Gündem Haberleri

    Başbakan Erdoğan ABD'de

    A.A
    08.12.2009 - 05:53 | Son Güncelleme:

    Başbakan Erdoğan, Siyasal, Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (SETA) Washington şubesinin düzenlediği “Dünya Politikasında Türkiye” konulu panelde yaptığı konuşmada, hükümet olarak dış politikanın kendi içinde çok boyutluluk içermesi gerektiğine inandıklarını ve ilk andan itibaren Türk dış politikasını esnek ve kucaklayıcı bir zemin üzerinde ilerlettiklerini söyledi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk dış politikasında bir eksen kayması ve yön değişikliği olduğu” iddialarının asılsız olduğunu kaydederek, “Eğer bir eksen kayması meselesi varsa, bu Avrupa'daki eksen kaymasıdır. Acilen, ciddiyetle bu ele alınmalıdır” dedi.

    2005 yılında Avrupa Birliği ile katılım sürecini başlatılmasının, Türk dış politikası açısından adeta bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Erdoğan, ancak Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine büyük enerji sarf ederken, ABD, Latin Amerika, Karayipler, Afrika, uzak ve yakın doğu ile ilişkileri ihmal etmediklerini ve oralara da büyük enerji sarf ettiklerini dile getirdi.

    Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
    “Türkiye;nin dış politikasında büyük ve köklü bir değişim yaşandığı apaçık bir gerçektir. Ama, samimiyetle ifade ediyorum, dış politikamızda bir eksen değişikliği olduğu, bir yön değişikliği olduğu iddiası tamamen haksızdır ve asılsızdır.
    Milli gelirini 230 milyar dolardan 7 yılda 742 milyar dolara; ihracatını 36 milyar dolardan 132 milyar dolara; doğrudan uluslararası yatırımlarını 1 milyar dolardan 2008 sonu itibariyle 18,5 milyar dolara çıkarmış bir ülkenin, tek boyutlu, statik, esnek olmayan bir dış politika yürütebilmesi mümkün değildir.
    Türkiye, elbette İran'la iletişim ve işbirliği içinde olacak. İran bizim doğudaki en büyük sınırımızı oluşturuyor ve yüzlerce yıldır hiçbir sorun yaşamadığımız bir komşu ülke olma özelliğini taşıyor. Türkiye;nin, İran'la iletişim ve işbirliği içinde olması, Batı dünyasının İran;la olan meselelerinin çözümü için de eşsiz bir fırsat teşkil ediyor. Türkiye bu noktada onlar için de bir kapı konumunda. Nitekim, nükleer tesisler noktasında en başından beri İran'a gereken telkinleri yapan bir Türkiye var.
    Aynı şekilde Suriye... Türkiye'nin yapıcı katkıları sayesinde Suriye üzerindeki tereddüt ve baskılar ciddi ölçüde azaldı. Suriye'nin uluslararası topluma entegrasyonu noktasında Türkiye'nin son derece anlamlı katkıları oldu.

    Lübnan'daki krizin çözümünde etkin rol oynadık. İsrail – Suriye görüşmelerine yine katkı sağladık. Gürcistan krizinin çözümünde Türkiye yapıcı rol üstlendi.
    Bunlar, Türkiye'nin dış politikasında bir eksen kaymasının değil, Türkiye'nin küresel barış için önemli bir imkan haline geldiğinin bariz işaretleridir.”

    ÖNGÖRÜSÜZ, SORUMSUZ, VİZYONDAN VE UFUKTAN YOKSUN LİDERLER

    Konuşmasında Avrupa Birliği'ne yönelik eleştirilerde de bulunan Başbakan Erdoğan, birliğin son dönemde Türkiye'nin önüne çıkardığı engellerin, Türkiye'nin sahip olduğu bu imkanlar göz ardı edilerek çıkartıldığını ifade etti.
    Erdoğan, şunları kaydetti:
    “Biz, doğuyla da konuşabilen, batıyla da konuşabilen, aynı anda kuzeyle de güneyle de konuşabilen bir ülkeyiz. Birin yaparken bir diğerini yok farz edemeyiz. Hepsiyle de görüşüyoruz, hepsiyle de görüşeceğiz.

    Avrupa Birliği Türkiye'yi üye yaparak kendisine önemli bir güç katacak, önemli bir imkan sahası oluşturacak. Ama bakıyorsunuz, öngörüsüz, sorumsuz, vizyondan ve ufuktan yoksun liderlerin olabildiği yerlerde Türkiye ile ilgili farklı, farklı yaklaşımlar ortaya konuluyor.

    AB'nin bir müktesebatı var. Bu müktesebatın içinde olmayan bir tespiti veya bir yakıştırmayı Türkiye'ye 50 yıldan sonra yapmak gerçekten hiçbir şeyle ifade edilemez. Bunun akılla mantıkla izahı yoktur. Bunu söylediğimiz zaman rahatsız olanlar var. Niye rahatsız oluyorsunuz ki? Eğer AB müktesebatı içinde yeri varsa biz de size saygı duyalım. Yok. Maç başladı. Maçın şöyle geldik işte 43. dakikasına penaltının kuralı değişiyor. Böyle bir şey olur mu? Bunun kuralı belli. Bunu böyle götüreceğiz. Ama 'böyle olmaz.' Hemen egemen güç, hakim güç 'Ben böyle istedim, böyle olacak' diyor. Biz de Türkiye olarak diyoruz ki, 'Biz dersimize iyi çalıştık. İşimizi biliyoruz.' Türkiye ile eğer bu yolda yürümek istemiyorsan dürüstsen, samimiysen çık açıkla. De ki 'Biz Türkiye'yi AB'ye almak istemiyoruz.' Bu kadar basit. Çünkü, Türkiye sizinle ayakta durmadı.”

    BUNLARI KANTARA ÇIKARDIĞINIZ ZAMAN TÜRKİYE AĞIR BASAR

    Başbakan Erdoğan, AB'nin, Türkiye'ye karşı tavrıyla ilgili olarak, “Ankara Siyasi Kriterleri” ve “İstanbul Ekonomi Kriterleri” koyarak, Türkiye'nin yoluna devam edebileceğini söyledi. 15 ülkenin ardından, genişleme sürecinde AB'ye alınan 12 ülkeye bir de Türkiye'ye bakılması gerektiğini belirten Erdoğan, “Bunları kantara çıkardığınız zaman Türkiye ağır basar” dedi.

    Türkiye'ye karşı siyasi yaklaşım gösterildiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin 50 yıldır oyalandığını söyledi.
    Sabırlı olarak yola devam ettiklerini kaydeden Erdoğan, “Eksen kayması, şu, bu söz konusu değil. Tam bir normalleşme sürecidir. Türkiye normalleşme süreci içerisinde yoluna devam ediyor. Eğer bir eksen kayması meselesi varsa, bu Avrupa'daki eksen kaymasıdır. Acilen, ciddiyetle bu ele alınmalıdır” diye konuştu.

    NÜKLEER SİLAHLARIN ARINDIRILMASI ÇAĞRISI

    Gazze'deki gelişmeler ve İran'ın nükleer programı hakkında değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:
    “Adalet, bugün uluslararası ilişkilerde üzerinde en çok durmamız gereken husus. İran'ın nükleer silah sahibi olması elbette hem bölgemiz için, hem de dünyanın tamamı için tehlikeli bir durumdur. Ama İran'ı uyaranların, İran'ı bu yoldan vazgeçmeye çağıranların, adil davranması gerekmez mi? Ya da bu noktada eğer adil davranılsa, dünya kamuoyu nezdinde bu çağrılar daha etkili olmaz mı?
    Çifte standart, haklı olduğunuz bir konumdan haksız konuma geçmenize neden olmaz mı? Sizde nükleer silah olacak, bir başka ülkeye diyeceksiniz ki 'Sen nükleer silah yapma.'
    Şimdi nükleer silahların engellenmesine yönelik bir çalışma var. Bu güzel bir çalışma. Biz de diyoruz ki, tüm dünya bu konuda ciddi bir gayretin, çalışmanın içerisine girsin, ülkelerinden bu nükleer silahları arındırsın. İşte bu yapıldığı anda o zaman tesiri olur. Ama şimdi, bir ülkeye 'Bunu yapma' diyorsun, 'Onun hemen altında, kısa, yakın bir mesafede bir başka ülkede nükleer silah var' diyorsun. O zaman tabii rahatsızlık başlıyor. Çifte standartlı davrandığınızda, haksız konumdaki ülke, mağdur rolüne bürünüyor ve haklıymış gibi görünmeye başlıyor.”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı