"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Banka iktisatçıları Başçı’ya ‘sıfır faiz’i sormadı

MERKEZ Bankası’nın yeni Başkanı Erdem Başçı, yeni bir uygulamayla İstanbul’da banka ve piyasa iktisatçıları ile bir toplantı yaptı.

Yabancı yatırımcıların da bulunması nedeniyle İngilizce yapılan sunum hemen hemen Enflasyon Raporu’ndaki sunumla aynıymış. Zaten önemli olan toplantıya katılanların Başçı ve ekibine yöneltecekleri sorulara karşılık alacakları yanıtlardı ama öğrendiğim kadarıyla sorular da, yanıtlar da o kadar tatmin edici değilmiş.
Örneğin ben iktisatçıların Başbakanın “sıfır faiz” hedefine nasıl ulaşılacağını bu işin sorumlusu olan Merkez Bankası’nın Başkanı Erdem Başçı’ya sormalarını beklerdim. Birkaç yerden sordum, bu soru gündeme gelmemiş. Bu kadar önemli bir soruyu banka iktisatçıları, piyasa uzmanları Merkez Bankası’na acaba neden sormaz?
Kimisi, “sıfır faiz’in ciddiye alınacak bir tarafı yok ki” diyor. Bazıları ise “sıfır faiz” politik bir konu haline geldiği için “tepki çekerim” diye böyle bir sorunun sorulmadığı görüşünde. Toplantıya girmeden önce konuştuğum bir iktisatçıya “herhalde artık sıfır faizi sorarsınız” dediğimde, kendisinin sormayacağını, kimsenin de sormaya cesaret edeceğini sanmadığını söylemişti. Yani;  daha çok “korkudan bu soru sorulmadı” denilebilir. Ya kulağına giderse..
Aynı şekilde Başbakanın “faiz enflasyonu belirler” sözünün ne anlama geldiği, para politikasında nereye denk düştüğü de Başçı’ya sorulmalıydı, değil mi?
Defalarca söylediğimiz “basın ve fikir özgürlüğü sadece gazetecilere değil, piyasa başta olmak üzere işalemine, işçiye, köylüye, memura, herkese lazım” dediğimde ne demek istediğimi, herhalde şimdi piyasa uzmanları tarafından da anlaşılıyodur.
Hepimiz, aynı zamanda, “sorulmadık sorular”dan da sorumlu değil miyiz?
Gazeteciler Başbakana henüz soramadı ama Başbakan yardımcısı Ali Babacan ile Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı “ya “sıfır faiz”i sordular.      
Babacan, Hazinenin borçlanma faizleri açısından bakıldığında, reel faizlerin tarihin en düşük seviyelerinde seyrettiğini ifade etmiş ve, “Bizim dış politikada nasıl ‘Komşularla Sıfır Sorun’ gibi bir idealimiz var, bu da bir idealdir. Sıfır reel faizde bir idealdir” demiş.
“Komşularla sıfır sorun”un gerçekleşmesi imkansız bir ideal olduğunu çokca konuşmuştuk...
Başçı da benzer biçimde “bu ideal bir hedef, ayaküstü konuşulamaz” demiş.
Özetle; her ikisi de Başbakanı kızdırmadan işi düzeltmeye, enkaz kaldırmaya çalıyorlar...

BANKACILIK DIŞINA KAYIŞ

Peki, Başçı bu toplantıda neler konuşmuş, neler sorulmuş derseniz, özetle şöyle...
Başçı toplantıya başlarken, artık Ankara’da ekonomistlerle ya da yabancı yatırımcılarla özel görüşme yapmayacakların, üç ayda bir enflasyon raporlarından sonra bu toplantıyı yapacağını söylemiş. Bunun yaratacağı bazı sakıncalar kendisine iletilmiş…
Toplantıda en çok sorulan soru, “Aralık-Ocak döneminde politika faiz oranlarının neden düşürüldüğü” olmuş. Başçı yine sıcak para girişini azaltmak için yapıldığı yanıtını vermiş. Bu yanıtın, aldığım bilgiye göre hemen hemen hiçbir iktisatçıyı yine tatmin etmemiş.
İktisatçılar Merkez Bankası’nın haftalık repo ihalelerindeki miktarın 50 milyar TL’ye çıkmış olmasının, parasal sıkılaştırmanın etkisini azaltıp azaltmadığını sormuşlar. Başçı, “Merkez Bankası’nın piyasaya fonladığı miktarın bu kadar büyümesinin,  aksine, Merkez Bankasının günlük olarak kontrolünü artırdığı için, para politikasının etkisini de artırdığını” söylemiş. Bu da piyasa ve banka iktisatçıları açısından pek tatmin edici bir yanıt olmamış.
Bir yabancı yatırımcı, uygulanan politikalar sonucunda, bankacılık sektörü dışındaki borçlanma miktarlarında son aylarda bir artış olduğunu hatırlatmış,  Merkez Bankası yetkilileri, banka dışı finansal kuruluşlardan tüketici finansman şirketlerinin verdiği kredilerin sınırlı etkisinin olduğunu, ayrıca tüketici finansman şirketlerinin finansörlerinin yine bankalar olduğu düşünüldüğünde politikanın dolaylı olarak bu şirketleri de etkilediğini söylemişler.
Yine, kredi büyümesi için getirilen sınırın neden yüzde 20-25 olduğu sorulmuş, çekirdek enflasyonla ilgili sorular yöneltilmiş, ama iktisatçılar farklı bir yanıt alamamışlar...

X