Başarısızlığın faturası Türkiye’ye çıkacak

ABD ve İngiliz birliklerinin Irak'a girmesinden kısa bir süre sonra emekli Tuğgeneral Nejat Eslen'le sohbet ediyorduk.

Centcom'un komutanı Tommy Franks'in sınıf arkadaşı olan Eslen, askeri strateji konusunda ciddi bir uzman.

‘‘ABD bu işi bu şekilde götüremez. Göreceksiniz umdukları hızda ilerleyemeyecekler. Türkiye'nin önemini anlayacaklar ama geç olacak’’ dedi.

Bir sonraki gün Nejat Eslen Paşa gelişmeleri yorumlarken:

‘‘Irak'ın direnişinin destek noktası Türkiye. Türkiye Amerika'ya izin vermemekle kalmadı, engelledi. Bunun Pentagon da farkındadır’’ dedi.

Eslen'e göre, ABD'nin yürüttüğü savaşın planlayıcısı Amerikan Genelkurmayı değildi.

‘‘Bu iş Rumsfeld'in kontrolünde gidiyor. Çünkü ABD Genelkurmayı'nın savaş konseptine uygun davranılmıyor. Bu plan Irak halkının Saddam'a hemen sırt çevireceği prensibi üzerine kurulmuş. Kullanılan güç yeterli değil. Eğer Saddam zaafiyet göstermezse yürümez. Savaşın sıklet merkezinin değiştirilmesi lazım. Kuzey’e alınması gerekir. Bu yapılırsa Bağdat’ın direnişi zayıflar.’’

Nejat Eslen Paşa'
nın söyledikleri üç aşağı beş yukarı çıktı.

Paşa bunları Kanal D ekranında da dile getirdiği için şimdi Almanya'nın saygın gazetesi Suddeutsche Zeintung da bu konuda kendisiyle konuşmak istiyor.

Paşa'nın dediği gibi Amerika Türkiye'nin vermediği iznin kendilerine nelere mal olduğunun farkına varmaya başladı.

Bunu Beyaz Saray'ın ‘‘kalemi’’ William Safire'in dünkü makalesinde de görebiliyoruz.

Safire, Türkiye'ye ‘‘hakaret’’ sayılabilecek ifadelerle dolu makalesinde, Türkiye'yi açıkça suçluyor.

Amerika'nın güvenilir müttefiki Türkiye'nin Recep Tayyip Erdoğan'ın elinde Saddam'ın en yakın dostuna dönüştüğünü söyleyen Safire, ‘‘Ürdün Kralı Abdullah'a çok şey borçluyuz ama Mr. Erdoğan'a hiçbir borcumuz yok’’ diyor.

Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki petrol bölgelerine el koymaya hazırlandığını yazan Safire, Türkiye'nin bu planının bozulacağını ekliyor ve Almanya'nın Awacs'larla ilgili uyarısına da dayanarak, Türkiye'nin hem Trans-Atlantic koalisyonunun, hem de Avrupa'nın dışında kalacağını iddia ediyor.

Türkiye'nin Saddam'ı cesaretlendirerek Kürtlerin üzerine yürümesini sağlayacağını ve insani nedenleri öne sürerek Kuzey Irak'a girmek isteyeceğini de yazan Safire Türkiye'ye yönelik tehditlerini yazının sonuna saklıyor.

Colin Powell'ın dilini ısırdığını, Tommy Franks'in yumurtalar üzerinde yürüdüğünü söyleyen Safire, ‘‘Bunun hesabı sorulacak ama şimdi değil. Çünkü savaş zamanı bunun için uygun zaman değil’’ diyor.

Safire'in aylardır yazdığı yazıları takip ederek bu süreç boyunca Türk-Amerikan ilişkilerinin nereden nereye geldiğini görmek mümkün.

Aylar önce Kuzey Irak'ın Türk kontrolüne verilmesinin uygun bir formül olacağını yazan Safire, şimdi Kürt grupları kolluyor ve Türkiye'yi tehdit ediyor. Safire'in tonu saygısız, hatta terbiyesiz ve haddini aşıyor. Ama Türkiye'nin de çok saygıdeğer bir politika izlemediği açık.

US Army, yani Ultra Sakar Ordu


AMERİKAN ordusunun ‘‘becerisi’’ ortaya çıkınca, Kuzey Irak'ta neden Türkiye ile birlikte hareket etmek istemedikleri de aydınlanıyor.

ABD Kuzey Irak'a sokacağı birliklerle beraber bölgede Türk askeri istememekte son derece haklıymış.

Çünkü bu derece ‘‘becerikli’’ bir ordu ile birlikte bizim çocukların Kuzey Irak'a girmesi Türk-Amerikan ilişkilerini şimdikinden daha da kötü bir hale getirebilirdi.

Bizim filmlerdeki sahnelere kanarak hepsini ‘‘Rambo’’ zannetiğimiz Amerikan köylüsü gençler Kuzey Irak'ta en az 2 Türk uçağını düşürür, hiç yoksa 4-5 helikopterimizi vurur, birliklerimizin üzerine ateş açardı.

Ve biz de bunun ‘‘kazayla’’ olduğuna inanmazdık.

Ancak bu ‘‘üstün becerikli’’ ordu kendilerine ait üç helikopteri durduk yerde düşürdü.

Bir İngiliz uçağını havada vurdu, bir Tomahawk füzesini İran'ın petrol tesislerine, bir başka füzeyi de Suriye'de yolda giden bir otobüse attı.

Türkiye'ye yanlışlıkla düşen bir bomba ve Tomahawk da cabası.

Amerika Türk ordusu ile birlikte Kuzey Irak'ta beraber olmayalım derken bize karşı değil, bizden yanaymış.

Anladık...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


Fikir özgürlüğünün yılmaz savunucuları kendi fikirlerinden olmayanı sağa sola şikáyet etmedikleri zaman.
Yazarın Tüm Yazıları