Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Barajın noktası...

<B>CUMHURBAŞKANI</B> Sayın <B>Ahmet Necdet Sezer</B>'in, bir Anayasa Mahkemesi kararına gönderme yaparak <B>‘‘Anayasa'daki temsilde adalet, yönetimde istikrar</B> <B>ilkesi gereği seçim barajının, geçerli oyların yüzde 10'u</B> <B>olarak muhafaza edilmesini istediği’’ </B>bildiriliyor.

Sayın Sezer bu beyanıyla tartışmaya ‘‘noktayı’’ koymuşmuş.

Biliyorsunuz son zamanlarda ‘‘nokta’’ koyan koyana... Hatta hızını alamayıp bazıları da ‘‘son noktayı’’ koyuyorlar.

Lakin bakıyoruz o noktalar virgül muamelesi bile görmemiş. Yani pek bir şey değişmediği gibi herkes bildiğini söylemeye devam ediyor.

Kaldı ki Cumhurbaşkanı'nın böyle bir tartışmayı ‘‘noktalama’’ yetkisi de yok.

Gerçi Anayasa'nın en sık değiştirilen maddelerinden biri olan 67'nci madde ‘‘Seçim kanunlarının, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde’’ yapılmasını emrediyor. Bu da ‘‘yönetimde istikrar’’ ilkesi gereği ‘‘belli bir orandan az oy alan partilerin milletvekili çıkarmamasını’’ yani bir ‘‘baraj’’ konulmasını gerektiriyor.

Öyle ya... Üç yüz yahut beş yüz bin oy alan bir parti Meclis'e milletvekili sokabilir derseniz, bilin ki ertesi gün Türkiye'de 20 yeni parti kurulur ve Meclis, curcunaya döner.

Dahası... Mevcut marjinaller de aç tavukların rüyalarında kendilerini tahıl ambarı içinde görmeleri gibi, ikide bir ‘‘İktidara tek başımıza geleceğiz’’ türünden sayıklamalarına kendileri de inanmaya başlarlar.

Tamam ‘‘barajsız olmaz’’ ama ‘‘baraj yüzde 10 olursa istikrar sağlanır’’ iddiasının dayanağı ne?

Örneğin Almanya'daki gibi yüzde 5 baraj neden olmasın?

Bazılarının pek korktuğu bir şey var:

Baraj inince HADEP de Meclis'e girebilirmiş.

HADEP
bu memleketin partisi değil mi?

Yasaları çiğner, örneğin bölücü bir faaliyette bulunursa vur kapısına kilidi!

Varsa suçu, ver cezayı... Neden kaçak güreşiyorsun?

Kaldı ki böyle önlemler işe yarasaydı, önceki yıllarda üstelik PKK militanı kafasındaki kişiler SHP listesinden Meclis'e giremezdi.

Hem söyler misiniz... Anayasa'nın ‘‘yönetimde istikrar’’la birlikte ‘‘temsilde adalet’’ de istediğini nasıl gözardı edebiliriz?

Son yani 18 Nisan 1999 seçiminde kullanılan geçerli oyların yüzde 20'sini oluşturan 6 milyon küsur oyun, sırf yüzde 10'dan az destek alan partilere atıldığı için milletvekili çıkartamaması acaba, temsilde adalet ilkesine pek mi uygun?

Siz bakmayın onun bunun nokta koymasına veya ‘‘yüzde 10'dan memnunuz’’ tafrasına...

Biz eminiz: ‘‘Son noktayı’’ Meclis’in sağduyusu koyacaktır.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI