Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başbakan Erdoğan da ‘Bunu böyle bilsin’

BAŞBAKAN her gece katıldığı beş yıldızlı iftarlardan birinde yine kürsüye çıkıp esip gürledi. <br><br>Önce Van rezaletine tepki gösteren baro başkanlarını, arkadan üniversite rektörlerini, en son da muhalefeti, daha çok da CHP’yi o haşin üslubu ile eleştirdi.

Rektör Yücel Aşkın’a verilen desteği yargıya müdahale olarak gördüğünü söyledi, ‘Siz karışmayın, kendi işinize bakın’ dedi.

Belli ki rektörün tutuklanmasındaki haksız kararlar Başbakan’ı pek ilgilendirmiyor.

Başbakan, rektör konusundaki gelişmeleri son derece olağan karşılıyor.

Tutuklama için ortaya konan gerekçelerin haklılığını vicdanlar kabul edemeyip, infiale sürüklenirken Başbakan bundan bir rahatsızlık duymuyor.

Duruşu bu konuda taraf olduğunu ortaya koyuyor.

Ama aynı Başbakan yazdığı bilimsel bir eserde bir başkasının kitabından intihal (aşırma) yaptığı için öğretim üyeliği sona erdirilen müsteşarını savunuyor.

Kararı alan YÖK’ü suçluyor:

‘İntikam hırsıyla müsteşarımın okullarda görev yapamayacağına dair aldığınız karar beni bağlamaz. Bunu böyle bilin.’

Başbakan’ın takındığı tutum gerçekten düşündürücü.

* * *

Hiç eveleyip gevelemeye gerek yok. Van’daki gelişmeler vahimdir.

Gösterilen tepkiler yerindedir, hatta azdır.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir rektör tutuklanıp cezaevine tıkılıyor.

Van savcılığı YÖK’ten alması gereken izni aşabilmek için soruşturmayı ‘çete’ kapsamına sokuyor.

Ama bakıyorsunuz ortada çete mete yok.

Rektör Yücel Aşkın radikal dincilere engel olduğu, cumhuriyet üniversitesini tarikatlara teslim etmediği için hedef seçildi.

Eğer Yücel Aşkın yürekli bir mücadele vermeseydi ve yobazları temizlemeseydi şimdi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi hayallerdeki ‘Medreset-üz Zehra’ haline gelmiş olacaktı.

Durum bu kadar netken hálá bazı kesimlerin eveleyip gevelemelerini, suspus olmalarını anlamanın olanağı yok.

Merak ediyorum bu kesimler ayılmak için daha neyi bekliyorlar?

Bir soru da AKP’lilere: ‘Eğer rektör tarikatçılara ses çıkarmasaydı ve üniversitede istedikleri gibi at oynatmalarına göz yumsaydı başına bu çoraplar örülür müydü?’

Bunu vicdanlarında bir tartsınlar.

* * *

Bu gelişmeler tatsız. Avrupa Birliği açısından daha da tatsız.

TÜSİAD’ın hükümete yaptığı uyarı da gidişatın endişe yaratacak boyutlarda olduğuna işaret ediyor.

İmam hatip liselerinden genel liselere geçişin tehlikeli sonuçlar doğuracağı konusunda hükümeti uyarıyor işadamları.

TÜSİAD, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yönergesinin hem Avrupa Birliği, hem de mesleki ve teknik eğitimde ihtiyaç duyulan reformlara ters düşmesi açısından büyük sakıncalar yaratacağına dikkat çekiyor.

Eğer hükümet laik, demokratik rejimi zedeleyici girişimlerine devam ederse, ki edecek görünüyor, hem içerde sağlanan istikrara ve huzura zarar verir, hem de Avrupa Birliği ile ciddi şekilde sorunlar çıkmasına neden olur.

Avrupa için laiklik ve demokrasi vazgeçilemeyecek, ödün verilemeyecek iki temel değerdir.

Dışarda laik ve demokrat görünüp içerde ülke yönetimine İslami ağırlığı yerleştirme kurnazlığı yapmaya kalkarsanız bu kimsenin gözünden kaçmaz.

Sayın Başbakan da herkese söylediği gibi kendisi de ‘Bunu böyle bilsin’...
X