« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Bana kafa yoracağınıza işinize kafa patlatın

Bana kafa yoran arkadaşlar gazeteci. Şu Reha Muhtar üzerinde bu kadar kafa yorana kadar işiniz üzerine bu kafa yorsanız, başarılı olacaksınız hayatta. Bana verdikleri emeği kendi haber, yazı ve programları için verseler Reha Muhtar'a yakın işler çıkaracaklar. Ama işlerini bırakmışlar, bana kafa patlatıyorlar. Boşuna zaman harcıyorlar. Ben doğru bildiğimi yapmaya devam edeceğim çünkü.

Gülden AYDIN
SON GÜNCELLEME
Reha Muhtar'la ilgili söylenmedik ne kaldı? Haber ahlakı, habercilik anlayışı, Ateş Hattı'na çağırdığı konukları, rüşvetin naklen yayını... En çok izlenen, en çok konuşulan adam ya! Değil mi ki mühim olan reyting, kim korkar hain kurttan? Alın işte Reha Muhtar. Reytingi de keyfi de yerinde. Hakkında kızılca kıyametler kopuyor, ‘‘Vurdun mu ses getireceksin’’ diyor. Canlı yayında hakarete uğruyor, ‘‘Ağzı torba değil ki büzesin’’ diyor. Dokuz milyonluk seyircisiyle arasındaki aşkı ‘‘çekemeyen gazeteciler’’ için, ‘‘Ellerinden gelse asarlar beni asarlar’’ diyor.


Bu kadar konuşulan, bu kadar tartışılan adam olmak keyifli mi?

- 21 senelik gazetecilik hayatımda hiç yuvarlak, yumuşak ve ortada bir adam olmadım. Hangi programı, haberi yaptıysam büyük olaylar çıktı. Çünkü ben gazeteci ve kişi olarak köşeli adamım. Ne etliye karışayım, ne sütlüye; aman kimseyi kızdırmayayım şeklinde bir adam değilim. Gazeteciliğin de böyle yapılacağına inanmam. Benim öğrendiğim gazetecilikte vurdun mu ses getireceksin. Tabii doğru, objektif ve gerçek olacak. Gerektiğinde canlı yayında rüşveti de yayınlarım, dünya aleme gösteririm. Benim gazetecilikten ve televizyonculuktan anladığım budur.

Şarlatanları canlı yayına çıkarıp size hakaret etmelerini de dahil mi?

- Her şeyi göze alıyorum. Öyle bir yayına çıkıyorum ki bir siyasetçi geldiğinde 8-10 taraftarı gelir. Şükür Allah'a ki (masayı üç kere tıklatıyor) zaafım yok, korkacak ürkecek bir şey yok.

Ya hakaretler?

- Eder, eder. Yayında insanların ağzı torba değil. Her şey yapabilirler. Zaman zaman sert davranmamın altında yatan da budur. Eğer orada biraz daha demokratik, yumuşak davranırsanız herşey olabilir. Canlı yayın kanunlara, RTÜK'e göre hareket etmesi gereken bir yer. Bunların hepsinin olabileceğini biliyorum, bekliyorum. Oraya en sağdan, en soldan adam geliyor. Alo Reha Muhtar Hattı'na ihbar edilen o kadar çok cinci, üfürükçü var ki. Olay çok ciddi boyutlarda. Bunlar halkın kanını emiyor, ipliğini pazara çıkaracaksınız. Üfürükçülerin de yolsuzlukların da rüşvet verenlerin de ortaya çıkarılmasından yanayım. Son program (Rüşvetin naklen yayını) entelektüel çevreyi, bir önceki başka kesimi memnun etti. Halkın bilgilendiği, gündelik hayatında yaşadığı herşey benim için önemli.

Rüşvete naklen suçüstü de etik açıdan tartışılıyor; iki rüşvetçiyi kandırdığınız için.

- Bizim elimizde bunların daha önceden çekilmiş iki saatlik kasetleri var. Bunların makamlarında yapılmış pazarlıklar. Oraya artık işin meyvasını getiriyoruz. Millet rüşvet alan adamı bırakmış, acaba rüşvetçi ketenpereye mi getirildi, diyor. Ha bire yanlış yerlere enerji harcıyorlar.

Haber bülteninin sonunda yaptığınız meşhur konuşmalarınıza önceden hazırlanıyor musunuz yoksa o an içinizden geldiği gibi mi?

- Tamamen doğal. Hiç hazırlanmam. Bu işlerin planı olmaz. Kalbimden gelenler, 21 yıllık birikimle birleşiyor. Doğrusu da budur.

'İyi geceler Türkiye her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsan' sözünüz de eleştirildi. Bu sözü siz mi yarattınız, değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

- Ben yarattım. Sembolüm oldu. Türkiye'nin içinde de dışında da Türkiyeyi yaşatanlar var. Böyle şeyleri değiştirmem.

Çok güvendiğiniz dostlarınızın eleştirilerini dikkate alır mısınız?

- Yakın dostlarımı dinlerim. Annem, babam, yakın arkadaşım ne demiş; bunlardan etkilenmem. Farklı görüşleri sürekli dinlerseniz hepsinden etkilenirsiniz. Onları dinlediğiniz anda profesyonel yeteneğiniz sekteye uğrar. Önemli olan kendi kalbinizin ne dediği. Göz önünde olanların, eleştirileri mutlaka okumaları gerektiği kanısındayım. Ama kendi yollarında da gitmeleri gerekir. Sonuçta onları oraya getiren yüreklerinin pusulasıdır. Kalbimin sesine çok güvenirim.

KALPTEN SEVENLER

Mesleğinizle ilgili en büyük hayaliniz nedir?

- Televizyonculukta dünya çapında olmak isterdim. CNN International'ın düşük reytinglerini yükseltirdim. Jane Fonda'nın kocası da satmak zorunda kalmazdı. Anadilimin Türkçe olması bu şansımı azaltıyor.

Gıpta ettiğiniz meslekdaşınız var mı?

- Başarılarını takdir ettiğim var ama özel olarak gıpta ettiğim yok.

Reha Muhtar nedir, tanımlar mısınız?

- Dürüstüm. Dürüst olmayanı sevmem. Bunun dışındaki özelliklerimi söylersem, 'Allah Allah, adam kendi kendine neler söylüyor böyle' derler. Bir de merhametliyim, bunları söylerim.

Fanatikleriniz var mı?

- Kalpten seven çok var. BJK'li olduğumu öğrenmiş, cezaevinde siyah beyaz boncuktan tespih örüp göndermiş. Kimi portremi yapıp yollamış. Hepsi çok değerli şeyler. Böyle bir sevgiye karşılık verebilir miyim diye kendi kendime çok soruyorum. Biraz da çocuğun öğretmeni karşısındaki utanma, kızarıklık duygusunu yaşıyorum. Bana karşı, çok temiz ve karşılıksız sevginin çok insanda olduğunu biliyorum. Üzerime gelinirse beni seven milyonlarca insanı düşünürüm. Bugüne kadar geldiğim her başarı noktasına o güçle vardım. O insanlar olmasa asarlar beni asarlar.

Gündem yaratmak, gündeme gelmek libidoyu, özbeni kuvvetlendiriyor mu?

- Libodo ne demek yani? Onu fazla düşünecek zamanım olmuyor. Düşünmeye başladığınız zaman profesyonel hayatınızı yapamaz hale gelirsiniz. İnsanların beni konuşmasını düşünecek, kafa yoracak, merak edecek fırsatım olmuyor. Kasılma ve artistik davranma lüksüm yok. Her gün iyi haber yaparsam ayakta kalırım. Öyle ben bir şey yaptım, üç sene çok konuşulacak yok. Ben sinema filmi yapmıyorum ki.

Bayram sabahı işinizi kaybederek uyansanız, işsiz milyonlardan biri olsanız ne yapasınız?

- İnsan hayatında dış koşullar kadar iç koşulların da önemli olduğunu düşünürüm. Yaşamda umudun ve iç barışın yolun yarısı olduğuna inanırım. İşsiz günlerim oldu, pes etmedim.

Aydın bir aileden geliyorsunuz, altın zinciriniz biraz lümpen kaçmıyor mu?

- Saatimle kullanırım. Gençken künye modası vardı. Severdim künye takmayı. Sonra büyüdük, adam olduk. Yıllar sonra Atina'dan gelip İstanbul'da yeni bir hayata başladım. O zaman saatimin yanına takmak için kendime bu zinciri hediye aldım.


Nilüfer’in benim torpilime ihtiyacı yok

Hep göz önünde olmanız sizi yalnızlaştırıyor mu?

- Kesinlikle müthiş bir yalnızlık var. Yukarısı, zirveler yalnızlığı getirir. Nilüfer Hanım da yalnızdı. Biz yalnızlığımızı paylaşarak yalnızlığın ötesine geçiyoruz. Tabii ki sabahtan akşama kadar türlü kameranın ve fotoğraf makinasının üzerimizde olması, kolay sindirilecek şey değil. Çok sağlam kişilik lazım. Sabah 11'den gece 11'e kadar göz önündesiniz. Ama Allah'ın gücüne gider, aman ne kötü diyemem. Hayatta bu kadar sevileceksin, para kazanacaksın bunun bir bedeli olacak. Yakınma hakkını kendimde görmem. Çok kısıtlanıyorum ama bu kadar güzellik de her insana nasip olmuyor. Ateş Hattı'nda diyorum ya, yok böyle bir şey!

Bütün bunlardan size kalan ne?

- Nilüfer Hanım'la evdeki halimiz çok doğal ve içten geldiği gibidir. Eldivenler, cihazlar yoktur. Çalışma arkadaşlarım da Nilüfer Hanım da doğal halimi biliyor. Tatillerde yurtdışını tercih ediyorum. İlgiye mazhar olmak, ilginin odaklanması kafa dinlemek için gidilen tatili engelliyor çünkü. Nilüfer Hanım'ın da kendi hayranları var.

Trajik haberlerin fon müziğinde hep Nilüfer var. Torpil mi yapıyorsunuz?

- Yok, hiç alakası yok. O müziğin dört senedir orijinalini kullanıyorum. Yabancı bir bestedir. O sıralarda aramızda bırak ilişkiyi, flört bile yoktu. Zaten sekiz aydır birlikteyiz. Şimdi Nilüfer Hanım'la birlikteyim diye müziği çekemezdim yani. Hiç ilgisi yok. Nilüfer Hanım, aman Allah'ım hiçbir şekilde istemez. Ne onun torpile ihtiyacı var, ne de benim torpil yapmaya ihtiyacım var. Ana haber bültenine bin defa İbrahim Tatlıses, yüz defa Mahsun Kırmızıgül girdiyse Nilüfer onda biridir.


MODACIM FARUK SARAÇ, MODELLERİ İLK BENDE DENİYOR


Kendinizle aranız iyi mi, yakışıklı mısınız?

- Kendimle aram mükemmel. Yakışıklı olduğumu düşünemem, söyleyemem. İnsanların sizi nasıl gördüğü önemlidir.

Faruk Saraç sizi bazen öyle giydiriyor ki... Beyaz üzerine mor çizgili ceketiniz unutulacak gibi değil?

- Faruk Saraç uzun zamandır yaptığı her yeni şeyi benim üzerimde deniyor. 'Önce sana yaptırırsak çabuk tutuyor' diyor. Bundan bir sene önce 'arma modası çıkartalım. Sen giyersen başkaları da ister' dedi. Dört sene önce de cekette mendil modası yoktu. Özal'dan sonra bitmişti. Denedik. ‘‘Gördün mü, herkes mendil takmaya başladı' dedi. Son zamanlarda İtalyan televizyonlarında şov ve haber programları yapanlar kravat takmıyorlar. Gömlek ve mendil kullanıyorlar. Faruk Saraç, kravatsızlığı getirmek istiyor. Ateş Hattı uzun program olduğu için rahat olsun istedi. Cincilerle yaptığım programa kravatsız çıktım. Program başında da anons ettim. Saygısızlık addetmeyin, modacımın önerisi dedim. Sonraki programda canlı yayında rüşvetçiler yakalanacak, polis var diye İtalyan modasına uymadım.

Kendinizi modacınıza kuzu kuzu teslim ediyorsunuz öyleyse?

- Yok, nerede canım? Beni ikna etmek için neler yapar. Çok iyi bir insandır. Portakal, greyfurt suları getirtir, sıcak havlular... Beni rahatlatacak ki birkaç tane daha kabul ettirsin.

Modacınızı değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

- Muhafazakar ve klasiğim. Bir insanı zor tutarım ama tutunca da kolay kolay gözüm dışarıda olmaz.

Bunları da Beğenebilirsiniz