« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Başarısının sırrını açıkladı

TBF Başkanı Turgay Demirel, Bloomberg Businessweek Türkiye’ye verdiği röportajda seçim sürecinin ve çalışmalarını anlattı.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

“250 milyon dolarlık Türkiye basketbol ekonomisinin kaptanı ve son seçimin galibi Turgay Demirel” şeklinde sunulan röportajda Başkan Demirel, Bloomberg Businessweek Türkiye'ye kapak olurken dergi için Gamze Gören’le keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

İşte o röportajın tamamı;

Öncelikle biraz seçimden bahsedelim. Bu seçim dört yıl öncekine göre farklı mıydı?

Dört yıl öncekine göre çok fazla bir fark yoktu aslında. Dört yıl önceki aday Ankara'dandı ve basketbolun içinden gelen bir isimdi. Bu seferki aday ise basketbolun içinden gelen bir isim değildi. Ama kısa bir süre Ülkerspor'un başkanı olarak görev yapmıştı. Basketbolla ilişkisi buydu.

Sizin seçimdeki başarınızın nedeni rakibinizin basketbolun içinden bir isim olmaması mıydı?

Hayır. Türk basketbolunu getirdiğimiz nokta ortada. Benim seçim başarımı sağlayan etmen budur. 20 senede sürekli gelişen ve bu kadar istikrarlı bir spor yönetimi Avrupa'da bile söz konusu olmadı. Çok sayıda basan elde etti Türk basketbolu. Benim başarımın sadece Türkiye'de konuşulanlara göre değil, Avrupa'daki algılamaya göre de değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu sayede daha iyi bir değerlendirme yapabilirsiniz; çünkü Avrupalılar performansımızı, elde edilen başarılara ve gerçekleştirilen projelere göre değerlendiriyorlar. Dünya basketbolunun başkanı, Türkiye Basketbol Federasyonu'nu dünyanın en başarılı iki basketbol federasyonundan biri olarak değerlendiriyor. Avrupalılar da bunu kabul etmiş vaziyette.

Bu seçimde size karşı söylemler biraz daha sertleşti. Evet. Bu belki de bir çaresizlik ifadesidir. Büyük kulüplerin seçimde sizi desteklemediği şeklinde yorumlar yapıldı. İktidara yakın durduğunuz söylendi… Öyle mi denmiş? Ben duymadım. Benim bunlara bir cevap vermem gerekmiyor. Biz bunlara cevabı yaptığımız işlerle veriyoruz, vereceğiz... Bizim bazı kulüplere farklı davranmamız gibi bir şey söz konusu olamaz. Kurallar herkes içindir ve biz de tüm kulüplere bu kurallar eşitlik çerçevesinde uyguluyoruz. Her kulüp federasyon seçimlerinde istediği gibi davranabilir. Bu haklarıdır. Ama seçim biter ve sonrasında biz yine tüm kulüplerimize eşit şekilde davranırız. Bu Genel Kurul'a büyük bir çoğunluk katıldı. Genel Kurul delegelerinin çoğunluğu basketbolun içinden gelen isimler. Delegelerin sadece yüzde 10'luk kısmı Spor İl Müdürlüğü'nün kontenjanındandı. Dolayısıyla seçimde basketbolun doğruları kazandı. Kaybeden ise basketbol dışında olup da bu olaya girmek isteyen bir düşünce yapısıydı. Bu düşünce basketbol camiası tarafından kabul görmedi.

Bu başarıları nasıl kazandınız? Sırrınız nedir?

Benim basketbolun içinden geliyor olmam, 15 sene basketbol oynamış olmam, ayrıca bu süre zarfında basketbolun sorunlarını yaşamam başarımızın altyapısını hazırladı. Genç yaşta basket federasyonu başkanı oldum ve yıllarca yaşadığım sorunları çözmek için tüm gücümle uğraştım. Tüm bu etmenler benim için ciddi bir avantajdı. Her dönemde basketbolu daha ileriye taşıdık. 1992'de başkan oldum. 2001 sonunda basketbolumuzu Avrupa ikinciliği seviyesine taşıdık. 2002'de ilk defa dünya basketbol turnuvalarına katılmaya başladık. Sonra Türkiye'de Dünya Basketbol Şampiyonası'nı düzenledik ve dünya ikincisi olduk. Şubat ayında açıkladığımız "2012-2016 Stratejik Plan"a göre şimdi de Türkiye'yi dünya basketbolunun üç güç merkezinden biri haline getirmeyi amaçlıyoruz. Bunu yapabileceğimizi söylüyoruz. Açıkçası bu şekilde 20 yıldır hep planlı hareket eden, istikrarlı bir şekilde gelişen bir kuruluşu sadece Türkiye'de değil Avrupa'da ve dünyada bile zor görebiliriz. Biz planlıyoruz ve başarıyoruz. Bu konuda mütevazılığa gerek yok.

Şimdi yeni bir dönem başlıyor. Tanjevic sonrasında nasıl bir milli takım izleyeceğiz?

Milli takım bu stratejik planda tek basma çok önemli değil. Biz milli takımlarımız için en üst başarı çizgisini hedef olarak belirliyoruz; çünkü başarı ne kadar büyük olursa bunun Türk basketboluna geri dönüşünün o kadar büyük olacağının bilincindeyiz. Basketbolcularımızın yeteneklerini kapasitelerini en üst seviyeye çıkarmak için çok emek sarf ediyoruz. Sadece milli takımlarda değil kulüp takımlarında da benzer şekilde emek sarf ediliyor.

Tanjeviç ve Harun Erdenay'ın sizin gönlünüzde farklı bir yeri var gibi görünüyor. Bunun sebebi nedir?

Sadece Tanjevic'in ve Harun'un değil basketbolun içindeki pek çok ismin benim gönlümde özel bir yeri var. İyi niyetle ve gayretle hizmet eden herkesin ayrı bir yeri var. 2003'ten bu yana Tanjevic ile çalıştık. Onun ne kadar özveriyle çalıştığını ve bize ne kadar büyük başarılar kazandırdığını herkes görüyor. Ben Türk basketbolunda da benzer şekilde koçlar yetişmesini çok istiyorum.

Sizin döneminizde büyük başarılar kazanan Mirsad, Hidayet, İbrahim, Orhun gibi yıldızlar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Mirsad'ın çalışkanlığı ve hırsı en önemli iki özelliğidir. Mirsad, Türk basketbolcularına NBA'in kapılarını açtı. İbrahim'in de müthiş bir çalışma şevki ve hırsı vardı. Yüksek bir sayı atma potansiyeli vardı. Çok iyi bir şutördü. İbrahim'de Türk basketboluna gerek ülkemizde gerek yurtdışında duruşuyla çok iyi temsil etti, bir anlamda elçi gibi orada çalıştı. Hidayet ise hâlâ aktif sporculuğunu devam ettiriyor. Hidayet'e baktığımız zaman Türk basketboluna gelmiş geçmiş en yetenekli en başarılı sporcu diyebiliriz. Hem en yetenekli hem de bu yetenekleri doğrultusunda başarılı. Belki daha yetenekli bir sporcu gelmiştir ama onun kadar başarılı olamamıştır. Hidayet, ülkemizin NBA deki yıllardır çok başarılı bir temsilcisi. Orhun Ene ise Milli Takımımıza ve Türk basketboluna oyunculuktan altyapı antrenörlüğüne ve koçluğa kadar her alanda hizmet etmiş çok başarılı bir isim. Onun en önemli pozitif iki özelliği olarak bunu sayabilirim. Çalışkan ve çok hırslı bir sporcuydu. O ribaundları almak için o sayıları yapmak için maçı kazanmak için elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret etti. Ve bu yönleriyle hem milli takımımıza hem de çalıştığı kulüplere büyük hizmetlerde bulundu. Ve milli takımımızın dünya 2. ncisi olan kadrosunda da Tanyeviç'in yardımcısıydı. Ancak bir sene sonrasında kendisini baş antrenörlüğe getirmemize rağmen o bu sistem içerisinde yapamayacağını söyleyerek aramızdan ayrılmak istedi, o nedenle şu anda aramızda değil.

Yeni koç için alternatif bir isim var mı kafanızda?

Hayır yok. Sizin varsa şayet, önerilere açığım (gülerek)

Takımdan biraz daha federasyona dönersek, kurumsal imajınızda da değişiklik oldu. Bu değişiklik nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Dünya 2. ncisi olmamızla beraber basketbolu seven herkesle iletişim kurabilmek için başlattığımız planlı çalışmanın ilk adımı. Hem basketbolun değerlerini hem de bu değerler ışığında yeni kurumsal kimliğimizi belirledik. Şu anda diğer liglerimizin ve federasyonun ikinci kimlikleri dediğimiz alt logo çalışmaları alt kimlik çalışmaları da yapılıyor. Bunların paralelinde bir de stratejik planımızı var. Önümüzdeki süreçteki hedefimiz o planımızda belirttiğimiz gibi dünyanın üç basketbol merkezinden biri olmak.

Yönetimde olduğunuz 20 yıllık süreç içerisinde hayal kırıklıklarınız oldu mu?

Oldu tabi ki! Örneğin geçen yıl olimpiyatlara kanlamamak benim için çok büyük bir hayal kırıklığı oldu. Erkek milli takımı için konuşuyorum. Bunun dışında arada böyle yine milli maçların neticesi doğrultusunda zaman zaman hayal kırıklıklarımız olmuş olabilir. Ama bunların hepsi bir sonraki turnuva ya da başarı ile unutulabiliyor. Ancak eğer olimpiyatlara katılmış olsaydık orada madalya kazanacak bir kadromuz, ve çapımız vardı. Belki bir takım yanlış tercihler yaptık ve gidemedik.

Bir yanda iş adamı kimliğiniz var. Diğer yanda da oldukça iyi bir aile babası olduğunuz biliniyor. Federasyon bunların ortasında, biraz da yıpratıcı bir süreç yaratıyor olmalı. Federasyon ile olan yolculuğunuzu ne kadar süre devam ettirmeyi düşünüyorsunuz?

Yıpratıcı olduğu doğru. Kamunun gözü önünde olduğunuz için, her zaman farklı düşünce ve eleştirilerle karşılaşıyorsunuz. İyi ya da kötü niyetli yayınlar yapılabiliyor. Bunların bir kısmı çevrenizdeki insanları, bilhassa ailenizi üzebiliyor. Ayrıca zaman olarak da ailemden çaldığım bir vakit var ve onlar bu durumdan hiç memnun değiller. Hatta son seçimlerde en yakınlarımdan ciddi bir muhalefetle karşılaştım. Ben kendime ayırmam gereken vakti kısarak arayı kapatmaya çalışıyorum. Hem federasyon olarak bir planımız var. Bunu tamamlamak zorundayız. Çok büyük bir camiayız. Yaptığımız iş sadece basketbolu yönetmek değil. Yaptığımız iş, büyük bir sorumluluk. Biz Türkiye'nin en ücra köşesindeki çocuklara bile kendi yaşamlarıyla ilgili yepyeni ufuklar açabiliyoruz. 12 Dev Adam Batman Basketbol Okullarında burslu olarak yetişip bugün Amerika'da yine burslu olarak okuyan çocuğumuz var. Örneğin Enes Kan, Van'daki 12 Dev Adam Basketbol Okulunda başladı. Dolayısıyla her yaptığımız çalışma esasında farkında olmadığımız ve pek çok gencin hayatında olumlu etki yapabiliyor. Yani sadece farklı nedenlerle ya da sadece bir başkalarının öne sürdüğü birilerinin buraya gelip bizim elde ettiğimiz başarıları elde edememesine göz yummak pek doğru olmaz düşüncesindeyim. Bütün bu sorumlulukla biz önümüze koyduğumuz hedefleri dört yıllık süreçte tamamlayacağız. Sonrası ile ilgili bir düşüncem yok şimdilik.

Son 10 yılda basketbol için neler yapıldığından söz eder misiniz? Bilhassa yatırım bazında.
Dünya Basketbol Şampiyonası'yla beraber Ankara'daki yeni salon basketbola kazandırıldı. Ayrıca Sinan Erdem'in yeni modern bir arenaya dönüştürülmesi, Fenerbahçe - Ülker'in , Ülker'in sponsorluğunda kurulmuş olan tesisi, bunun dışında İzmir, Kayseri ve Trabzon'da inşa haünde olan tesisleri de katacak olursak Türk sporuna tesis açısından çok yatırım yapıldı. Onun dışında tabiî ki kulüplerimize harcadığımız kaynaklar var. Ben genel kurulda da belirttim her sene sözleşme tutarları artarak gidiyor. Yanılmıyorsam 75-80 milyon dolar seviyesine yükseldi sözleşmelerin tutarları. Senelik basketbol ekonomisinde her halde 150-200 milyon dolar değerinde bir kaynak yaratılıyor. Bu değişik kesimler tarafından dağıülıyor ve birileri bunu kazanıyor. Basketbol geldiği ekonomik seviye açısından futboldan sonra gelse de Avrupa'daki birçok ülke açısından da iyi noktada yer alıyor.

Futbol kulüplerinin mali açıdan durumları ortada. Basketbol kulüplerinde durum nedir?

O kadar kötü bir durum yok. Futbolun yönetiminde biraz daha dikkatli olmak gerekiyor ama basketbolda o kadar açık bütçeler ve borçlanma oranlan söz konusu değil.

Önümüzdeki dönem için öngördüğünüz yatırımlar nelerdir?

Federasyonumuzun çok önemli projeleri var. Bu stratejik plan çerçevesinde Beykoz'da Olimpik Basketbol Geliştirme Merkezi projemiz var. Yaklaşık 12-13 milyon liraya tamamlanacağını tahmin ediyoruz. Bunun yanı sıra 12 Dev Adam okullarımız 75 il ve ilçede faaliyet gösteriyor. 4 bini aşkın çocuk basketbol eğitimi alıyor. Ülkede ciddi bir salon problemi var. Biz bu nedenle çalışmalarımızı ağırlıklı olarak küçük şehirlerde yürütüyoruz. Oralarda da tesisleşme yönünde bazı projelerimiz var. Bu salon sıkıntısını çözmek için önümüzdeki dört yıl içerisinde basketbolun alacağı yatırım önceki yılları katlayacaktır.

Avrupa'da küçük kasabalardan çıkan takımların büyük uluslararası başarılara imza attığını görüyoruz. Aynı başarıyı Türkiye'de bu şekilde yakalamak için neler yapılmalı?

Bu başarılarda sponsor desteği çok önemli. Şirketlerle takımlar arasındaki işbirliği nasd geliştirilebilir? Bunu Bandırma'da Banvit başarıyor. Aynı şekilde Hatay Homend ile bir işbirliğine gitti. Kadın basket takımı play-off'a kaldı. Çok başarılı bir projeye imza attılar beraber. Ben de sırf onlara destek vermek ve diğer şirketleri buna teşvik etmek için basın toplantılarına katıldım. Şu anda bölgesel ligimizde 44 farklı şehirden 82 takımımız var. Buna benzer yöresel çabaların artmasını umuyoruz. Bizim buradaki tek sıkıntımız bu işbirliğinin yanlış yönlere saptırılması. Şunu demek istiyorum bir bütçeniz var kulüp olarak, bunun da en doğru şekilde yönetilmesi gerekir. Orada yanlış fikirler olursa ya kulübün kapanması ya da sponsorun çekilmesi söz konusu olur.

Sponsor desteği ne boyutlarda?

Sponsor desteği tabi belli kulüpler yüksek belli kulüpler için düşük miktarda. Ama hiçbir sponsor çaba göstermeyen bir kulübe yatırım yapmaz. Pazarlama faaliyetlerine biraz daha ağırlık vermeleri gerekiyor. Tribünleri doldurmak ve o dolu tribünlerde olay çıkmamasını sağlamak lazım. Ayrıca doğru bütçeler yaparak paraları sokağa saçmamak gerekiyor.

Peki sponsor bulmada sıkıntı yaşıyor mu basketbol?

Orada iki kriter var; birincisi doğru markanın seçilmesi ikincisi de doğru anlaşma yapılması. Bunun yanı sıra bizim nezdimizde bazı marka kısıtlamaları mevcut. Sponsor olmak yalnızca para vermek değil basketbolun tanıtımına da yardımcı olmaktır. Mesela Beko ile olan işbirliğimiz oldukça başarılı ve yıllardır sürüyor. Beko sponsor desteğinin dışında kulüplere reklam desteği de veriyor.

Federasyonun ortaya koyduğu 2012-2016 Stratejik Plandan biraz söz eder misiniz?

Sloganımız 'Sürdürülebilir Sportif Başarı'. Bu çok kırılgan bir şey. Özellikle üst yapıda. Bir şampiyona da başarılı olmak ya da olamamak yalnızca bir oyuncunun sakatlanması ya da bir faul atışı kaçırmayla dahi olabiliyor. Bunun için yetenek havuzunun genişletilmesi gerekiyor. Biz ne kadar başarılı olursak o kadar fazla genç bu spora yönelmek istiyor. Ne kadar dikkatli seçersek de o kadar kaliteli bir havuzumuz olur. Bunun dışında Türk basketbolunun pazarlanması açısından oldukça önemli hedeflerimiz var. Sosyal medya kullanımına daha fazla ağırlık veriyoruz. Bunu da yalnızca federasyon adına yapmak değil tüm kulüplerde yaygınlaştırmak istiyoruz. Artık çok fazla alternatifiniz var. Bu nedenle kulüpler kendi taraftarları ile daha sıkı ilişki içerisinde olmalı. Ayrıca önümüzdeki dönemde basketbol federasyonunun davranış ilkelerini açıklayacağız. Her şeyin bir standardı olacak bundan böyle.

12 Dev Adam önemli bir marka oldu. Önümüzdeki dönemde buna benzer bir marka yaratacak mı federasyon?

Bu tarz değerler üretebilmek kolay değil. Ki zaten şu an gerek de yok. 2001 yılında bu yana bu markayı kitlelere yayarak yükselttik. O markanın oluşması tamamıyla 2001 yılı öncesinde yetenek havuzumuzu iyi oluşturmamızın bir sonucudur. Gerek reklam filmi gerek şarkısı ve konseptiyle benzersiz bir değer oldu.

Stratejik hedeflerinize ulaşma noktasında Bakanlık'tan beklentileriniz nelerdir?

Tabi ki Bakanlık öncelikle bizim bu çalışmalarımızla manevi olarak destek oluyor. Daha sonra proje bazında da kaynak ayırmaya çalışıyor. Biz özerk yapımız içerisinde Bakanlığa her gün ihtiyaç duyan bir kurum değiliz. Ama genel çerçevede sürekli bir destek söz konusu ben göreve başladığımdan beri.

Federasyonun bütçesi ne kadar? Yayın gelirleri gibi gelir kalemlerinin dağılımları nasıl yapılıyor?

Federasyonun bütçesi yaklaşık 70-75 milyon lira civarında. Yayın gelirleri ise 5 milyon dolar civarında. Beko Basketbol Ligi ile yaptığımız anlaşma dört yıllıktı. Önümüzdeki yıl sona erecek. Son dört yılda elde ettiğimiz gelir bir önceki döneme göre hayli yükseldi. Bu gelirlerin yüzde 90'ını kulüplere dağıtıyoruz. Bu oranın dağılımı kulüp temsilcileri ile yaptığımız toplantılarla belirleniyor. Adil bir sistem bulmaya çalışıyoruz. Bu dağılımda kulübün reytingi, camianın büyüklüğü ve başarıları ile ilgili olan bir pay da var.


Bunları da Beğenebilirsiniz