Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bas şu lanet Euro’yu

EKONOMİK kriz, zannedildiği gibi fakir değil zengin ülkelerin derdidir. Fakir ülkelerin derdi esas olarak fakirliktir.

Fakirlerin krizi ise “dövizsiz kalmalarıdır”. Fakir deyimi fazla genel oldu. Bunu da ikiye ayıralım. Gelişme yoluna girmişler ve gelişmenin yoluna dahi girememiş olanlar. Bu ikinci gruba bazı Afrika ve Asya ülkeleri girer. Bu ülkelerde yaşayan halkın durumu gerçekten kötüdür. Temel sorunları henüz bir “devlet” kuramamış olmalarıdır. Çünkü çoğunda bir “ulus” yoktur. Gelişmekte olan ülkeler ki, bunların arasında Türkiye’de vardır, modern olmasa da bir devlete sahiptir. Sorunlarını kendileri çözebilir.

İNSANLIĞIN EN BÜYÜK İCADI

Devlet, insan topluluklarının icat ve inşa ettiği en mükemmel ve aynı derecede en karmaşık sosyo-ekonomik sistemdir. Devleti, diğer sosyo-ekonomik sistemlerden ayırt eden temel özellik, havadan “para yaratma” imkân ve kabiliyetine sahip olmasıdır. Bu güç, ulusal ekonomilerin tökezlemeden işlemesi için çok yararlıdır. Hatta elzemdir. Sorumsuzca kullanılırsa da ulusal ekonomilerin işleyişini sekteye uğratır. Para yaratma imkânları sayesinde devletler, ne kadar büyük olursa olsun, ulusal para cinsinden üstlendikleri yükümlülüklerini “nominal” olarak yerine getirebilir. Burada anahtar kelime “nominal”dir. Nominal görünen demektir. Nominalin kapsamadığı şey “satın alama gücü” dür. Yani bir devlet, kendi para birimiyle ihraç ettiği devlet tahvilini her zaman öder. Ama ulusal parasının, tahvili ihraç ettiği günkü satın alma gücünü koruyacağını garanti etmez. Bunun tek istisnası, olağanüstü zamanlarda ihraç edilen “enflasyona endeksli” devlet tahvilleridir.

PARA BASMAK VE ENFLASYON


İktisatta genel kabul görmüş hipotezlerden biri “para basmak enflasyon yaratır” önermesidir. Bu hipotez, uzun yıllar boyunca çeşitli ülkelerde yaşanan deneylerden sonra bir kuram (teori) haline gelmiştir. Ancak her teori gibi bu da “belli şartlar altında” doğrudur. O şartların başında da “yaratılan paranın” yani halk arasında rağbet gören değişiyle, “karşılıksız para basmanın” dolanımdaki para miktarını arttırdığı kabulü vardır. “Para çok- üretim az” olunca da, fiyatlar kendiliğinden artar denir.  Ama kazın ayağı öyle değildir. Para çoğalırken devir hızı düşerse, enflasyonu tetikleyecek etkili bir para arzı genişlemesi
gerçekleşemez.

AMERİKAN DENEYİ VE AVRUPA


2009’da Amerika’da patlayan finansal krizi, Amerikan Merkez Bankası (FED) para yaratarak aşmaya çalışmıştır. Başarılı da olmuştur. Üstelik aynı anda Amerikan bütçe açığı da büyümüştür. Ama Amerika’da enflasyon patlamamıştır. Demek ki, “para basma enflasyon yaratır” kuramının geçerli olması için var olması gereken şartlar ortada yoktur. Şimdi Avrupa finansal krize girmiştir. Avrupa’nın izlemesi gereken yol, Amerika’nın izlediği yoldur. Avrupa “tek devlet” gibi hareket etmeli ve Merkez Bankası para basmalıydı. Nitekim bir süre önce Avrupa Merkez Bankası da Avrupa bankalarına, düşük faizle sınırsız miktarda para vermeye başladı. Başka bir çare de yoktur.

Son Söz: Bir kuralla oyun; bir kuramla, bilim olmaz. 
X