeden Erdoğan, “İnşallah, 4'üncü  Büyük Kongremizi de işte bu atmosfer altında gerçekleştireceğiz. Yüzyıllara sari  bu millete hizmet davasını, 30 Eylül'de yapacağımız kongreyle, inşallah daha 10  yıllar boyunca devam edecek bir ruh ve anlayışla geleceğe taşıyacağız” diye  konuştu.
             
    “Kesintiler, molalar olabilir”
             
    Kesintiler, molalar olabileceğini, isimlerin değişebileceğini,  makamların, rütbelerin yer değiştirebileceğini belirten Erdoğan, “Bu dava,  yüzyıllardır aşkla ve heyecanla yürüyen bu hizmet kervanı, daha da güçlenerek  yoluna devam edecektir. AK Parti'nin dayandığı, AK Parti'nin tevarüs ederek  omuzlarında taşıdığı bu büyük hizmet davası, isimler üzerinden yürüyen değil, tam  tersine isimleri kendi potasında eriten bir davadır” dedi. Başbakan Erdoğan, kuruldukları andan itibaren kendileriyle ilgili bütün,  bütün ön yargıları, yakıştırmaları, suçlamaları bütün senaryoları “ters yüz”  ettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu: “Bu davanın ruh kökünü, bu büyük çınarı tanımayanlar her zaman hayal  kırıklığı yaşadılar. Çünkü onların farklı alışkanlıkları vardı. Onlar  zannediyorlardı ki; AK Parti'nin siyaset anlayışı da aynen onlar gibi olacak. Ama  onların düşündüğü gibi olmadı. Çünkü sürekli olarak AK Parti, ezber bozuyordu.  Bugün de, yarın da, AK Parti'nin hizmet sevdasını, AK Parti'nin vatan, memleket  sevdasını anlamayanları, anlamak istemeyenleri, biz hayal kırıklığına uğratmaya  devam edeceğiz. Milletimiz Allah'ın izniyle hayal kırıklığı yaşamayacak, ama  milleti, milletin tarihini, kültürünü, mensubu olduğu medeniyeti tanımayanlar,  hem şaşırmaya, hem yanılmaya devam edecekler.”

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan, terörün hedefinin, sadece güvenlik güçleri olmadığını belirterek,  “Terör, toplumu tedirgin etmek ister, korkutmak ister, ürkütmek ister ve bu  sayede de toplumu belli bir mecrada yönlendirmek ister” dedi.

    Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl Başkanlığı  Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, terörün siyaseti  şekillendirmesine asla müsaade etmediklerini kaydetti. Erdoğan, “Şu anda, terörü arkasına alarak muhalefet yapan partilere  rağmen, bu basiretsizliğe rağmen, bu fırsatçılığa rağmen, AK Parti tek başına da  kalsa bu mücadeleyi sürdürmektedir” dedi.

    Terörün, AK Parti dönemine kadar, maalesef şiddeti kullanarak, görünürde  sadece şiddet üretiyormuş gibi görünerek, Türkiye'de siyasete, idareye, sosyal  hayata, ekonomiye ve uluslararası ilişkilere etki ettiğini ve geçmişte  iktidarların bu oyunu bozamadığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: “Terörün hedefi, sadece güvenlik güçleri değildir. Terör, toplumu  tedirgin etmek ister, korkutmak ister, ürkütmek ister ve bu sayede de toplumu  belli bir mecrada yönlendirmek ister. Şiddet, kan dökmek, masumları katletmek,  terörün sadece farklı yüzlerinden biridir. Şiddet, terörün görünür yüzüdür. Ama  terör, daha derinde, toplumu, siyaseti, idareyi, hatta ekonomiyi, hatta  uluslararası ilişkileri şekillendirmek, bunları belirlemek ister. Terörle mücadele, boğaza karşı keyif çatıp ahkam kesmeye benzemez. Benim  Mehmedim, siperde, gözünün önünde eşi var, anası var, babası var, yeni doğmuş  çocukları var, nişanlısı var, eli tetikte, canı burnunda bekliyor, İstanbul'dan  beyefendiler, o Mehmed'in Genelkurmay Başkanı'nın ayakkabısının altıyla  uğraşıyor. Bu ne terbiyesizliktir, nasıl bir sorumsuzluktur, bu nasıl bir  gaflettir?”

    Herkes terör üzerinden hesabını görmeye çalışsa da, terörle kararlılıkla  mücadele edeceklerini belirten Erdoğan, “Biz, bizden önce olduğu gibi, terörün  siyaseti şekillendirmesine, yönlendirmesine asla ve asla göz yummayacağız”  dedi.

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan, “Hangi gerekçeyle olursa olsun, bir Müslüman'ın masum bir cana  kıyması, tek başına infaza, tek başına yargısız infaza girişmesi bizim asla ve  asla kabul edebileceğimiz bir durum değildir” dedi. Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl  Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün  Ankara'da bir fahri doktora törenini gerçekleştirdiklerini, Filistin Devlet  Başkanı Mahmud Abbas ve El Kudüs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sari Nusseibeh  ile Ankara'da bire bir görüşmeler yaptıklarını hatırlattı.

    El Kudüs Üniversitesi'nin kendisine tevdi ettiği fahri doktora unvanını  da yapılan bir törenle teslim aldığını belirten Erdoğan, “Gerek törende, gerek  Sayın Abbas'la görüşmelerimizde, Türkiye'nin Filistin davasına olan desteğini bir  kez daha teyit ettik” dedi.
             
    Hz. Muhammed'e hakaret içeren film
             
    İslam coğrafyasının tamamında, ABD'de yapılan bir film dolayısıyla  kitlesel protesto gösterileri yapıldığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü: “Ne yazık ki, bu gösterilerden birinde, Libya'da, ABD'nin Libya  Büyükelçisi hedef alındı ve Büyükelçi, 3 elçilik konsolosluk mensubuyla birlikte  hunharca katledildi. Şu anda, İslam coğrafyasında, çeşitli şehirlerde yapılan  gösterilerde de can kayıpları yaşanmaya devam ediyor. Şimdi bakın değerli  arkadaşlarım. Bu olaylarla ilgili olarak, iki hususu birbirinden çok ama çok net  biçimde ayırmak gerekiyor. Hangi gerekçeyle olursa olsun, bir Müslüman'ın masum  bir cana kıyması, tek başına infaza, tek başına yargısız infaza girişmesi bizim  asla ve asla kabul edebileceğimiz bir durum değildir. Biz, hakkı söylemekle  mükellefiz. Bizim medeniyetimizde, bizim inancımızda, bizim kaynaklarımızda,  öfkeyle hareket edip şiddet uygulamak, yakmak, yıkmak, taşlamak, daha da ileriye  giderek katletmek asla ve asla yer almaz. Dahası, Müslümanlar, tepki koymakta son  derece haklı oldukları bir konuda, bu elim hadise neticesinde haksız konuma ne  yazık ki düşmüşlerdir. Hiç kimsenin Müslümanları böyle göstermeye hakkı ve hukuku  yoktur.”
             
    Meselenin diğer yanı
             
    Erdoğan, konunun diğer yönü de olduğunu belirterek, “Tabii meselenin bir  de diğer yanı var... Batı'da, bu tür girişimler, bu tür seviyesiz girişimlerin  ardından İslam dünyasında başlatılan provokasyonlar ilk değil. Geçmişte de,  değişik kitaplar yoluyla, karikatürler, filmler yoluyla İslam dünyası ve  Müslümanlar rencide edilmek istendi, çıkan olaylarda yüzlerce masum Müslüman  hayatını kaybetti. Bir dinin peygamberine hakaret etmek, bir dinin kutsallarına,  bir milletin, bir toplumun en kutsal değerlerine aleni hakaret etmek, düşünce  özgürlüğü kategorisinde asla değerlendirilemez” diye konuştu.
             
    “Antisemitizmi uygulamaya alıyorlar ama...” 
             
    Gerek ABD'de, gerek ardından Fransa'da, film ve karikatür yoluyla  Müslümanları rencide edenlerin, düşünce özgürlüğü bahanesinin ardına  sığınmalarının, aslında doğrudan doğruya düşünce özgürlüğüne yapılmış bir saldırı  olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: “Üstelik yaşanan hadiselere rağmen bu tür girişimlerin ardı arkası  kesilmiyor. Şimdi de Amerika'da, Müslümanları barbar olarak niteleyen bir  kampanyaya ilişkin afişlerin, hem de mahkeme kararıyla, metro istasyonlarına  asılması söz konusu. Almanya'da yine başörtülü kızlarımıza yönelik böyle bir  billboardlarda kampanya başlatılmıştı. Irkçılıkla ilgili yapılan yayınlar,  örgütlenmeler, gösteriler gelişmiş demokrasilerde dahi düşünce özgürlüğü  kapsamında görülmüyor. Irkçı yayınlar konusunda hiç kimse düşünce özgürlüğü  bahanesinin ardına saklanmıyor, saklanamıyor. Bu yaklaşımın, artık İslamofobia,  İslam karşıtlığı, Müslüman karşıtlığı konularında da sergilenmesi gerektiğine  inanıyoruz. Aslında bundan 4-5 yıl kadar önce, Varşova'daki uluslararası bir  toplantıda, biz İslamofobiayı bir insanlık suçu olarak sonuç bildirgesine  kaydettirmiştik. Bunlar antisemitizmi uygulamaya alıyorlar ama İslamofobia  konusunda maalesef görmezlikten geliyorlar. İslamofobia, ırkçılık kadar  tehlikelidir, ırkçılık kadar kötüdür ve ırkçılık kadar hoşgörü gösterilmemesi  gereken bir tavırdır.”

    Erdoğan, Kanuni Sultan Süleyman'ın, Kudüs'ü fethinde, üç dinin de  inandığı ve saygı gösterdiği İbrahim peygamberin adını, diğer adı Halilürrahman  olan Yafa kapısındaki kitabeye, “La ilahe illallah, İbrahim halilullah... Yani,  Allah'tan başka ilah yoktur, İbrahim, Allah'ın dostudur...” şeklinde ifadelerle  yazdırdığını, ancak İsrail yönetiminin bu inceliğin hala farkında olmadığını  söyledi.

    Müslümanların ve Hristiyanların müşterek dayanışmasının ortaya net olarak  çıkması gerektiğini kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Sultan Süleyman, her 3 dinin inandığı, saygı gösterdiği bir peygamberin  ismini oraya yazarak, aslında Kudüs'ü değil, Kudüs'teki kalpleri de fethediyor.  Hazreti Ömer, Kudüs'e girdiğinde, namaz kılacak yer sorduğunda, ona bir kiliseyi  göstermişlerdi ama Hazreti Ömer, namaz kılarsa kilisenin sonradan camiye  çevrilebileceği düşüncesiyle gidip orada namaz kılmadı. Selahaddini Eyyubi,  Kudüs'ü fethettikten sonra, yere atılmış bir haçı alıp yerine koydu. Hazreti  İbrahim, Hazreti İsa, Hazreti Musa, bizim, Müslümanlar olarak inandığımız, iman  ettiğimiz peygamberlerdir. Peki, Hristiyan dünyası, Musevi dünyası, bunlar ne  yapmak istiyor?”

    Barışı konuşurken, öbür taraftan dünyayı barış karşıtı halklar, milletler  haline getirmeye çabalayanlar olduğunu kaydeden Erdoğan, “Eğer Orta Doğu'da,  dünyanın değişik yerlerinde, Arakan'da, Myanmar'da sıkıntı yaşanıyorsa, bunun  arkasında bu anlayış yatmaktadır. Kendi dinimize, kendi dinimizin değerlerine,  Hazreti Peygamberimize yönelik olarak da onlardan bu hassasiyeti görmek  istiyoruz” dedi.

    Lahey Adalet Divanı'nda, gerekirse Lahey Adalet Divanı içinde bu konuda  bir birimin oluşması için girişimlerde bulunacaklarını ifade eden Erdoğan,  “Ancak ilk önce nefret suçları kapsamına, bunu meclis açılır açılmaz gündeme  alacağız” diye konuştu.

    Ölçüsüz protestolara asla müsamaha gösteremeyeceklerini ifade eden  Erdoğan, şöyle devam etti: “Hele canların kıyılmasına asla onay veremeyiz. İslam Peygamberine, her  ne yolla olursa olsun hakaret edilmesini, ardından da adeta Müslümanların başı  üzerinde boza pişirilmesini de sineye çekemeyiz. İslam coğrafyasında,  protestolar, evet, ölçülü olmak durumundadır; ama Batı da, İslamofobia karşısında  artık samimi, kararlı bir duruş sergilemelidir. Batı devletlerinin İslam karşıtı,  Müslümanları rencide edecek girişimler karşısında yeterli hassasiyeti göstermesi  halinde, pek çok sorunun önüne zaten geçilmiş olacak. Müslümanlara yönelik manevi  tacizlerin önlenmesi konusunda uluslararası alanda bu yönde bir anlayış birliği  sağlanmasını istiyoruz. Zira hafta içinde sayın Obama'yla yaptığımız görüşmede,  'bu konuda müşterek bir adım atalım' dediler, bu adımı da atacağız.”

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan, “Terör iktidara vururken, muhalefet de terör karşısında  iktidarlara destek olmak yerine, paralel olarak iktidarlara vurmuştur. Bugün  hala, kendi dönemlerinde terörün bitme noktasına geldiğini, AK Parti dönemlerinde  terörün yeniden tırmandığını iddia edecek kadar meseleye kayıtsız, meseleye  ilgisiz ve bilgisiz olanlar var” dedi.

     Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl  Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ekonomiye  ilişkin birkaç yeni gelişmeyi aktararak, önceki hafta, 2012 yılının ikinci çeyrek  büyüme oranlarının açıklandığını hatırlattı.

    İlk çeyrekte Türkiye ekonomisinin yüzde 3,2 oranında büyüme kaydettiğini,  ikinci çeyrekte de büyüme oranının yüzde 2,9 olarak gerçekleştiğini belirten  Erdoğan, “Büyüme hızındaki göreceli düşüş, bizim bilinçli olarak uyguladığımız  politikaların bir neticesidir. Bu yılın son çeyreğinden itibaren inşallah  büyümede fren kaldırılacak, 2013 ve 2014 yıllarında ortalama yüzde 5 büyümeyi  yakalayacağız” dedi.

    Ayrıca, 2012 yılının ikinci çeyreğindeki büyüme oranıyla, OECD ülkeleri  arasında, Çin ile Türkiye'nin aynı seviyede olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bakın,  Çin'den sonra ikinciyiz demiyorum, Çin ile aynı oranda büyüyen bir ekonomiye  sahibiz” diye konuştu.

    Uluslararası doğrudan yatırımların aynı şekilde artmaya devam ettiğini  vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: “Yılın ilk 7 ayında, Türkiye'ye 8,9 milyar dolar uluslararası doğrudan  yatırım yapıldı ki, bu da geçen yılın ilk 7 ayından daha fazla. Merkez  Bankamızın, altın dahil toplam döviz rezervi şu an itibarıyla bir rekora  ulaşmıştır. O da 110 milyar dolar olarak gerçekleşti. Göreve geldiğimizde Merkez  Bankası'nın rezervi 27,5 milyar dolardı. Göreve geldiğimizde IMF'ye olan borcumuz  23,5 milyardı, şimdi ise bu borç 1,3 milyar dolardır. IMF'ye şu anda da 5 milyar  dolar borç veriyoruz. Önümüzdeki nisan itibarıyla bizim IMF'ye olan reel  borcumuzu sıfırlayacağız.”
           
    Terör saldırıları
             
    Başbakan Erdoğan, geçen haftalar boyunca terör örgütünün güvenlik  güçlerine karşı alçakça saldırılarını sürdürdüğünü ifade ederek, “Bu hain  saldırılarda, Bingöl Karlıova'da polislerimizi, Bingöl-Muş karayolunda  askerlerimizi, Muş'ta bir jandarma astsubayımızı, Yüksekova'da bir polisimizi ve  Tunceli'de Ovacık Cumhuriyet Başsavcımızı kaybettik. Şehitlerimize bir kez de  buradan rahmet niyaz ediyorum. Rabbim mekanlarını cennet eylesin. Ailelerine,  milletimize başsağlığı diliyorum. Çeşitli saldırılarda yaralanan güvenlik  güçlerimize de Allah'tan acil şifalar temenni ediyorum” diye konuştu.

    Türkiye'de, yaklaşık 30 yıldır devam eden terörün, geçmişte siyaset  üzerinde, muhalefet ve iktidar üzerinde bir etkileme gücüne ulaştığını söyleyen  Erdoğan, şunları kaydetti: “Terör, AK Parti dönemine kadar, maalesef, şiddeti kullanarak, görünürde  sadece şiddet üretiyormuş gibi görünerek, Türkiye'de siyasete, idareye, sosyal  hayata, ekonomiye ve uluslararası ilişkilere etki etmiştir. Maalesef, geçmişte  iktidarlar bu oyunu bozamamıştır. Muhalefet partileri de buna göz yummuş,  iktidarların terör üzerinden yıpranmasına, hatta görevi bırakmasına katkı  sağlamıştır. İşte biz, ülke olarak, millet olarak bu gerçekle yüzleşmek  durumundayız.”
             
    “Meseleye ilgisiz ve bilgisiz olanlar var”
             
    Başbakan Erdoğan, terörle mücadele etmenin, terör sorununun üstesinden  gelmenin, sadece iktidarın vazifesiymiş gibi görüldüğünü belirterek, “Terör  iktidara vururken, muhalefet de terör karşısında iktidarlara destek olmak yerine,  paralel olarak iktidarlara vurmuştur. Bugün hala, kendi dönemlerinde terörün  bitme noktasına geldiğini, AK Parti dönemlerinde terörün yeniden tırmandığını  iddia edecek kadar meseleye kayıtsız, meseleye ilgisiz ve bilgisiz olanlar var”  dedi.

    Terörün dönemsel yükselmeler gösterebildiğini ifade eden Erdoğan, şöyle  devam etti: “Son dönemde iç ve dış mihrakların da etkisiyle terör olaylarında bir  nebze artış olmuştur. Biz, bunlar karşısında bugüne kadar hiç geri adım atmadık,  bugün de geri adım atmıyoruz ve atmayacağız. Biz asla yılmadık, yılgınlık  göstermedik, bugün de asla karamsarlığa kapılmıyoruz. Biz, terörle mücadelenin  sadece güvenlik güçlerimizle olacağı iddiasında değiliz. O, yollardan biridir.  Bunun içinde sosyo-ekonomik mücadelemiz var, bunun içinde psikolojik  çalışmalarımız var, bunun içinde diplomatik çalışmalarımız var. Bunun içinde  özellikle kendi kurumlarımızın bölgede yaptığı çalışmalar var.”

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Oslo Belgeleri diyerek elinizde salladığınız o fotokopiler, CHP Genel Başkanı'nın Sosyalist Enternasyonal'da imzaladığı bildirgelerin üzerini örtmez. 2 hafta oldu, CHP çıkıp o bildirgelerle ilgili doyurucu bir açıklama yapmadı, yapamadı” dedi.

    Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, terör konusunu değerlendirerek, CHP'nin şu anda bir fırsatçılığın içine girdiğini söyledi.

    “CHP, şu anda arkasına terör örgütünü almış, terörle birlikte hükümeti hedefine koymuştur” diyen Erdoğan, CHP Genel Başkanı “terörü çözelim” derken, arkadaşlarının ayrı tellerden çaldığını kaydetti.

    Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir tanesini kaçırdılar, birkaç gün misafir edip bıraktılar, kendisini kaçıran teröristlere adeta 'çiçek çocukları' muamelesi yaptı. İşte o 'çiçek çocukları' çıktılar, alçakça, Ovacık Cumhuriyet Başsavcısı'nı şehit ettiler. CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı çıkıyor, elinde birtakım asılsız fotokopileri sallayıp, terör örgütüyle de aynı dili, aynı üslubu kullanıp, AK Parti'ye saldırıyor. Ne diyor? 'Size çok farklı belgeler açıklayacağım, yeni bilgiler açıklayacağım' diyor. Ne çıktı ortaya? Değerli kardeşlerim tavşan çıktı. Genel Başkanı çıkıyor, o da ayrı telden çalıyor.”

    Başbakan Erdoğan, CHP'nin söylediklerinin hepsinin MİT Müsteşarı ile o süreçte yaşanan şeyler olmadığını, dağdan gelen bilgiler olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Bunların kaynaklarını biliyorum. CHP'de kimi dinleyeceğimizi, kime inanacağımızı, kimi ciddiye alacağımızı doğrusu bilemez hale geldik. Yani Borsa'da bile bu kadar iniş çıkış yaşanmıyor. CHP'de erken kalkan, mikrofonun önüne geçen kafasına göre açıklama yapıyor. Bunlar birbirlerini de dinleme zahmetine girmiyorlar. Kırk yamalı bohça. Tunceli'de ayrı dil, Hakkari'de ayrı dil, Hatay'da ayrı dil, Ankara'da, İstanbul'da ayrı bir dil. Burada şunu da söylemek durumundayım. 'Oslo Belgeleri' diyerek elinizde salladığınız o fotokopiler, CHP Genel Başkanı'nın Sosyalist Enternasyonal'da imzaladığı bildirgelerin üzerini örtmez. 2 hafta oldu, CHP çıkıp o bildirgelerle ilgili doyurucu bir açıklama yapmadı, yapamadı. Suriye rejimini nasıl gayri meşru ilan ettiklerini, Sosyalist Enternasyonal'da, Türkiye'nin terör meselesini nasıl Filistin'in bağımsızlık mücadelesine benzettiklerini, bu büyük skandalı CHP hala izah edemedi. Oslo'da, benim talimatımla, devlet, kanı durdurmak için, terörü sonlandırmak için bazı görüşmeler yapmıştır. Bunu defalarca söyledim, bugün tekrar söylüyorum. Altında benim yetkili arkadaşlarımın imzasını koymadığı hiçbir evrak, belge değildir, belge olamaz, kimse kimseyi aldatmasın. Ortada bir mutabakat metni, bir anlaşma asla söz konusu değildir. 7-8 ay önce gazetelerde yayınlanmış uyduruk kağıtları belge diye sallayan CHP'ye bunu kimin servis ettiğini doğrusu ben de merak ediyorum, açıklayıversin. Madem bu kadar ince ellere nüfuz ediyorlar, açıklasınlar.”

    Terörle mücadelenin, terör saldırılarının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde CHP'nin teröre destek veren bu tavrının, bu üslubunun altında ne olduğunu merak ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dikkat edin, terör örgütü devlet değil, AK Parti derken, bunlar da, CHP'liler de aynı şekilde devlet demiyor, AK Parti diyorlar. Bunların üzeri örtülmeyecek, hiç endişe etmeyin. CHP'nin bu gafletini, CHP'nin terörün değirmenine su taşıyan bu aymazlığını milletim unutmayacak, bizler de unutturmayacağız. Tarih, CHP'nin şahsi hırsları için nasıl terörle aynı kulvarda koştuğunu, nasıl kendisine servis edilen sahte belgelerle ülkesine zarar verdiğini mutlaka yazacaktır. Milletim metin olsun. Bu muhalefete, bu medyaya, bu fırsatçılara rağmen biz yolumuzda kararlılıkla yürüyeceğiz. Hep söyledim, yine söylüyorum; Geri adım atarsak, ülke kaybeder, millet de kaybeder. Bu sefer, ülkemiz kaybetmeyecek, bu sefer ülkem terör belasının üstesinden mutlaka gelecek. Bir yandan demokrasiden taviz vermeden standartları yükseltecek, bir yandan da kararlılıkla mücadelemizi yürüteceğiz.”

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Eylül'de gerçekleşecek AK Parti 4. Olağan Büyük Kongresi'nde 2023 Siyaset Vizyonu'nu ortaya koyacaklarını belirterek, “Nasıl bir siyasi tasavvurla Türkiye'nin geleceğini şekillendireceğimizi ifade edeceğiz” dedi.

    Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, şehitlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek, “Sınırlarda, karakollarda, arazide, köylerde, şehirlerde canını ortaya koyup mücadele veren tüm güvenlik güçlerimize, tüm kahramanlarımıza selamlarımızı, dualarımızı iletiyorum” dedi.

    AK Parti 4. Büyük Kongresi hazırlıklarını her alanda titizlikle yürüttüklerini belirten Erdoğan, bu kongrenin, sadece partinin geleceği açısından değil, ülkenin geleceği açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı.

    Kongrenin, Türkiye'yi 2023 yılındaki hedeflerine ulaştıracak yol haritasının önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Erdoğan, milletin bağrından doğan ve milletin desteğiyle bugünlere gelen bir parti olarak, geleceğe ilişkin hedefleri ve programları da yine milletle birlikte yapacaklarını anlattı.

    Erdoğan, hazırlıklarını bu anlayışla gerçekleştirdiklerini ve bütün adımlarını da bu doğrultuda attıklarını ifade ederek, 30 Eylül Pazar günü Ankara'da gerçekleşecek büyük kongrenin, sadece Türkiye'nin değil dünyanın dört bir yanında büyük bir hassasiyet ve ilgiyle izleneceğini söyledi.

    “Hız artıracağız”

    Kongreye bazı devlet adamlarının da katılacağını ve Türkiye'nin gelecek vizyonunu AK Parti'den dinleyeceklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Biliyorsunuz 12 Haziran seçimlerinden önce seçim beyannamemizde, 2023 hedeflerimizi ortaya koymuş, ardından hazırladığımız hükümet programımızda da bu döneme yönelik somut projelerimizi açıklamıştık. 30 Eylül'deki kongremizde ise 2023 Siyaset Vizyonumuzu ortaya koyacağız. Nasıl bir siyasi tasavvurla Türkiye'nin geleceğini şekillendireceğimizi ifade edeceğiz. Bizden kimse CHP kongresindeki gibi açıklamalar beklemesin. Onlar iktidarın adayı bile değil, ama biz şu anda iktidarda bir süreci işletiyoruz ve bizimki bir milat da değil, mevcut gündemi güncellemek suretiyle yola devam edeceğiz. Onun için siyasi reformlar, ekonomide atacağımız adımlar, bütün bunlar kongrede gündeme gelecek ve burada biz hız artıracağız. Olay budur. 2001 yılındaki hedeflerimiz, o günkü Türkiye'nin ihtiyaçlarını, o günkü talep ve beklentileri karşılıyordu, bugünkü hedefler için Türkiye'nin içinden geçtiği süreçteki, önümüzdeki dönemdeki talep ve beklentileri karşılamayı amaçlıyor. Artık biliyorsunuz Avrupa'da bir kriz var, dünyada bir kriz var. Bütün bu krizlere çözüm üreten bir anlayış, program. Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü güçlendirecek, halkın refah ve huzurunu artıracak, devletimizin bölgesel rolünü daha etkin bir şekilde yeniden tanımlayacak yaklaşımlarımızı 2023 Siyaset Vizyonumuzla ortaya koyacağız. Türkiye artık bir alan el değil, veren el. 'Daha güçlü nasıl oluruz?'. AK Parti geçen 11 yılda Türkiye'de güven ve istikrarı tesis ederek ayağa kaldırdı. Milletimize her alanda rahat bir nefes aldırdı. Şimdi önümüzdeki 11 yılı planlayarak, Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümünde büyük Türkiye'yi şekillendirecek hedefleri açıklayacağız.”

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan, “Yere düşen kahraman şehit, herhangi bir iktidarın değil,  öncelikle bu milletin evladıdır. Kimin neye hizmet ettiğini, kimin hangi hesabın  içinde olduğunu milletim görsün” dedi.

    Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl  Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, terör  sorununun dünyanın her yerinde iktidarın, muhalefetin, medyanın ve sivil toplumun  ortak aklıyla, ortak iradesiyle, ortak çabalarıyla çözüldüğünü belirtti.

    Eski İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile bu konuları çok  görüştüklerini anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “(Muhalefet ile bu konuda nasılsın?) dediğimde bana verdiği cevap; (Biz  bu konuda asla ayrıma düşmüyoruz, müşterek çalışıyoruz). İngiltere Başbakanı,  gerek Tony Blair olsun gerekse ondan sonra gelenler olsun, hepsiyle yaptığım  görüşmede bana verdikleri cevap; (Bu konuda muhalefetle mücadeleyi beraber  yürütüyoruz). Bize geliyorsun, terör örgütüyle bir başka mücadele, bizdeki  muhalefetle bir başka mücadele. Ana muhalefet partisi, teröre ortak çözüm  üretelim diye kapımızı çalıyor, geliyor, görüşüyor. Ana muhalefet partisi bize  gelmeden önce Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile ilgili Başbakan Yardımcım  randevu istedi. Randevuyu vermediler. Kendileriyle görüşülemedi. Fakat onlar  bizden randevu isteyince, kendilerine randevu verdik. Geldiler. Üç arkadaşıyla  geldi. Benim yanımda da üç arkadaş. Görüştük. Dedi ki; (MHP randevu vermiyor).  Dedim ki; (Siz MHP'nin, şunun veya bunun randevusunu bırakın. Ben şimdi şu anda  yanımdaki üç arkadaşıma talimat veriyorum. Siz de yanınızdaki üç arkadaşınıza  talimat verin. Hemen bizim bu arkadaşlarımız çalışmaya başlasınlar.  Hazırlıklarını yapsınlar, ondan sonra da önümüze getirsinler. Hakikaten burada  çözüme yönelik ne varsa, biz Yürütme olarak bunu uygulamaya hazırız). O günden  bugüne üç ay geçti. Hala CHP'den bir ses yok. Bu kadar açık net söylüyorum; ver  üç tane arkadaşına talimatı, ben üç arkadaşıma talimatı veriyorum. Çalışmaya  başlasınlar. Samimi değiller. Akşam başka, sabah başka.”
           
    “Medyada da ayrı bir sorumsuzluk”
             
    Medyada da ayrı bir sorumsuzluk olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları  kaydetti: “Allah aşkına, hangi ülkede, teröre karşı halkı ve vatanı için canını  ortaya koyan güvenlik güçleri bu kadar hırpalanır? Hiç kusura bakmasınlar.  Diyorlar ki; (Başbakan medyaya çok saldırıyor). Ne yapacaktım? Okşayacak mıydım?  Dertli olan biziz, canı yanan biziz... Sen habire orada canı yananlara karşı,  sadece (onun üzerinden ne kadar avanta elde ederim), ona bakıyorsun.

    Bir gün terör örgütü çıkıyor, alçakça, korkakça benim askerimi, polisimi  arkadan vuruyor, ertesi gün medya çıkıyor, daha ağır bir şekilde güvenlik  güçlerimizi yerden yere vuran yayınlar yapıyor. Beyler! Bu asker, bu polis, bu  güvenlik birimleri bir mücadelenin içindeler, canlarını ortaya koydukları bir  mücadelenin içindeler. Herkese düşen, bu mücadeleye köstek değil, destek  olmaktır. Manen destek olmaktır. Elbette eleştiri olacak ama bunun yeri de,  zamanı da, üslubu da bu olamaz, olmamalıdır. Yapıcı eleştirinin ve sorgulamanın  da usulü vardır. Yeri vardır, zamanı vardır. Burası bir hukuk devleti. Hukuk  devletinde, nasıl hesap sorulacağı bellidir.”
             
    “Teröre teslim olmayacağız”
             
    Erdoğan, göğsünü siper eden komutanın, canını ortaya koyan polisin, her  gün terör saldırılarıyla uğraştığı kadar, muhalefetin ve medyanın sorumsuz  saldırılarına da göğüs germek zorunda kaldığını dile getirdi.

    Polisin de, askerin de, istihbaratçının da, korucunun da, AK Parti'nin  mensuplarından değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu aziz milletin evlatlarından  oluştuğunu ifade eden Erdoğan, “Yere düşen kahraman şehit, herhangi bir  iktidarın değil, öncelikle bu milletin evladıdır. Kimin neye hizmet ettiğini,  kimin hangi hesabın içinde olduğunu milletim görsün. Acı haberler geldikçe, şehit  haberleri geldikçe, (AK Parti yıpranıyor, iktidar yıpranıyor) diyerek ellerini  ovuşturanları milletim görsün. Herkes teröre teslim olsa da biz olmayacağız”  diye konuştu.

    Yeri gelecek Hakkari'de, Muş'ta, Şırnak'ta, Van'da olacaklarını ifade  eden Erdoğan, 23 Ekim'de Van'da olacağını söyledi.

    Erdoğan, “Bu yola çıkarken bir ahitle çıktık. Nedir o? Kefenimizi  giyerek çıktık” dedi.

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan, “Yere düşen kahraman şehit, herhangi bir iktidarın değil,  öncelikle bu milletin evladıdır. Kimin neye hizmet ettiğini, kimin hangi hesabın  içinde olduğunu milletim görsün” dedi.

    Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl  Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, terör  sorununun dünyanın her yerinde iktidarın, muhalefetin, medyanın ve sivil toplumun  ortak aklıyla, ortak iradesiyle, ortak çabalarıyla çözüldüğünü belirtti.

    Eski İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile bu konuları çok  görüştüklerini anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “(Muhalefet ile bu konuda nasılsın?) dediğimde bana verdiği cevap; (Biz  bu konuda asla ayrıma düşmüyoruz, müşterek çalışıyoruz). İngiltere Başbakanı,  gerek Tony Blair olsun gerekse ondan sonra gelenler olsun, hepsiyle yaptığım  görüşmede bana verdikleri cevap; (Bu konuda muhalefetle mücadeleyi beraber  yürütüyoruz). Bize geliyorsun, terör örgütüyle bir başka mücadele, bizdeki  muhalefetle bir başka mücadele. Ana muhalefet partisi, teröre ortak çözüm  üretelim diye kapımızı çalıyor, geliyor, görüşüyor. Ana muhalefet partisi bize  gelmeden önce Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile ilgili Başbakan Yardımcım  randevu istedi. Randevuyu vermediler. Kendileriyle görüşülemedi. Fakat onlar  bizden randevu isteyince, kendilerine randevu verdik. Geldiler. Üç arkadaşıyla  geldi. Benim yanımda da üç arkadaş. Görüştük. Dedi ki; (MHP randevu vermiyor).  Dedim ki; (Siz MHP'nin, şunun veya bunun randevusunu bırakın. Ben şimdi şu anda  yanımdaki üç arkadaşıma talimat veriyorum. Siz de yanınızdaki üç arkadaşınıza  talimat verin. Hemen bizim bu arkadaşlarımız çalışmaya başlasınlar.  Hazırlıklarını yapsınlar, ondan sonra da önümüze getirsinler. Hakikaten burada  çözüme yönelik ne varsa, biz Yürütme olarak bunu uygulamaya hazırız). O günden  bugüne üç ay geçti. Hala CHP'den bir ses yok. Bu kadar açık net söylüyorum; ver  üç tane arkadaşına talimatı, ben üç arkadaşıma talimatı veriyorum. Çalışmaya  başlasınlar. Samimi değiller. Akşam başka, sabah başka.”
             
    “Medyada da ayrı bir sorumsuzluk”
             
    Medyada da ayrı bir sorumsuzluk olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları  kaydetti: “Allah aşkına, hangi ülkede, teröre karşı halkı ve vatanı için canını  ortaya koyan güvenlik güçleri bu kadar hırpalanır? Hiç kusura bakmasınlar.  Diyorlar ki; (Başbakan medyaya çok saldırıyor). Ne yapacaktım? Okşayacak mıydım?  Dertli olan biziz, canı yanan biziz... Sen habire orada canı yananlara karşı,  sadece (onun üzerinden ne kadar avanta elde ederim), ona bakıyorsun. Bir gün terör örgütü çıkıyor, alçakça, korkakça benim askerimi, polisimi  arkadan vuruyor, ertesi gün medya çıkıyor, daha ağır bir şekilde güvenlik  güçlerimizi yerden yere vuran yayınlar yapıyor. Beyler! Bu asker, bu polis, bu  güvenlik birimleri bir mücadelenin içindeler, canlarını ortaya koydukları bir  mücadelenin içindeler. Herkese düşen, bu mücadeleye köstek değil, destek  olmaktır. Manen destek olmaktır. Elbette eleştiri olacak ama bunun yeri de,  zamanı da, üslubu da bu olamaz, olmamalıdır. Yapıcı eleştirinin ve sorgulamanın  da usulü vardır. Yeri vardır, zamanı vardır. Burası bir hukuk devleti. Hukuk  devletinde, nasıl hesap sorulacağı bellidir.”
           
    “Teröre teslim olmayacağız”
             
    Erdoğan, göğsünü siper eden komutanın, canını ortaya koyan polisin, her  gün terör saldırılarıyla uğraştığı kadar, muhalefetin ve medyanın sorumsuz  saldırılarına da göğüs germek zorunda kaldığını dile getirdi.

    Polisin de, askerin de, istihbaratçının da, korucunun da, AK Parti'nin  mensuplarından değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu aziz milletin evlatlarından  oluştuğunu ifade eden Erdoğan, “Yere düşen kahraman şehit, herhangi bir  iktidarın değil, öncelikle bu milletin evladıdır. Kimin neye hizmet ettiğini,  kimin hangi hesabın içinde olduğunu milletim görsün. Acı haberler geldikçe, şehit  haberleri geldikçe, (AK Parti yıpranıyor, iktidar yıpranıyor) diyerek ellerini  ovuşturanları milletim görsün. Herkes teröre teslim olsa da biz olmayacağız”  diye konuştu.

    Yeri gelecek Hakkari'de, Muş'ta, Şırnak'ta, Van'da olacaklarını ifade  eden Erdoğan, 23 Ekim'de Van'da olacağını söyledi.

    Erdoğan, “Bu yola çıkarken bir ahitle çıktık. Nedir o? Kefenimizi  giyerek çıktık” dedi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı