Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bankalar tipe göre ihbardan korkuyor

Oya BERBEROĞLU

Mali Suçlar Kurulu, kara para takibi için kuruldu. Suçtan kaynaklanan parayı yani kara parayı takip ve mücadele etmek bakımından etkin önlemler yılbaşında işlerlik kazanacak. Uygulamanın nasıl olacağı henüz netleşmedi, çünkü yönetmelik değiştirilecek. Özel finans kurumları başta olmak üzere kara parayı takip açısından 19 tüzel kişiyi yakından ilgilendiriyor bu yönetmelik.

Mali sistem kara paranın takibine karşı değil. Ama uygulamaya dönük bazı sorunlar göz korkutuyor. O yüzden bankalar bir süredir Ankara ile istişare halindeydi. Bankacılık kesimi, son tahlilde, Mali Suçlar Kurulu'na önerilerini yazılı olarak iletti. Bankaların endişesi özetle iki ana başlıkta toplanabilir:

Para sınırı: Biliyorsunuz 2 milyar liranın üstündeki işlemlerde bankalar kimlik soruyor, kayıt tutuyor, bilgileri yıllarca saklıyor. Uygulaması ertelenen yönetmeliğe göre 5 milyar (Bu sınırın değişeceği veya kalkacağı söyleniyor) liralık her işlem için Mali Suçlar Kurulu'na bilgi aktarılması isteniyor. Aslında sorun 5 milyar veya 50 milyar lira için aynı. Çünkü kaçmak isteyen parasını bölerek değişik bankalara yatırabilir. Tek vergi numarası olmadığı için de yakalamak zorlaşır.

Bankalarda her gün çok sayıda işlem yapılıyor. Günlük repo, yatırım fonu, döviz hesabı gibi. Her işlemin Kurul'a devamlı bildirilmesi teknik olarak mümkün gözükmüyor. Üstelik bildirilse bile Kurul'un bu bilgileri saklayacak, denetleyecek altyapısı yok. Zaten 60 kişilik kadronun henüz 29'u dolu. O yüzden bankalar her ay sonu bilgi aktarma konusundan tamamen vazgeçilmesini istiyor. Kurul'un, şüpheli işlemler, kişi veya kuruluşlar hakkında bankalardan bilgi isteyebileceği kaydediliyor.

Şüpheli işlem tanımı: Yönetmeliğe göre bankalar şüpheli işlemi, kişiyi hemen Kurul’a bildirmek zorunda. Örneğin, üstü başı pek iyi olmayan bir kişi banka şubesine girdi, bir milyon dolar nakit döviz teslim etti. İlk bakışta durum şüpheli olduğu için bankanın Mali Şuçlar Kurulu'na bildirmesi gerekiyor, aksi halde suç. Ama yapılan tahkikat sonucunda söz konusu kişinin giyim kuşamı dışında bir suçu(!) yoksa ne olacak? Tabi ki bu kişi hemen bankaya tazminat davası açabilir. İşte bankalar bu tür işlerden, ihbarlardan dolayı ceza görmek, tazminat ödemek, müşterinin güvenini sarsmak istemiyor.

Peki kara para nasıl yakalanacak? Basit bir örnek: Kara paranın tercih ettiği yatırım alanları içinde emlak özel yer tutuyor. Kara paracılar yakalanmamak için genellikle emlak vergisi matrahını düşük gösterirler. Çoğu emlak vergisi mükellefi de aynı hileye başvurduğu için kara paracıları yakalamak zordur. Ama vergi oranı düşürülürse, gerçek beyana yöneliş olur. Diğer kuşkulu işlemleri takip etmek de kolaylaşır.

Özetle kara para gibi büyük bir bela, öyle tek yasayla, yönetmelikle halledilemiyor.

Sakıp Bey ‘Türkçe’ diyor

BU sütunda, Güler Sabancı'nın, Tekirdağ Mürefte'deki kendi bağında yetiştirdiği üzümlerden üreteceği şaraba isim aradığından söz etmiştim.

İsim konusuna çok önem verdiğini, çünkü ilk kez kendi üzümlerinden şarap üreteceğini anlatmıştım.

Diğer üç şarabı; Neveser, Berceste ve Şayeste'ye uygun olsun diye (Ama gönlüm Türkçe'den yanaydı) de Osmanlıca, Farsça bazı isimler önermiştim...

Güler Sabancı'yı, amcası Sakıp Sabancı aramış ve bu yeni şaraba Türkçe isim koymasını istemiş. Sakıp Bey, telaffuzu kolay, akılda kalabilecek isimden yana.

Güler Hanım, şimdi bir ‘Şarap İsim Komitesi’ kuracak. O, komitelere, beyin fırtınalarına alışık, kalite ödüllerine doymuyorlar biliyorsunuz...

İşte bu komite üyeleri, şarabın ismini, Mürefte'deki bağda yapılacak toplantıda belirleyecek. Bakalım isim ne olacak?

Sizlerden de çok sayıda isim önerisi geldi. Komitede tabii bunlar da tartışılacak...

Sıra Çelebi'de

DEVLET Bakanı Güneş Taner, geçtiğimiz çarşamba günü TÜSİAD üyelerine, hükümetin 100 günlük ekonomi bilançosunu çıkardı. İş dünyasına, enflasyonist ortama güvenerek ayakta kalmaya çalışmamaları, aksi halde batacakları mesajını verdi. Hükümet olarak enflasyonu düşürecekleri konusunda en azından psikolojik olarak iknaya çalıştı.

Birinci set, para politikalarıydı. Doğal olarak Taner ve kurmayları çağrılmıştı. Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez ve Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel.

Bazı TV kanallarına, gazetelere verdiği özel röportajlar karşılığı 5-10 bin dolar para alan, bunu da Güneydoğu'da eğitim için bağışlayan Taner'in TÜSİAD'dan kaç para aldığı merak konusu oldu. Araştırmalar gösterdi ki Taner konuşmasını bedava yaptı!

Şimdi sıra Çelebi'de. TÜSİAD'ın ikinci set programı dış ticaretle ilgili. Çelebi ve kurmayları, Dış Ticaret Müsteşarı Yavuz Ege ile DPT Müsteşarı Orhan Güvenen, kasım ayının son haftasında TÜSİAD'ın konuğu olacak.

Bu arada hafta içinde TOBB ve TÜSİAD'ın üst üste etkinlikleri vardı. Kulislerde, ‘‘Bugün seçim olsa hangi parti kazanır?’’ muhabbeti de yapıldı. İş dünyasının en son yaptırdığı anketi öğrendim. Genel havayı vereyim; kararsızların oranı yüksek, yüzde 29-30'larda. RP, yüzde 18'i biraz aşan bir oranla birinci parti durumunda. Az farkla ANAP geliyor. Başa baş gibi. DSP bu partileri izliyor. DYP ile CHP dördüncülük mücadelesi veriyor.Oyları yüzde 9'larda geziniyor.

Konsey, kontenjan, kriz

KONSEY-kontenjan-kriz kelimeleri bir araya gelince ortaya ‘3 K Olayı’ çıktı. Krizi de biat kelimesi çıkardı!

Efendim biliyorsunuz son yıllarda hemen hemen her hükümet döneminde ‘‘Ekonomik ve Sosyal Konsey’’ oluşturuldu. Ekonomik ve sosyal sorunlara uzlaşıyla çözüm bulmak için. Ama bir türlü işletilemedi. Son olarak ANASOL-D Hükümeti döneminde tekrar kuruldu.

İşte 3 K Olayı bu Konsey yüzünden çıktı. Başbakan Mesut Yılmaz'ın başkanlık ettiği Ekonomik ve Sosyal Konsey'de, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 2 üyeyle temsil ediliyor. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Konsey'e dahil edilmemişti. Yılmaz'ın orta yol bulunması, dolayısıyla Konsey'e TÜSİAD'ın da alınması istemi doğrultusunda, TÜSİAD, TOBB kontenjanından Konsey'e girmişti. Bu durum TOBB'a bağlı odalar arasında huzursuzluk yaratmıştı. Hatta, geçenlerde İstanbul Ticaret Odası'nın olağanüstü Meclis toplantısına katılan Başbakan Yılmaz'a, İTO Başkanı Mehmet Yıldırım, ‘‘Bizi Konsey'e niçin almıyorsunuz’’ diye sitem etmişti. Mesut Yılmaz da ‘‘Biz size daha güzel bir hediye verdik. Eski başkanınız Yalım Erez'i bakan yaptık’’ diyerek tartışma yaratmak istememişti.

TÜSİAD'ın TOBB kontenjanından Konsey'e girmesi sorun olmaya devam etti, biat kelimesi de üstüne tuz biber ekti. Gazetecilerin TOBB Başkanı Fuat Miras'a, ‘‘TÜSİAD, TOBB'a biat mı etti?’’ diye sorması, bazı gazetelere de Miras'ın ağzından, ‘‘biat etti’’ diye yansıması, hükümet de dahil olmak üzere tüm cephelerde sıkıntı yarattı. TÜSİAD Başkanı Muharrem Kayhan, doğaldır ki tavrı rencide edici buldu. Konsey toplantılarına ancak kurum olarak çağrılırlarsa katılacağını söyledi. Miras, böyle bir açıklamada bulunmadığını belirtti. Devlet Bakanı Işın Çelebi, gecenin bir yarısı Miras'ı arayarak neler olduğunu öğrenmeye çalıştı, krize müdahale etti... Miras, Kayhan'la konuştu. Gönüller alındı...

TÜSİAD Konsey toplantılarına temsilci gönderecek mi, göndermeyecek mi şimdilik bilmiyorum. Sanırım Konsey'in yapısı yeniden düzenlenecek. Umarım bu sefer kamu ağırlığı bertaraf edilir.

Ayrıca bu Konsey’de kimsenin kimseye biat ettiği filan yok. Konsey, ülkenin sorunlarına biat etmesin... Beklentimiz bu.

X