Balığa sürat motoruyla giderim

Hürriyet Haber
13.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 13.09.1998 - 00:01

Geçtiğimiz pazar İstanbul'da alışılmamış bir kara ve deniz trafiği yoğunluğu vardı. Sürat tekneleri Boğaz'da yarıştı. Köprüdeki otomobiller de durup onları izledi. Off Shore (Türkçe söylemeye çalışırsak, ‘‘sahilden uzakta’’) Class 1 yarışları bu sene ilk kez İstanbul'da da düzenlendi. Işıklar Holding'in sahiplerinden Uğur Işık'ın Vakkorama ve Power FM ile birlikte sponsorluğunu yaptığı Off Shore sayesinde Devlet Bakanı Güneş Taner'in deyişiyle Türkiye'nin 100 milyon dolarlık reklamı oldu. Çünkü Off Shore, Formula 1'den sonra dünyada en çok izlenen spor organizasyonu.

Tuğla Krallığı Işıklar Holding, kurucu kralı Turgut Işıklar'ı kaybettiği 1990'dan beri, Rıza, Uğur ve Tolga adlı üç prens tarafından yönetiliyor. Küçük prens Tolga Işık (27), finans ağırlıklı olarak yetişiyor. Ortanca Uğur (33) yatırımlardan ve operasyonlardan sorumlu. Prens Rıza (34) ise holdingin en tepesindeki büyük ağabey.

Bartınlı Işık Ailesi'nin ticari hayatı Bartın'da, Rıza Işık'ın kurduğu benzin istasyonu ile başlar. Rıza Bey ölünce, işi oğlu Turgut Işık işletir. Sabaha karşı dörde kadar çalışıp iki saat uyuduktan sonra tekrar işinin başında olacak kadar azimli biridir Turgut Bey, kısa sürede büyük atılımlar yapar. STFA'nın (Sezai Türkeş Fevzi Akkaya Müteahitlik Şirketi) Bartın limanını ve çimento fabrikasını yaptığı sırada aralarında ortaklık başlar. Işıklar Holding ilk fabrikalarını STFA ile ortak kurar. Aile 1969 yılında Bartın'dan İstanbul'a taşınır. Uğur Bey, ailenin üç erkek evladının, küçük yaşlardan itibaren işlerin içinde yetiştiğini söylüyor: ‘‘Biz her şubat tatilinin bir haftasında tatil yapar öbür haftasında çalışırdık. Her yaz mutlaka çalışırdık, fabrikalarda tuğla eklerdik.’’ Sonunda patron koltuğuna oturacağını bilen herkesin gocunmadan tuğla taşıyacağı gerçeği bir yana, o yıllarda çalışmak çocuklara zor gelir: ‘‘O yaşlarda patron koltuğunun ne anlama geldiğini bilmiyorsun. Herkes tatil yaparken biz çalışınca babama kızıyorduk. Ama bugün sonsuz hak veriyorum. Onları yapmasaydık, şirketleri bu kadar detaylı öğrenemezdik.’’ Uğur Işık, babasının ticari aklını ve çalışkanlığını hiç unutamadığı bir örnekle anlatıyor: ‘‘Bİr fabrika kuracaktık. Babam gerekli nakit parayı bankaya koymuştu. Fakat o zamanki ekonomik koşullarda yurtdışına para transferi yapılamıyordu. Paramız devalüe oluyordu, sürekli değeri düşüyordu. 6 ay içinde para erimeye başladı. Aralık ayıydı, babam, dayım finansman koordinatörü, şirketteki üst düzey adamlar, Bartın'ın köylerin muhtarları... böyle kalabalık bir grup Almanya'ya gittiler. Almanya'da 20 odalı küçük bir otel kiraladılar. O karda kışta, oradaki Türk işçilere ulaşıp hisse satışı yaptılar. Oradan topladıkları para ile fabrikayı kurdular. O günün koşullarında ben bunu akıl edip yapabilir miydim? Buna gönül rahatlığıyla evet diyemiyorum.’’

Salih Güney’in kızıyla evli

Yalnızca işi değil hobisi de çalışmak olan Turgut Işık'ın oğulları, yurtdışında okumanın, zenginlik içinde büyümenin verdiği farkla, daha farklı hobilere sahip olurlar. Mesela Rıza Bey ava, balık tutmaya gider. Aslında Uğur Bey'in de prensip olarak balık tutmaya bir itirazı yoktur, ama ona göre balık tutmaya giderken harcanan zaman boşa giden bir zaman. Bu yüzden, ‘‘balığa giderim, ama sürat motoruyla’’ diyor. Uğur Işık'ın hobisi hız. Hızlı araba kullanmak, hızlı tekne kullanmak. Bu nedenle, Mümtaz Tahincioğlu Türkiye Otomobil ve Motor Sporları Federasyonu başkanlığına gelince Class 1 yarışlarının organizasyonunu Asbaşkan Uğur Işık'a vermiş. Bir seneyi aşkındır bu yarışın organizasyonu için yazışmaları sürdüren Uğur Işık, Türkiye'nin yarışa katılabilmesi için, Uluslararası Sürat Tekneleri Federasyonu'na birikmiş aidatları cebinden ödemiş. Babanız yaşasaydı bir şey der miydi sorusuna ‘‘habersiz verirdim’’ diyor. Sürat yapmak başka birşeyle karşılaştırılmayacak kadar keyifli ona göre: ‘‘Arabada iki ayrı kategoride yarışıyorum. Ama esas olarak tekne yarışına bayılıyorum. Tekneye binip gazları elinize aldığınızda dünya ile ilginiz kopuyor. Müthiş bir konsantrasyon ve rahatlama.’’ Yalnızca yarışırken değil, her zaman hızlı olmaktan yana. Bir kere yedi aylık doğmuş. Trenle yolculuğa katlanamıyor, yavaş konuşan insanları dinlemekte güçlük çekiyor. Üç senede iki çocuk sahibi oluvermiş.

Uğur Işık, Salih Güney'in kızı Ebru Hanım ile dört senedir evli. Bu evlilikten Lal ve Can adında iki çocuğu var. Ebru Hanım çalışmıyor, evde çocuklara bakıyor. Uğur Bey de bu durumdan gayet memnun: ‘‘Benim eşimin çalışıp kendini ispat etmesine gerek yok. Onun bana vereceği fayda evde kalıp çocuklarıma bakması, ben eve geldiğim zaman bana bakması. Onu yaptığı zaman yeter de artar. Biraz sıkılıyor tabii, ama aktif bir iş yapmasını istemiyorum. Çünkü benimle uğraşması lazım herşeyden önce.’’

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı