Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bana dokunmayan enflasyon bin yaşasın

Ege CANSEN

Bir süredir aydın kesimin lehçesine yeni bir konuşma biçimi girdi. Bu yeni ‘‘söylem’’e göre, sorulan cevaplara ‘‘siz’’ diye başlayarak veya bitirerek cevap veriliyor. Mesela, bu enflasyon niçin inmiyor ve nasıl iner sorularına yeni moda cevap şöyle veriliyor: ‘‘Eğer siz, bütçe açıklarını kapatmaz, doğru dürüst bir vergi reformu yapmaz, popülist siyasete devam ederseniz, en önemlisi Güneydoğu ve Kıbrıs meselelerini çözmezseniz, enflasyonu indiremezsiniz.’’

Ne denir, emrin olur abi, derhal yapalım.

Ezelden beri aydınlar, ‘‘sorumsuz yetkili’’yi oynamaya bayılır. Şimdi bir de ‘‘acı söyleyen dost yabancı’’ ayağına yatıp, kendileri Dünya Bankası Türkiye Masası Şefi Hardi Bey veya Alman milletvekili Klodya Hanım'mış gibi konuşmaya başladılar.

Bunlara son zamanlarda bir de yerli Turist Ömer'ler katıldı. Bunların konuşma tarzları da şöyle: Enflasyon insin, ama yatırımlar durmasın. Enflasyon inmeli, ama askeri harcamalar aksamamalı. Enflasyon mutlaka düşürülmeli, ama işçinin, memurun maaşı kesinlikle enflasyondan fazla artmalı. Enflasyon en haksız vergidir; mutlaka tek haneli rakamlara geriletilmelidir, ama yeni vergiler koyarak işadamlarının şevki kırılmamalıdır. Enflasyonu indireceğiz derken ülkenin sağlık, eğitim ve adalet gibi acil reform gerektiren işleri savsaklanmamalıdır.

Bu ifadeleri dinleyen halkımız, acaba ne anlıyor? Ben kendi anladığımı söyleyeyim. Enflasyon, ucu bana dokunmadığı sürece bin yaşamalıdır. Çünkü ifadelerden çıkan sonuç şudur:

Enflasyonu düşürmek için yapılacak işler;

a. Yatırımların kısılması, b. Savunma gücümüzün azalması, c. İşçinin, memurun gelirlerinin düşmesi, d. İşadamlarının şevkinin kırılması, e. Sağlık, eğitim ve adalet reformlarının savsaklanması tehlikelerini yaratacaktır. Hatta, Kıbrıs'ın Yunanistan'a verilmesi ve ülkenin bölünmesi gerekebilecektir. Devlet ‘‘baba’’ olmaktan çıkacak, altyapı yatırımları duracaktır.

Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım. Enflasyonun düşürülmesi bu kadar sakıncalı bir operasyonsa, enflasyon devam etsin daha iyi demez misiniz? Sıkça kullanılan ‘‘enflasyon lobisi’’ deyimi var. Herkes kendine göre tanımlıyor bunu. Şimdi, o meşhur lobinin ne olduğu anlaşıldı mı?

Beni en çok güldüren de ‘‘acı reçete’’ tabiri. Bu deyimin aslı İngilizce: ‘‘Bitter pill’’. Türkçesi ‘‘acı ilaç’’. Biz, ilaç içmek yerine, muska kaynatıp suyunu içme kültüründen geldiğimiz için, olsa olsa, ilacın değil reçetenin acı olduğu hükmüne vardı. Bu işin gırgır tarafı. İşin gırgır olmayan yanı ise, herkesin ‘‘acı reçete’’den çok ürkmesi, ama ‘‘acı hastalık’’ olan enflasyondan o kadar korkmaması.

SON SÖZ: İlaçtan korkan, hastalığa razı demektir.

X