"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Başaran Ulusoy TURİNG’i anlatıyor

“TURİNG malvarlığı iştah kabartıyor” başlıklı pazar günkü yazımız yankı uyandırdı. Başaran Ulusoy kendi adıyla bir açıklama yaptı. Bazı değerlendirmelere itirazda bulundu. Yazısı ayrıntıları da içeren beş sayfayı buluyordu. TURİNG’deki gelişmeleri şöyle özetlemek mümkün.

Ulusoy şöyle diyor:

-  2003’e kadar kurumun yöneticiliğini üstlenmiş olan merhum Çelik Gülersoy hakkındaki duygu ve düşüncelerinize katılmamak mümkün değil. Bunun dışındaki hususlar ne yazık ki, asılsız ve gerçekdışı!

-  Gülersoy’un vefatını takiben bu göreve gelen merhum Ferit Epikmen (1991-93) TÜRSAB yönetiminde mesai arkadaşım oldu. Döneminde gerçekleşten bir genel kurulda yönetim olarak sunulan faaliyet raporunun genel kurulun onayından geçmemesi üzerine, kurum kayyuma teslim edildi. Epikmen’in vefatı üzerine ise başkanlık görevi bir süre Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen üstlendi, daha sonra bu görev Uğur İbrahimhakkıoğlu tarafından sürdürülmeye başlandı.

-  Sayın İbrahimhakkıoğlu’nun başkanlık döneminde kurum, bir duraklama dönemi (2011 Mayıs’ına kadar) yaşadı. 31.05.2011’de ise İbrahimhakkıoğlu’nun da bulunduğu yönetim kuruluna mahkeme tarafından kayyum olarak atandım. (Cumhurbaşkanı tarafından atandığım yazılmış.) Kayyumları mahkemeler atar. Ne Cumhurbaşkanlığı, ne de Başbakanlık makamının bu konuda herhangi bir dahli olmamıştır. Kaldı ki, 31.05.2011’deki yönetim kurulu toplantısında ben kurumun başkanlığına seçildim. Daha önce kurumun yönetimine aday olduğum ve seçilemediğim iddiası gerçekdışıdır. Ben olmam gerektiğine inandığım hiçbir seçimi kaybetmedim. Bu Turing için de böyle olmuştur.

-  05.07.2011’deki yönetim kurulu kararıyla 30.07.2011’de yapılan olağanüstü genel kurul ise kayyum olmayan iki üye için (Bülent Katkat, Tevfik Sulu) yapılmıştır.

-  TURİNG’de bir yıllık başkanlık sürecince kurumun hiçbir imkânından yararlanmadım.

27 TRİLYON BANKADA

-  Eski yönetim tarafından devredilen 27 milyon TL tutarındaki meblağ Dernekler Yasası’nın da görüşü alınarak en yüksek faiz veren bankaya yatırıldı. Böylece kurum her yıl 1.5 milyon TL kazanç elde etti. Ayrıca teminat karşılığı alınan dövizler de  kurumun kasasında mevcuttur.

İŞLEVSİZ KALMIŞ

Ulusoy, TURİNG’in malvarlıkları ile ilgili şu bilgiyi veriyor:

“Seyrantepe’deki 10.5 dönümlük arazi üzerinde şerh olduğundan inşaat yapmak mümkün değildir. Kapıkule’deki 100 dönümlük arazi üzerinde turistik tesis yoktur. Soğukçeşme Sokağı’ndaki mekânların işletme ruhsatı yoktur. Büyükada’daki köşk kiralanmış kültürevidir; TURİNG’in tapulu malı değildir. Safranbolu başta olmak üzere tüm TURİNG işletmeleri zarardadır. Antalya’daki otel virane bir yapıdır. Birkaç yıl önce 360 bin Euro’ya alınan bu binayı bugün dörtte bir fiyatına satmak mümkün değildir. Geçmiş yönetim Suadiye’deki Cavit Paşa Konağı restorasyonunu da alarak ve yapmayarak kurumun başına bela etmişlerdir.

Bu sıkıntı da dönemimde çözüme kavuşturulmuştur.

-  07.02.2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla 22.04.2014’te olağan genel kurulunda Bülent Katkak ile Nurettin Yaşar, boşalan iki üye yerine seçildiler. Ben sağlık nedeniyle 27.4.2012’de istifa ettim. Kuruma bir yıllığına geldiğimi ifade ederek yerine Bülent Katkak’ı önerdim ve kendisi kurumun başkanlık görevine seçildi.

Görev yaptığım sürecede TURİNG’de de mali disiplini sağladım. Özetle, bu kurum için önemi ve değeri tartışmasız çok büyük olan Atatürk ve Reşat Saffet Atabinen’in, yıllardır tozlanmış hatıralarını gün yüzüne çıkarmaya çalıştık.
Hükümetin hiçbir biçimde baskısı ya da bu konuda yönlendirmesi asla ve asla olmamıştır. Hiç kimse benim kadar ülkesine bağlı, kanunlarına saygılı, milletini seven ve Atatürk’çü olmasın.”

TURİNG için tartışmalar dinmeyecek gibi... Eski denetim kurulu üyesi Prof. Serap Helvacı’nın mahkemeye verdiği dilekçede neler var acaba?

Ulagay, jetimizin vurulacağını 100 gün önce mi bildi

OSMAN Ulagay imzalı, ‘Türkiye Kime Kalacak / Başbakan’ın Yazdırdığı

Kitap’ı okursanız, yazarın, askeri uçağımızın Suriye tarafından düşürüleceğini, en az 100 gün önceden bildiğini anlıyorsunuz. İlk baskısı nisanda yapılan kitabın 73’üncü sayfasındaki ‘Gücün dilini kullanınca’ arabaşlığının altındaki iki paragraf, bunu net biçimde ortaya koyuyor.

Aynen aktarıyorum:

“Tayyip Erdoğan, güce ve iktidara odaklı bir dilin ve davranış biçiminin bugünün dünyasında her zaman olumlu sonuç vereceğine inanıyor. Herhangi bir konuda pazarlık etme ve ödünleşme noktasına gelmesi için ise karşısındakinin kendi gücüyle boy ölçüşebilecek bir konumda olduğuna inanması gerekiyor. Kendi tercihini karşısındakine kabul ettirmek için yeterli güce sahip olduğuna inanıyorsa o zaman uzlaşmaya hiç yanaşmadan mutlaka gücün dilini kullanıyor. Gücün dilini kullanmanın işe yaradığı durumlar olabilir. Ancak dünyadaki büyük değişimin güç ilişkilerini altüst ettiği, yeni güçlüler ve yeni güçsüzler yarattığı, muazzam ihtiraslara ve kırılganlıklara yol açtığı bir ortamda, kendini güçlü konumda hissedenlerin, salt gücün dilini kullanarak kendi görüşlerini herkese kabul ettirmek istemeleri her zaman umdukları sonucu vermeyebiliyor. Hatta umduklarının tam tersi olabiliyor. Bu tür güç denemelerine kalkışanlar ciddi bir risk almış oluyorlar. İşlerin umdukları gibi gitmemesi halinde hem kendi güçlerinin sınırlarını öğrenerek acı bir ders almaları, hem de dünyanın gözünde sempati ve itibar kaybına uğramaları mümkün.”

Uykularımız kaçıyor

DIŞİŞLERİ Bakanı Davutoğlu, Suriye ile ilgili sormuş:

“Liberaller rahat uyuyorlar mı?”

Yanıtlayalım:

Hayır rahat uyumuyoruz.

Siz diktatörlerle sarmaş dolaş olurken de rahat uyuyamıyor, “Diktatörlerden dost olmaz” diyorduk.

Tutarsızlığınız ve ülkeyi durduk yerde savaşa sokacaksınız korkusundan uykularımız kaçıyor.
Cem TOKER LDP Genel Başkanı

Biliyor musunuz

RUMELİ Balkan Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ayhan Bölükbaşı’nın, Srebrenica Platformu’nun Bayrampaşa’da yaptığı telin mitinginden sonra Srebrenica soykırımının 17. yılında 81 vilayetimizde yaşayan Saraybosnalıların katılımıyla ‘Yeni Bosnalar yeni Srebrinicalar yaşanmasın’ etkinliği için yarın 16.00’da Galatasaray Lisesi önünden Taksim’e bir sessiz yürüyüş yaparak siyah çelenk koyacaklarını açıkladığını...

X