Bankaların kârı Türkiye’nin kârı

Hürriyet Haber
25.08.2017 - 21:56 | Son Güncelleme:

Bankacılık sektörü yılın ilk yarısında yakaladığı yüksek kârlılık nedeniyle eleştirilerin odağında. Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye’nin büyümesi için kredi gerektiğine bu kredinin ise özkaynaklarla verilebildiğine dikkat çekerek, “Özkaynakları arttırmak için kâr etmek lazım. Bizim kârımız, Türkiye’nin kârınadır” diye konuştu.

TÜRKİYE İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, eleştiri oklarının hedefi olan bankaların kârlılıklarıyla ilgili, “Biz kâr ediyorken birini zarar ettiriyor değiliz. Bizim kârımız Türkiye’nin kârıdır” diye konuştu. Bali, bankanın 93’üncü kuruluş yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Ekonomik büyüme için kredi lazım, kredi için özkaynak lazım, özkaynaklar için de bankaların kâr etmesi lazım. Kârları buharlaştırıyorsanız, oraya buraya transfer ediyorsanız, eleştirileri anlarım o zaman” dedi.

Ekonominin sıfır toplamlı bir oyun olmadığını ve bir tarafın kârının diğerinin zararı anlamına gelmediğini vurgulayan Bali, şöyle devam etti: “Tasarruf sahibinin fon fazlalarını alır değerlendirirsiniz, ona değer yaratırsınız. İş Bankası’nın bugün 40 milyar TL özkaynağı var, bunu devlet tahvilinin sunduğu getiriyle değerlendirirseniz zaten 4 milyar TL’nin üzerinde bir gelir elde edersiniz. 1.371 şube, bu kadar teknoloji yatırımı, 25 bin kişilik istihdamla riskler barındıran bir işi doğru risk yönetim teknikleri ile yapıyorsunuz. Sektörde yüzde 14-15 civarında bir özkaynak kârlılığı çok makul ve bugünkü tabloda, özellikle bankacılık sisteminin fonksiyonu açısından kritik. Çünkü biz yüzde 15’lik sermaye yeterlilik rasyosunu koruyacaksak, bunu korumamız bize yeni kredi verme imkânları sağlayacaksa yüzde 15 civarında bir özkaynak kârlılığını da korumamız gerekiyor. Hâlbuki biz kârları buharlaştırmıyoruz. İş Bankası olarak alıyoruz, özkaynağımızın üzerine ilave ediyoruz. Yeni kredi imkânı olarak kullandırmak üzere özkaynağımızı güçlendiriyoruz. Özellikle kurumumuz için çok güvenle söyleyebilirim ki bizim kârımız Türkiye’nin kârıdır, bizim kârımız Türkiye’nin kârınadır. Aynı anlayışta çalışmaya devam edeceğiz.”

BANKACILIKLA İLGİSİ YOKTU

Bankacılık sisteminin geçirdiği büyük dönüşümün önemli olduğuna dikkat çeken Bali, 2001 krizinden önce krediler toplam aktiflerin sadece yüzde 30’unu oluştururken krizde bu oranın yüzde 20’li seviyelere gerilediğini, bugün ise yüzde 60’larda olduğunu söyledi. Bali, şöyle konuştu: “Aradan geçen sürede biz asıl işimize döndük, asıl fonksiyonlarımızı yerine getirir olduk. Yüzde 30-35 civarında reel getiriyi açık pozisyonla elde ediyorsanız, sizin ne sermaye yeterlilik sorununuz olur ne de kredi verme gibi bir kaygınız olur. Krediyi veriyordunuz devlete, en risksiz olana, en yüksek getiriyle. O yıllarda yapılan işin bankacılıkla alakası yoktu. 2001 krizi bu açıdan hayırlı bir krizmiş. Bize bir sürü şey öğretti. Hem uluslararası standartlar hem yerel standartlar hem de yönetim kalitesi çok iyi gelişti.”

ASLANLAR GİBİ DİRENİYORUZ

BALİ, Türkiye’nin bulunduğu bölgedeki jeopolitik gerilimler, küresel krizin etkisinin sürüyor olması hatta hiç bir öngörüde yer almayan darbe girişimi gibi hadiselere rağmen ülke olarak hem yurtiçi hem yurtdışı sıkıntılara karşı “gerçekten aslanlar gibi direndiğini” dile getirdi. Bali, “Bu kadar çok boyutlu, bu kadar çok taraflı, derin, girift bir ortamda bugün yine bütçe açığı/milli gelir, ekonomideki bir kısım genişletici önlemlere rağmen korunabiliyor. Avrupa’ya baktığınızda, Yunanistan’ı saymıyorum bile, hep çift basamaklı sorunlu kredi oranları var. Aslanlar gibi direniyoruz” dedi.

MEVDUAT YARIŞI İÇİNDE DEĞİLİZ

BALİ, mevduat faizlerindeki yükselişin KGF kefaletli kredilerin kısa süre içinde ve hızlı artışıyla doğrudan ilişkisi bulunduğuna dikkat çekerek, “Döviz tevdiat hesaplarına da bir miktar geçiş oldu. Bunlar, bankaların likidite yapılarında farklılaşmaya yol açtı ve sektörde TL kredi/TL mevduat oranlarını yüzde 140’lara getirdi. 2017 Haziran sonu itibarıyla TL krediler 173 milyar artarken, TL mevduat 43 milyar artmış. Aradaki 130 milyar TL farkı bir yerden fonlayacaksınız. Mevduat faizlerindeki hadise, bunun sonucu. Yoksa faiz üzerinden pazar payı kapma amaçlı mevduat yarışı olduğu kanaatinde değilim” dedi.

SİYASİ ETKİYE EN UZAK KURUMUZ

İŞ Bankası’nın sahiplik yapısına atfen zaman zaman ortaya çıkan tartışmalar ilişkin Bali, şunları kaydetti: “Bu miras hukuku ile ilgili bir durum. Evet, şu anda Atatürk paylarını temsilen hisse yapımızda bir politik partinin varlığı söz konusu. Politik partinin konumu da tamamen temsili, bir ekonomik fayda temini de söz konusu değil. Politik partinin varlığı bir politik etkiye açık olduğumuz veya maruz kaldığımız anlamına gelmiyor. Politik etkiye açık olmak için illa bir politik partinin sermaye yapınızda olması da gerekmez. Bu kurumun genel müdürü olarak çok net şunu söyleyebilirim; politik etkiye açık olmayan, siyasi etkiye ne olursa olsun en uzak kurum İş Bankası’dır.”

Etiketler: gazetehaberleri


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı