Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başbakan Erdoğan’ın ‘zarif!’ üslubu

KAVGA halinde olduğu rektörlerin tümünün Cumhurbaşkanı Sezer tarafından Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’na davet edilmesi, Başbakan’ı çok kızdırdı.

Önce konuyu gündeme getiren gazetecilere hafif gülümseyerek ‘Onu muhatabına sormanız gerekir’ dedi.

Hemen arkasından öfkesini frenleyemedi ve şunları söyledi:

‘Adama derler ki, bayram değil seyran değil...’

Bu cümledeki ‘adam’ sözcüğü ile düpedüz Cumhurbaşkanı kastediliyor.

Doğal olarak Başbakan’ın kullandığı bu sözcük kendisini ve çevresini rahatsız etmiş olmalı ki apar topar Başbakanlık Basın Sözcüsü bir açıklama yapıyor.

Sözcü, ‘Başbakan’ın bu sözlerinin Cumhurbaşkanı’na yönelik olmadığını’ söylüyor.

Sözcüye göre Başbakan’ın, ‘Adama derler ki, bayram değil seyran değil’ sözleri, soruyu soran gazeteciye verilen bir yanıt.

Bilmiyorum ama mantıkları bir hayli zorlayan bu açıklamaya Başbakanlık Basın Sözcüsü kendisi inandı mı?

Demek ki Tayyip Erdoğan’a kendisinden önceki başbakanlar için yürütülen muhalefetin onda biri yapılsa kim bilir neler duyup işiteceğiz?

Başbakan Erdoğan, dikensiz gül bahçesini andıran bir muhalefet ortamında bile sinirlerine hákim olamıyor.

Böyle giderse önümüzdeki aylarda muhalefet dozu yükseldikçe ne yapacak?

* * *

Başbakan Vekili Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de bir başka álem.

Devri iktidarlarında ilk kez bir rektör tutuklanıyor, buna üzüleceklerine, rektöre sahip çıkan meslektaşlarının gösterdiği tepkiye üzülüyorlar.

Gül, rektörleri şu muhteşem mantıkla suçluyor:

‘Bu ülkede başbakanlar, bakanlar, ordu komutanları mahkeme önünde hesap verirken rektörler hesap vermez diye bir şey söz konusu olamaz.’

Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı bunları söylerken Başbakan’ın kendisinin, bakan arkadaşlarının ve partisinin milletvekillerinin fellik fellik yargıdan kaçtığını unutuyor.

Peki herkes hesap veriyor da, bu normal oluyor da sıra sizlere gelince hesap vermek niye söz konusu olmuyor?

Yüreğiniz varsa, suçlu olmadığınıza inanıyorsanız, çıkın yargının karşısına...

Önüne geleni yargıya göndermesini biliyorsunuz, mahkeme kararları olmadan keyfi uygulamalarla insanların malına, mülküne, şirketine el koyuyorsunuz...

TMSF’nin el koyduğu şirketlerin yönetimine ‘Biz buraya 28 Şubat’ın intikamını almaya geldik’ diyen insanları görevlendiriyorsunuz...

Ama sıra kendinize geldiği zaman dokunulmazlık zırhına bürünüyorsunuz.

* * *

Anavatan Partisi Lideri Erkan Mumcu, Meclis kürsüsüne çıkıp ‘Başbakan, bakanlar milletin gözünün içine bak baka yalan söylüyor’ diye bas bas bağırıyor.

Somut olaylar anlatıyor, örnekler veriyor. Başbakan’ı, bakanları suçluyor.

Koca Meclis grubundan tıs çıkmıyor.

Maliye Bakanı çok ağır suçlamaları kürsüden inandırıcı bilgilerle yanıtlayacağına, ciddiyetten uzak, mahalle kahvesi esprileriyle ucuz demagoji yaparak durumu idare etmeye çalışıyor.

Ama gensoru önergesi yine de AKP’li milletvekillerinin otomatik kalkıp inen parmaklarıyla reddediliyor.

İktidar hiç iyi yolda değil.

Başbakan ve bakanlar, ülkeyi babalarının çiftliği gibi yönetiyorlar.

AKP milletvekilleri de aldıkları talimat doğrultusunda parmak kaldırıp indirerek bu suçlara katılmış oluyorlar.

Bu dönem sona erdikten sonra yapılanların hesabı mutlaka yargıda sorulur.

Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
X