Gündem Haberleri

    Başbakan Erdoğan'dan eleştirilere sert cevaplar

    AA
    09.09.2012 - 16:51 | Son Güncelleme:

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Hiçbir zaman bizim güvenlik güçlerimiz, operasyonlarını, terör örgütü bu yolda bu şekilde devam ettikçe durdurmayacaktır, durduramaz. Onun görevi terör örgütüyle bu mücadeleyi sürdürmektir” dedi.

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, parti genel merkezinde genişletilmiş il başkanları toplantısında konuştu.

    4. Kongre öncesinde parti kurulları ile çeşitli toplantılar yaptıklarını belirten Erdoğan, bugün yaptıkları toplantıyı “bir eksikle” gerçekleştirdiklerini söyledi. Hakkari İl Başkanı Abdülmecit Tarhan'ın teröristler tarafından kaçırıldığını anımsatan Erdoğan, Tarhan'ın bulunması ve sağ salim evine dönmesi için tüm kurumlarla çabalarının sürdüğünü belirtti. Erdoğan, hem Tarhan hem de AK Parti ailesine sabır diledi.

    CHP'li bir milletvekili kaçırıldığı zaman konunun medyada çok fazla işlendiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
    “Fakat AK Partili il başkanı kaçırıldığı zaman veya AK Partili il başkan yardımcısı şehit edildiği zaman, ilçe başkanı kaçırıldığı zaman şöyle gazetelerinin kenar köşesinde, o gün öyle bir haber geçerse, sorulduğunda 'biz yazmıştık' bu şekilde bunu söylüyorlar. Onlar siyaset yapmıyor mu? Benim il başkanım siyaset yapmıyor mu? Siyasetin hem de tam göbeğinde, teşkilatta. Böyle bir siyaseti yapıyor. Güneydoğu'da yapıyor, Doğu'da yapıyor, 780 bin kilometre karelik vatan topraklarında yapıyor. Belediye başkanlarım siyasetin içerisinden geldi aynı şey onlara yapıldı. Bakıyorsunuz terör örgütünün başında olanlar sürekli olarak AK Parti'nin yetkililerini tehdit ediyor. Niye? Çünkü biliyorlar ki terör örgütü ve uzantısının siyasette bölgedeki karşısında olan tek siyasi parti AK Parti. Bu onları rahatsız ediyor.

    Bugün yine terörist başlarından bir tanesi yine tehdit sallıyor, 'AK Partili milletvekilleri bölgeye giremeyebilirler' AK Parti'nin yöneticileri de milletvekilleri de bu tür kuru tehditlere evvelallah pabuç bırakmayacak ve yola öyle devam edeceklerdir. Yalnız ben şunu hatırlatayım, bu yaptıklarınız hayra alamet değil. Biz şu anda Eyüp sabrındayız. Bir yere kadar sabrederiz ondan sonra şapkaları farklı olarak değişmeye de başlarız. Bunu da çok açık net şekilde söylüyorum.
    Şu anda bizim bütün güvenlik güçlerimiz hukuk içerisinde ellerinden geleni yapıyorlar ve yapmaya da bu şekilde devam edeceklerdir. Bu noktada da bize kimse farklı nasihatte bulunmasın, bizden güvenlik güçlerimizin 'Yok efendim artık silahlar susturulmalı, şöyle yapılmalı, böyle yapılmalı hiç bir zaman bizim güvenlik güçlerimiz operasyonlarını terör örgütü bu yolda bu şekilde devam ettikçe durdurmayacaktır, durduramaz. Onun görevi terör örgütü ile bu mücadeleyi sürdürmektir. Belki bedeli bize de ağır oluyor, canımız yanıyor ama bu süreci de bu şekilde devam ettirmek durumundayız. Aksi takdirde bunları hedefleri bellidir, uzantılarının da hedefi bellidir. Uzantılarının ağzından da ne tür ifadeler çıktığını duyuyorsunuz, görüyorsunuz. Ve bu süreci biz kararlıkla aynen devam ettireceğiz.”

    Şehitlerin ailelerine başsağlığı

    Erdoğan, Afyonkarahisar'daki mühimmat deposunda meydana gelen patlamada şehit olana askerlere Allah'tan rahmet, acılı ailelerine, TSK'ya ve millete başsağlığı, yaralanan askerlere de acil şifalar diledi.

    Olayın ardından hükümetin, ilgili kuruluşların ve yerel yetkililerin teyakkuza geçtiğini; yangının söndürülmesi ve etrafa saçılan mühimmatın toplanması konusunda hızla çalıştığını ifade eden Erdoğan, başta partisinin Afyonkarahisar milletvekili de olan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun yanı sıra, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel gibi yetkililerin olay yerine gidip incelemeler yaptığını bildirdi.

    Olayla ilgili adli ve idari soruşturmanın devam ettiğine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Afyonkarahisar'da meydana gelen olaydan dolayı milletçe hepimizin acısı büyük, hepimizin yüreği yanıyor. Demokrasilerde hiç kimse ve hiçbir kurum layüsel değildir, hiç kimse şüphesiz ki eleştiriden azade değildir. Elbette siyaset kurumu, sivil toplum örgütleri medya son derece haklı olarak gerekli soruları sormakta ve bunlara cevap aramaktadır, ancak demokrasinin standartları yükselirken, toplum daha açık daha şeffaf bir noktaya ilerlerken yani Türkiye bir değişim sürecini yaşarken bizdeki artık bu doğru bilgilenme anlayışının da yeniden ele alınması gerekiyor.

    Her olay, her acı hadisenin arkasından ortaya konan tavır; maalesef eleştiri boyutunu aşıyor olayı aydınlatma, olayla ilgili doğru soruları sorma boyutunu aşıyor ve tam anlamıyla bir linç kampanyasına dönüşüyor. Bakıyorsunuz önce sosyal medyada tamamen dedikodular, tamamen söylentiler, çoğu zaman da yönlendirmeler aracılığıyla bir linç atmosferi oluşuyor. Ardından yine yazılı ve görsel medyada soru sormak, sorulara cevap aramak, olayı aydınlatmak, olayla ilgili haber aktarmak gibi hedefler aşılıyor ve sansasyon ve yarış saiki hadiselerin ve gerçeğin önüne geçebiliyor. Aynı şekilde muhalefette demokratik bir hak olarak hadisenin aydınlatılması ve sorumluların tespit edilmesi hedefinden çıkıyor her hadiseyi siyasi bir rant, siyasi bir fırsatçılık noktasına getirebiliyor.”

    Linç hareketi

    Birkaç gündür Afyonkarahisar'daki patlama ile ilgili sergilenen tavra dikkat çeken Erdoğan, bir olay veya olayı aydınlatmaktan çok, bir kurumu, o kurumla birlikte hükümete yönelik bir linç hareketinin çıktığını ifade etti.

    Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Mesele Afyonkarahisar'daki patlama meselesi olmaktan çıkıyor. Bakıyorsunuz çok farklı bir mecra, boyut kazanıyor ve topyekun bir karalama ve bir linç kampanyasına dönüşüyor. Bu toplu linç kampanyası sadece bir kurum, birkaç kurum için de yapılmıyor. Biz hükümet olarak 10 yıldır hukuk devleti anlayışını kökleştirip, devlet kurumlarını daha şeffaf hale getirirken devlet içindeki yanlış anlayışlar ve odaklarla mücadele ederken şu hususu defalarca vurguladık. 'Bir kişinin, bir grubun hatası o kurumun tamamını bağlamaz' dedik. Ama bakıyorsunuz muhalefet tarafından, medya tarafından bir kurum içinde yapılan hata, anında tüm kurumu, o kurumun tüm mensuplarını, tüm çalışanlarını hedef alan bir kampanyaya dönüştürülüyor. En tepeden en alt kademedeki kurum çalışanlarına kadar motivasyonu kırmak, heyecanı yok etmek, azmi ve gayreti ortadan kaldırmak için sistemli bir linç girişimi uygulanıyor.

    Beytüşşebap'ta jandarma personelinin kaldığı lojmanlardan göstericilerin korkusuyla Türk bayrağının indirildiğine dair birtakım haberler yapıldı. Böyle haberler yapılınca halkımız da çok tabii olarak reaksiyon gösteriyor, ama olayın aslına bakıyorsunuz Türk bayrağını indirmek gibi bir durum asla ve asla yok. Türk bayrağının zarar görmesini engellemek için oradaki birkaç erimiz, yapılan iyi niyetli bir girişimle, orada bayrağımızı korumak niyetiyle bayrağımızı oradan alıyorlar. Bu tabii ki orada vatandaşlarımızı olduğu gibi batıda da vatandaşlarımızı ciddi bir reaksiyona sevk ediyor.”

    “Boğaza karşı keyif çatan beyefendiler...”

    “Çok açık konuşuyorum, oynanan oyunu, uygulamaya konulmak istenen senaryoyu bildiğim için çok açık konuşuyorum, çok ağır konuşuyorum. Kurumlara yönelik, kurum personelinin motivasyonunu kırmaya yönelik, milleti galeyana getirmeye yönelik bu girişimler an hafif tabiriyle sorumsuzluktur, alçaklıktır” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bu beyefendiler; Boğaz'a karşı keyif çatarken, televizyonlarının karşısında, çerezlerini alkollü içkileri ile yudumlarken, orada vali, kaymakam, asker, polis, korucu, istihbaratçı canını ortaya koyuyor. Bir çocuğun, bir kadının arkasına saklanarak alçakça mermi yağdıran terörist karşısında bizim güvenlik güçlerimiz canlarını siper ediyor. Hele hele bazıları eşleri ile çocukları ile oradalar. O zavallı çocuğun, o kadının kılına zarar gelmemesi için onlar görüyorsunuz kan kusuyorlar ve 'kızılcık şerbeti içtim' diyor oradaki görevli kardeşlerim.

    Ama burada beyefendiler, büyük bir konfor içerisinde, boğaza nazır villalarında, her türlü saltanatları ile beraber köşelerinde ahkam kesiyorlar. Güvenlik güçlerini linç etmek için elinden ne geliyorsa onu yapıyorlar. Bakıyorsun birisi çıkıyor, ne düşüklüktür ya, kalkıyor Genelkurmay Başkanı'mızı ehliyetsizlikle suçluyor, bakıyorsunuz ÖSYM Başkanı'nı ehliyetsizlikle suçluyor. Ya senin ehliyetin ne? Yani köşelerinizden veya televizyon ekranlarınızda yaptığınız saldırılarla size verilen ehliyet mi var bir yerlerde? Yani 40-45 yılını bu ordunun değişik kademelerinde hizmet ederek geçirecek, ondan sonra da gelip Genelkurmay Başkanı olacak bir insana, sen kalkacaksın utanmadan sıkılmadan 'hükümete yalakalık yapıyor' diyeceksin. Böyle terbiyesizlik olmaz. Biz şu anda ordumuzun terfi mekanizmaları neyse teamülü bugüne kadar aynen uyguladık. Bu beyefendileri rahatsız ediyor. Çünkü beklentileri farklı.

    ÖSYM'nin başındaki arkadaşımız; değerli bir bilim adımı. Eksikleri, hataları olabilir doğrudur. Ama kalkıp bu iktidara yalakalık yapılıyor gibi terbiyesizce bir yaklaşımın içine girme hakkını sana kimse vermez. Aynı şekilde bir tanesi başlık atmış 'Medyaya çattı' Tabii çatacağım canım. Siz hükümete çatacaksınız, siz AK Parti iktidarına çatacaksınız, AK Parti'ye çatacaksınız, elinizi taşın altına zerre kadar koymayacaksınız, biz bunun karşısında susacağız. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır, biz şeytan olamayız. Biz bu oyunun farkındayız.”

    "Terör rant aracına dönüştü"

    Millete sevdalı olduklarını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Biz bu milletin efendisi değiliz. Ama o köşelerinde yazı yazanlar efendiliğe soyunmuş olanlardır. Onların birçoğunun patronları, istisnalar kaideyi bozmaz onlara saygım var, onlar efendiliklerini çok farklı yerlerde, farklı şekilde sürdürüyorlar. Biz ise milletimizin hizmetkarı olarak 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında hizmet yürütüyoruz.

    Bir gün atlamıyoruz ki bu ülkede bir yerlerde hizmetlerimiz vücut bulmasın. Böyle çalışıyoruz. 30 yıldır devam eden terörden dolayı yurt içinde olduğu gibi, yurt dışında da kendisine bir kazanç tezgahı kurmuş olanlar var. Terörü bir rant aracına, bir kazanç kapısına dönüştürmüş olanlar var. Terör güvenlik güçlerini, masum sivilleri, devleti ve hükümeti hedef alırken teröre karşıymış gibi durup terörle birlikte kendi hırsları için hükümeti ve kurumları hedef alanlar var.

    Hükümet yıpratsın da Türkiye'ye ne olursa olsun anlayışı Türkiyeli bir anlayış değildir, yerli bir anlayış, milli bir anlayış değildir. Eğer sen bugün hükümet yıpranıyor diye sinsice ellerini ovuşturup teröre zımni destek verirsen o terör yarın çıkar gelir seni de vurur. O zaman yanında kimseyi bulamazsın. Mecburen teröre boyun eğersin. Ama biz teröre asla boyun eğmedik, asla da boyun eğmeyeceğiz.”

    “Bu ne densizliktir?”

    Yaptığı konuşmada, AK Parti Hakkari İl Başkanı Abdülmecit Tarhan'ın kaçırılmasına değinen Başbakan Erdoğan, CHP'li yöneticilerin Tarhan'ın evini aradığını ve daha sonra konuyla ilgili bir açıklama yaptığını ifade etti.

    Bu açıklamada, “AK Parti aramadı, biz aradık ve bizden yardım istediler” ifadelerinin kullanıldığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Ya bu ne densizliktir? Aile bu yayını duyuyor ve kahroluyor. Aldığım cevap aynen şu: Başbakanım, burada terörün uzantısı bir partiyle elele, kolkola miting yapan bir anamuhalefetin başkanından ya da yardımcısından ben yardım alacak kadar düştüm mü?

    Bizim kaçırılan kardeşlerimizin içerisinde 56 gün, 2 ay, 3 ay kaçırılan kardeşlerimiz var. Şu anda hala bölücü terör örgütünün elinde olan öğretmenlerimiz var, hemşirelerimiz var, askerimiz var. Bakıyorsunuz bir kısmını şu veya bu sebeple bırakıyorlar, ama bir kısmını hala ellerinde tutuyorlar. Bunlarda zerre kadar onur olursa, zerre kadar kişilik olsa bunların yapması gereken, senin hesabın kiminle arkadaş? O kaymakam adayının seninle ilgili nesi var? Hizmetkar o orada. Sen yolda gideni alıkoyuyorsun, yolda gideni kaçırıyorsun. Onur bu değil, kişilik bu değil, şahsiyetli duruş bu değil. Gerek dağın ve uzantısının onurlu bir duruşu yok. Bunlar onursuzdur.

    Terör örgütü ve uzantısı iki tercih yapacak. Ya Kandil, ya TBMM. TBMM'de kalmayı düşünüyorlarsa saygı görürler, karşılık görürler. Ama 'hayır' diyorsa o zaman onlar için tek bir yer var Kandil. Buyursunlar Kandil'de yollarına devam etsinler. Kalkacaksın teröristlerle kucaklaşacaksın, sarmaş dolaş olacaksın ve ondan sonra da sıkılmadan diyeceksin ki 'Biz merhaba' dedik. Artık merhabanın adresi de değişti. Bununla ilgili olarak da zaten bütün medyada çıkan bu görüntüler yargıya çok ciddi bir suç duyurusudur. Yargı inanıyorum ki gereğini yapacaktır. Ondan sonra Parlamento'ya düşen bir görev varsa biz de Parlamento olarak gereğini yapacağız. Çünkü bu Parlamento yol geçen hanı değildir. Demokrasi, özgürlük mücadelesi verenlerin, samimi olarak bu millete hizmet etmek isteyenlerin yeridir.”

    “Tabela partisi olmayın”

    Yurt içi ve yurt dışında yürütülen sinsi kampanyaları boşa çıkararak terörün enstrümanlarını tek tek ellerinden aldıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, bütün bunları yaparken tarihte hiç görülmemiş bir şekilde koordinasyon, cesaret ve kararlılıkla terörün üstüne gittiklerini dile getirdi.

    Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Herkes sorumlu bir şekilde sorusunu soracak, herkes eleştirisini doğru bilgiye dayalı olarak yapacak, ama elim bazı hadiseleri, elim hataları kullanarak hiçbir kurumun yıpratılmasına, terörle mücadele azminin topyekun hedef alınmasına asla müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz. Sınırdaki askerin, polisin, korucunun, istihbarat görevlilerinin kalbini kırmaya, şevkini kırmaya, motivasyonunu yok etmeye yönelik bu girişimleri, bu haberleri, bu manşetleri atanları da onları yönlendirenleri de deşifre etmeye devam edeceğiz. Kusura bakmasınlar.

    Milletim, kimin terörün karşısında kahramanca mücadele ettiğini, kimin de açık ya da gizli teröre destek verdiğini çok net olarak görüyor. Millet en iyi hakemdir. İnanıyorum ki milletim bunlara gereken cevabı da yeri ve zamanı geldiğinde bir kez daha verecektir. Ey CHP, ey MHP gelin Sivas'ın ötesine geçin. Orada çalışmalara katılın. Tabela partisi olmayın. Halkın arasına karışın. Bu işi sadece AK Parti'ye bırakmayın. Siz de bu çalışmaları gelin yapın. Ama yapamıyorlar. Seçimden seçime, yaptıkları bu.”

    Terörle mücadele çalışmaları

    Erdoğan, AK Parti olarak, yola çıktıkları andan itibaren, terörün topyekun bir mücadeleyle, toplumun bütün kesimlerinin mutabakatı ve ortak hareketiyle çözüleceğini çok samimi şekilde savunduklarını söyledi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, sürekli olarak, “Biz işin birlikte yapılabileceğini söylüyoruz, ama iktidar bize cevap vermiyor” dediğini belirten Başbakan Erdoğan, “Ya ayıptır. Bunları sen şimdi mi konuşuyorsun? Biz bunları 14 Ağustos 2001'den beri söylüyoruz. Hiçbir zaman ortak bir mücadeleye bizimle ne mensubu olduğun parti, ne diğerleri gelmediler. Randevu dahi vermediler” dedi.

    Kendilerinin bu konuda randevu istediklerini, Kılıçdaroğlu ve arkadaşları ile görüştüklerini hatırlatan Erdoğan, bu görüşmeden sonra CHP heyetinin “10 maddelik öneri” diye medyaya açıklama yaptığını ifade etti.

    Burada öneri değil, tespit olduğunu Kılıçdaroğlu'na da söylediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, o günden bugüne aylar geçmesine rağmen bir öneri gelmediğini dile getirdi.

    “Silahlı efendilerine karşı cesur bir tavır sergileyemedi”

    Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bunların öneri, hazırlık diye bir şeyleri yok. Bunlar kendilerinin candaş, yandaş medyalarıyla beraber hep bir şey oluşturmaya gayret ediyorlar. Biz ise şu anda işin içindeyiz. Damdan düşeniz. Sorumluluk noktasındayız. Yapmamız gereken neyse onu yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.

    Biz her zaman, 'Terör örgütüyle aranıza mesafe koyun' dedik. 'Terörü lanetleyin' dedik. 'Sorunun bir parçası olmaktan çıkın, gelin çözümün bir parçası olun' dedik. Ne yazık ki, terörün uzantısı olan bu siyasi parti, terör örgütüyle arasındaki ipleri koparamadı. Bu siyasi parti, Doğu'daki, Güneydoğu'daki seçmenin, kendisine oy verenlerin partisi değil, terör örgütünün siyasi uzantısı olmayı tercih etti. Bu siyasi parti, milletin hizmetkarı olmayı değil, terör örgütünün güdümünde hareket etmeyi tercih etti. Bu siyasi parti, çözümün değil, sorunun bir parçası olmayı tercih etti. Bu parti, isminin aksine barışı isteyen, barış için çalışan değil, barışı engelleyen, barışı sabote eden parti durumuna geldi. Maalesef, vesayetten kendisini kurtaramadı, silahların gölgesinden çıkamadı, silahlı efendilerine karşı cesur bir tavır sergileyemedi.

    Şu anda çıkmışlar, bizi sine-i milletle tehdit ediyorlar. Eğer siyaset üretemeyecekseniz, eğer çözüme katkı sağlamayacaksanız, eğer sizi seçenlerin değil, silahlı efendilerinizin hizmetkarı olmaya devam edecekseniz, hiç kusura bakmayın, gitmek istediğiniz yere kadar yolunuz var. Benim Kürt kardeşim, Meclis'te zaten AK Parti tarafından temsil ediliyor. Aramızda Kürt kardeşlerim Meclis grubumuz içerisinde belli, teşkilatımızın içerisinde belli. Hepsi aktif faaliyetini sürdürüyor. AK Parti, 75 milyonun, 75 milyon içinde benim Kürt kardeşimin de hizmetkarlığını en iyi şekilde yapıyor. Onun için biz bu tehditlere boyun eğmeyiz, bu tehditler karşısında doğruları söylemekten geri durmayız. Siz, silahlı efendilerinize uşaklık yapmaya devam edin, onlar size ne talimat verirse onu yaparsınız. Biz, milletin hizmetkarı olmaya, inadına çözüm için mücadele etmeye, siz olsanız da olmasanız da devam ederiz ve edeceğiz.”

    “Er veya geç bu ülkede hak kazanacak, halk kazanacaktır”

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin, hizmeti Cumhuriyet tarihinde AK Parti iktidarı ile aldığını belirten Başbakan Erdoğan, sadece altyapı ve üstyapıda değil, her alanda atılımlar yaptıklarını ifade etti.

    Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Ret politikaları AK Parti iktidarı ile bu ülkede ortadan kalkmıştır. İnkar politikaları aynı şekilde bizim iktidarımızda ortadan kalkmıştır. Asimilasyon politikaları bizim iktidarımızda ortadan kalkmıştır. AK Parti iktidarının Kürt vatandaşlarla bir sorun yok ki Kürt kardeşiyle bir sorunu yok ki. Elele, omuz omuza birlikte hizmete devam ediyorlar. Ama onların sorunu var. Onlar kendi kardeşleri oldukları söyledikleri Kürt kardeşini acımasızca vurabiliyor, acımasızca kaçırıyor. Eğer kendi gibi inanmıyorsa, kendi gibi düşünmüyorsa vay haline.

    Sizin siyaset anlayışınız bu. Partinin başındaki barışın, demokrasinin ne ifadesi var ya? Siz busunuz. Bütün bunları Kandil'le beraber yürütüyorsunuz. Gücünüzü zaten oradan alıyorsunuz. Ondan sonra da utanmadan, sıkılmadan 'Biz barışa soyunduk' diyorsunuz. Ne barışı, ne alakası var?

    Kararlı duruşumuz devam edecektir. Er veya geç bu ülkede hak kazanacak, halk kazanacaktır. Hiç endişeniz olmasın”

    Kemal Kılıçdaroğlu'na tavsiye

    İlkokula yeni başlayacak öğrenciler için yarın okulların açılacağını hatırlatan Başbakan Erdoğan, ilkokul birinci sınıftaki çocukların, uyumun daha kolay olması amacıyla, her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 hafta erken ders başı yapacaklarını, önümüzdeki hafta pazartesi günü de 2012-2013 Eğitim Öğretim yılı için ders zili çalacağını ifade etti.

    Başbakan Erdoğan, şöyle dedi:

    “Okullar açılırken, kayıtlar yapılırken, CHP zihinleri bulandırmak, 6 yaşında yavrular üzerinden istismar siyaseti yapmak için her yola başvuruyor. Biliyorsunuz, CHP Genel Başkanı, her sorunla ilgili olarak, 'Arkadaşlarımız üzerinde çalışıyor' şeklinde standart bir cevap veriyor. Kademeli Eğitim Sistemi konusunda da şu ana kadar sadece şunu söyledi: Bir pedagogla konuşun. Sözü bu. Sürece dönüp baktığınızda, CHP Genel Başkanı'nın, kademeli eğitim sistemine ilişkin bir başka cümlesine zor rastlarsınız. Ben burada CHP Genel Başkanı'na, asıl kendisinin bir uzmana başvurmasını şiddetle tavsiye ediyorum.”

    “Dershanecilik olayını kaldıracağız”

    Dünyada okula başlama yaşının 3 yaş ile 7 yaş arasında değiştiğini kaydeden Erdoğan, bu konuda dünya ülkeleri arasında en yaygın yaşın, 6 yaş olduğunu dile getirdi.

    197 ülkeden 126'sında, çocukların 6 yaşında okula başladığını belirten Başbakan Erdoğan, Avrupa Birliği ülkeleri de dahil bazı ülkelerde okula başlama yaşının 5, hatta 4'e kadar inebildiğini anlattı.

    Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bugün değişen Türkiye'nin, büyüyen Türkiye'nin bir gerekliliği olarak biz 6 yaş uygulamasını başlattık ve inşallah başarıyla da bu uygulama devam edecek. Derslik sıkıntımız, öğretmen sıkıntımız öyle aşırı derecede yok. Biraz var, ama bunu da süratle aşacağız. Tabii bu yıl bizim için bir geçiş dönemidir, ama 2013-2014 sistemin daha da oturduğu bir yıl olacak. Açık lise ile ilgili birtakım şikayetler aldık. Açık lise ile ilgili 18 yaş üstü bir kayıt söz konusu değildir. Ortayı bitirdikten sonra isteyen aynı şekilde açık liseye de gidebilir. Bunun için 18 yaşın bitmesi kaydı söz konusu değildir.

    Dershanecilik olayını kaldıracağız. Bundan kim gücenirse gücensin, kusura bakmasınlar. Bu benim halkımın vatandaşımın ortak talebidir. Şunu soruyor haklı olarak, 'Okullar niye var? Okul varsa dershane niye var?'. Biz iktidara geldiğimizde çok ilginç bir şeyle karşılaştık. Üniversite sınavının soruları ortaöğretim müfredatına göre hazırlanmıyordu. Dershanelerin müfredatına göre hazırlanıyordu. Bunu bizim iktidarımız değiştirdi.

    Bu ne demekti biliyor musunuz? Demek ki bu ülkede öyle bir emperyal yapı, sömürü sistemi vardı ki tamamen dershanecilere çalışıyorlar. Benim parası olmayan, gücü olmayan vatandaşım tabii dershaneye yavrusunu gönderemiyordu. Evinde davarı olan varsa onu satıyordu, kolunda bileziği olan varsa onu satıyordu. Çocuğunu dershaneye gönderiyordu. Şimdi bu adalet mi? Bunu biz nereye kadar savunabiliriz?

    Ey dershaneciler, eğer bu ülkede eğitime, öğretime hizmet verecekseniz gel okul aç, okullar kur. Biz de sizden hizmet alımı yapalım, sizin sınıflarınızı öğrencilerle biz dolduralım. Bedeli neyse bunun bedelini biz verelim. Sizi açıkta bırakacak değiliz. Biz yatırımdan kurtulmuş oluruz, siz de hizmetinize aynen devam edersiniz. Bakıyorsun, 'Bu güzel teklif' demiyorlar. Niye?

    Öbür taraf çok daha tatlı da onun için. Orada adeta merdiven altı hizmet var. Diğerinde ciddi manada bir kurumsallaşma olacak da onun için. Bunun adımını atacağız ve er geç, 2013-2014'e de biz o sistemle girmiş olacağız.”

     

    İktidarları döneminde görev yapan milli eğitim bakanları Hüseyin Çelik, Nimet Baş ve Ömer Dinçer'e birbirinin devamı niteliğindeki çalışmaları dolayısıyla teşekkür eden Başbakan Erdoğan, “Biz hizmet kervanıyız, bu hizmet kervanı ilkelerle hareket eden bir kervandır ve bu kervan birbirini tamamlayan bir kervandır, yola da böyle devam edeceğiz” diye konuştu.

    -“CHP tarafından üretilen ideolojik tepkilere velilerimiz asla itibar etmesinler”

    Başbakan Erdoğan, yarın yapılacak 40 bin kadrolu öğretmen atamasıyla 10 yıldaki öğretmen sayısını 358 bine ulaştıracaklarını, 10 yılda eğitime kazandırılan derslik sayısının da 181 bin 316'ya ulaştığını belirterek, şöyle devam etti:

    “Velilerimiz hiçbir konuda tereddüt etmesinler. CHP tarafından üretilen ideolojik tepkilere velilerimiz asla itibar etmesinler. Malum, matbaadan çıkmış posterlerle gösteriler falan yapıyorlar. Bunlar malum tipler, çevrelerdir. Bunla işi budur. Bu ülkede ne zaman hayırlı iş yapsanız, bunları o meydanlarda görürsünüz. Fotoğraflarına bakın hep aynı tiplerdir, değişmez ve bunlar hiçbir zaman hayrın yanında olmamışlardır. Şurada yaz boyu, ikinci köprü ve Haliç ile ilgili tamirat, bakım yapıldı. Kıyametler kopardılar, kim bunlar? Malum medya ve malum yerler. Niye bu kıyameti kopartıyorlar? Bunu kış mevsiminde mi yapacaksın, okullar açıkken mi yapacaksın? İzin mevsimi şimdi, okullar şimdi tatil, ulaşımın asgariye inebildiği bir dönem. Burada iki aylık bir bakım olacak. Bunlar, inanın bu ülkede bu köprülerin yapılmasına da karşı olan tiplerdir. İletişim ağları çok enteresan. Halkımız da bunun tesiri altında kalabiliyor.

    Şimdi dün tünelin açılışını yapıyoruz. 2 bin 25 metre uzunluğunda bir tünel, 25 kavşak, ama bugünkü gazetelere bakın. İnanın bunları doğru dürüst görmezsiniz. Bir teşekkürünüz yok mu? Koyun onu bir yerlere, ver onu işte manşetten. Koyamazsınız, niye? Çünkü onların 'marifet iltifata tabidir' diye bir ilkeleri yok, güzel sözleri yok. Onlar hep marifeti çirkin, marifeti hep tezyif etmekle mükelleftirler. Onların yapısı budur, cibilliyetinin gereği budur ve onu yapıyorlar.”

    -“Bugüne kadar siyer-i nebi yoktu da kaç tane gönderdiniz aya”

    Başbakan Erdoğan, bazı CHP milletvekillerinin okullarda Kur'an-ı Kerim ve siyer dersinin seçmeli olarak okutulmasından rahatsızlık olduklarını ifade ederek, “CHP milletvekillerinden bazıları, 'Peygamber'in hayatını öğretince ne olacak, millet aya giderken bu eğitim sistemiyle ancak amele yetişir' diyor. Ya bugüne kadar siyer-i nebi yoktu da kaç tane gönderdiniz aya” diye konuştu.

    AK Parti iktidarı döneminde Türk Hava Yolları'nın dünyanın ilk 7 havacılık şirketi arasına girdiğini, 46 noktada havaalanı hizmete soktuklarını anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Şu anda 46 noktada havaalanları olan bir AK Parti iktidarı var, halen çoğaltıyoruz. Niye? Benim milletim süratle ulaşması gereken yere ulaşsın. Çok daha medeni, modern imkanlarla ulaşması gereken yere ulaşsın. Biz, Güneydoğu'yu, Doğu'yu ihmal etmedik. Batı'da ne varsa orada da olacak dedik, Akdeniz'de ne varsa orada o olacak dedik. Bunların hepsini yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Ey CHP, siz ne yaptınız? İkide bir kalkıyorlar, demir ağlarla ördüklerini söylüyorlar. Neyi ördünüz? Ey CHP, iktidarınız döneminde kaç kilometre raylı sistem yaptınız söyler misiniz? Geçen gün bir hesap yapmış İzmir Belediyesi, 'çok ucuza metro üretiyormuş'. Kargalar bile güler bu sözlerinize. Sen, metro nedir bilmiyorsun Kılıçdaroğlu. Önce adamlarına söyle gitsinler bir metro eğitimi alsınlar. Eğer istiyorlarsa biz, İstanbul'da kendilerine bunun dersini veririz. Yapmadınız, yapamadınız İzmir'i. Yardım istediniz. Ben, Ulaştırma Bakanıma talimat verdim. Onlar da metro değildir, hafif metrodur. Hafif metro yatırımlarını da Ulaştırma Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi birlikte yürütüyorlar. Bunu da milletin gözünden kaçırmak istiyorlar, İzmirli kardeşim bunu görüyor, ben biliyorum ve ucuza mal ettiklerini söylüyorlar. Metronun maliyetiyle hafif metronun maliyeti bir olur mu? birisi yerin 40 metre altıda... Şimdi biz, Marmaray ile denizin altından raylı sistem yapıyoruz. Sen böyle bir şey gördün mü Kılıçdaroğlu?”

    -“Bunlarda böyle bir ufuk hak getire”

    Kadıköy ve Kartal'da CHP'li belediyelerin olduğunu, ama AK Parti iktidarının Kadıköy-Kartal arasına da metro yaptığını anlatan Erdoğan, “Sayın Kılıçdaroğlu, hadi orayı da bir geziver, çok güzel oldu. Açılışını yaptık. Modern trenlerimizle seyahat et, göreceksin medeniyet nedir. Bu adımları atıyoruz, ama dedim ya bunlarda böyle bir ufuk hak getire, yok bunlarda ve sürekli hilafı hakikat, doğru olmayan sözler” ifadesini kullandı.

    Başbakan Erdoğan, “Bunlar 1940'lara takıldılar, orada kaldılar, bugüne gelemiyorlar. Böyle bir zihniyetleri var. Bu zihniyet on yıllar boyunca Kur'an'ı yasakladı, ezanı yasakladı. Türkçe okunacak dedi, ama millet Demokrat Parti'yle inancına yapılan bu saldırıyı geri devşirdi. Onlar kısa bir süre de olsa 'tanrı uludur' ifadesiyle millete çağrı yaparken, Menderes rahmetliyle bu aslına döndü ve 'Allahü ekber' diyerek ezanlar okunmaya başlandı. Bu zihniyet şimdi aya insan göndermekten bahsediyor” değerlendirmesinde bulundu.

    Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, Güney Afrika Cumhuriyeti'nde düzenlenen Sosyalist Enternasyonal toplantısına katılarak, başkan yardımcılığına seçildiğini anımsatarak, “Kendisini tebrik ederiz, en azından ülkemizde anamuhalefetin genel başkanıdır. Durum şu; 32 başkan yardımcısından bir tanesi oldu. Çünkü, başkan yardımcısı bayağı bol, onlardan bir tanesi oldu. Kongre kaç kişiden oluşuyor biliyor musunuz? 161 üyesi var, 161 üyeden oluşan, 32 başkan yardımcısından bir tanesi oldu. Tebrik ediyoruz, hayırlı olsun” diye konuştu.

    -“CHP Genel Başkanı'nın çark etmede ünü, Türkiye sınırlarını aştı”-

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Sosyalist Enternasyonal'in bildirisine de imza attığını ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Suriye konusunda aslan kesilip, kükreyen, hem hükümeti hem de dışişlerini en kaba sıfatlarla karalayan CHP Genel Başkanı, Güney Afrika'da altına imza attığı bildiride, lütfen bunu iyi dinleyelim, ekranları başında bizi izleyen milletime de bunu hatırlatmak istiyorum, Suriye rejiminin uyguladığı şiddeti kınadı Sosyalist Enternasyonal. Hatta daha da ileri gittiler 'Esed rejiminin tüm meşruiyetini kaybettiğini' ifade ettiler. Bu kadar da değil, CHP Genel Başkanı bizdeki terör meselesini başka ülkelerdeki işgale, zulme, baskıya, soykırıma karşı yürütülen direniş mücadelesiyle aynı kefeye koyan bir bildiriye imza atmıştır. Yani, şu anda PKK terör örgütünün bu mücadelesini, bir direniş mücadelesi olarak gördü ve bunun altına da Kılıçdaroğlu imzasını koydu. Yazıklar olsun sana, nasıl bunun altına imza atarsın, nasıl bu metni düzeltmezsin. AB'nin bütün ülkeleri, ABD hepsi ülkemizdeki bölücü terör örgütünü, terör örgütü olarak ilan ediyor ve 'bu terör örgütüyle mücadelemiz sürecektir' diyor. Sen, kalkıyorsun bunu direnişci olarak göreceksin, bu çok büyük bir skandal.

    Bu CHP Genel Başkanı için çark etmenin zirvesidir, ama bakın bundan da çark edebilir. 'Hayır ben böyle bir şey söylemedim' diyebilir, 'bu imza bana ait değil, ıslaktır, kurudur' diyebilir. Çünkü yapısı böyle. Akşam başka sabah başka. CHP Genel Başkanı'nın çark etmede ünü Türkiye sınırlarını aştı, dünya çapında bir fenomen haline dönüşmeye başladı. Bu bildiri ve altındaki CHP Genel Başkanı'nın imzası tutarsızlığın, sözüne güvenilmezliğin, iki yüzlü siyasetin tarihe geçecek bir vesikasıdır. Sen, hükümetin Suriye politikasını kıyasıya eleştireceksin, milletvekillerin Hatay'a gidecek zalim bir rejim adına provokasyon yapacak, ardından da Güney Afrika'da Suriye rejimini, Esed rejimini yerden yere vuracaksın. Ne oldu? Bu çok büyük yüzsüzlük, hele hele Türkiye'deki terör meselesini Filistin'in haklı direnişiyle aynı kefeye koymak basiretsizliktir, pervasızlıktın, kendi ülkesine, kendi milletine çok ağır bir hakarettir. Böyle bir genel başkan Türkiye için de CHP seçmeni için de çok büyük talihsizliktir. Allah, CHP seçmenine gerçekten sabır versin diyorum.”

    -HAS Parti 22 Eylül'de AK Parti'ye katılıyor

    Başbakan Erdoğan, yerel seçimleri öne çekme noktasında MHP ile mutabakat sağladıklarına işaret ederek, yerel seçimlerin 27 Ekim 2013 tarihinde yapılması için MHP ile varılan mutabakatın şu anda işlediğini, Meclis açıldığında da bunun kanunlaştırılacağını söyledi.

    AK Parti'ye katılacak HAS Parti'nin kendisini feshetme tarihini de açıklayan Başbakan Erdoğan, 22 Eylül tarihinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde HAS Parti'nin kendini feshetmek suretiyle AK Parti'ye katılma toplantısı olacağını kaydetti.

    Erdoğan, Londra'da devam eden paralimpik olimpiyatlarda madalya kazanan Türk sporcuları da kutladı.

    Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından CHP'den AK Parti'ye katılan Bingöl Yayladere Belediye Başkanı Zeynel Ergin, Ordu Gülyalı Belediye Başkanı Talip Şen, MHP'den AK Parti'ye katılan Çorum Arifegazili Belediye Başkanı Hamza Yağmur, Düzce Beyköy Belediye Başkanı Osman Kılıç, Demokrat Parti'den AK Parti'ye geçen Mardin Midyat Belediye Başkanı Şehmuz Nasıroğlu, Muş Hasköy Belediye Başkanı Şefik Taşkın, Muş Düzkışla beldesinin Saadet Partili Belediye Başkanı Mehmet Sezigen ve DSP'den AK Parti'ye geçen Zonguldak'ın Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş'a AK Parti rozetlerini taktı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı