Bankacılıkta sorunlar

Hürriyet Haber
04.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

TÜRKİYE krize bankacılık sektörünün en zayıf olduğu bir dönemde yakalandı. Krizle beraber daha da zayıf düşen bankacılık sektörü krizin derinleşmesinin en önemli etkenlerinden biri haline geldi. Önce sorunları sıralayalım.Bilançoların yarısından fazlasının döviz ya da dövize endeksli olduğu sektörde devalüasyonla beraber bilanço büyüklüğü ile özkaynak arasındaki kabul edilebilir ilişki kaybolmuştur. Yani, bankaların özkaynakları bilanço büyüklüklerine göre yetersiz hale gelmiştir.1998 yılının ikinci yarısından sonra başlayan ekonomideki küçülme süreci içinde bankaların kötü kredileri artmıştı. Bu yılın başında başlayan ekonomideki küçülme süreci ise kötü kredilerin miktarını çok daha fazla artırmıştır. Yürürlükteki mevzuat çerçevesinde bankalar kötü krediler için karşılık ayırsalar, zaten eriyen özkaynakları negatife dönebilecektir.Bankaların faiz gelirleri azalmıştır, fakat faiz giderleri aynı oranda azalmamıştır. Dolayısıyla, işleri borç alıp borç vermek olan bankacılık sektörü kár üretemez hale gelmiştir. Gelirlerinin bir kısmının da, aslında nakit olarak faiz tahsilatı yapamadıkları kötü kredilere hesaben işletilen faizler olduğu düşünülürse, gerçek resim çok daha çarpıcıdır.Bankaların faiz dışı gelirleri de göreli olarak azalmıştır. Buna karşılık faiz dışı faaliyet giderlerindeki azalış çok daha azdır. Bu çeşit giderlerin azaltılması ancak küçülmekle mümkün olabilir. Yani, bankaların bazı şubelerini kapatmaları yoluyla giderlerden tasarruf yapılabilir. Fiziki küçülme ise bankacılıkta likidite sorunu yaratabileceğinden bu aşamada riskli bir strateji gibi görünmektedir.Faiz geliri göreli olarak yüksek olan ticari kredilerin artırılması yoluyla bankacılık sektörü faiz gelirlerini artırabilir. Fakat, yaşanan kriz ortamında bankaların hangi müşterilerinin riskli, hangi müşterilerinin daha az riskli olduğunu ölçebilecek kabiliyetleri azalmıştır. Dolayısıyla, bilançolarında zaten artan kötü kredilerin daha da fazla artması riskini sektörün kolaylıkla alabilmesi mümkün görünmemektedir. Ekonomide bugün sağlam gibi görünen bir firma dolar kurunun 200 bin lira artmasıyla batacak duruma gelebilmektedir. Maalesef, kısa sürede kurda böyle bir oynaklığı yaşamanın olasılığı da çok küçük değildir.Bankacılık sektörü 2000 yılındaki düşük faizlerle aldıkları vade, kur ve faiz risklerinin olumsuz etkilerini hálá yaşamaktadırlar. Bunun karşılığında, bankacılık yapmanın maliyeti işlem bazında hálá yüksektir. Bankacılıktaki yüksek işlem maliyeti bugünkü ortamda finansal hareketlerin bankacılık dışına çıkmasına neden olmakta ve bankaların iş hacmini de olumsuz etkilemektedir.Ekonomide yüz yüze kalınan her türlü risk doğal olarak bankaları da olağan dışı bir tutuculuğa itmiştir. Dolayısıyla, ‘‘getirisi az olsun, ama benim olsun’’ felsefesiyle bankaların gelirleri daha da düşerken likit kalarak bankalar ekonomide çok daha farklı sorunların yaşanmasına da engel olmaktadır.Kısacası, bankacılık sektörü bugün Türkiye ekonomisinin birçok sorununu yüklenmiş, fakat taşıdığı bu yükleri giderek kaldıramaz bir duruma gelmektedir. Kendisi de ekonomideki yeni sorunların kaynağı haline dönüşmektedir. Bir başka yazıda, bankacılığın üzerindeki yüklerin nasıl hafifletilebileceği konusuna değineceğim.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı