Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde medya temsilcileri ile bir araya geldi (4)

Güncelleme Tarihi:

Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkünde medya temsilcileri ile bir araya geldi (4)
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 13, 2016 18:13

Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde medya temsilcileri ile bir araya geldi (4)

Haberin Devamı

"TERÖRİST BAŞININ TÜRKİYE’YE GELİP, YARGILANMASINDAN BAŞKA BİR UZLAŞI YOLU YOK"

Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde medya temsilcileriyle yaptığı görüşmede, "Batı'nın tutumundan, 'Türkiye'nin duyduğu üzüntüyü, kaygıyı' ifade ettiniz. Vize meselesi ve terörist başının ABD'den iadesi gibi konularda Türkiye sert bir söylem belirledi. Sonuna kadar bunun arkasında kalınacak mı yoksa bir yumuşama olacak mı?" soruna şu yanıtı verdi: "Terörist başının Türkiye'ye gelip, yargılanmasından başka bir uzlaşı yolu yok. Bu kadar bedel ödet Türkiye'ye... 240 şehidimiz, 2 bin 195 gazimiz var, diğer tahribatı, toplumsal, psikolojik, maddi onları hiç saymıyorum. Bunlar ortadayken bir uzlaşma diye bir şey olmaz."

"İPE UN SEREREK..."

Amerika'nın Türkiye'nin dostu, stratejik ortağı olduğunu belirten Yıldırım, bu ülke ile 1950'den beri ilişkilerin gittikçe geliştiğini, birçok alanda müttefik olunduğunu söyledi. Amerika'nın, bunca olaydan sonra "ipe un sererek", Gülen'in iadesini geçiştirme yoluna gidemeyeceğini belirten Yıldırım, şöyle konuştu: "Ayan beyan, ayna gibi bu adamın bunu yaptığı, yaptırdığı belli. Adamlar bülbül gibi ötmeye başladı. Kendini kurtarmak için doğruları söylüyor. Dolayısıyla bütün bunlar ortadayken, kalkıp aksine bir tutum içine girmeye devam ederse, o zaman bu milletin, 79 milyonun hissiyatını görmemiş olur ve bizden de şunu bekleme hakkı yok, 'Niye sizin vatandaşlarınız, bize kötü gözle bakıyor?' Ne yapsın vatandaş yani? İyi mi ettiniz vermemekle, bunu mu bekliyor? Hadi şu darbe teşebbüsü olmadan önce efendim 'Delildi, bilmem neydi' diye birtakım itirazlar vardı. Diyelim ki yeterince ikna edici şeyler yok, bizim için açık da... Öyle düşünseler bile anlaşılabilirdi ama şu anda, 15 Temmuz'dan sonra böyle bir şey düşünmeleri hiç ama hiç iyi niyetle, dostlukla bağdaşmaz. Bu konuda olumlu adımlar atılmıyor mu? Atılıyor. Hakkı teslim etmek lazım. 15 Temmuz sonrası Amerika'nın yaklaşımı, 15 Temmuz öncesine göre çok farklı. 22'sinde bir heyet gönderiyorlar, teknik heyet, hukukçular gelip burada bizimkilerle görüşecek. 24'ünde Başkan Yardımcısı geliyor, onunla değerlendireceğiz. Daha önce Genelkurmay Başkanları geldi. Bizden heyet gidecek, dosyalar orada, inceleniyor. Ben burada olumlu bir sonuç çıkacağını düşünüyorum. Aksi bir durum söz konusu olamaz. Bunu Amerika kendisine izah edemez, Türkiye ile ilişkileri bakımından izah edemez. Amerika hakkında yayılan kanaati önlemenin tek yolu bu adamı buraya teslim etmektir ve Türk adaletine yaptıklarının hesabını sormasını temin etmesidir."

"BİDEN GELECEK"

"Türkiye'ye, 24 Ağustos'ta ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden mi yoksa ABD Dışişleri Bakanı John Kerry mi gelecek?" sorusu üzerine Yıldırım, Biden'in geleceğini söyledi.

"GEÇMİŞ DÖNEMLERDEN, FÖTÖ ÜYELERİNİ SORGULAYANLARIN FETÖ ÜYESİ OLDUĞUNU GÖRDÜK"

"Geçmiş dönemlerden, FETÖ üyelerini sorgulayanların da FETÖ üyesi olduğunu gördük. MASAK ve diğer kurumlara artık yüzde yüz güveniyor muyuz?" sorusuna, Yıldırım şu yanıtı verdi: "Bu endişeler yersiz değil, bu endişeler giderek azalsa da var. Baştan beri söylediğim, örgüt kapalı. Bu, bizim en büyük zorluğumuz. Burada hala örgütün 'kripto' diye tabir edilen elemanları olabilir. Yapabildiğimiz kadar ayıklama, temizlik yapıyoruz ama buna rağmen kalmış olabilenler mümkündür. Onun için birkaç çapraz kontrolü yaparak, nihai kararı veriyoruz. Bundan başka da elimizde başka bir konu yok."

Kurumlarda, kritik noktalardaki karar verici kişilerle ilgili 2014'ün Aralık ayından sonra bir çalışmanın yapıldığını hatırlatan Yıldırım, "15 Temmuz darbe girişiminden sonra bu süreç hızlandırıldı, bu temizlik işi. Dolayısıyla büyük oranda burada yapılan çalışmalarda hata payının azaltıldığını düşünüyoruz ama 'Sıfır hatayla yapacağız', çok iddialı bir şey olur. O hatayı da yargı düzeltecek. Bizim verdiğimiz karar, bir yargı kararı değil, yargının olayı aydınlatması için bir ön çalışma niteliğindedir. Yargı işin sonunda doğrusunu tespit edecektir" diye konuştu.

Yıldırım, dış ülkelerin, başlangıçta yaptıklarını affettirecek bir tutuma girmeleri için fırsatın olduğunu, bunu beklediklerini kaydetti.

RUSYA İLİŞKİLERİ

FETÖ'nün darbe girişiminin sivil ayağının kimlerden oluştuğunun ortaya çıkıp çıkmadığıyla ilgili bir soru üzerine Yıldırım, şunları söyledi: "Darbenin sivil ayağıyla ilgili elimizde somut bir şey yok. Orada da dedikodular var. Bizim bildiğimiz tek şey, Sulh Konseyi'ndeki bütün isimleri içerideler. Onlardan dışarıda olan kimse yok. Onların hazırladığı listelerde de müsteşar var belediye başkanları var. Daha üzerinde bir şey yok. Genelkurmay Başkanının karşılığı da boş bırakılmış. Sivil ayağıyla ilgili paylaşacağımız bilgi yok. Çeşitli söylentiler ve iddialar var."

Rusya ile ilişkilerin normalleşmesi yönünde atılan adımların Suriye meselesine nasıl yansıyacağının sorulması üzerine Yıldırım, şunları söyledi: "Rusya ile ilişkilerin normalleşmesi her bakımdan iyi. Türkiye'nin önemli bir ticaret ortağı ve komşusu. Karadeniz'i birlikte paylaşıyoruz. Olması gereken normalleşmeydi. Uçak krizinin ardından ilişkilerde kötüleşme oldu ama bağlar kopmadı, yani hep düzelmesi seçeneğini bir kenarda tuttuk. Nihayet düzelme sürecine girdi. Tekrar 24 Kasım öncesine dönmesi hemen bir günde olmaz, adım adım. Bu süreç başladı, bu adımlar atılıyor. İş adamları gidip geliyor, turizmde adımlar atıldı. Enerji, ulaşım konularında işbirliğine hız verilmesi kararlaştırıldı. Tarım konusunda biraz daha ağır gidiyor, orada da zamana bağlı olarak iyileşme devam edecek. Suriye politikası bakımında Rusya'nın Türkiye ilişkilerinin düzelmesinin çok büyük faydası var. Orada çözüm için birbirine zıt iki pozisyon varken, şimdi çözüme yönelik birlikte çalışma istek ve iradesi var. Bu bir kere en temel değişiklik. O halde ne oldu, buna İran'ı ve Amerika'yı da katarsanız Türkiye ile beraber bu sorunun çözümü için şartlar gittikçe olumlu hale geliyor ve bunun çözüme çok ciddi katkısı olacağı kanaatindeyim. Yani önümüzdeki 6 aylık süre içerisinde Suriye konusunda kayda değer gelişmeler yaşarsak şaşmayın."

"TSK GÖZBEBEĞİMİZDİR"

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde darbeye karışmamış olan askerlerin, kimi vatandaşların bazı olumsuz tepkisiyle karşılaştığı yönündeki bir olayın anlatılması ve benzer şeylerin yaşanmaması için nelerin yapılacağı yönündeki soruya Yıldırım, "Biz başından beri asker elbisesi içerisindeki teröristler ile Silahlı Kuvvetlerin ülkesini, milletini, bayrağını seven mensuplarının birbirinden ayrı olduğunu hep söyledik. Bu bizim, 'Peygamber Ocağı' dediğimiz, gözbebeğimiz bir kuruluşumuz. Buradaki yanlışlardan dolayı burayı yıpratmak, sorumlu tutmak bize yakışmaz, bizim milletimize yakışmaz" yanıtını verdi.

Vatandaşların tepkisinin anlamaya çalıştıklarını dile getiren Yıldırım, şunları söyledi: "Bu konudaki serzeniş yerindedir. Bu kadar yaşanan kötü olaylardan sonra böyle düşünmesi vatandaşın ayıplanacak bir şey değil. Bunu torunum bana söyledi. 11 yaşındaki çocuk 'Bunlar bizim askerimiz, neden bizim insanımızı öldürüyorlar?' diyor. Biz bunu tamir edici her türlü tedbiri alıyoruz. Yenikapı'da Genelkurmay Başkanına 5 milyon vatandaşın karşısında 'çık konuş' demek bile, burada Silahlı Kuvvetlerin kurumsal kimliğinin ayrı tutulduğunun en güzel örneğidir. O yüzden bundan sonra yapılacak şey, Silahlı Kuvvetlerin kendi içerisinde bu konularda hiçbir gecikmeye mahal vermeden çalışmalarını titiz şekilde yapmasıdır ve süratle bu sarmaldan çıkmasıdır. Bunun alt yapısını biz hazırladık. Her türlü desteği veriyoruz. Moral değerleri süratle düzeldi. Daha azimli ve kararlılar. Askerler, 'Balkan Harbi'nden beri biz böyle bir zillet yaşamadık. Biz bunun hesabını soracağız' diyorlar. Bu kararlılıkta olmaları iyi bir şey. Bölücü terör örgütü ve FETÖ ile mücadele de bu çok önemli. Devlette açığa alınan 76 bin 597 kişi. Memuriyetten çıkartılan 4 bin 897 kişi. Bunların 3 binden fazlası asker, bir kısmı hakim, bir kısmı da sivil memur. Hem açığa alınanlar hem de memuriyetten çıkartılanların toplamı 81 bin 494 kişi."

"BYLOCK DEŞİFRE OLDUĞU İÇİN YENİ BİR SİSTEME GEÇTİLER"

Memuriyetten açığa almalarla ilgili incelemelerin devam ettiğini söyleyen Başbakan Yıldırım, şu anda yapılan en önemli çalışmanın bu olduğunu, gelecek hafta memuriyetten çıkarma işlemlerinin devam edeceğini düşündüğünü söyledi. Parti parti bu isimlerin belli olduğunu ve bunların kanun hükmünde kararnamelerle yayınlandığını belirten Başbakan Yıldırım "Bu bylock ile ilgili bu 50 bin kişinin tamamı devlette çalışmıyor. Bir kısmı devlette, devlette çalışmayan da var. Şimdi başka bir ağa geçtiler, bylock deşifre olduğu için yeni bir sisteme geçtiler. Bilişim konusunda bunlar oldukça mahirler. Yeni yeni öyle bilgiler geliyor istihbarattan" dedi.

"FOTOĞRAFI GÖRMEYE ÇALIŞTIM..."

"15 Temmuz gecesi bir televizyon kanalına yaptığınız açıklama son derece belirleyici oldu. Böyle bir açıklamayı yapmadan önce Cumhurbaşkanı ile bir temasınız oldu mu?" sorusu üzerine, Başbakan Yıldırım, "Vakit de çok ilerliyordu ve bu açıklamanın yapılması gerektiği kanaatine vardım ve yaptım. Bunu da yaparken yarım saat bir durum tespiti yaptım. Çünkü o açıklamanın ondan sonraki gidişatı belirleyecek bir şey olduğunun farkındaydım, onun için saha araştırması yaptım. Ankara'da, İstanbul'da, diğer illerde temas kurabildiğim insanlarla konuştum. Fotoğrafı görmeye çalıştım ve sonunda öyle bir açıklamanın yapılmasının uygun olacağı düşüncesi bende hakim oldu. Çünkü Genelkurmay Başkanı ile irtibat kuramıyoruz, İçişleri Bakanı da tesadüf uçakta, onunla da temas kuramadık. Ankara Valisi, İstanbul Valisi ve bir, iki komutanla konuştum, önemli noktalardaki birkaç komutanla konuştum ve işin sonunda o açıklama geldi. Daha sonra Cumhurbaşkanı'mızla hemen sonra konuşma fırsatımız oldu. Onunla da değerlendirdik ve ondan sonra vatandaşların sokağa, meydana davet edilmesi gerektiği görüşünü beraber kararlaştırdık ve o daveti de Cumhurbaşkanı'mız yaptı."

"17-25 ARALIK...ONUN ÖNCESİNE GİDERSEK BU İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMAYIZ"

"Darbe girişiminin sivil ayağı var deniliyor. Bu konuda kendi partinizdeki bazı kişilere ya da eski çalışma arkadaşlarınıza uzanacak diye bazı şeylerin üzerine gitmiyor musunuz?" sorusunu Başbakan Yıldırım, "Kılıçdaroğlu'na, 'Sizde paralelci var mı yok mu?' diye sormuşlar. 'Biz bilmiyoruz, Hükümet söylesin, biz de gereğini yapalım' demiş. Herkes bizden bekliyor yani. Şimdi orada da ölçü aynı. 17-25 Aralık. Onun öncesine gidersek bu işin içinden çıkamayız. Siyasette de ölçü bu. Burada siyaset bu işten muaf değil, kimin neyi varsa hepsinin ortaya çıkması lazım ama kuşkuyla bakmak doğru bir yöntem değil. Biz yan yana çalıştığımız arkadaşlarımızla ilgili endişe duyarak, kuşku duyarak bir arada olamayız. Bir genel başkan yardımcımızın kardeşi asker de tutuklandı. Şimdi onun hesabını bundan sormamız doğru bir şey değil. Bu tip ilişkiler olabilir, yakınındakilerin birtakım ilişkileri olabilir ama o ilişkilere bizim arkadaşlarımız bilfiil destek veriyor, onu savunuyorsa ayrı bir şey, değilse ayrı bir şey. Bunları birbirinden ayırmamız lazım. Hiçbir kişi, siyasetçi, memur, asker, iş adamı ve medya mensubu fark etmez. Aklınıza gelen kim varsa muafiyeti yok. Bu örgütle içli dışlı olmuş, bu örgüte bilerek, taammüden destek vermiş herkes aynı muameleyi görecek, gereken hesabı verecek."

"DARBECİLERİ TERS KÖŞEYE YATIRAN VE BİTİREN DE BU OLDU"

Kalkışmayı yapan grubun kim olduğunu o anda bildiğini ama ilkten söylememeyi tercih ettiğini belirten Başbakan Binali Yıldırım şöyle devam etti; "Emindim ama adını söylemedim. Onun başka türlü istismar edilebileceğini düşünerek adını söylemedim ama daha sonra o da söylendi. Yani o işin bizim açımızdan nasıl görüldüğünü ve Hükümetin bu şey konusundaki tutumunun ne olduğunu ifade etmek için kamuoyuna yapılan beyandı ama o beyanı yapmak zorundaydık. Cumhurbaşkanı'mız ile bu konuda aynı kanaatteydik. 'Asla pes etmeyeceğiz, sonuna kadar mücadele edeceğiz, ucunda ölüm dahi olsa vazgeçmeyeceğiz' dedik. Bu kararlılık önemliydi vatandaş için. Çünkü bunun milletin emanetine karşı bir sorumluluk olduğunu düşünüyorduk ve böyle davrandık. Millet çağrımıza tereddüt etmeden karşılık verdi. Darbecileri ters köşeye yatıran ve bitiren de bu oldu. Darbecilerin bütün gücünün kırılmasında bu beyanatın ciddi bir payının olduğu ifade edildi. Genekurmay Başkanı anlattı bunu. Bu şeyden sonra onların kimyasının bozulduğunu söyledi."

"1982'DEN BU YANA 662 TANE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME ÇIKTI"

"Kanunlarda değişiklik yapıyorsunuz, köklü reformlar yapıyorsunuz, bunla olağanüstü hal ile ilgili değil." şeklinde eleştiriler aldıklarını belirten Başbakan Yıldırım, "1982'den bu yana 662 tane kanun hükmünde kararname çıktı. Bunlar da benzer düzenlemeler" dedi.

"KAMUNUN HER TARAFINA ÇÖREKLENMİŞLER"

Başbakan Yıldırım, "Kamunun her tarafına çöreklenmişler. Burada Hükümete kafa tutacak, devleti ele geçirecek güce eriştiklerinden emin olan bir örgüt var. Bu örgütü nasıl ortadan kaldıracağız. Bu tasarruflarla, devletle ilişkilerini keserek. Bu yapının tekrar yeşermemesi için burada yapısal değişikliklere ihtiyaç var. Bunlardan biri Türk Silahlı Kuvvetleri. Bu yaptığımız düzenleme 1859'dan beri TSK'da yapılan en büyük reformdur. Burada ne var, Milli Savunma Bakanlığı, Yüksek Askeri Şura, Jandarma ve Sahil Güvenlik'in İçişleri Bakanlığına tam olarak bağlanması, askeri okullar ve GATA ile ilgili düzenlemeler var. Genelkurmay'ın, askerin elindeki fabrikalar, hastaneler, pastaneler, tersaneler var. Askeri yargı ile ilgili düzenleme var ama sınırlı. Anayasa değişikliğine konu olduğu için bir kısmını daha sonraya bıraktık. Onun görüşmeleri de partilerle başladı, devam ediyor. Buradaki niye böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyuldu derseniz, bu terör örgütünün asker içindeki yapılanmasının başlangıcı askeri liseler. Liselerde okuyan, harp okullarında okuyanların yüzde 95'i bunların. Kendi ifadelerini söylüyorum, albay ve aşağısı rütbelerde oran yüzde 60-80 arasında değişiyor, yani bunlar tabii tahminler. Keşke bu paylaşım darbeden önce olsaydı da bunu yaşamasaydık. Bir de işin bu tarafı var yani. Bu olduktan sonra bunları paylaşmaları önemli ama daha önemlisi önceden bunun farkına varmak" dedi.

"NECDET ÖZEL, ŞİMDİKİ GENELKURMAY BAŞKANI ASKERİ LİSEDEN GELMİYOR Kİ"

Başbakan Yıldırım, "Her türlü liseden, meslek lisesinden, düz liseden girenler, burada yarışsınlar. Üniversite sınavı gibi girsinler, bir çok gelişmiş ülkede hep böyle. Necdet Özel, şimdiki genelkurmay başkanı askeri liseden gelmiyor ki. Asker içindekilerin yarısına yakını yine sivil kaynaklardan geliyor." diyen Yıldırım, 'Askeri liseler giderse bu iş çöker' gibi iddialar mesnetsiz. Askeri liseler yerine, sivil kaynaktan kurulacak Milli Savunma Üniversitesinin içinde Kara Harp Okulu, Deniz Harp Okulu, Hava Harp Okulunun olacak. Onların adlarını da değiştirmiyoruz yani fakülteye falan da çevirmiyoruz, aynı isimle çalışmalarına devam edecek. Harp akademileri kalkıyor, üniversite içerisinde yüksek lisans enstitüleri açılıyor. Kurmay ihtiyacı da oradan karşılanacak." dedi.

"HARP AKADEMİLERİNİ KAPATIYORUZ"

"Hava harp okullarına bu yıl öğrenci alınacağı haberleri doğru mu?" sorusuna Başbakan Yıldırım, "Harp akademilerini kapatıyoruz. Üniversite bünyesinde yüksek lisans bölümleri olacak. Bu enstitü şeklinde olabilir, bölüm şeklinde olabilir yani diğer üniversitelerdeki gibi. Dolayısıyla lisanstan sonra mesleğe başlayıp, arada gelip yüksek lisansı yapıp kurmaylığa ayrılma işi burada veya yurt dışında olacak" diye yanıt verdi.

"SINAVLARIN KONTROLÜNÜ TAMAMEN ALIYORUZ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA"

Başbakan Yıldırım şöyle devam etti; "Bir, liseleri ele geçirmişler, iki sınav sistemini ele geçirmişler, üç kurmaylık yolunu ele geçirmişler. Geriye ne kalıyor, sınıf subaylığı… Sınıf subaylığında zaten yukarıya gitme yolunu kestikleri için sınıf subayları orada garipler geliyor eli kolu bağlı bekliyorlar. Şimdi liseleri kaldırıyoruz, giriş sistemindeki sınavların kontrolünü tamamen alıyoruz Milli Savunma Bakanlığına. Kurmaylık müessesine düzenleme getiriyoruz bir de sınıf subaylarının general olmasının yolunu açıyoruz. Açtık, bu YAŞ'ta ilk defa yüzde elliye çıkardık. Bu zaten asker için de çok ciddi, moral değerlerde yükselmeye neden oldu. Çünkü bunlar geliyor geliyor albaylıkta orada umutları, hedefleri yok oluyor. Hatta iki tane de astsubayı general yaptık. Yani astsubaylıktan subaylığa geçen iki tane de general olan asker var. Bunlar silahlı kuvvetler içerisindeki büyük değişim ve dönüşümdür. Komuta kademesi, yaşadığımız bu şartlardan sonra herkes, olması gereken iş olduğu kanaatine onlar da geldi yani, başka çaresi yok."

"ARA SINIFTAKİ ÖĞRENCİLER İSE GİRİŞ PUANLARINA GÖRE SİVİL OKULLARA YERLEŞTİRİLECEK"

"Mevcut öğrencilerin durumlarına" ilişkin soruya, Başbakan Yıldırım, "Bu öğrenciler, liselerdeki öğrenciler mesela diploma alamayacak yani askeri öğrenci olarak, lise mezunu diploması alacak. Mevcutları konuşuyorum, 4 bin civarında öğrenciden bahsediyorum, lise diploması alacaklar. Yani eğer astsubay meslek yüksekokulundaysa ona göre diploma, hak ettikleri diplomayı alacaklar. Ara sınıftaki öğrenciler ise giriş puanlarına göre sivil okullara yerleştirilecek.Harp Okulu da mezun vermeyecek. Ne deniz ne kara ne hava, Harp Okulu bu yıl mezun vermeyecek, onlar da üniversite mezunu olacak. Yeni dönemde liselerden, önümüzdeki sene için kastediyorum harp okullarına, deniz, kara, hava bir de astsubay meslek yüksekokulu... Bunlara sıfırdan öğrenci alınacak, dört sene sonra bunlar da mezun verecek. Sistem bu. Tabii alınınca bunlar ikiye, üçe, dörde geçince mezun olacaklar, şu anda uygulama böyle olacak. Milli Savunma Üniversitesinin bir rektörü, fakültelerinin ise dekanları olacak . Buradaki müfredat, Milli Eğitim Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı tarafından ortaklaşa belirlenecek. Yani, öğretim görevlileri, sivil ve asker olacak. Yani siviller de olacak askerler de olacak mesela işte muharip, harbe hazırlık, şu bu gibi dersler var. Yani askerin asli işiyle ilgili ihtisas gerektiren konular var. Orada hocalar öyle olacak ama diğer konularda da profesörler sivil kaynaktan hocalar olacak. YÖK, Milli Savunma Üniversitesi ve Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda müfredat belirlenecek ve böyle devam edecek. Buradaki tek amacımız bu FETÖ'cülerin buraya girişte etkilerini ortadan kaldırmak, onun dışında başka bir amaç yok ki bundan sonra gelecek kuşakların böyle bir zehirlenmeye tabi tutulmasın…" diye konuştu.

"YÜZDE YÜZ ÖRGÜTÜN İÇİNDE OLANLAR AYIKLANACAK, HİÇ BAŞKA ÇARESİ YOK"

Başbakan Yıldırım, "Albay ve altındakilerle ilgili, Milli Savunma Bakanlığı ile Kuvvet Komutanlıkları müşterek bir çalışma yapıyor. Burada da yüzde yüz örgütün içinde olanlar ayıklanacak, hiç başka çaresi yok. Ancak kritik görevde olanlar var. Diyelim ki bir zafiyet oluşacak orada yapacağımız işte. Biz üst kademeyi olabildiğince devam ettireceğiz. Yani diyelim ki komuta kademesinde kalış sürelerini gerekirse uzatacağız, aşağıdan yeterince insan kaynağı gelinceye kadar." dedi.

"O KANUNU DA BU KHK'DA İPTAL ETTİK"

Başbakan Yıldırım, "Neticede bu, yakın takiple sürdürülecek bir konu. Bildiğimiz bir şey var 86, 87, 88 ve 89 dönemlerindeki albaylarla ilgili fazla sıkıntı yok, 90'dan itibaren başlıyor. Dolayısıyla onların daha fazla... 15 Temmuz öncesi bunların teşvik verilerek emekli edilmesine dair bir kanun getirdiler. Bunun da onların marifeti olduğunu şimdi anlıyoruz. O kanunu da bu KHK'da iptal ettik. İstedikleri kadar kalacaklar. Bu bir anlamda aşağıyı kontrol etme anlamında bir tedbir olarak ele alınabilir." diye konuştu.

"SİLAHLI KUVVETLER İŞİNİ YAPACAK"

"Albaylara teşvik verilerek emekli edilmesine dair kanunun, hükümet tarafından imzalandığının" hatırlatıldığı Başbakan Yıldırım, şunları söyledi; "Tabii imzaladık ama bize öyle anlatılıyor, 'Burada efendim dünyada albayların ordu içerisindeki oranı yüzde 5, bizde yüzde 10-15. Dolayısıyla burada bir yığılma var, buna çare bulmamız lazım, teşvik edelim, 50 bin lira ilave para verelim, şu, bu.' Biz de çıkardık bu kanunu. Şimdi bunu iptal ettik, bu tedbirlerden biri de bu. Burası biraz kritik bir şey ama yapabileceğiz, orada bir endişe yok. Ne yapabileceğimizi en azından biliyoruz, bir sıkıntımız yok. Silahlı kuvvetler işini yapacak. Silahlı kuvvetler yurt savunması, savaşa hazırlık, değişik tehdit türlerine göre kendini yapılandıracak, daha dinamik, daha uzmanlaşmış, harekat kabiliyeti daha artmış bir silahlı kuvvetlere geçiş yapıyoruz, yaptığımız bu. Hastane, tersane işletecek, bakımhane çalıştıracak... Yani bürokrasiden silahlı kuvvetleri kurtarıyoruz. Silahlı kuvvetlerin, Genelkurmay'ın yaptığı işlerin yüzde 60-70'i bürokrasi. Askerin bürokrasiyle ne işi var? Oraya bilmem ne potin, elbise alınacak, iaşe ihaleleri yapılacak. Adam orada yaparken bir yanlış yapıyor, geleceği kararıyor. Bunlar işi değil ki askerin."

"ASKERİN İŞİ ÜLKEYİ HERHANGİ BİR TEHDİDE KARŞI HAZIR TUTMAK"

Başbakan Yıldırım, "Askerin işi ülkeyi herhangi bir tehdide karşı hazır tutmak, gerekli eğitimleri yapmak. Hatta silah alımlarının kararını bile vermeyecek. İhtiyaç verecek, 'Benim şuna ihtiyacım var, şunu bana temin edin.' Bu kadar, bunda ne yanlış var? Onun yapımıyla da kararıyla da her şeyiyle uğraşıyor. Bu sefer bir senede olması gereken iş, beş senede yapılmıyor. Zaman geçiyor, tehdit değişiyor, alacağımız silah bir işe yaramıyor mesela, öyle durumlar var" dedi.

"KUVVET KOMUTANLARI SAVUNMA BAKANLIĞINA BAĞLANIYOR"

Başbakan Yıldırım, "Kuvvet komutanları Savunma Bakanlığına bağlanıyor. Ancak kuvvet komutanlarıyla, Genelkurmay Başkanının bağı kesilmiyor, bu çok önemli. Genelkurmay Başkanının, kuvvet komutanlarıyla tabii ki harekat konularında, askeri konularda hiyerarşik bağları devam ediyor. Yani, 'Ben savunma bakanına bağlıyım, seninle işim kalmadı.' diyecek hali yok. İşin bir boyutu idari, bir boyutu askerlik." ifadesini kullandı.

TERFİLER NASIL OLACAK?

"Terfiler nasıl olacak?" sorusuna, Başbakan Yıldırım, şu yanıtı verdi: "Terfi konusunda yine YAŞ devam edecek. YAŞ'ın yapısı değişiyor. YAŞ'ta da önceden Başbakan, Milli Savunma Bakanı, diğerleri de orgeneraller, oramiraller yani 14 artı 2. Şimdi nasıl oluyor? Başbakan başkan, Milli Savunma Bakanı, Dışişleri, İçişleri, Adalet Bakanı ve beş tane Başbakan Yardımcısı, 11 artı Genelkurmay ve üç kuvvet komutanı, toplam 14. 14'ün 4'ü asker, 10 tanesi sivil. Yüksek Askeri Şura'yı çağırma ise başkanın yetkisinde, eskiden Genelkurmay Başkanı'nın yetkisindeydi. Şimdi başkan, başbakan oluyor. Başbakan yılda bir taneden az olmamak üzere, Yüksek Askeri Şura toplantısı yapabilir. Sekreterya Genelkurmay İkinci Başkanıydı, sekreterya Milli Savunma Bakanı oldu" dedi.

"PROFESYONELLEŞME VE UZMANLAŞMA SÜRECİNE BUNDAN SONRA GİDİLECEK"

"Dünyanın en büyük ordularından birine sahibiz diyorduk. Böyle mi ilerleyeceksiniz? Yoksa dünyanın en profesyonel ordularından birine mi sahip olacağız?" sorusuna Başbakan Yıldırım, "Oraya geçiş süreci başladı zaten. Bu bir süre alacak, yani bugünden yarına değil. Askerlerin de zaten buna ihtiyacı var. Bunu uzun süreden beri dillendiriyorlar. Şimdi bu süreç hızlanacak. Vatandaşı, gençleri silah altına alma işi sadece yurt, vatan sevgisi, askeri iklimin yaşanması anlamında dikkate alınacak. Yoksa silahlı kuvvetlerin, muharip elemanları gibi düşünülmeyecek. Yani profesyonelleşme ve uzmanlaşma sürecine bundan sonra gidilecek." diye yanıt verdi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!