"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Barlas’a 7 tavsiye

BİR: Aydın Doğan’ın 40 yıllık kanlı sürecin bitmesine katkı sunmak ve çözüme destek vermek için kamuoyunun önünde yaptığı “Barışın dilini kullanalım” çağrısını istismar etmekten, o çağrıdan “Yazarlara talimat verildi” sonucu çıkarmaktan vazgeç... Ayıp ediyorsun. En azından yaşına başına yakışmıyor.

*

- İKİ: Gerçekten de sokak eylemlerinden mustaripsen önce kendine bir çeki düzen ver. “Ankara’da lav silahlı saldırı” ile “Gezi eylemleri” arasında doğrudan bağ kurmak gibi tehlikeli işlere tevessül etme. Öfkeleri arttırmaya çalışma. Sokak eylemlerini daha da azdıracak tutumlardan kaçın.

*

- ÜÇ: Gerçekten de toplumsal gerginliğin azalması gibi bir derdin varsa ve bu konuda rol almak istiyorsan, gerginliği tırmandıran iki tarafa da bir şey söyle. Bir tarafa abanıp diğer tarafa tek bir kelime bile etmezsen gerginliği azaltamazsın, arttırır babam arttırırsın. Yapma bunu...

*

- DÖRT: Eğer ille de uyarı istiyorsan önce kendi cenahını uyar. “Ölen insanlarla alay eden karikatürler çizmekten vazgeçmeliyiz” de. “Gezi eylemlerine katılan herkesi aynı kefeye koymamalıyız” de. “Üstüne üstüne gitmek yerine yatıştırıcı olmalıyız” de. “Nefreti arttırmayalım” de.

*

- BEŞ: Genelleme yapma. Taşa sopaya el uzatmamış, iyi niyetlerle sokağa çıkmış, şiddete bulaşmadan anayasal hakkını kullanmış genç insanları diğerlerinden ayır. O genç insanlara karşı hoyratlık sergileme. Demokratik haklara saygılı ol. Vicdanlı ol. Adaletli ol. Dengeli ol.

*

- ALTI: Köşe yazarı olarak köşe yazarıyla polemik yap. Araya patron karıştırma. Bak, senin de kalemin var, benim de... Sen de yazıyorsun, ben de... Hatta yetmiyor eşin, oğlun da yazıyor. Elinde kalem olmayan, köşesi olmayan Aydın Doğan’ı karıştırma işin içine. Diyecek sözün varsa bana söyle. Fikir yarıştırmak istiyorsan benimle yarıştır.

*

- YEDİ: Sana, “Usta sen 12 Eylül’de Kenan Evren’in yanında ne arıyordun? Evinde neden ağırladın Kenan Evren’i” diye sorulduğunda yana yatma... Konuyu gürültüye getirmeye kalkışma... Gargaraya getirme. Hiç değilse “Evet, Kenan Evren’i evimde ağırladım ama bir sor bakalım neden ağırladım” falan diye cümleye başla. Mert ol. Dürüst ol. Delikanlı ol. Geçmişinle hesaplaşacak kadar cesur ve medeni ol.

Bir pişmanlık itirafı

MEHMET Barlas yazıyor.
Diyor ki:
- 28 Şubat sürecinde ben senin televizyon programlarına çıkıyordum. O zaman neden 12 Eylül’deki tutumumu sorgulamak aklına gelmedi?
- 28 Şubat sürecinde evime gelip gidiyordun. Kenan Evren’i ağırladığım malikâneme sen de gelmiyor muydun?
Mehmet Barlas bunları yazarak...
Benim hayatımdaki en büyük yanılgı ve pişmanlıklarımdan birine işaret etmiş oldu.

*

28 Şubat’ta egemenlere karşı çıkmıştı Mehmet Barlas.
Demokrasiden yana tutum almıştı.
Hatta mağdur bile olmuştu, gazetesinden atılmıştı.
Ben de o zaman onun bu durumuna bakıp şöyle demiştim:
Tamam!
Mehmet Barlas artık...
- Egemenlerin safında yer almaz.
- Her devrin adamı olmaz.
- Haktan, adaletten, özgürlüklerden yana olur.
- Demokrat olur.
Bu yüzden bir kalemde silip atmıştım onun 12 Eylül’deki ayıplarını, günahlarını, evinde general ağırlamalarını falan.

*

Ama şimdi diyorum ki:
Yanılmışım.
Ve yine diyorum ki:
Keşke 12 Eylül’deki ayıplarını silip atmasaydım...
- Keşke 28 Şubat günlerinde... 12 Eylül’de neden Kenan Evren’in yanında saf tuttuğunu sorsaydım kendisine. “Ülkenin aydınları sürgünler, acılar, hapisler, işkencelerde kırılırken sen neden Kenan Evren’in safındaydın?” diye sorsaydım.
- Keşke 28 Şubat günlerinde... Kenan Evren’i ağırladığı evine ya da malikânesine gitmeseydim. Millet işkenceden kırılırken, işkence düzenini oluşturan generalin şen kahkahalar eşliğinde ağırlandığı o eve adımımı bile atmasaydım.
Pişmanım.
Kamuoyunun önünde itiraf ediyorum:
Gerçekten çok pişmanım.

Zamane Kerinçsiz’leri

BİR grup avukat 10 gazete için, “Gezi olaylarında halkı tahrik ettiler” diye mahkemeye suç duyurusunda bulunmuş.
Adliye önünde fotoğraf da çektirmişler.

*

Ne zaman bir grup avukat, adliyeye koşup içinde “tahrik” sözcüğünün bulunduğu dilekçelerle adım atsalar
aklıma hemen Kemal Kerinçsiz’ler gelir.
Onlar da böyle yapmaz mıydı ve onlar da “tahrik” kelimesine abanmaz mıydı?

Not defterimden

- KENYA’da AVM katliamı... Pakistan’da kiliseye bomba... İkisinin de arkasında El Kaide’nin olduğu söyleniyor... El Kaide... Yani yeni sınır komşumuz.
- Mimar Ahmet Vefik Alp’in Taksim Meydanı için tasarladığı camiyi görünce şöyle dedim: Başbakan Erdoğan iyi ki modern mimariden pek hazzetmiyor. Tersi olsaydı yandıydık. Hakikaten yandıydık.
- Nicolas Cage’in pek hayranı yok, bunu anladım. Ama anladığım bir şey daha var: Nicolas Cage’in sadece tek bir filminin iyi olduğuna, en azından birkaç filminin daha iyiler arasında sayılması gerektiğine inanan çok kişi var.
- Başörtüsü tartışması için biz, “Artık bitti, artık böyle bir sorun yok” falan diyoruz ama galiba bitmemiş bu tartışma... Sadece biraz geri çekilmiş. En son yazdığım başörtüsü yazılarına gelen sayısız dinamik ve enerjik mesajdan çıkardığım sonuç bu...
- Türkiye Barış Meclisi’nin ödülü “Kardeş Türküler” grubunun oldu... Şöyle bir yokladım etrafı... Genel kanaat: “Barış ödülü Kardeş Türküler’e çok yakıştı” şeklinde.
- IOS 7’yi ben beğendim. Ama etrafımdakilerin çoğu beğenmemiş. Onları “Değişime kapalısınız siz” diye inceden aşağıladım.

Şartların olgunlaşması

ASKERİ vesayet döneminde “Şartlar henüz olgunlaşmadı” denilerek bazı hakların tanınması ertelenirdi.
O dönem hak talep edenler, “Şartlar henüz olgunlaşmadı” gerekçesi karşısında pek ses etmezlerdi.
Çünkü bu gerekçe, gerçekten de geçerli bir mazeret olarak değerlendirilirdi.

*

Ama artık böyle bir mazeretin gerekçesi yok.
- Generalleri içeri atacaksın.
- Askeri vesayeti yer ile yeksan edeceksin.
- İktidarını herhangi bir kurumsal yapıyla paylaşmaktan kurtulacaksın.
- Her alanda istediğin politikayı uygulamaya sokacak kadar muktedir olacaksın.
Ve hâlâ hak taleplerine karşı...
“Şartlar olgunlaşmadı... Hele biraz sabredin... Şartlar olgunlaştıkça alırsınız haklarınızı” diyeceksiniz.
Bu olmaz.

*

Askeri vesayeti geriletmek iyidir, hoştur, süperdir.
Ama bir kusurcuğu vardır:
Muktedirlerin elinden “Şartlar olgunlaşmadı” mazeretini alıverir.

X