"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Başarı hayat başarısızlık ölüm mü?

HER ölüm erken.

Her ölüm acı.
Ama genç insanların ölmesi bana daha çok koyuyor.
Milli kayakçı Aslı Nemutlu’nunki gibi.
Onu hiç tanımıyordum, ama kaza haberini duyunca kanım çekildi.
Önünde yaşayacak koskoca bir hayat varken...
Henüz onyediyken...
Hayata gözlerini yumdu...

Başarı hayat başarısızlık ölüm mü

Bundan daha acı ne olabilir?
Erzurum’da antrenman yaptığı sırada düşerek hayatını kaybetti Saint Joseph’li Aslı Nemutlu.
İnternette dolaşan bir yazı var. Bir yıl önce kendisi tarafından kaleme alınmış, gelin birlikte okuyalım:

"Telefonun alarmı beni uyandırdığında saat 07.00’yi gösteriyor. Bir yarış gününün kalkış saati için ne erken ne de geç bir saat. Uykumu almışım, zindeyim ama bugün, yarış olduğunu hatırlayınca her zamanki gibi yine o içimdeki garip his; korku, heyecan, tedirginliğin getirdiği ‘acaba?’ soruları... Yataktan kalkarken camdan bakmaya korkuyorum. ‘Ya yine o çirkin sisli dondurucu hava varsa?’ dememle güneş ışınlarının sıcaklığını yüzümde hissediyorum. Evet, işte tam istediğim bir hava, sıcacık, pırıl pırıl, odadan dikkatli bakınca yarış pisti gözüküyor. Hayret, pisti hazırlamışlar, kapılar dikilmiş, epeyce uzun. Her şey çok güzel olacak inanıyorum, bu yarış benim için çok önemli. Milli Takım ilk üçü, yurtdışı yarışlarına götürecek. Bugün en iyi performansımı göstermeliyim, ne olursa olsun riski göze almalıyım. Fidan Hoca’nın dediği gibi ya ‘herro’ ya ‘merro’. Kahvaltıdan ve giyindikten sonra, bir omzumuzda yarış kayaklarıyla yarış pistine gidiyoruz. Her zamanki gibi her şey rutin olarak devam ediyor. Kapıları tanıyoruz ve işte yarış başlıyor. Üç numarayım, hemen üstümü çıkarıyorum, panik halindeyim ve ısınmaya başlıyorum. Hepimizde bir gerginlik ama kahkahalarımızla ortamı yumuşatmaya çalışıyoruz. Yasemin ve Zeynep’e sarılıyorum, herkese iyi şans diledikten sonra gözlerimi kapatıyorum ve pisti gözümde canlandırıyorum. Evet, hazırım, kayaklarımı taktım, ‘Üç numara Aslı Nemutlu burada mı?’ sesiyle birlikte artık Fidan Hoca’nın yanındayım. Her zaman olduğu gibi kritik kapıları söylüyor, o sırada yine bir mide bulantısı başlıyor. ‘Aslı, yeter artık bu kaçıncı yarışın’ diyorum kendime. ‘Olumlu düşün, negatif düşünceleri at, elinden gelenin en iyisi yap’ cümleleriyle kendimi telkin etmeye çalışıyorum. Sıra bende, Fidan hoca arkamı sıvazlayarak, ‘Hadi kızım, göster kendini’ diyor. Üç kere yavaşça nefes alıp verdikten sonra gözlüğümü kapatıyorum ve gözlerimi kısıp piste bakıyorum. ‘Dikkat, çık’ sesiyle artık yapayalnızım. Pistte sadece hakemler, kapılar, ölüm sessizliğini bozan kayaklarım ve ben varım. 1 dakikalık bu macera biraz sonra sona erecek... Sonuç ne mi oldu? Kayaklarım birdenbire pistin ortasında attı. Yine de azimle tırmandım, devam ettim, pes etmedim ve sonra çok ağladım, şanssız günümdeymişim.”

*

Şimdi de bu yazıyı yorumlayan usta NLP uzmanı Cengiz Eren’e kulak verelim.
Eren’in yorumu beni etkiledi.
Yüzde 100 doğrudur diyemem, bilmiyorum çünkü.
Sadece okuduklarım beni sarstı, düşündürdü, korkuttu.
Eren’in gönderdiği mail’i sizinle de paylaşmak istedim.

*

“Bir yazı, bir mektup, bir hikâye çok şey anlatır. Özellikle de kaleme alan kişinin, zihinsel yapısına ait önemli bilgileri, duyguları ve farkında olmadan hayatına getireceği sonuçları anlatır. Bu sonuçların ne olduğunu hikâyeyi yazan da fark edemez. Hisseder, ama fark edemez. ‘Farkında olmadan ama bilerek’ dediğimiz şey de ‘sezgi’ olsa gerek.

Aslı’nın Facebook’ta yayınlanan mektubunu okuduğumda ürperdim. Başına gelecekleri bilmiş sanki, sezmiş.

‘Yarış olduğunu hatırlayınca, her zamanki gibi yine o garip his; korku, heyecan, tedirginliğin getirdiği ‘acaba?’ soruları...’ demiş.

Önemli bir cümle bu. Tırnak içine alınmış acaba sorusu sorgulamanın büyüklüğünü ve boşluk hissini anlatıyor ve sonra konan üç nokta ise boşluğun büyüklüğünü...

‘Her şey çok güzel olacak inanıyorum, bu yarış benim için çok önemli. Bugün en iyi performansımı göstermeliyim, ne olursa olsun riski göze almalıyım ya herro, ya merro...’

Bu cümleler yarışın kendisi için önemini anlatırken, hissettiği baskının büyüklüğünü de gösteriyor, meli malı cümleler. Ya herro, ya merro deyişine gelince, muhtemelen ifade edilmek istenen, ‘Ya hero (kahraman) olursun, ya da hiç’. ‘Ya tozu dumana katarsın ya da dumanı yutarsın’. Tıpkı Shakespeare’nin Hamlet’inde olduğu gibi ‘Olmak ya da olmamak’, ‘to be or not to be’ ve benzeri lüzumsuz mottolar. İki seçeneğin sunulduğu ve İngilizce de ‘double bind’, Türkçede iki ucu boklu değnek dediğimiz, sıkışmış bir durumu gösteriyor ki, bu hissedilen baskıyı biraz daha yükseltecektir.

Yarışta hissedilen gerginliği anlatan cümlelerden sonra, ‘O sırada mide bulantısı başlıyor, ‘Aslı yeter artık bu kaçıncı yarışın’ diyorum kendi kendime...’
Baskının ne kadar arttığını ifade eden cümleler bunlar... Yarışmacı sporlarda böyle gerginlikler görülmesi doğal sayılabilir ama bu kadar yarıştan sonra hâlâ mide bulantısının hissedilmesi doğal bir durum olmasa gerekir. Bu Aslı’nın ne kadar hassas bir yapıda olduğunu da gösteriyor. Bu kadar hassas yapıda olan bir gencin alp disiplini gibi çok sert bir dalda yarışmacı olması...

‘Dikkat çık!’ sesiyle artık yapayalnızım. Pistte sadece hakemler, kapılar, ölüm sessizliğini bozan kayaklarım ve ben varım. Bir dakikalık macera biraz sonra sona erecek.’

Bu cümlelerde ‘ölüm sessizliği’ kelimeleri benim en ilgimi çeken kelimeler oldu. Pistteki sessizliğin bu şekilde tanımlanması, yukarıda hissedilen korkunun büyüklüğünü gösteriyor. Başarı hayat ise başarısızlık ölüm gibi algılanacaktır.

Çok hassas ve duygularını bu kadar güzel aktarabilen bir kişinin ‘yarışmacı’ kayak sporuna yöneltilmesi acaba doğru muydu? Yöneltilecekse bile, yarışları olması gerekenden fazla önemsememesi, başarının bu kadar kutsanmasının yanlış olduğu gösterilmeli ve bilgi olarak da aktarılmalıydı.
‘Garip his, ölüm sessizliği, kayaklarım attı, çok ağladım, şanssız günümdeymişim’ cümleleri, sanki gelecekte olacakları bilgelik düzeyindeki seviyede bize aktarıyor gibi...

Benim bu yorumları yazmamın nedeni, diğer anne, babalar ile antrenörlerin yarışlara hazırladıkları çocukların duygularının farkında olmalarına katkıda bulunmak.

Yarışı kaybettiklerinde çok ağlayan kendilerini kötü hisseden yarışmacıların ya yarışı önemsememelerini ya da yarışmalardan tamamen çekilmelerini sağlamak.

Bir cümle bile çok şey anlatırken, bir yazı kaderin belirleyicisi bile olabilir...”

X