Bankacılık sisteminde "Londra Yaklaşımı"

Hürriyet Haber
28.12.2001 - 11:15 | Son Güncelleme:

Tahsili gecikmiş alacak stokunun bankacılık sisteminden tasfiyesi ve kurumsal borçların yapılanmasında,``varlık yönetim şirketi ve Londra yaklaşımını`` içeren ikili bir yapının kullanılmasının uygun olacağı bildirildi.

DPT uzmanlarından Berke Duvan tarafından gerçekleştirilen ``Bankacılıkta Tahsili Gecikmiş Alacaklar`` başlıklı tez çalışmasında, krizle birlikte özellikle faiz ve kur gibi makroekonomik değişkenlerdeki istikrarsız yapının, bankaların mali bünyelerinde olduğu kadar, reel sektör şirketlerinin mali yapılarında da bozulmalara neden olabildiği hatırlatıldı.

Bankacılık sisteminde tahsili gecikmiş alacakların tasfiyesi ve şirket borçlarının yapılandırılarak ekonomide üretken kapasitenin korunmasına yönelik, temelde iki politika seçeneği bulunduğu vurgulanan çalışmada, bunlardan birinin ``varlık yönetim şirketi`` uygulaması, diğerinin ise ``Londra yaklaşımı`` olarak bilinen kurumsalborç yapılandırılma politikası olduğu kaydedildi.

VARLIK YÖNETİM ŞİRKETİ

Çalışmaya göre, varlık yönetim şirketi uygulaması, bankacılık sisteminden sorunlu varlıkların alınarak bankaların asli görevi olan mevduat toplama ve kredi verme fonksiyonuna odaklanmasını sağlamayı amaçlayan bir politika seçeneği olarak açıklanıyor.

Bu şekilde bir yandan bankaların krizle birlikte zayıflayan mali yapıları güçlendirilirken, bir yandan da zayıflamış makroekonomik yapının yoğun şekilde ihtiyaç duyduğu kaynak akışı rahatlatılabiliyor.

Kriz yaşayan ülke tecrübelerinde de iki çeşit varlık yönetim şirketi uygulaması dikkati çekiyor.

Bunlardan ilki, bankanın iştiraki şeklinde kurulan ve sorunlu varlıkların bu iştirake aktarılmasını içeren şirket uygulaması, diğeride tüm bankacılık sistemine hitap edecek şekilde çalışan ve genellikle devletin sahipliğinde olan şirket uygulaması.

İlk uygulama şirketlere ilişkin kurumsal bilgilerin bankadan uzaklaşmamasını sağlaması ve devletin doğrudan katlanacağı maliyetleri azaltması gibi artılar içerirken, krizle birlikte mali yapısı zayıflamış bankaların ayrı bir mali iştirak kurması genelde mümkün olmuyor.

İkinci türde ise devletin doğrudan katlanacağı doğrudan maliyetler artıyor ve şirketlere ait kurumsal bilgilerin bankalardan ayrılması sonucu bilgi kaybı oluşabiliyor.

Buna karşılık bankaların mali yapısının hızlı düzelmesine sağlaması açısından son dönemlerdeki krizlerin ardından daha fazla tercih edilen bir politika aracı olarak göze çarpıyor.

LONDRA YAKLAŞIMI

Özelikle Güneydoğu Asya krizinin ardından önem kazanan Londra yaklaşımı ise ``finansal bünyesi zayıflayan ve mali yükümlülüklerini yerine getirmede sıkıntılarla karşılaşan reel sektöre ait borçların, kredi alacaklısı bankalar tarafından belirli bir çerçeve içinde yeniden yapılandırılarak, söz konusu şirketlerinin varlığını sürdürmesini sağlamaya`` yönelik yaklaşımı ifade ediyor.

Bu yaklaşım, varlık yönetim şirketi uygulaması ile birlikte reel sektör ve bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılmasını bütüncül bir yaklaşım içinde ele alacak şekilde Tayland, Malezya ve Güney Kore`de başarıyla uygulandı.

TÜRKİYE İÇİN İKİLİ YAPI ÖNERİSİ

Çalışmada, yaşanan tecrübeler ve Türkiye`nin kendine özgü koşulları dikkate alındığında, tahsili gecikmiş alacak stokunun bankacılık sisteminden tasfiyesi ve kurumsal borçların yapılanmasında ikili bir yapının kullanılmasının uygun olacağı vurgulanıyor.

Türkiye koşullarına uygun bir varlık yönetim şirketinin kurulması gerektiği belirtilen çalışmada, bunun sorunların çözümüne tarafların katılımını sağlayacak ve maliyet paylaşımında sorunun muhatapları arasında adaleti gözetecek şekilde tasarlanması gerektiği kaydedildi.

Profesyonel esaslara göre kurulacak şirketin özel bir kanunla kurulması önerilirken, bunda amaç kapsam ve sorumlulukların açıkça belirtilmesi gerektiği ifade edildi.

Londra yaklaşımı doğrultusunda kurulacak bir kurumsal borç yapılandırma çervesinde ise yaşamını sürdürebilecek nitelikte olmakla birlikte geçici finansman sıkıntısı nedeniyle iflas tehdidi altındaki şirketlerin mali yapılanmasını sağlayacak bir kurumsal borç yapılandırma çerçevesinin ülke koşullarına uygun bir şekilde oluşturulması gereği vurgulandı.

Bu şekilde, bir yandan söz konusu şirketin gereksiz yere tasfiyesi engellenirken, bir yandan da bankacılık sisteminde olası yeni tahsili gecikmiş alacakların önüne geçileceğine işaret edildi.

KURUL ÖNERİSİ

Bu çerçevede Türkiye`de şirket borçlarını yapılandırmaya yönelik çalışmalarda koordinasyonu sağlayacak ve bu çalışmaların genel ilke ve hatlarını ortaya koyacak bir kurulun, kamu, reel sektör ve bankacılık sisteminin eşit temsilini sağlayacak bir şekilde oluşturulması önerildi.

Kurumsal borçların yeniden yapılandırılmasını kolaylaştırmak ve taraftarları yapılandırma çalışmalarına katılım yönünde teşvik etmek amacıyla vergi ve hukuk yapısında da bir takım düzenmelere ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.

Tahsili gecikmiş alacakların ve kurumsal borçların krizlerle zayıflamış ekonomik yapı üzerinde yaratacağı olumsuzlukların ancak bu şekilde izlenecek kapsamlı ve birbirini destekleyen politikalarla engellenebildiği kaydedildi.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı