Gündem Haberleri

    Başarımın yüzde 90’ı eşime ait

    Aynur TARTAN/atartan@hurriyet.com.tr
    29.09.2013 - 09:03 | Son Güncelleme:

    Üç yıldır CNN TÜRK ekranlarında yayınlanan ‘Burada Hayat Var’ programıyla kentlerin ve kalplerin peşine düştüm…

    Ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la memleketi Bursa’da buluştum. Bursa’da bambaşka bir Bülent Arınç’la, gerçek bir gönül adamıyla tanıştım.

    A.T: Nasıl bir ailede büyüdünüz? Kökleriniz nasıl bir aileye dayanıyor?
    B.A: Ben 1948 Mayıs Ayında Bursa Demirtaş’da doğdum. Çok küçük yaşta babadan ayrılmışız. Babam astsubaydı. O zamanlar astsubaylar şimdi olduğu gibi her gittikleri yerde 5-6 ay kalmıyorlardı herhalde. Babamın çok yer değiştirdiğini doğudan batıya çok tayinler yaşadığını biliyorum. Buradan Susurluk’a, Susurluk’tan Ayvalık’a, Ayvalık’tan da 1954 yılında Elazığ’a gitmişiz. Ben Elazığ’da ilkokulun bütün sınıflarını okudum. Ama mezuniyetim Manisa’da oldu. Çünkü babam emekli olunca 1959 yılının sonunda Manisa’ya geldik. Amcamla müşterek bir evleri vardı babamların Şehitler Mahallesinde oraya yerleştik. İlkokula önce Ayvalık’ta başladım. Elazığ’da devam ettim. Bursa’dan ben 2 yaşındayken ayrılmışız. Ama sonra annem de, babamda çok vefalı insanlardı. Buradaki komşularıyla, dostlarıyla hiç irtibatlarını kesmediler. Babam öldüğünde 52 yaşındaydı, ben 12 yaşındaydım. Ağabeylerimden birisi Sümerbank hesabına yurtdışında okumuştu. Tekstil yüksek mühendisi oldu. Sümerbank onu Bursa Merinos’ta göreve başlattı. Annemle birlikte zaman zaman hem ağabeyimi ziyaret etmek hem de Bursa’yı görmek için Bursa’ya gelirdik.
    A.T: Babanıza mı annenize mi daha yakındınız?
    B.A: Annem 40 yaşında dul kaldı. 84 yaşına kadar yaşadı. Bursa’da hastalandı ve Bursa’da vefat etti. Ama kabri Manisa’dadır. Ben annemle çok kaldım. Üniversiteye gittiğim zamanda gider gelirdim. Yanından hiç. Ayrılmazdım. Sonra ben avukatlığa başladım. Yine ağabeylerim farklı yerlerde çalıştıkları için annem benimle birlikte kaldı. İnşallah onun duasını almışımdır.
    A.T: Babanız otoriter miydi?
    B.A: Biz babamızla tabi çok az yaşayabildik. Ama bildiğimiz, gördüğümüz kadarıyla çok sevecen, evine, ailesine çok bağlı. Hepimizi okutma gayreti içinde olan biriydi… O zaman ki gelir çok düşüktü. Babam emekli olduğu zaman üç ayda 700 Lira maaş alıyorduk. Sonra bana yetim maaşı, anneme dul maaşı bağlandı. Bana bağlanan maaş 90 Liraydı. Yani bu 90 Lirayla hukuk fakültesinde okudum 2 yıl. Sonra içişleri bakanlığından burs aldım. 250 Liraydı bursum. Onun 100 Lirasını da İstanbul’da okuyan ağabeyimi gönderirdim.
    A.T: Babanız vefat etmeden önce annenize demiş ki, ‘Bu çocuğa dikkat et! Bu çocuk ileride başbakan olacak…’
    B.A: Evet söylerdi… Babam da siyasete meraklıydı. Emekli olduktan sonra çok tarih dergileri, gazete okurdu. Siyasete ilgi duyardı. Evimizde bizim siyaset konuşulurdu. Ama herhalde bir tek ben ilgi duydum siyasete.
    A.T: Münevver Hanım ne zaman girdi hayatınıza?
    B.A: Ben evlenmekte geciktim. Biraz da telaşlanıyordum. Artık evlenmem gerektiğini düşünüyordum. Ama siyasi hayatımız çok yoğun geçiyordu. Yani bizim kız bakacak, nişanlanacak, evlenecek vaktimiz yoktu. Ama sonra arkadaşlarımız bizim için güzel şeyler düşündüler. Bir avukat arkadaşımızın eşinin de davetiyle biz Münevver Hanım’ı görmeye gittik. Eşim Karaağaçlı Köyü’nde oturuyordu. Çiftçi bir ailenin kızıydı. Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulunu bitirmişti. Yeni mezun olmuştu. Ve Kırşehir Kaman’a tayini çıkmıştı. Ama göreve başlamamıştı. Vesile olunca annemle, avukat arkadaşlarımın eşi ve ailesiyle evlerine kahve içmeye gittik. Karar verdik. Birbirimizi doğrusu beğenmiştik.
    A.T: Ne vardı üzerinde?
    B.A: Sanıyorum mavi ya da lacivert bir tayyörü vardı. Öyle hatırlıyorum.
    A.T: Nesinden etkilenmiştiniz? Sonra hiçi konuştunuz mu?
    B.A: Konuştuk tabi… (Gülüyor) (Çok etkilendim) Kendisi zaten bilir bunu. Zaman zaman dost sohbetlerinde de anlatırım. Fevkalade iyi yetişmiş, çok güzel ikramda bulunan, güzel konuşan, insanın içini ısıtan güzelliği vardı. Annem de çok beğenmişti. O da daha sonra bu düşüncelerini ifade etti. Bu ilk görüşmenin sonrasında da birkaç defa kendisiyle görüştük, geleceğe ait düşüncelerimizi paylaştık. Zannediyorum ki 6-7 aylık bir nişan süresi geçti. Sonra 1979’un 2 Eylül’ünde evlendik. Erbakan Hoca’dan da izin istedim. Artık ben bu işe girdim beni her yere koşturuyorsunuz ama benim de evlenmem lazım dedim. Bana bir süre izin verin. Sağolsun o da takdir etti. Ben heralde 29-30 yaşındaydım. O benden biraz yaşça küçüktü tabi. Hamdolsun 34 yıllık evliliğimiz var.
    A.T: Başarınızın yüzde kaçı Münevver Hanım’ın?
    B.A: Yüzde doksanı.
    A.T: Çocuklarınıza ayıramadığınız vakti torunlarınıza ayırarak günah mı çıkıartıyorsunuz?
    B.A: Şüphesiz torun sevgisi başka. Evlatlarımızı da çok seviyoruz ama torunlar onlardan elde ettiğimiz karlar. Çocuk sermaye ise torun kardır. Daha tatlı oluyor. Çünkü çocuklarımızın büyüdüğünü, yetiştiğini göremedik. Yani onlarla yakından ilgilenemedik. Ama şimdiki konumumuz belki torunlarımızla ilgilenmeye daha çok fırsat tanıyor. Geçenlerde en büyüğünü ortaokula başlattım. O gün eğitim öğretim yılına hep beraberce gittik. En küçükleri bir yaşını doldurdu. Şimdi yeni bir kardeş geliyor. İnşallah torunlarımızın sayısı beş olacak. Hepsi birbirinden güzel Allah bağışlasın. Onların sevgileri çok güzel. İniallah ömür boyu sağlıklı olsunlar, mutlu olsunlar… Hepimizin dileği bu…
    A.T: Hayvanlarla aranız nasıl?
    B.A: Ümit Ağabeyimle kediyi çok severdik. Torunlardan bir tanesi de hayvanlara çok meraklı. Şu an evimizde hayvan yok. Ama kedim olsa sevinirdim. Ağabeyim bir Van kedisi almıştım ama çaldılar mı, kayıp mı oldu, ne oldu bilmiyoruz. Ona çok üzüldük. Sonra tekrar üzülmek istemedik.
    A.T: Eleştiriye açık mısınız?

    Evet. Dostlarım bir şey dedikleri zaman sevinirim. Arakdaşlarım bilirler. Alay edilmekten, küçük düşürülmekten, içinde hakaret taşıyan unsurlardan haz etmem. Birisinin sorusundan bile bunu anlarım ve ona tepki gösteririm. Ama şu yaptığınız şunlar şunlar yanlıştır böyle olmalıdır diyen arkadaşlarımıza teşekkür borcumuz var. Siyasette eleştirilmemek zaten olmaz. Bu konuda çok rahat, açık bir insanım.

    Mutfakla aranız nasıl?

    Ben mutfağa girmem ama. Mutfaktan çıkan her şeyi önüme koyar ve yerim.

    En çok sevdiğiniz yemek hangisi?

    Her şeyi yiyorum ben. Hanım yapıyor. Yaptıklarını da çok beğeniyorum. Çok da güzel yapıyor mübarek. Bazı insanlar yemek seçerler ama ben her şeyi iştahla yiyorum.

    Beşiktaşlısınız değil mi?

    7 yaşından beri Beşiktaşlıyım, siyah-beyazlıyım. Kongre üyesiyim. Halimiz iyi olacak inanıyorum. Fikret Orman Başkanı destekliyorum. Beşiktaş için iyi şeyler yapacağına inanıyorum. Yönetimde büyük bir zafiyet yaşadı. Takım olarak da başarısızlıklar gördü. Tam toparlanma aşamasında maalesef bu kötü olaylar meydana geldi. Beşiktaş Galatasaray maçında yaşananlar Beşiktaş’ın taraftarına ve takıma leke getirdi. Aslında hiçbir kusurlarının olmamasına rağmen tekrar ceza verecekler mi vermeyecekler mi haberdar değilim. Ama Beşiktaş’ın süratle toparlanacağını, takım olarak o baştaki başarılarını devam ettireceğini düşünüyorum.

    En sevdiğiniz türkü hangisi?

    Rahmetli Abdürrahim Karakoç’un ‘Mihriban’ türküsüdür. Geçen gün kabrini ziyarete gittim. Musa Eroğlu söylerse çok hoşuma gider.


    Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın konuk olduğu Aynur Tartan’la ‘Burada Hayat Var’ın tekrarı bugün saat 11.00’de CNN TÜRK’te…

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı