Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başarısızlar memlekete reçete yazamaz kardeşim

<B>BABASINDAN</B> aldıkları şirketleri devleştirdiklerini hatırlatan Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, ‘‘Ben başarılıyım, konuşurum. Çünkü, aldığımı aşağı çekmedim. Aldığı partiyi daha geriye götüren, kişisel başarısı olmayanlar memlekete de reçete yazamaz kardeşim’’ dedi. Sabancı, ‘‘Türkiye'ye yeni bir Özal lazım’’ diye konuştu.

SABANCI Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizin ardında siyasi krizin yattığına dikkat çekerek, siyasi sorunların çözümü için her kesimden temsilcinin katılacağı geniş katılımlı bir arama konferansı yapılmasını önerdi.

Sabancı, ‘‘Bize Turgut Özal gibi yeni bir lider lazım. Vizyonu olan, beyniyle genç, birikimleriyle dünya realitelerini bilen böyle bir adam yeniden çıksa... Toplumun önünde koşan bir lider istiyoruz’’ dedi. Partiler ve Seçim Kanunları'nın Türkiye'nin ihtiyacına uygun hale getirilmesi gerektiğini belirten Sakıp Sabancı ile, bugün yaşanan krizin öncekilerden farklarını ve krizin siyasi boyutlarını konuştuk.

Türkiye'nin yaşadığı son krizi, daha öncekilerden ayıran nedir?

- Birçok krizler gördük, unuttuk. O günlerde onlar önemliydi. Bugün gelen kriz, sanki hepsini bastırdı ve çok daha ağır, kaygılı bir hale geldi. Bir sene evvel bambaşka bir Türkiye vardı, Türkiye'deki insanların morali vardı, dünyadaki insanların bize bakışı pozitifti. Bundan dolayı her ne kadar özelleştirmeyi yapamasak, her ne kadar yabancı sermayeyi getiremesek de sorunlar bu boyutlarda değildi. Herşeye rağmen geçen yıl bugünlerde daha iyiydik.

Peki kriz neden çıktı?

- Birdenbire Cumhurbaşkanı ile Başbakan, dünyaya teşhir ederek 'ne güzel kavga ederiz biliyor musunuz?' dediler. Ama aslı kavgadan çok, yılların yığdığı problemlere dayanıyor. Problemlerin yıllardır üstünü örtmüştük. Geçmişte iz bırakan öyle meseleler konuştuk, Susurluk gibi, ama neticede üstü örtüldü. Kötü işleri, problemlerin üstünü örtüp unutmakta şampiyonuz. Bence sorun burda.

İşdünyasının krize çözüm önerileri üretmesine hükümet ve bürokratlar nasıl bakıyor?

- Biz Hacı Ömer Sabancı'dan aldığımızı yıllardır yukarı götürdük, aşağı götürmedik. Ülke de böyledir. Parti liderlerine diyorum, partiyi nerden aldın, nereye götürdün? Vergiyi veriyorum, verdiğim vergi nereye gidiyor, soracağım. Konuşurken yapmamış olsaydım, SSK parasının üstüne yatsaydım, hokus pokus şu arsayı devlete kakalasaydım, hortumlasaydım... Allah göstermesin? Ama toplum bu mukayeseleri yapacak. Nereden aldın, nereye götürdün? Kişisel olarak başarıyı yakalayamışsan, memlekete reçete yazamazsın kardeşim. Sen Sabancı Topluluğu olarak işini iyi idare edemedin, başarılı değilsin, memlekete ne reçete yazıyorsun, konuşma dersin. Ama ben diyorum ki ko-nu-şa-ca-ğım. İşadamı olarak benim iki bayrağım var. Biri Türk bayrağım, ikinci bayrağım Türk Lirası. İkisine de sahip çıkmalıyız.

Sizin bu konudaki reçeteniz nedir?

- Bir rüya görsem. Bizim bir avuç lider, gerçek krizin boyutlarını görse, ekonomik krizimizin üzerinde siyasi krizimiz var. Ben ölünceye kadar lider olacağım demese. Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu'nu değiştirmek için, ders almamız gereken yerlerden istifade ederek, dünya realitelerini de dikkate alarak, bizim koşullarımızla evlendirerek bir arama konferansı yapsak. Bu arama konferansında, dünyada bu işi bilenler, sendikacısından üniversitesine kadar her kesimle biraraya gelip, Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu masaya yatırılsa... Ama önce bunları değiştirmeye niyet var mı, yok mu, bu ortaya konmalı. Daha biz o noktaya gelemedik. Arama konferansında 'Bunları değiştirmek Türkiye'ye ne getirir, ne koşullarda, ne zaman şaltere basmalıyız' gibi konular gündeme gelmeli. O zaman parlamentonun seviyesi yukarı çekilebilir, yeni yüzlere fırsat verilebilir. Benim reçetem bu. Ya sağda, ya solda bir toplanma olmalı ve diğerine davetiye çıkarmalı. Sonra da Seçim Kanunu ve Partiler Kanunu'nu değiştireceksin, Türkiye uçar. Devamlı, güçlü ve istikrarlı bir siyaset şart.

Yani rüyanız gerçek olmazsa krizli günlere devam mı diyorsunuz?

- Geçmişteki krizlerin, kritik günlerin bilançosuna bakıyorum... Hükümetler güçlü geliyorsa, açılımları yaşamışız. Menderes'teki, Demirel'deki, Özal'daki yatırım dönemlerine tekrar dönelim. Bugünlerde bir rüyam da, Turgut Özal gibi birinin pat diye çıkması. Vizyonu olan, beyniyle genç, birikimleriyle dünya realitelerini bilen böyle bir adam yeniden çıksa. Almaya değil, vermeye gelen, toplumun önünde koşan bir lider istiyoruz.

Derviş, Özal değil ama uygun bir adam

Kemal Derviş, istediğiniz lider tarifine uyuyor mu?

- Bu enflasyon, bu liderler, bu kriz, bizim kaderimiz diyorsanız birşey diyemem. Ama yok tersini istiyorsan, biri lazım. Adı Derviş olur, Meral olur, Kemal olur. Derviş Bey'e bakarsan kriterleri, dinamizmi, birikimi aşağı yukarı uyar. Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı'nı bıraktırdın davet ettin. Geldikten sonra fırsat ver, niye çağırdın? Eskiye razıysan yeni Dervişler lazım değil, ama yeni arıyorum diyorsan Dervişler lazım, günahı sevabı neyse yanında duracaksın, yoksa eskiyi kabulleneceksin. Biz şimdi arayı Derviş'le bulduk. Derviş, Özal değil ama, uygun bir adam.

Teknokrat Hükümeti tartışmalarına ne diyorsunuz?

- Hiç doğru görmüyorum. Genç demokrasiye anormal bir fatura verdik. İnim inim inleyerek, bu faturayı ödedik. Fukara insanlarımız kemer sıka sıka geldi ve bunun üstünü örtüp gidemeyiz. Bir avuç insan anlaşın ya!

İstikrar ve akıllı takım yoksa, çile sürer

Türkiye, üstünü kapattığı sorunları çözebilecek mi?

- İyi seçilmiş, zırt-pırt değiştirilmeyen, devamlılığı olan bir takım önemli. Uluslararası organizasyonlardan Türkiye'ye aktarılacak kaynakları basiretsiz takımlar yüzünden getiremiyoruz. Bu utanılacak bir durum. Matematiği, basireti olmayanlar 'Kendi özkaynaklarımızla herşeyi yapabiliriz, gavurun parasına ne gerek var?' diyorlar. Elbette kendi özkaynaklarımızı sonuna kadar akıllıca kullanacağız, ama yabancı sermaye lazım. Türkiye'ye kaynak gerek. Alman bankalarında Türkler'in mevduatı Alman ekonomisine güç veriyor, biz burada inim inim inliyoruz. IMF'ye de git, ama bu tasarrufları da Türkiye'ye getirmeye bak. Şimdi mesele, daha kısa zamanda, daha az zararla krizden nasıl çıkabiliriz? Sihirli kelime istikrar. İstikrar olmadıkça, akıllı takımlar kurmadıkça, takımların devamlılığı olmadıkça çile dolmamıştır diyeceğiz.
X