Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Banka denetlemek soygunu önlemiyor

Enis BERBEROĞLU

Küresel krizin Türkiye ayağında aranan suçlu ve kurban aynı adreste oturuyor gibi: Bankalar... Cumhurbaşkanı, kredi müşterisinden parasını erken isteyen bankayı açıkça suçladı. Kriz kurbanı ilk banka cami avlusu yerine devletin kucağına bırakıldı.

TÜSİAD İstişare Konseyi Başkanı Bülent Eczacıbaşı işte bu ortamda, genel kurul konuşmasında banka denetimine değindi:

‘‘Türkiye mali sistemi düzenleyen yasadan yoksundur. Bankaların etkin denetimini sağlayacak bir düzenleme yıllardır yapılamamaktadır. Oysa mali sistemi denetim altında tutan bir yasal altyapının mali krizlerin önlenmesi açısından da büyük önem taşıdığı artık bütün dünyada anlaşılmıştır.’’

Bülent Eczacıbaşı'nın denklemi tamamen doğru...

Piyasalarda patlak veren kriz önce patron ve yöneticileri tarafından soyulan, mali bünyesi zayıflayan bankaları batırıyor. Bu batışlar halkın mali sisteme güvenini aşındırıyor, krizi derinleştiriyor.

* * *

Meselenin teorik çerçevesi böyle... Ama her nedense devletin ve özel sektörün tepesinden yükselen bu sesleri dinlediğimizde kafamız karışıyor, hatta ‘‘Acaba bankaları biz mi soyduk?’’ kuşkusuna kapılıyoruz.

Oysa malumunuz, bankayı açma yetkisi hükümette.

Bankayı denetleme görevi hükümette, kapatma kararı yine hükümette.

Bankayı kuracak para ve siyasetçi dostlar işadamında.

Kâğıt üzerinde de kalsa denetim yapıldığına göre bir gerçek ortada: Soygunda hükümet ve işadamı (banka patronu) ortak.

İnanmayan Türkbank ihalesini hatırlasın. Banka şu anda hapiste bulunan bir işadamına verilmedi mi?

İşadamı, kendisine bu bankayı armağan etsinler diye hükümetin seçim zaferini garantileyecek medya grubu kurmaya kalkmadı mı?

* * *

Ayrıca işe ahlaki pencereden baktığımızda piyasanın ahlakının kamu bankaları tarafından bozulduğu ortadadır.

Emlak Bankası başta olmak üzere kamu bankalarında son yıllarda patlak veren skandalların değişmez düeti siyasetçi ve bürokrat değil miydi?

Sistemin neredeyse yarısına egemen olan kamu bankalarının zengin ettiği hırsızları bir yana bırakın, hükümete yaranmak amacıyla üstlendiği görev zararı büyük bir ekonomik ayıp sayılmaz mı?

Özel bankadaki halkın tasarrufu da, kamu bankasında buharlaşan trilyonlar gâvur parası mı?

* * *

O yüzden banka battıktan sonra gelen yasaklar, patronuna hacizlerin hepsi hikâyedir. Bu tür önlemler iz bırakmadan geçer gider.

Önemli olan bankayı batmadan kurtarmak, halkın parasını korumaktır. Ama bizim hükümetler bankayı değil bankacıyı korumayı severler.

Afiyet şeker olsun.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI