"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Bankaların 75 milyar lirası Merkez’e ‘sıfır’ faizle gidiyor, kârdan 3.7 milyar lira götürüyor

GEÇEN salı sabahı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le 2 saatlik bir sohbetin ardından öğlende Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’le buluştum.

Şimşek, cari açığın yönetilebilir düzeyde tutulabilmesi için Merkez Bankası’nın mevduat munzam karşılıkları yoluyla sıcak paraya verdiği mesajın arkasındaydı:
- Bazı adımları işler iyi giderken atmak gerekir. Biz de onu yaptık. Ne olursa olsun büyümeye değil, istikrara odaklandık. Piyasalarda bir belirsizlik oluştu. Hedefimiz de buydu. Şimdi mesajlar alındı. Türkiye’ye uzun vadeli bakanlar, kararları doğru buluyor.
Suzan Sabancı Dinçer de Merkez Bankası’nın kararlarına öncelikle destek verdi:
- Cari açık hepimizin sorunu. Bu sorunu hep birlikte çözmemiz gerekiyor. Bu anlamda parayı sıkmak doğru bir karar. Ancak, piyasada bir belirsizlik var. Merkez Bankası nereye kadar gidecek. Karşılık oranlarını daha ne kadar artıracak?
- Hedeflediklerinin de böyle bir belirsizlik olduğunu söylüyorlar...
- Öyle ama bankacılık sektörünün de önünü görebilmesi gerek. Maliyetlerimizi bilmeden işimizi yapmakta zorlanırız. Örneğin şu anda yüzde 8 faizle aldığımız mevduatın maliyeti munzam karşılıkla yüzde 9’a yükseliyor. Bu maliyet önümüzdeki dönemde daha fazla değişecek mi, bunu bilmemiz gerekiyor.
- Kararların faizleri yükseltici etkisi oldu...
- Bono faizleri biraz yükseldi.
- Kredi faizlerinde de yükselme var...
- Mevduat ve kredi faizlerinde belki bir yarım puan daha yükselme olur.
- Mevduat faizi yeniden çift haneye çıkar mı?
- O kadarını beklemiyorum.
Suzan Sabancı Dinçer, Merkez Bankası’nın bundan sonraki tavrına dikkat çekti:
- Diyelim ki Merkez Bankası ve hükümet, kredilerin kısılmasında istenilen noktaya ulaştı. O zaman karşılıkları yükselttikleri hızla aşağı çekebilecekler mi?
Bir yandan bu soruyu ortaya atarken, diğer taraftan yeniden şu noktanın altını çizdi:
- Cari açığın büyük sorun olduğuna hepimiz katılıyoruz. Merkez Bankası’nın aldığı kararları da doğru buluyoruz.
Ardından bankalardan Merkez Bankası’na yatan “zorunlu karşılıklar”da biriken paraya vurgu yaptı:
- TL mevduatların zorunlu karşılığı 45 milyar lirayı, döviz hesaplarının zorunlu karşılıkları da 20 milyar doları buluyor. Yani, bankacılık sektörünün 75 milyar lirası Merkez Bankası’na gidiyor.
Burada takıldığı en önemli noktayı ortaya koydu:
- Daha önce TL cinsinden mevduat munzam karşılıklarına faiz veriliyordu. Şimdi 75 milyar liraya hiç faiz almamız söz konusu değil. Dövize yüzde 4, TL’ye de yüzde 8 faiz işletip, bir hesap yaptık. Munzam karşılıklarla bankacılık sektöründen 4.7 milyar liralık vergi öncesi kârın gittiğini gördük. Bunun neti de 3.7 milyar liradır. Yani, munzam karşılıkların bugünkü hali devam
ederse, 2011’de bankacılık sektörünün kârında 3.7 milyar liralık net azalma yaşanacak.
Merkez Bankası’nın kararlarını doğru bulmakla birlikte şu mesajı verdi:
- Munzam karşılıklara en azından faiz işletilmesi iyi olur...
Bankacılık sektörünün aktifleri 1 trilyon lira sınırına dayanıyor... Bu büyüklükteki sektörün topladığı mevduatın 75 milyar lirasının “zorla” Merkez Bankası’na gitmesi paranın iyice “sıkıldığını” gösteriyor...
Bankaların kârında net 3.7 milyar liralık “küçülme”nin de etkisini unutmamak gerekiyor...

Hükümet topu ‘taç’a atmayıp doğru kararlar aldı, dünyada yıldızımız parladı

SUZAN Sabancı Dinçer, Türkiye’yi dünyadan ayrıştıran noktaları şöyle sıraladı:
· Global kriz önce finans sektöründe başladı. Dünyada finans sektöründe sorunlar yaşayan ülkeler hâlâ var. Kimileri devlet yardımlarıyla ayakta duruyor, kimileri yaşadığı sorunu atlatmaya çalışıyor. Türkiye öyle değil. Bizim bankacılık sektörümüz krizde gayet sağlam durdu. Hazine’den tek kuruş yardım almadı. Aksine, borçlanmalarda Hazine’yi fonlamayı sürdürdü. Reel sektöre kredi verdi. Özkaynak rasyosu da yüzde 20 gibi yüksek bir düzeyde devam etti. Hâla bu düzeyini koruyor.
· Türkiye, demokrasiyle, siyasi istikrarıyla da dünyanın belirli noktalarından ayrıştı. Güçlü hükümet krizde önemli artımız oldu. Hükümet topu “taç”a atmadı, doğru kararlar aldı.
· Dinamik reel sektörümüz, ülkemizi krizde öne çıkaran bir başka etken oldu.
· Türkiye, hem genç nüfusu, hem de kaliteli insan kaynağıyla farkını gösterdi.
Bunları sıraladıktan sonra, 2010’daki ekonomik başarının altını çizdi:
- Türkiye, 2010’daki performansıyla dünyada mükemmel bir yere geldi. Türkiye’nin yıldızı parladı, ülkemiz bir marka haline geldi.
Gittiği uluslararası toplantılardan örnek verdi:
- Yurtdışındaki toplantılarda Türkiye hakkında çok olumlu yorumlar duyuyoruz. İnanılmaz pozitif
algılama var.

Haritamız belli olsun bize nazar değmesin

SUZAN Sabancı Dinçer, Merkez Bankası kararları sonrası piyasalarda oluşan belirsizliğin giderilmesi çağrısını dünyadan örneklerle besledi:
- Global krizle birlikte gelişmekte olan ülkeler ayrışmaya başladı. Ancak, onlar arasında da sorunlar yaşayanlar var. Kimi siyasi sorun yaşıyor, kiminde hukuki altyapı yeterli değil, kiminde global bilgi birikimi yok.
Türkiye’nin önünün açık olduğunu vurgulayıp, ekledi:
- Piyasanın önüne bir yol haritası konulsun ki bize nazar değmesin...
“Yol haritası” çağrısına krediler açısından da baktı:
- Önümüzü görelim ki, kredi vermeyi rahatlıkla sürdürebilelim. Reel sektörümüzü küstürmeyelim.

Bankalar ekonominin kalesi kâr etmeleri kıskanılmasın

AKBANK Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, Merkez Bankası’na bankalardan yönelen 75 milyar liralık “zorunlu karşılık”la sektör açısından ortadan kalkan 3.7 milyar liralık kârla ilgili şu noktanın altını çizdi:
- Türkiye’de bankacılıkla ilgili regülasyon çok iyi işliyor. Bankaların kâr payı dağıtmasıyla ilgili olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kuralları koyuyor.
3.7 milyar lira üzerinden hemen hesabı yaptı:
- BDDK örneğin “Yüzde 20 kâr payı dağıtacaksınız, gerisini sermayeye ekleyeceksiniz” der. Bu durumda 3.7 milyar liranın 3 milyar lirası sektöre özkaynak olarak kalır. Eklenen bu sermayenin gücüyle bankaların ekonomiye katkıları artar.
Zorunlu karşılıklara faiz verilmemesine bir de özkaynak açısından baktı:
- Eğer zorunlu karşılıklara faiz veriliyor olsa, o zaman sektörümüzün özkaynağına
3 milyar liralık katkı sağlanabilecekti.
Suzan Sabancı Dinçer, bankaların kârlılığının zaman zaman göze battığını anımsattı:
- Bankacılık sektörünün kârlılığını kıskanmamak gerekir. Bankalar, ekonominin kalesidir. Bu özelliği global krizde kendini daha iyi gösterdi.

Akbank, son 20 yılda 11 kez en kârlı şirket oldu

SUZAN Sabancı Dinçer’e Akbank’ın 2010’u nasıl geride bıraktığını sordum:
- 2010 hem Akbank için, hem de sektörümüz için çok iyi geçti...
Sonra bazı bankanın kârlılığından örnek verdi:
- Son 20 yıllık verilere baktım. Akbank, son 20 yılda Türkiye’deki şirketler arasında kârlılıkta genelde ilk 3’te yer almış. Bu 20 yılın 11 yılında birinci olmuş.
Benzeri bir sıralamayı bankanın değeri konusunda yaptı:
- Yine son 20 yılda piyasa değeri açısından genelde ilk 3’te yer almışız. 7 yıl piyasa değeri açısından birinci olmuşuz.

X