Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başbakan bakışını değiştirse

KÜRT sorununda çok büyük bir sıkışma yaşandığı somut gerçek ve bunu herkesten önce ülkeyi yönetenlerin gördüğünü düşünmek zorundayız.

Bu sıkışıklık sürerken, en azından atmosfere olumlu katkı sağlayan çok önemli bir girişim “Çözümü TBMM’de arayalım” diyen CHP’den geldi.
CHP’den sonra Leyla Zana, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti.
Erdoğan’ın, Kılıçdaroğlu’nu dinlemesi, bir parti lideri olmadığı halde yanına Başbakan Yardımcısı’nı da alarak Zana ile görüşmesi her iki girişime de çok olumlu baktığının göstergesidir.
Başbakan’ın bu bakışı çok önemsenmeli, desteklenmelidir.
Ancak bu ülkede, sürecin çözümle bitmesi için her sözüne dikkat etmesi, nerede yanlış yapıldığını düşünmesi gereken ilk isim de Erdoğan’dır.

ORALAR DEĞİŞMİŞ KARDEŞİM

Hiç itirazım yok, sorun AKP’den 20 yıl önce patladı, onun kucağına düştü.
Ancak devralınan terör neredeyse sıfır noktasına inmişti ve daha da önemlisi AKP, Kürt seçmenden PKK/BDP’yi aşan bir desteğe ulaşan ilk parti olmuştu.
Bünyesinde Kürt siyasetinin önemli isimlerini de barındıran bu AKP’ye, “Sorunu çözebilecek en uygun parti” diye bakıldı, çok güçlü umut bağlandı. 
Oluşan bu umut havasına rağmen AKP, ilk 3 yılında soruna ciddi ağırlık vermedi, terör 2005’te yeniden yükselişe geçince Kürt açılımı başlattı.
Açılım Habur’da kazaya uğrayınca zikzak başladı, görünürde “Habur süreci bitti” havası estirilip meydanlarda “Biz olsaydık Öcalan’ı asardık” denildiği sırada PKK ve Öcalan’la görüşülmekte olduğu sonradan ortaya çıktı.
‘Görüşme sürecinin’ de başarıya ulaşamaması bir yana, “İktidar saydam değil, kamuoyuna doğru bilgi vermiyor” izlenimi doğdu, güven kaybı oldu.  
Sonuçta, 10 yıllık iktidarın ardından sorun çözülemedi, daha da derinleşti.
Seçimden önce ve sonra Hakkâri örneğini vererek, “Orada bir başka dünya kurulmuş” diye çok yazdım söyledim, bunu AKP kurmaylarına da anlattım. 
“Aklını kendine sakla” denebilir, ama bu hafta sonu gittiği ilinden (Hakkâri değil) 6 düğünü yaşamış önemli bir işadamının şu anlattıklarına ne denir?
“Yılda 2-3 kez memlekete gider gelirim. Bu kez çok şaşırdım. Türküler, halaylar, dil, sohbetler, psikoloji tamamen PKK çizgisine oturmuş. Daha da ötesi kıyafetler değişmiş. Yani oralar değişiyor, değişmiş de kardeşim.”

ÖNCE ZERDÜŞT’TEN VAZGEÇİN

Tablo bu noktaya gelmişse Başbakan’dan en azından şunları beklemek şart:
- İlk olarak şu ‘Onların dini Zerdüşt’ söyleminden vazgeçmeli. Çünkü AKP’ye oy veren Kürt de PKK/BDP’li komşusunun, hangi dinden olduğunu her gün beş vakit görüyor. Bu söylem AKP’ye oy veren o Kürtleri de itiyor.
- Leyla Zana’yı Kemal Burkay konumuna itmemeli. ‘Burkay hamlesi’ baştan yanlıştı, “Onu Türkiye’ye hükümet getirdi” havası verildi. Zana ise bir Burkay değil, Öcalan bağlantılı, Kürt siyasetinin önemli bir figürü.
- Zana üzerinden BDP’yi bölme hesapları yapılıyorsa, inanın oradan istenen sonuç alınamaz, sonuç ancak çözüm gelirse mümkün.
- Çözüm sürecinde ihmal edilmeyecek ilk güç CHP’dir. İki gün önce Suriye için teşekkür edilen bir CHP’ye ertesi günü ‘Baas Partisi’ suçlaması yapmak ciddi haksızlık. Kılıçdaroğlu’nu, iktidarda kalmak için değil, Türkiye’nin sorunlarını çözmek için bir şans olarak görmeli, çünkü o potansiyeli var.
- “Ben yapayım onlar desteklesin” anlayışını bir kenara bırakıp, ortak karar alma, en azından liderlerle her gerçeği paylaşma noktasına gelinmeli.
- Sadece Erdoğan değil, sorunu çözmek isteyen herkes CHP’yi önemsemeli. O nedenle Zana da Erdoğan’dan sonra CHP’ye gitmeyerek hata yaptı, derim.

X