"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Başbakan ‘Açıyla atılmalı’ diyor, ancak...

TÜRKİYE’de göğüs hastalıkları alanındaki uzman doktorların meslek kuruluşu olan Türk Toraks Derneği, uzun bir süredir ısrarla yaptığı açıklamalarla biber gazının insan sağlığı açısından yarattığı tehlikeler konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor, bu gazın kesinlikle kullanılmamasını istiyor.

Başbakan ‘Açıyla atılmalı’ diyor, ancak...

Yaklaşık 3 bin üyesi olan bu derneğin dikkat çektiği sakıncalardan biri, kullanımdan sonra ortaya çıkan gaz bulutlarının kentin üstüne çökerek halk sağlığını tehlikeye sokmasıdır.
Derneğin tehlike çanları çaldığı bu sorun Gezi Parkı direnişi sonrasında İstanbul’un özellikle Avrupa yakasında Şişhane’den Beşiktaş’a kadar uzanan pek çok semtinde vahim bir halk sağlığı sorunu olarak yaşanmış, çok sayıda insan evlerinin içine kadar giren biber gazından kaçmak için kenti terk etmiştir.

* * *

Uzman sağlık kuruluşunun bilimsel araştırmalara dayanarak yaptığı uyarılar resmi makamlarca ciddiye alınmıyor ama bakarsınız geçenlerde bir futbol karşılaşmasında yaşanan biber gazı sorunu devlet çarkını harekete geçirebilir.
İstanbul’da geçen salı akşamı İstiklal Caddesi civarı, Tünel ve Şişhane’de göstericilere karşı kullanılan yüksek dozda biber gazı havaya karışarak, rüzgârın etkisiyle biraz batıya doğru seyretti ve Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nın üstüne kadar geliverdi.
O sırada yeşil sahada 21 yaş altı dünya kupası elemeleri için Türkiye ve İsveç milli takımları mücadele etmekteydi. Sahayı biber gazı basınca 22’nci dakikada maça ara verildi ve futbolcular, hakemler, yedekler ve teknik personel burunlarını kapatarak koşar adım soyunma odalarına kaçtı. Maç, biber gazı bulutu dağılması için bir buçuk saat kadar beklendikten sonra 21.00’de yeniden başladı ve 2-2 sonuçlandı.
Ümit Milli Takımı Teknik Direktörü Abdullah Ercan’ın yaptığı açıklamaya bakılırsa, biber gazı milli takımımızı olumsuz yönde etkilemişti. “Biber gazı gelmeden önce iyi oynamaya ve pozisyonlar bulmaya başlamıştık. Açık söylemek gerekirse biraz hızımızı kesti ama şartlar böyle gelişti. Ondan sonra tekrar oyuna konsantre olmaya çalıştık. Fiziki anlamda hepimiz etkilendik. Benim de ilk kez başıma geldi. İnşallah son olur” diye konuştu eski milli futbolcu.

* * *

Gelgelim sorunun bir diğer boyutuna. Polis, yine –sıkça- herhangi bir açı gözetmeksizin doğrudan göstericileri hedef alarak ateşlemiştir biber gazı kapsüllerini. Bu şekilde kullanıldığında “vurma etkisi” nedeniyle kurşun atan bir tabanca ya da tüfekten farkı kalmıyor biber gazının.
Geçen 15 Haziran’da başından biber gazı kapsülüyle vurulan ve Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde üç aydır komada yatan 14 yaşındaki ortaokul üçüncü sınıf öğrencisi Berkin Elvan’ın durumu bu çerçevede çarpıcı bir örnek olarak hatırlanabilir.
Buradan meselenin hukuki boyutuna geçebiliriz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), iki ay önce 16 Temmuz’da aldığı önemli bir kararla Türkiye’yi biber gazı kullanımı nedeniyle mahkûm etmiştir. Bu, AİHM’nin biber gazı konusunda aldığı en ileri karardır, bu yönüyle içtihat oluşturmuştur.

* * *

İhlale yol açan olayda 2006 yılında 13 yaşındaki Abdullah Yaşa adındaki bir çocuk Diyarbakır’da göstericileri dağıtmak isteyen polisin ateşlediği bir biber gazı kapsülünün burnunun üstüne çarpması sonucu yaralanmıştır.
AİHM, “biber gazı kapsüllerinin usulüne uygun olmayan bir şekilde kullanılması durumunda yaralama ve ölüme yol açma riski taşıdığına” dikkat çekerek, bu nedenle davada “ölümcül etki potansiyeli taşıyan silahlar konusundaki içtihadın uygulanması gerektiğine” hükmetmiştir. Bir başka anlatımla, AİHM “Doğrudan insanların üstüne sıkarsan, bunu tabanca ya da tüfekle ateş etmişsin gibi sayarım” diyor.
AİHM, sonuçta Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz” şeklindeki üçüncü maddesini ihlal ettiğine hükmetmiş, ayrıca 15 bin Euro para cezasına çarptırmıştır.
Bir bu kadar önemlisi, mahkemenin Sözleşme’nin 46’ncı maddesi çerçevesinde “yaralama ve ölüm riskini aşağı çekmek için Türkiye’nin bu konudaki mevzuatını kuvvetlendirmesi gerektiğini” de karara bağlamasıdır. AİHM kararı bağlayıcı olduğu için Türkiye bu konudaki mevzuatını yeni bir genelgeyle değiştirme yükümlülüğü ile karşı karşıyadır.

* * *

Bu noktada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AİHM ile mutabık gözüküyor. Erdoğan,
3 Eylül tarihinde Ankara’da Uluslararası Kamu Denetçiliği konferansında yaptığı konuşmada bakın ne demiş: “Biber gazı sıkmak AB mevzuatında zaten var. Burada açısını, derecesini isabetli bir şekilde kullanmamış olabilir ki, bunlar hakkında zaten gereği yapılıyor, o ayrı mesele...”
Ancak Başbakan’ın da sonunda bu sorunun varlığını kabul etmiş olmasına ve “gereğinin yapıldığını” belirtmesine karşılık, gereği yapılmamaktadır. Bakınız yukarıdaki fotoğrafa.
Dün Milliyet’te
“45 dereceye ne oldu?” başlığıyla yayımlanan bu fotoğraf, geçen salı akşamı saat 20.10’da gazetenin foto muhabiri Bünyamin Aygün tarafından İstiklal Caddesi’ne açılan Mis Sokak’ın hemen girişinde çekilmiştir. Ve görüleceği gibi, polis, biber gazı kapsülü atan tüfeğini yere büyük ölçüde paralel bir hizada tutarak, yani göstericileri hedef alarak ateşlemektedir.

X