Bankacılık yapmak bir imtiyazdır

Hürriyet Haber
10.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme: 10.01.2002 - 00:01

DEVLETİN bankalara mali destek sağlamasında en fazla karşı çıkılan yön ‘‘sermayedarın kurtarılması’’ görüntüsüdür.Bu eleştiri haklıdır da. Ama, göz ardı edilen yön, birkaç bankanın sermayedarı değil, şu anda özel sektörde olan tüm bankaların sermayedarlarının kurtarıldığıdır. Dolayısıyla, girişim bireysel değil, toplumsaldır.Karşı çıkışın en önemli nedeni geçmişte parayı bastıran herkesin banka sahibi olmasına izin verilmiş olmasıdır. Bir anlamda, kamu vicdanının banka sahibi olmasına izin vermediği kişi ya da topluluklar şimdi devletin mali desteğinden yararlanma durumuna gelmiştir. Kamuoyu bunu kabul etmemektedir.BANKACILIK AYRICALIKDevlet bu konuda ayırımcı olmak durumundadır. Parası olan herkes banka sahibi olamaz. Banka sahibi olmaması gerekenlerin bankaları zor duruma düştüğünde, bir sistem krizine yol açmıyorsa, banka devletleştirilebilir. Banka sahibi olmaya layık olanların bankaları zor duruma düştüğünde ise, devlet mali yardım yapabilir.Bu ayırımcılığı kim yapacak? Siyasetten bağımsız bir kurum olan BDDK, işte bu çeşit konularda bağımsızca kararlar alabilmelidir. BDDK'nın bu çeşit tasarruflarının Anayasa'ya aykırılığı dahi savunulabilir. Sonuç değişmez.Vatandaşların servetlerinin emanet edildiği kuruluşlara sahip olmak anayasal bir özgürlük olamaz. O nedenle banka açmak lisans almaya dayalıdır. Lisansı veren kurum da, konuyu çeşitli açılardan değerlendirerek lisans verip vermemeye karar verir ya da verdiği lisansı geri alabilir.. Geçmişte bankacılık lisansı almış olmak bir hak değil, ayrıcalıktır. Ayrıcalığı veren kurum, verdiği gibi kaldırabilir de. Yeter ki, bu çeşit kararları alacak kurum siyasetten tamamen bağımsız olsun. BDDK'nın neden bağımsız bir kurum olması gerektiğinin şimdi daha iyi anlaşıldığını sanıyorum.BDDK'nın ileride uygulayacağı tüm politikaların ayrıntıları ile kanunlara yazılması sakıncalıdır. BDDK'nın olası tasarrufları kanuna yazıldığında, bankacılıkta verilen imtiyazlar hak olmaya başlamaktadır. BDDK'nın ayırımcı olabilme kabiliyeti ortadan kaldırılmaktadır.SAYISAL SINIRLARBu çerçevede, devletin mali destek vereceği bankaların toplam sektörün yüzde 1'inden büyük olması gereği de yanlıştır ve sakıncalıdır. Rakamlara dayalı ayırımcılık bu konuda sorumluluk taşıyanları mutlaka yanlış seçime doğru götürecektir. Söz konusu olan büyüklük değil, kimin banka lisansı sahibi olmasıdır.Tartışmalardan yüzde 1'lik limitin IMF tarafından tavsiye edildiği ya da dayatıldığı anlaşılıyor. Yani, IMF de, BDDK'nın normalde olması gereken yetkiyi yerinde kullanıp kullanamayacağından şüphe ediyor. BDDK'ya IMF güvenmiyor. Alacağı kararlarda siyasi etkilerin olup olmayacağından emin değil. Çünkü, gelişmiş ülkelerin hiçbirinde bankacılık denetim otoritesinin kanununda bu çeşit limitler yoktur.Geçmişte, BDDK'nın kurulma aşamasında sergilediğimiz partizanca davranışların faturası şimdi önümüze geliyor. Bu şekilde, bankacılığın en önemli ilkesini görmezlikten gelmek durumunda kalıyoruz:‘‘Bankacılık yapmak bir imtiyazdır.’’
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı