Bankacılık reformu böyle olmaz

Hürriyet Haber
05.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme: 05.12.2001 - 00:01

YAKLAŞIK üç yıldır yoğun olarak bankacılık reformunu konuşuyoruz. Yıllardır bankalarımızın bazılarının durumunun iyi olmadığını biliyorduk. Bir kaçı Fon'a alındı. Daha sonra, 2000 yılı istikrar programı başlamadan evvel beş banka daha Fon'a alınarak sektörün çürüklerden temizlendiği ve artık ekonomik istikrar içinde çağdaş bir bankacılık sektörüne kavuşmak için gerekenlerin yapılabileceği söylendi.O günden bugüne kadar 11 banka daha çeşitli tarihlerde Fon'a alındı. Toplam 19 banka Fon'a geçti. Olay münferit olmaktan çıkıp sistemik bir hal aldı. Ama, biz hálá sistemik bir soruna münferitmiş gibi çözümler arıyoruz. Bankacılık için saptanmış birtakım oranları tutturamayan bankalar Fon'a alınıyor. Bankacılık reformunun kamuoyu önündeki yansıması arada bir bazı bankaların Fon'a alınması oluyor.İki yıl önce bu bankalar söz konusu oranları tutturuyordu da, şimdi niye tutturamıyorlar? Acaba, bankalardaki bozulmanın arkasında uygulanan ekonomi politikalarının olumsuz sonuçları yok mu?YENİ Mİ?Fon'a alınan her bankadan sonra gazetelerde o bankanın, sahibi tarafından ne kadar hortumlandığını okuyoruz. Bu bankalardan sahipleri önceleri hiç kredi kullanmıyorlardı da, şimdi mi kullanmaya başlamışlar? Bankaları düzenlemekten ve denetlemekten sorumlu kuruluşlar, Hazine sonradan da BDDK, bu durumu yeni mi öğrendiler?Olan biteni konuyla ilgilenen herkes biliyor. Fon'a alındıktan sonra sanki bir sorunmuş gibi ortaya konan gerçekler ne bugünün sorunları ne de dünün. Bütün bunlar yılların sorunları. Ama, makro ekonomik ortam kötüleştikçe önceleri sorun yaratmayan olgular sorun olmaya başlıyor. Denetim otoritesi de bankayı Fon'a alarak sorunu çözdüğünü sanıyor. Halbuki, sorun asıl bir banka Fon'a alındıktan sonra başlıyor.İlginçtir ki, IMF'den para beklediğimiz her dönemde bir ya da daha fazla bankayı Fon'a alarak IMF'den para alıyoruz. Yani, IMF, ‘‘şu bankayı Fon'a alın diyor’’, biz önce direniyoruz. Sonra da söyleneni yaparak IMF'den krediyi alıyoruz. BDDK Başkanı dahi bu durumdan şikáyetçi oldu.DEĞİŞMELİUygulanan bu stratejiyle şu anda Fon'da olmayan bankalara da şüpheyle bakılıyor. ‘‘Şimdi sıra hangisine geldi?’’ diye soruluyor. Sistemin güvenilirliği giderek azalıyor. Sağlıklı bankalar dahi zor durumlara girmeye başlıyor. Kısacası, sonu gelmeyecek bir oyun oynanıyor. Çünkü, Fon'a alınan her banka, bir başka bankanın da Fon'a girebileceğinin haberini veriyor. Kamuoyu tedirgin ediliyor.Bankacılık, çalışanlar ve yöneticileri açısından yapılacak iş olmaktan çıkarılıyor. Bu sistemde, ‘‘çürük olmamak’’ yetmiyor. Çürümekten kurtulmak için gerekli makro ekonomik ortam sağlanamadıkça tüm sektörü riske atıyoruz.Bankacılık sektörü reformu, bankalara kısa dönemde tutturamayacakları sınırlar getirip, sınırın altında kalanları Fon'a almak olmamalıdır. IMF de, BDDK da stratejisini değiştirmek zorunda. Yeni strateji, bankaları Fon'a almak değil, ideale belli bir süre içinde ulaşmaya çalışmak ve bankaların sağlıklı bir ortam içinde yaşaması için gerekli politikaları uygulamak olmalıdır. Aksi takdirde Türkiye, ne büyüme sürecine geçebilir, ne de enflasyonu kontrol altına alabilir.
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı