"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Bana ne deme. Kalk kutla!

Vakit geç olunca pişman olma.<br><br>Herkes kaçıyor.

Köşe bucak hem de.

 

Oysa biz gurbette ne yapsak da bayramı kutlasak diye yırtınıyoruz.

 

Ne biçim iştir bu?

 

İnsan neden hep uzakta olunca, mahrum kalınca, kaybedince değerini anlar?

 

Çocukken bayramı dört gözle bekler, şekeri, çikolatayı, harçlıkları hayal edip bayram sabahını zor edersin.

 

Gençlikte bayram gelince arkadaşlarınla tatil yapmak için anne babandan izin koparmak adına atmadığın takla kalmaz.

 

Büyüyüp kendi ayakların üzerinde durunca, hangi arkadaşınla kimi kırmadan nasıl bir program yapacağını şaşırır sonunda parana kıyamaz, evde kalır bunalıma girersin.

 

Evlenip çalışan çocuklu aile olunca da, şirket kaç gün izin verirse artık ona göre, uğraşıp bütçene göre tatil programı yapmaktan yorgun düşersin.

 

Yaşlanınca hayat tam tersine döner.

 

Kapın çalsın, bir elini öpen olsun diye kapıyı beklersin.

 

Gurbetçiysen peki?

 

Bizim gibi gurbet ellerdeysen ne yaparsın peki?

 

Denk gelirse, izin alabilirsen ya ailen ya da arkadaşların gelsin diye beklersin. Ya da hasrete dayanamazsın atlar uçağa memlekete gidersin.

 

Ya da iki elin kanda olsa mutlaka bir şekilde bayramı kutlamanın yolunu bulursun!

 

Tatilin olsun olmasın.

 

Biz yıllardır deli gibi uğraşıyoruz.

 

Her Bayram!

 

Usanmadan.

 

Nerede olduğumuzu umursamıyoruz.

 

Bayramlıklarımızı özenle alıyoruz, giyiyoruz.

 

Bayram sabahı kalkıp birbirimizi kutlayıp sırayla el öperek çocuklara bayram şekeri ve harçlık veriyoruz.

 

Üşenmiyoruz.

 

Küçümsemiyoruz.

 

Dalga geçmiyoruz.

 

Önemseyip önemsetip şeker gibi Şeker Bayramımızı neşeyle, hasretle, gözlerimizden akan duygularla kutluyoruz.

 

Artık bir de dahiyane fikrimiz var.

 

Gurbette beraber olduğumuz arkadaşlarımızdan bizden yaşca büyük olanına, hep beraber gidip bayram ziyareti yapıyoruz.

 

Biz ellerimizde çikolata ile gidiyoruz. Onlar bizi kapıda karşılıyor.

 

Küçüklerimize örnek olmak adına, önce biz büyükler bizden daha büyük olan arkadaşımızın elini sırayla öpüyoruz. Şekerimizi alıyoruz.

 

Sonra çocuklarımız ellerimizden öpüyor.

 

Biz gözlerimiz dolu dolu onlara şeker verip ellerine bayram harçlıklarını ve mendillerini tutuşturuyoruz.

 

Çok duygulanıyoruz.

 

Uzaktayız belki; ama bu duyguyu yaşamak, yaşatmak istiyoruz.

 

Çabalıyoruz.

 

Yurtdışında yaşayan Türkler olarak, kendi kendimize memleket havası yaratıyoruz.

 

Gerekirse hafta sonuna karar veriyoruz, akşam iş çıkışına denk getiriyoruz; ama bayramı es geçmiyoruz.

 

O yüzden dört gözle bekliyorum ben bayramı.

 

Tıpkı eskiden olduğu gibi...

 

Çok seviyorum ben çoluk çocuk bayramlıkları giyip yollara düşmeyi...

 

Ve bir de...

 

El öpüp çikolata ve şekerimi, bir acı Türk kahvesinin 40 yıllık hatırıyla içip yanında nane likörüyle sohbet etmeyi.

 

Yonca

“Bayram Çocuğu”

 

Bademli dip not: Deneyelim. Birlik olmayı deneyelim. En kolay yerden başlayalım. Çekirdekten. Ailemizden. Ailecek birarada olmayı deneyelim. Kucaklaşıp birbirimizi sevip saydığımızı hatırlamayı deneyelim. Hayatı ve mutlulukları ertelemeyelim. Ne ekersek yaşlandıkça onu biçiyoruz, boşvermeyelim.

 

Haberci izinli dip not: Yonca 3-5 gün izin vermeyi deniyor kendine.

X