« Hürriyet.com.tr

Barcelona’yı bisikletle dolaşın Santiago’da şarapla orkinosu tadın

Raul Salcido, The Ritz Carlton İstanbul’un göreve birkaç ay önce gelen genel müdürü. 41 yaşında ve Meksika doğumlu. The Ritz Carlton’daki 14 yılında Cancun, Washington, Santiago, Palm Beach, Barcelona ve Orlando’da görev yaptı. Son birkaç yılı sürekli ev ve şehir değiştirmekle geçti, çünkü hızlı terfiler aynı şehirde bir seneden uzun yaşamasına olanak vermedi. Şimdi eşi Ana ile İstanbul’da. Uzun yıllar Türkiye’de kalmayı hayal ediyor. Hürriyet Seyahat için en sevdiği şehirleri, Barcelona ve Santiago’yu anlattı.

Evrim SÜMER
X
SANTİAGO DOĞAYLA İÇ İÇE

Şili’nin başkenti Santiago bence harika bir şehir, çünkü doğayla iç içe. Birkaç saatlik mesafede buzullar, göller, tamamıyla değişen bir coğrafya var. Bir yanınız dağlar ve Şili Patagonyası, diğer yanınız deniz. Türkiye’de de bu coğrafi çeşitlilik var. Kar, güneş, deniz ve dağlar bir arada. Ülkenizi bu yüzden çok sevdim. Şili’ye giderseniz mutlaka orkinos balığı yiyin. Neden şiddetle önerdiğimi yedikten sonra anlayacaksınız! Bir de Currasco denilen sandviçlerden yiyin. İçinde ağırlıklı olarak avokado var. Şili şaraplarını tatmadan ise kesinlikle dönmeyin. Ciddi şarap üretimleri ve şarap kültürleri var. Özellikle kırmızılar harika. Ülkenizde de çok güzel Şili şarapları bulunuyor ama çok pahalı.

BARCELONA DEYİNCE GAUDI

Önceleri Barcelona’yı iklimi yüzünden çok seviyorum. En soğuk mevsimde bile güneş parlıyor. İspanya’ya gitmeden önce meşhur mimar Gaudi’nin eserlerini sadece kitaplardan tanıyorum. Biraz deli olduğunu düşünüyordum. Fakat binalarının karşısında durduğumda bütün düşüncem değişti. Evler doğumgünü pastalarına benziyor ama fonksiyonları eksik değil. Organik mimari ile harikalar yaratmış. Hayran olmamak elde değil. İşte Barcelona’ya dair tüm önerilerim:

Burada kalın: Arts Hotel. Hemen her odadan muhteşem bir okyanus ve şehir manzarası var. Hem şehir merkezine /images/100/0x0/55eae29ff018fbb8f89cf013çok yakın hem de yazın denize girebilirsiniz. Miramar Hotel’i de tavsiye ederim. Çok çağdaş bir dekorasyonu var, şehri çok güzel bir noktadan görüyor. Hemen yanındaki park harika. Şehir merkezinde ise bu sene açılan Mandarin Oriental’i şiddetle tavsiye ederim.

Bunları yiyin: Tapas olarak sunulan bütün İspanyol mezelerini deneyin. Deniz mahsulleriyle yapılanlar benim favorim. Arola ve Condal’de çok güzel yemek yiyebilirsiniz. Arola, ismini şefinden alıyor. Çok farklı tapaslar var. Aynı zamanda çok trendy. Paella’nın onlarca çeşidini denemeye niyetliyseniz 7 Portes’e gidin. 100 senelik bir lokanta. Geleneksel yemekler için Dulcinea’yı deneyebilirsiniz. Sıcak çikolata içmeden ve Churros yemeden çıkmayın. Şehir merkezinde bir mola ve bol insan manzarası görmek isterseniz, Cafe Zürich ideal. Bir de benim bayıldığım, geleneksel bir pazar var: Boqueria. La Rambla’nın üzerinde bir kapıdan giriliyor. Burada alışveriş yapabilir, yemek yiyebilir veya sadece turist gibi gezebilirsiniz. Serrano jambonundan garip deniz mahsullerine kadar her türlü yiyeceği bulabilirsiniz. Çok hoş bir atmosferi var. Bir öğlen oturup oradaki küçük lokantaların birinde yemek ve etrafınızdakilerle sohbet etmek çok keyifli.

Bunları görün: Gaudi’nin tüm eserlerini, Sagrada Familia Kilisesi, Katedral ve Art Nouveau (Modernista) bölgesini mutlaka görün. La Sagrada Familia’nın yapımına 19. yüzyılın sonunda başlandı, mimarı Gaudi bir tramvayın altında kalarak ölünce yarım kaldı. İnşaat yüzyıldan uzun süredir devam ediyor. Projeyi yürüten şirkete göre 2020’de tamamlanacak. Barcelonalılara soracak olursanız asla! Şehirde yürüyerek dolaşın. Her köşede harika manzaralar var, kaybolmaktan korkmayın. Her yol denize çıkıyor. Caddeleri geniş, ferah, her binada farklı bir süsleme var. La Rambla turistler için her zaman bir çekim noktası. Ama artık alışveriş veya yemek için gitmeyi düşünmeyin bile. Sadece cadde boyunca yürüyün ve etrafınızdaki binlerce farklı kişiyi gözlemleyin. Sanki bütün dünya burada buluşmuş.

Barcelona bisikletle gezmek için çok uygun, sahilden şehrin içlerine kadar rahatlıkla dolaşabilirsiniz. Orada kaldığım bir sene boyunca bisikletten inmedim. Otomobil kiralayıp yarım saatlik yolculukla çevredeki köyleri gezebilirsiniz. Bu köylere girince birdenbire Ortaçağ’a gidiyorsunuz. En sevdiğim köy Solsona. Bir gün tesadüfen çıktı karşıma, rehberlerde yok. Normalde bu gibi yerlerde karşınıza ilk çıkan dükkan hediyelik eşya satandır. Burada önce bir çiçekçi gördük, sonra pastane. Hiç turistik değil, minicik. Otomobille 45 dakikada varacağınız Costa Brava’da ise bambaşka bir hayat keşfedebilirsiniz.

MEMLEKETİM MEKSİKA

Meksikalıyım. Eşim de. Bu durumda biraz da Meksika’dan bahsetmek kaçınılmaz. Ülkenin her bölgesi diğerinden tamamen farklı. Ben tam ortadanım, Meksiko’dan. Bu bölgede sömürge kültürünün izlerini taşıyan birçok şehir ve farklı kültür var. Güney zengin, en turistik bölgeler Cancun ve Yucatan Yarımadası burada. Mayaların antik kalıntıları arasında gezmek muhteşem bir his. Meksika’da doğduğum, bu kültür ve bu tarihin içinde büyüdüğüm için bunları normal sanıyordum. Eşsiz olduğunu uzun yıllar sonra, ancak Meksika’dan uzağa gittiğim zaman fark ettim.

ÜÇ KENTİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Barcelona, Meksiko ve İstanbul birbirine çok benziyor. Meksikalılar ve Türkler çok samimi ve içten. Misafirperverlik ortak özellikleri. Bir Meksikalı da aynı bir Türk gibi size neredeyse zorla yemeğini yedirmeye, içkisini içirmeye, evini paylaşmaya çalışır. Bu üç şehirde de telaş ve heyecan hiç eksik değil. Berbat trafik ve kötü şoförler deseniz, neredekiler daha kötü bilmiyorum. Yemeklerimiz bile benziyor. Sonuçta tabağa konan değil belki ama, yemek yapmak için kullandığımız malzemelerin çoğu aynı. Bulgura benzeyen bir pilavı Meksika’da da bulabilirsiniz. Bu üç şehrin en çok benzeyen yanlarından biri de futbol! Barcelona’da maç olduğu zaman şehirdeki hayat altüst oluyor. Trafik tıkanıyor, hayatın akışı değişiyor. Ama kimse şikayetçi değil. Hayat bu maçtan ibaret oluyor bir süreliğine. İstanbul’da da buna çok benzer manzaralar gördüm, çok hoşuma gitti. Meksiko’nun da çok farklı olmadığını tahmin edebilirsiniz herhalde.

EN SEVDİĞİ 5 YER

á Toskana Bölgesi á Pienza (İtalya) Burgundy Bölgesi (Fransa) á Şiliá Barcelona

seyahatte ne okuyor

Turizm ile ilgili dergiler, sektörel eleştiriler ve rehber kitaplar okuyor. Favorisi, "The Good Hotel Guide"

ne yiyor, ne içiyor

Bir kültürü anlamak için yemeklerini tatmanın gerektiğini düşünüyor.

ne giyiyor

Rahat giyiniyor.

nerede kalıyor

Kendini evde gibi hissettiği küçük ama şık oda-kahvaltı servisi veren otellerde ve rakipleri tanımak için diğer beş yıldızlı otellerde kalıyor. Bir de, meşhur şeflerin işlettiği gurmelere yönelik restoran-otellerde.

neyle seyahat ediyor

Otomobille. Geçtiği yerlerdeki değişimi izleyebildiği ve istediği yere gidebildiği için. Yollarda kaybolmaktan korkmuyor.

çantasının olmazsa olmazları

Fotoğraf makinesi ve Blackberry cep telefonu.

kimle seyahat ediyor

Eşi Ana ile.

oradan ne alıyor

Minyatür obje koleksiyonu için alışveriş yapıyor. Yerel kültürü temsil edenleri tercih ediyor.

Kaynak: Evrim SÜMER

Yeme&İçmeYeme&İçme
Sevilla’da lezzet avı
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
16 kişinin yaşadığı Avrupa'daki ilginç köy!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Avrupa'nın en ucuz tatil yerleri
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Japonya'nın ilginç hayalet şehri
Karadeniz
Hem yemekleri hem doğası şahane şehir: Trabzon
YazYaz
Salda Gölü'nü bu yaz 250 bin kişi ziyaret etti